Sapphic anthems ve beraberinde getirdikleri

Geçtiğimiz günlerde sırf iş yapmamak için kendi içimde bir yolculuğa çıkmaya karar verdim ve telefonumun not kısmında en sevdiğim müzisyenleri sıraladım. Eğer sevdiğim müzisyenleri çıkarırsam onlara benzer ve daha keşfedilmemiş isimleri bulabileceğim çalma listelerine gömülebileceğimi düşünüyordum (bir de iş yapmam gerekiyordu ve procrastination iş malzemem tükenmişti) Spotify’da yer alan sad girl starter pack çalma listesi ile karşılaşmam da böyle oldu. Çalma listesinin açıklaması ise şu şekilde “sapphic songs that defined your music taste as yearning”. Yani bu çalma listesinde yer alan müzisyenler, üzgün kadınlar için bir müzik olarak bir araya getirilmiş olmanın ötesinde aslında queer bireylerin dinledikleri müzisyenler olarak da bir araya getirilmişti.
"Sapphic anthems" kavramıyla tanışmam da bu şekilde oldu. Bilmeyenler için hemen açıklayalım: Sapphic ya da WLW (women loving women) kendini kadın olarak tanımlayanlara ilgi duyan queer bireyleri temsil eden bir şemsiye tanım. Özellikle geçtiğimiz sene Z neslinin de etkisi ile “girl in red dinliyor musun?” şeklinde müzikseverlerin birbirlerini bulması ve benzer müzisyenlerin de birbirlerini desteklemesi ile belli bir sound’a yönelik TikTok üzerinden “sapphic anthems" akımı bir araya geldi. Bu akımda yer alan müzisyenlere baktığımızda ise Clairo, girl in red, King Princess, Phoebe Bridgers, MUNA, Soccer Mommy, Snail Mail gibi isimler öne çıkıyor.
“Sapphic anthems” akımı müzisyenlerine baktığınızda ise öne çıkan özellikler şöyle: Beyaz bir kadın, genel olarak folk alt tabanlı bir sound, yumuşak bir ses, güçlü ve hassas şarkı sözleri ve hayali ya da ulaşılmaz bir kadına yönelik duyulan iç acısı. Bu akımın limitasyonları da tam olarak bu noktada başlıyor. Müzik sektöründe zaman zaman mainstream medyada arka planda yer alan müzik akımlarının “cool” olarak sanki yeni bir akımmışçasına öne çıkarılmasına ve algoritmalar ile bizi bir kapana kıstırmasına alıştık. Bu akımlarda benzer olan müzisyenler öne çıkarılıp bir temsiliyet sağlanırken benzer müzik yapan Afrikalı Amerikalı, Latino gibi farklı geçmişe sahip müzisyenleri geride bırakıyoruz. Örneğin; Grammy Ödüllü Alabama Shakes grubundan Brittany Howard, indie müzikte sapphic dendiğinde aklıma gelebilecek ilk isim. Georgia şarkısı ile de bunun gerçek anlamında marşını yazmış bir müzisyen. Ancak algoritmalar ile önümüzde sürülen “sapphic anthems” trend’inin beyaz queer kadın protoripine uymadığı için herhangi bir çalma listesinde yer almıyor.
Öne çıkan bu trend’e yönelik Vulture’ın müzik podcast’i Switched on Pop’da King Princess’e görüşleri soruluyor. Amerikalı müzisyen, “sapphic anthems” grubunda yer almaktan oldukça mutlu olduğunu söylüyor. Ancak kendisi bu şekilde bireyler tarafından görüldüğü sürece mutlu olacağını da ekliyor. Çünkü bu şekilde, queer komünitenin temsiliyetini sağladığı ve onlarla ilişki kurabildiği bir iletişim sağlamış oluyor. Müzik sektörünün şirketleri ve algoritmaları işin içine girdiğinde ise bu şekilde anılmak istemiyor. Bu durumda bir markalaşma, mainstream bir şişirme içine gireceğini gayet iyi bir şekilde biliyor. Sapphic anthems ise tam olarak bu markalama ile farklı müzisyenleri çemberin dışında bırakıyor ve queer bireylerin temsiliyetini değersizleştirebiliyor. Öyle ki algoritmalar ve bize dikte edilen çemberin içerisinde Sufjan Stevens, Hozier gibi müzisyenler de mevcut. Ancak belirli queer ve kendini kadın olarak tanımlayan müzisyenlere yer yok.
