Saadet, HDP, Demokrat Parti ve göç

Muhalefet partilerinin göç politikaları yeterli mi?
Saadet, HDP, Demokrat Parti ve göç

Saadet Partisi ve göç

Saadet Partisi'nin parti programında göçe dair bir bölüm veya politika önerisi yer almıyor. Sadece parti programının "güvenlik" bölümünde göçün bir güvenlik tehdidi oluşturabileceğine dikkat çekiliyor.

“Ülkemizin maruz kaldığı yoğun göçün ilerleyen süreçte suç örgütleri tarafından istismar edilmemesi için sığınmacılara yönelik olarak entegrasyon ve rehabilitasyon politikaları hayata geçirilecektir.”

karamollaoğlu

AA

Saadet Partisi’nin göç politikalarına ilişkin birincil kaynağı 2020 yılında partinin Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Kaya tarafından düzenlenen basın toplantısında açıklanan eylem planı oluşturuyor. Bu toplantıda açıklanan göç politikası şu şekilde özetleniyor:

  • "Nefret söylemleri gettolaşmayı beraberinde getiriyor. Plaj gibi tartışmalar sağlıklı çözüme engel olur ve fotoğrafın bütününün görülmesine perde oluşturur. Böylesine garip yaklaşımlardan kaçınmak toplumsal huzurumuz açısından önemlidir.
  • “Onlar bize muhtaçlar. Canlarını kurtardık. Onların ne söylediklerinin önemi yok. “gibi yaklaşımlar sürdürülebilir değildir. Sorunların ortadan kaldırılmasında sığınmacıların da düşünceleri alınmalı ve ancak bu şekilde ortak çözümler bulunabileceği unutulmamalıdır.
  • Resmî makamların yapabileceği en önemli şey öncelikle kendi vatandaşlarının endişelerini gidermektir. Güvenlik dâhil her konuda yeterince tedbirin alındığı açık bir dille kamuoyuna anlatılmalıdır. 
  • Sığınmacılara yapılan yardımların ne kadarının uluslararası kurumlardan geldiği, ülke vatandaşlarına ekstradan bir yük getirip getirmediği gibi hususların ısrarla üzerinde durulması gerekir. Nispeten zengin Batı ülkelerinde bile göçmen karşıtlığının temelinde ekonomik sebepler yatıyorsa, bizim gibi imkânları kısıtlı olan ülkelerde vatandaşların tepkilerinin kısmen haklı olduğu gerçeği göz önünde bulundurulmalıdır. 
  • Hastanede sıra avantajı var mı, iş kurarken farklı bir muameleye tabi tutuluyorlar mı gibi sorular bütün netliği ile cevaplanmalıdır. Bu sürecin bir tek ilacı vardır; o da şeffaflıktır.
  • Yine yüzeysel olarak onların bu topluma entegre edilmeleri meselesi de çok daha etraflıca ele alınmalı ve onların buraya getirdiği ekonomik sermayenin yanında sosyal ve kültürel sermayelerinin de doğru değerlendirilirlerse çok kıymetli olduğu vurgulanmalıdır. Ekonomik yük olarak görülmeleri azaldıkça kültürel alanlardaki katkıları daha çok takdir edilmeye başlanacaktır. Buraya gelen veya burada doğan çocuklarının eğitimi ve yetişkinlerin önceki tecrübelerine ilaveten meslek edinme eğitimleri almaları onların kendilerine güvenlerini geri getireceği gibi topluma muhtaç olma duygusundan uzaklaştıkça kabul edilmeleri kolaylaşacaktır. İstatistiklere göre bugün 650 bin civarında çocuk okula gidebilmektedir ama 500 bine yakın çocuk okul çağında olmalarına rağmen okul nedir haberleri yoktur. Şimdiden maalesef “kayıp kuşaklar” oluşmuş durumdadır. Ayrıca “çocuk işçiler” sorunu var ki, bu da hiçbir hâl ve şart altında kabul edilemez. Bu soruna da bir an önce çareler üretilmesi gerekmektedir.
  • Bütün bunların yanında devletin dış siyaseti tekrar gözden geçirilerek en azından ileride bu tür dalgalara maruz kalınmasının önüne geçilmelidir. Yumuşak gücün yanı sıra siyasi güç de olabildiğince kullanılarak bu insanların ülkelerine güvenli bir şekilde dönmelerinin önü açılmalıdır.”

