
Hayatımızda bir tek TRT varken Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, yani RTÜK yoktu. Ne de olsa ‘kamu kanalı’ kendi denetimini yapabilirdi. Ancak, 1990’ların başında özel radyo televizyonların kurulmaya başlamasıyla, düzenleme ve denetleme ihtiyacı olduğuna dair görüşler seslendirilmeye başlandı. Bunun sonucunda 1994’te RTÜK hayatımıza girdi.
RTÜK, radyo ve televizyon faaliyetlerini düzenlemek ve denetlemek amacıyla kurulması Anayasa ile öngörülen bir kurum (AY md. 133). Bu kurum Anayasaya Temmuz 1993 değişikliği ile girdi. Anayasa, kurul üyelerin seçimini öngörmekle birlikte, RTÜK’ün görev ve yetkilerinin düzenlenmesini kanuna bırakmış durumda. Beklenenin aksine, Anayasa’da RTÜK’ün tarafsız ya da bağımsız olmasına ilişkin bir düzenleme mevcut değil. Ben, Anayasanın piyasaları düzenleme ve denetleme yetkisini haiz kuruluşların tarafsız ve bağımsız olması gerektiği yorumuna imkân verdiğini düşünmekle birlikte, naçizane, bu konunun akademik olarak tartışılması gerektiğine inanıyor ve sizleri ilgili kanuna yönlendiriyorum.
RTÜK, amacı “radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerinin düzenlenmesi ve denetlenmesi, ifade ve haber alma özgürlüğünün sağlanması, medya hizmet sağlayıcılarının idarî, malî ve teknik yapıları ve yükümlülükleri ile Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun kuruluşu, teşkilâtı, görev, yetki ve sorumluluklarına ilişkin usul ve esasları[nın belirlenmesi]” olan 6112 s. Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun (“Kanun”) uyarınca “idari ve mali özerkliğe sahip, tarafsız bir kamu tüzel kişiliği” olarak kuruldu (md. 34). Yani Anayasa RTÜK’e tarafsız ya da bağımsız demekten kaçınsa da kanunu tarafsızlığı öngörmüş durumda. Her ne kadar RTÜK üyelerinin seçiminde siyasi partiler rol oynasa ve idari otoritelerde atama yetkisi kurumların bağımsızlığı bakımından önem teşkil etse de bu durum, RTÜK’ün görevlerini yerine getirirken tarafsız olmasına engel olmamalı. Nitekim, idare hukuku derslerinde de dile getirdiğimiz üzere (iç ses: gören de yalnızca hukukçular okuyor sanacak) piyasada düzenleyici rol alan kurumların en önemli özelliklerinden biri bağımsız olması.
Peki RTÜK ne yapıyor? RTÜK’ün medya hizmeti sağlayıcı kurumlara lisans verme yetkisi olduğu gibi, bu hizmetlerin kanunda öngörülen kurallara uygun şekilde yerine getirilip getirilmediğini denetleme ve medya hizmeti sağlayıcılara idari yaptırım uygulama yetkileri de var. Lisans verme, yani medyada hizmet sağlamaya “izin vereme yahut vermeme” yetkileri de ‘ifade edemeyişimiz’ kapsamında ele alınabilir. Fakat ben bugün gündem doğrultusunda yayın hizmeti ilkelerine ilişkin yetkilerine değinmek istiyorum.
Kanun, medya hizmet sağlayıcılarının sunduğu hizmetlerin uyması gereken bazı ilkeler öngörmüş. Medya hizmeti sağlayıcılarının yayınları, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin varlık ve bağımsızlığına aykırı olamayacağı gibi, toplumu kin ve düşmanlığa tahrik edemez, terör övemez, toplumun milli ve manevi değerlerine, genel ahlaka ve ailenin korunması ilkesine aykırı olamaz, çocuklara, güçsüzlere ve engellilere karşı istismar içeremezler, bağımlılık yapıcı maddeleri özendiremez, toplumsal cinsiyet eşitliğine ters düşüp kadınlara yönelik baskıları teşvik edemez. Burada yazdıklarım ilkelerin bazı örnekleri (hepsini okumak için md.8). İlkelerin hepsini okuduğunuzda aklınızda soru işaretleri oluştuğunu düşünüyorum. Örneğin haklı olarak milli ve manevi değer ya da genel ahlak ne demek diye sorabilir ve bazı kavramların soyutluğunu sorgulayabilirsiniz. Bunların somutlaştırılması da RTÜK’ün takdirine kalıyor.
RTÜK’ün takdirinde olan tek şey soyut kavramların belirlenmesi değil. Bu ilkelere uyulmadığı durumda öngörülen yaptırımlarda da takdir yetkisi mevcut. Kanun belirli oranlar arasında idari para cezası verilmesini öngördüğü gibi, RTÜK’e ayrıca programın yayınının beş keze kadar durdurma ve programın katalogdan çıkarılmasına karar verme yetkisi de tanıyor. Kanun ayrıca, ihlalin tekrarı durumları için medya hizmet sağlayıcılarının yayınlarının belirli günlere kadar durdurulması ve hatta yayın lisansı iptaline de karar verebiliyor (tüm idari yaptırımlar için bkz. Kanun md. 32). Hangi yetkilerini ne oranda kullanacağını takdir etmek de RTÜK’e kalıyor. Görüldüğü üzere RTÜK’e çok geniş yetki tanınmış durumda. Yani bir anda panik yaratan genelge medya organlarının RTÜK tarafından sessizleştirilebilmesi adına pek de yeni bir şey söylemiyordu. (2022/1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi için bkz.)
Fakat belirtmek lazım, takdir yetkisinin olması, RTÜK’ün istediğini yapabilmesi yani keyfi karar vermesi anlamına gelmez. Zira idarenin takdir yetkisinin de sınırları var. Peki RTÜK bu yetkilerini sınırları dahilinde kullanıyor diyebiliyor muyuz? Asıl mesele etmemiz gereken soru bu sanırım.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bugün, bu sıralar çokça gündemde kalan ve ifade edişlerimize engel olan bir kurum ile ilgili konuşacağım: Radyo ve Televizyon Üst Kurulu. Gelin bu ay güne televizyon ve yayıncılık sektörünün kıymetli aktörü (!) RTÜK üzerinden bakalım.
10 Şub 2022

YAZARLAR

Günebakan
Hadi gelin, güne bakalım.
İLGİLİ OKUMALAR


