
Sanat, tasarım ve bilim kişinin yaratıcılığını destekleyen ve onunla birlikte çıktılar ortaya koymasını sağlayan alanlar. Özellikle kültürel yapı içinde sanat; sosyal yaşamdan politikaya bilime, inanç ve değerlere kadar etkisini gösteren ve bir yapılanma alanı oluşturur. Dolayısıyla sanatı toplum yaşam biçimlerinin temel parçalarından olarak görebiliriz bir anlamda. Tasarımdan mimariye sanatın değerleri ve yaşam tarzlarını ortaya koyduğu ve toplum davranışlarını şekillendirdiği de görülmüştür. Fakat sanatın dönem dönem yöneticiler ya da toplumun belli tabakaları tarafından ötelenme durumu da olur. Bu uzaklaşma durumu aslında diğer temel konuların önceliğinden kaynaklanır. Toplumun her türlü sanat eserinden ya da yapıtından uzak kalmasının sebebi o toplumun kültür yoksunluğu değil karar vericilerin ve yöneticilerin buna bakışıdır bir anlamda. Sanattan uzak olan insan onun edimlerine da tepkili olabilmektedir. 2016 yılında yapılan galeri baskınları bu konuya örnek gösterilebilir. Bir diğer örnek olarak “Sanat sepet” diye de bir söylemin varlığı gözardı edilmemelidir. Bu da toplum içinde sanatı değersizleştirir. Tüm bu durumlar dolaylı yoldan başka bir konuya da yol açar: Sanatçı iş bulamaz, toplumsal değerlerin inşasında aksaklıklar olur çünkü bakış açısı gelişmesi ve görüş daralmıştır.
Dolayısıyla sanat toplumdan uzak tutularak aslında bir hak elden alındığı gibi belli kesimlerin de nefretine sebep olunmaktadır. Bu nefret kimi zaman galeri baskını olarak ortaya çıkmakta kimi zaman dile yerleşerek alanı değersizleştirmekte kimi zaman da kişilerin yaşamlarına engel olmaktadır. Sanatçılar, yazarlar çoğu zaman medyada ya da artık dijital medyada doğrudan hedef olarak algılanmakta ve nefrete maruz kalmaktadır. Bunun altında yatan temel nedense toplumun baştan sanattan mahrum bırakılması olarak değerlendirilebilir. “Adaletinizden kan akıyor” protestosunda sanatçının doğrudan göz altına alınması da toplumda sanatın ve sanatçının tepkisinin değersizleşme ve gerektiğinde onu durdurulmasını normal görme konusunu doğurur.
Sanatın, çok kültürlü yapılarda çeşitli ve oldukça yaratıcı ortaya konduğu bilinir. Kişinin, kültürün sanata verdiği doğal desteğin ötesinde devletlerin desteği ve çabası toplumların bu alandaki gelişimine katkı sağlar. Türkiye’de sanat yapıları ve tarihi yapılara gösterilen özenın bazı durumlarda tartışılır dereceye sürüklendiğini biliyoruz. Bu da devletin sanatın varlığını toplumdaki yerini oturtmaması ve bunun yanında tepkisizlikten de öte bazı durumlarda karşı çıkması durumudur. Bu sanatçı, arkeolog, sanat tarihçisi, sanat eleştirmeni ve sanat yazarlarını doğrudan etkilemekte onlarla birlikte temelde toplumu da bir haktan mahrum bırakma şeklinde ortaya çıkar. Tüm bunların diğer önemli sonucu da otosansürdür ya da alternatif sanat eserlerine medyada yer vermemektir...
Görüşmek dileğiyle :) Hoşça kal!
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş




