Sanatın Desteklen(me)mesinin Düşündürdükleri

Sanatın Desteklen(me)mesinin Düşündürdükleri

Devlet Sanatı Teşvik Etmek Zorunda mıdır? 

Günebakan’ın daimi okuyucuları, “her şeyin başı Anayasa” yaklaşımımı artık biliyordur. "Devlet sanatı teşvik etmek zorunda mı?" sorusunu da bu yaklaşımdan sapmadan ele almayı planlıyorum. Sanat özgürlüğü, Anayasa md. 27 ile güvence altına alınmış durumda. Bu maddeye göre “[h]erkes, bilim ve sanatı serbestçe öğrenme ve öğretme, açıklama, yayma ve bu alanlarda her türlü araştırma hakkına sahiptir.” (iç ses: bilim ve sanat özgürlüğünün beraber ele alınmasının mantıksızlığı üzerine konuşma, tez yazmıyorsun). Bu madde temel olarak devletin olumsuz edimini, yani hareketsiz kalmasını gerektiriyor. Bu da devletin sanata gerek oluşum gerekse toplumla paylaşım/sergilenme aşamalarında müdahale etmemesi anlamına geliyor.  Yani “köstek” olmasın yeter!

Peki devlet sanat faaliyetini desteklemeli mi? “Sanat özgürlüğünün kullanılabilmesi için sanatçının desteklenmesi gerekir” iddiası belki yerinde bir argüman olabilir. Fakat bunun ötesinde, Anayasa, devlete sanatı ve sanatçıyı koruma yükümlülüğü de getiriyor. Md. 64 uyarınca “Devlet, sanat faaliyetlerini ve sanatçıyı korur. Sanat eserlerinin ve sanatçının korunması, değerlendirilmesi, desteklenmesi ve sanat sevgisinin yayılması için gereken tedbirleri alır.” Fakat böyle bir maddenin bulunması bizi “Devlet sanatı desteklemek zorundadır” gibi net bir sonuca ulaştırmıyor. Nitekim, daha önceki bazı yazılarımda atıf yaptığım Anayasa md. 65, Devletin bu ödevini “mali kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde” yerine getirmesini öngörüyor ve bir nevi “kaçma” alanı sağlıyor.

Devletlerin sanatı desteklenme yükümlülüğü için uluslararası sözleşmelere de bakmak gerekir. Kültüre erişim hakkını düzenleyen birçok sözleşme bu bağlamda değerlendirilebilir. Bu sözleşmelerin sanırım en temeli 1966 tarihli Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme. Buna göre taraf devletler “kültürün korunması, geliştirilmesi ve yayılması için gerekli olan tedbirleri” alma yükümlülüğünü haizler. Fakat uluslararası hukuk literatürünün bu yükümlülüğün ikincil statüde kaldığını belirttiğini söylemek gerek.

Yani sanatın ne şekilde ve ne kadar destekleneceği devletin takdirinde. Bu yüzden de idarelere sanatın desteklenmesi için yasalarla görev verilmesi önem arz ediyor (iç ses: özendirme destekleme faaliyeti üzerine konuşma, pratik çalışma yapmıyorsun). Bu yükümlülüklerin tespiti kolay değil. Sanat kavramının genişliği düşünüldüğünde farklı sanat dallarına ilişkin mevzuatın tek tek incelenmesi gerekir (iç ses: bir akademik çalışma ile karşınıza çıkmak dileğiyle). Ben bu yazıda “bireyin ve toplumun sinema sanatı ürünlerinden verimli bir biçimde yararlanabilmesi ve sinema sanatının sunduğu olanaklardan yararlanarak çağdaş ve etkin bir kültürel iletişim ortamının yaratılması için sinema sektörünün eğitim, yatırım, girişim, yapım, dağıtım ve gösterim alanlarında geliştirilmesi ve güçlendirilmesi […] ve bu alanda yerli ve yabancı yatırım ve girişimlerin desteklenmesini” sağlamayı amaçlayan 5224 s. Sinema Filmlerinin Değerlendirilmesi ve Sınıflandırılması ile Desteklenmesi Hakkında Kanun’u ve desteklemeye ilişkin usul ve esasları içeren Sinema Sektörünün Desteklenmesi Hakkında Yönetmelik’i örnek göstermekle yetiniyorum.

Verilen Destek Geri Alınamaz mı?

Yukarıda atıf yaptığım kanun ve yönetmelik, sinemaların ne şekilde desteklenebileceğine ilişkin düzenlemeler içeriyor. Hatta kanunun ilgili maddesi kanun kapsamında verilen desteklerin “geri ödemesiz” verileceğini belirtmiş durumda. Fakat yine aynı madde desteğin “kanun, yönetmelik ve destek sözleşmesinde belirtilen yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya desteğin haksız alındığının tespiti halinde” geri alınabileceğini de söylüyor. Yani, evet, verilen destek bazı durumlarda geri alınabilir.

“Söz konusu destek asla geri alınmamalı” fikrini savunan kanımca yoktur; zira ülkemizde mali desteği aldıktan sonra film çekmeyecek insanlar olduğunu hepimiz biliyoruz. Fakat belirtilen yükümlülüklerin yerine getirilmemesi gibi bir gerekçe idareye çok geniş bir yetki sağlıyor. Mesela yönetmenin kimlik fotokopisinin istendiği bir sözleşmede fotokopi zamanında iletilmedi diye tüm desteğin geri alınması absürt olmaz mı? (Hukukilik tartışmasını geçiyorum.) Tabii mesele kimlik fotokopisi değil. Destek hukuken korunan amaca uygun kullanılmazsa (mesela yerli film desteklenmek için verilen bir teşvikin bu kapsamda kullanılmaması) ya da ortaya hiç film çıkmaz ise elbette ki kamunun parası kamuya geri dönmeli. Fakat bunun dışındaki keyfi geri alım talepleri sanat özgürlüğüne müdahale teşkil edebilecektir.