HDP ve göç

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) de parti programında göç politikasına dair detaylı bir açıklama yer almıyor. Öte yandan, HDP kendisini göçmenlerin ve mültecilerin partisi ifadesiyle tanımlayarak parti programında şu ifadelere yer veriyor:

mithat sancar pervin buldan

Bianet

"Partimiz, tüm demokratik muhalefet güçlerinin mücadele alanlarını, ortak mücadele alanı olarak görür ve buradan güç alır. Ezilenlerin ve sömürülenlerin; işçilerin, emekçilerin, yoksulların, farklı ulus, dil, kültür ve inançlardan tüm halkların, göçmenlerin, mültecilerin, kadınların, köylülerin, gençlerin, emeklilerin, engellilerin, LGBT bireylerin, küçük esnafın, dışlanan ve yok sayılan bütün halkların ve inanç topluluklarının, yaşam alanları tahrip edilenlerin buluştuğu ortak mücadele partisidir."

Demokrat Parti ve göç

Altılı Masa üyesi Demokrat Parti de parti programında göç konusuna ayrıca yer vermiyor. DP Genel Başkanı Gültekin Uysal partisinin göç programına dair detaylı bir açıklama yaparak kendi programlarını kamuoyuna açıklıyor.

Bu memleket Avrupa’ya göçmek isteyenler için zindan değil, biz de AB’nin gardiyanı değiliz!” diyen Gültekin Uysal “AK Parti’nin, Türkiye’yi AB’nin tampon bölgesi hâline getirdiğini” ifade ediyor. DP’nin açıklamasında göçe ilişkin ön plana çıkan husus sığınmacıların kayıtdışı ekonomide istihdam edilmesi ve birçok işverenin sığınmacıları ucuz işgücü olarak görerek “açık kapı politikasına” destek vermesi. Bu anlamda DP, diğer siyasi partilerin göçe dair gündeme getirmediği bir konuya vurgu yapıyor.

UYSAL

AA

Uysal'ın açıklamasında öne çıkan maddeler şu şekilde:

  • 2011 yılında sınırdaşlık temelinde dahil olduğumuz Suriye İç Savaşı’nda, anlamsız bir tahayyül ile savaşa müzahir olan AK Parti, Türkiye’de demografik ve sosyolojik olarak büyük bir değişimin yaşanmasına sebep olmuştur.
  • Bugün, Suriye’den münferiden devam eden göç, artık “zorunluluk” hâlini aşmış, adeta ülkemizi dizayn etmek, nüfus üzerinden “nüfuz” elde etmek isteyen kimi odakların bir projesi hâlini almıştır.
  • Göç meselesinin en temel iki boyutundan biri de istihdam temellidir. Türkiye’de sosyolojik olarak tam anlamı ile “yıkım”a neden olan bu kontrolsüz göç hareketi, AK Parti’nin bozduğu ekonomi nedeniyle bir kısım işverenin işine gelmektedir.
  • Ülkemize yönelik her göç, kimileri tarafından, diğer tüm boyutları bir kenara bırakılarak yalnızca “ucuz” ve “güvenliksiz” iş gücü olarak değerlendirilmektedir. Hükümet kayıt dışı istihdamla mücadele etmek zorundayken adeta tam tersini teşvik etmeye çalışmaktadır.
  • “Ucuz işgücü” iktidar için daha az sosyal güvenlik harcaması demekken, ekonominin can çekişmesi ile çaresiz bırakılan tüccar için, esnaf için, sanayici için maalesef daha düşük maliyet demektir.
  • Muhalefeti kontrol edeyim, medyayı kontrol edeyim, yargıyı kontrol edeyim diyen, kontrol hastalığına yakalanan AKP, ne hikmetse, bir tek göçü kontrol etmemekte, her şeyi kaydeden iktidar göçmeni kayıt etmemekte, “ucuz işgücü” olarak görülen zorunlu sığınmacı ve kaçak göçmenlerin alternatif maliyetini hesap etmemektedir.
  • Hükümet yetkilileri, halktan, gerçek gündemlerden kopuk her yönetimde olduğu üzere, kaçak göçmen çalıştıran bir avuç sanayicinin ne kadar mutlu olduğundan dem vurmaktadır.
  • Türkiye Cumhuriyeti’nin Avrupa Birliği ülkelerini rahat ettirmek gibi bir meselesi yoktur. Kendi vatandaşlarını rahat ettirmek gibi bir mecburiyeti vardır.