Bir de tabii ki, “queer baiting” sorunumuz var. (Bilmeyenler için queer baiting, bir kişinin ya da bir şeyin kendisini LGBTİ+ kültürü ile tanımlamaya yönelik bir bağlılığının olmayıp yine de queer kültürün estetiklerini kullanması olarak açıklanıyor.) Taylor Swift’in geçtiğimiz haftalarda duyurduğu The Eras Tour’daki açılış gruplarının neredeyse hepsi "sapphic anthems" akımı ile özdeşleşmiş isimler. Kendisi de daha öncesinde folklore ve evermore albümlerinde queer komüniteye göz kırptığı şarkılar yayınlamış, You Need to Calm Down gibi single kayıtlarından birini queer komüniteye destek için yazmıştı. Taylor Swift her ne kadar queer olmadığını ancak komüniteye destek olduğunu belirtse de kimi zamanlar “queer baiting” ile suçlanıyor. Komünite tarafından desteklenmesi nedeniyle şu ana kadar linçlenmese de bu konuda da çizgiyi dikkatli çekmemiz gerekiyor. Swift’in queer bir bireymişçesine biseksüel bayrağında saçını boyaması ancak kendisini heteroseksüel olarak tanımlaması çizginin öbür tarafına kaydığı zamanlardan bir tanesi.
“Sapphic anthems” gibi akımların tabii ki faydaları da var. Yukarıda bahsettiğim podcast’te sözü lise yıllarımın resmi sponsorlarından Tegan and Sara’ya veriyorlar. Kendileri 90’ların sonunda sektöre girerken gördükleri önyargıdan bahsediyor. Günümüzde “sapphic anthems” gibi akımlar ile queer olmanın daha fazla temsiliyet bulması ile zaman içerisinde rahatlıyorlar ve artık kendilerini bu sektörde daha iyi konumlayabiliyorlar. Öyle ki artık mainstream bile olma gibi bir hedefleri yok. 10 albüm sonrasında Kanadalı ikizler, mainstream olmadan queer komünitenin dinlediği bir indie grup olmak ile gayet mutlu. Temsiliyeti sağlamak ve queer bireylerin müzik zevkleri üzerinden kendilerini daha rahat hissetmeleri açısından da bir çıkış kapısı.
Peki, biz depresif ve bu şarkılar ile empati kurabilen ancak queer olmayan kadınlar olarak nereye giriyoruz? Muhtemelen siz de şunu merak ediyorsunuz: Depresif kız şarkıları neden “sapphic anthems” ile doğrudan özdeşleştiriliyor? Buna henüz bir cevabım yok, ancak “sad girl music” eşittir “sapphic anthems” denklemi de yine bir o kadar problemli. MUNA’nın Silk Chiffon şarkısının hiç depresif kız şarkısı olmadığını söyleyebilirim, ancak gerçek bir “sapphic anthem”. Yine aynı şekilde Sufjan Stevens şarkılarının da tam tersi olduğu aşikar. Çizgiler karışırken ve benzer müzisyenler üzerinden TikTok algoritması ile markalar oluşturulması nedeniyle queer bireylerin temsiliyeti üzerinden para mekanizmaları mı oluşturuluyor? Çok olası. Her ne kadar limitasyonları ortada olsa da “sapphic anthems” akımının queer bireyler için ne anlama geldiğini ise queer bireylere bırakıyorum.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
BÜLTEN SAYISI
Son kez sonbaharda bir araya geliyoruz.
13 Kas 2022

YAZARLAR

Hande Yıldırım
Müzik nereye dokunursa!
İLGİLİ OKUMALAR