Mevzuatta geniş bir yetki tanınmış olsa bile, takdir yetkisinin de hukuken denetlenebilir olduğunu hatırlatalım. Ayrıca, her ne kadar yukarıda sanat faaliyetinin desteklenmesi devletin takdirinde demiş olsak da bu takdir yetkisi kullanılırken devlet diğer temel hak ve özgürlükleri hiçe sayamaz. Devletin teşvik faaliyetlerinin sanata (veya sanat ve ifade özgürlüğüne) müdahale anlamına gelmemesi ve bu gibi desteklerin ayrıcalıklı sanatçı zümresi yaratma aracı hâline dönüştürülmemesi gerekmektedir. Bu koruma da sanırım kendini en çok teşviklerin geri alınmasında gösterecektir.

Peki Kurak Günler’de durum nedir? Senarist ve yönetmen Emin Alper’in Twitter’da paylaştığı duyuru metninden anladığım üzere destek talep edilirken iletilen senaryo, film çekilirken değişime uğramış. Bu değişiklik bahane edilerek de desteğin geri ödenmesi talep edilmiş. Yani koskoca (!) Kültür ve Turizm Bakanlığı senaryonun süreçte değişime uğraşabileceğine ihtimal vermemiş. Oysa yaratım süreci sonunda ortaya çıkan eserin sanatçının aklındaki ilk eser olması sanıyorum ki mümkün değildir. Yaratım süreci boyunca o eser sanatçıların emekleri ile gelişir ve değişir. En başta ortaya konan planın değişmemesini beklemek zaten sanat kavramı ile bağdaşmayacaktır.

Kültür ve Turizm Bakanlığı sanatın gelişmesi ve değişmesi üzerine düşünmemiş. Düşünse bile bu kararın alınmasının arkasında bu değişim yok. Nitekim, geri alma talebi senaryonun nihai hâli bakanlığın ilgili hizmet birimi olan Sinema Genel Müdürlüğü’ne teslim edildikten 20 ay sonra iletilmiş. Bu da Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın mevzuatta öngörülen yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmediği ile değil; fakat bireylerin tamamen kendilerini ilgilendiren cinsel özgürlükleri üzerinde söz söyleme hakkı olduğunu düşünen ba(ğ)zı insanların karalama kampanyaları ile ilgilendiğini gözler önüne seriyor.

Devlete Rağmen Halk Desteğinin Düşündürdükleri

Kurak Günler filmi benim de merakla beklediğim bir filmdi. Öyle ya, Cannes Film Festivali’nde gösterilen filmi izlememek olur mu (!). Fakat bu filmi vizyona girdiği gibi izlememin arkasında olan şey yalnızca merakım değil, homofobik karalama kampanyaları yüzünden filmden desteğin çekilmiş olmasıydı. Yukarıda belirttiğim ba(ğ)zı insanların “ahlak” anlayışının sansüre yol açmasını kabul edemediğim için Emin Alper ve yapımcı Nadir Öperli’nin çağrısına kulak verdim. Bu çağrıyı dikkate alan yalnızca ben de değildim.

Kurak Günler, vizyondaki ilk haftasında 100 bin seyirciyi aştı. Filmin dört haftalık hasılatı 13.605.042 TRY. Yani benim anladığım, tabii masraflar hakkında bilgim yok, bakanlığın geri istediği teşvikin ödenmesi film ekibi için bir zorluk yaratmayacak. Bu çok çok sevindirici.

Benim burada ayrıca sevindiğim iki husus var. İlki, haksızlıklar karşısında hâlâ toplumsal olarak tepki gösterebilmemiz. Ara sıra sosyal olaylar karşısında halkın sessiz kaldığını düşünsem de bunun yaratılan korku iklimiyle ilgili olduğunu ve haksızlıklar karşısında birleşebildiğimizi Kurak Günler’e verilen halk desteği ile anlıyoruz. İkinci olarak sevindiğim şey ise bu filmin tabii ki de çok izlenmesi. Kültür ve Turizm Bakanlığı verdiği desteği geri alarak kendini karalama kampanyası yapanların gözünde aklamış (!) olabilir. Fakat bu kararın filmin daha çok izlenmesine vesile olduğu da aşikâr (eminim ama kanıtlayamam). Bu da benim sevindiğim bir husus. Zira filmi izlerken yalnızca bir sanat eseri izlemiyor aynı zamanda çökmüş devlet kurumlarını, yozlaşmış toplumu, hak ihlallerini, ataerkilliği ve iklim adaletsizliğini düşünüyorsunuz. Bu konuları ne kadar çok insan düşünürse geleceğimiz o kadar parlak olur.

Bu vesileyle filmde emeği geçen herkesi tebrik ediyor, filmi henüz izlemeyenlere öneriyorum.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

GünebakanGünebakan

BÜLTEN SAYISI

Sanatın Desteklenme(me)sinin Düşündürdükleri

Bu ay Kurak Günler filmi vesileyle sanatın desteklenmesi, bazen de desteklenmemesi üzerine konuşmak istedim. Gelin bu ay güne sanat teşvikleri üzerinden bakalım.

10 Oca 2023

https://www.asiwny.org/2018/10/02/arts-humanities-month-50-50-ticket-raffle/support-arts/

YAZARLAR

Günebakan

Hadi gelin, güne bakalım.

İLGİLİ OKUMALAR