Türkiye’deki göç problemine bu şekilde dikkat çeken DP, sorunun çözümüne yönelik aşağıdaki politikaları öneriyor:

  • Meselenin en temelinde insani tarafları göz önünde bulundurularak dış politikada yapılanların gözden geçirilmesi,
  • Göç konusunda betonlardan kurulu bir güvenlik sistemi yerine, uluslararası ilişkilerde tesis edilecek bir güvenlik zemini.
  • Sınır denetimlerine ağırlık verilmelidir. Ülkeye giriş yapanların takibatı ciddi bir şekilde yapılmalıdır.
  • Meselenin çözümü için dış politikadan millî güvenliğe kadar bütüncül bir akıl ve politika silsilesi gerekir.

Muhalefet partilerinin göç politikaları yeterli mi?

Spektrum Pusula’da iki haftalık süreçte muhalefet partilerinin parti programları ve eylem planlarından yola çıkarak göç politikalarını sizler için derledik. Genel tabloya bakıldığında, İYİ Parti, DEVA Partisi ve Gelecek Partisi dışındaki partilerin göç konusuna ilişkin detaylı bir parti program veya eylem planı hazırlamadığını görüyoruz.

Türkiye’yi ekonomik, siyasi ve sosyolojik olarak derinden etkileyen göç olgusuna yönelik hem iktidarın hem de muhalefet partilerinin yüzeysel yaklaşımı, göç konusunun radikal eksenlerde tartışılmasına zemin hazırlıyor. Göçmen ve sığınmacılara yönelik bir entegrasyon politikasının ne teoride ne de pratikte üretilememesi milyonlarca insanın topluma entegre olmadan gettolaşarak yaşamasına neden olurken ciddi toplumsal uyum problemlerinin yaşanmasına da neden oluyor.

Öte yandan, göçün getirdiği toplumsal ve ekonomik sonuçlardan muzdarip olan vatandaşlar ise hem iktidardan hem de muhalefetten tatmin edici bir çözüm önerisi göremediği için radikalleşerek sorunların çözümünün sadece kitlesel geri göndermeler olduğunu düşünüyor. Bu alanda ortaya çıkan boşluk Zafer Partisi örneğinde görüldüğü üzere radikal sağ partilerin sisteme girmesi ve ciddi bir destek görmesini sağlıyor. Türkiye’nin yakın geleceğinde yüzleşeceğimiz en büyük sorunlardan biri hâline gelen düzensiz göçün, Türkiye siyasetindeki her parti tarafından ciddiyetle ve detaylı bir şekilde ele alınması ve zorla geri gönderme gibi gerçeklikten uzak radikal duyguları tatmin etmeye yönelik politikalar yerine düzensiz göçün yönetimi, kısa ve orta vadeli eylem planları, ve sığınmacıların ‘gönüllü’ geri dönüşüne yönelik somut politika önerileri ve söylem üretilmesi gerekiyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

SpektrumSpektrum

BÜLTEN SAYISI

Pusula: Muhalefet ve göç #2

HDP, DP ve SP, Memleket Partisi ve Zafer Partisi'nin göç meselesine bakışı

12 Oca 2023

Sabah

YAZARLAR

Abdullah Esin

Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümü mezunudur. Dış politika, diplomasi ve politik ekonomi alanlarında araştırmalar yapmaktadır.

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR