Seccade ile kurşunlar arasında bir yerde…


Sınırsız enerji şimdi Türkiye’de: Yeni MG ZS EV Yeni MG ZS EV Türkiye’de elektrikli otomobil denildiğinde ilk akla gelen markalardan olan İngiltere’nin köklü otomotiv firması MG ’nin mart ayında satışa sunduğu Yeni ZS EV karşınızda. Nedir? MG ’nin tamamen elektrikli yeni modeli ZS EV , lansmana özel olarak 1.379.000 TL ’den satışa sunuluyor. Yenilenen birçok özelliğine ek olarak batarya kapasitesi de yükseltilen Yeni ZS EV ’nin 440 km WLTP menzili , şehir içi kullanımlarda 591 km ’ye ulaşıyor. Yeni model, güçlü güvenlik önlemleri ile zorlu Euro NCAP testlerinden en yüksek puan olan 5 yıldızı kazandı. Neler var? Premium özellikleri standart olarak sunmasıyla dikkat çeken Yeni ZS EV , açılabilir panoramik cam tavan, MG Pilot Teknolojik Sürüş Destek Sistemi, 360 derece kamera, PM2.5 filtreli otomatik klima, 6 yöne ayarlanabilir elektrikli sürücü koltuğu, kablosuz telefon şarjı, V2L araçtan araca şarj özelliği, karbon fiber ön konsol, sportif kırmızı dikişli koltuklar ve 448 litre bagaj hacmi gibi özellikleri standart olarak barındırıyor. Batarya kapasitesi önceki versiyonuna göre 44,5 kWsa’den 72,6 kWsa’e yükseltilen Yeni ZS EV , 21 LED’den oluşan Silverstone farlarıyla daha düşük enerji tüketimi sağlıyor. Sahip olduğu üç farklı sürüş modu ve 3 seviyeli enerji geri kazanımı sunan KERS (Kinetik Enerji Geri Kazanım Sistemi), ZS EV kullanıcısının tüm ihtiyaçlarına cevap verirken menzilinin de kontrol edilmesine olanak tanıyor. Yeni ZS EV ’i incelemek için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
Türkiye için çok üzülüyorum.
Uzun zamandır bu duygudayım ve eminim, biliyorum, yaşıyorum, milyonlarca insan da benim gibi hissediyor.
“Bu ülke bunları hak etmedi, çok daha iyisini başarabilirdik” hissi bu.
“Bu iktidar bize neler etti?” hâlinden çok farklı bir hâl.
Çünkü memleket vasatlığıyla, tıkanmışlığıyla, dünyaya kapanmışlığıyla, belki de en gri, en ruhsuz, en çözümsüz döneminde…
Niye böyle oldu?
Neden memlekette bunca dert, haksızlık, krizler, işsizlik, yoksulluk varken siyaset denilen mekanizma havaya kaldırılan bir seccade ile havaya sıkılan kurşunlar arasında kitlendi kaldı?
Bir yanda korkunç bir inanç suistimali… öte yanda karanlıktan, bilmezlikten beslenen şiddet iklimi…
Bu ikisinin arasında bir yerde, üzerinde hiç düşünmediklerimiz var.
**
İnsan nedir, hiç düşünmedik mesela…
Aşk nedir, kadın nedir, genç nedir, evlilik nedir, aile nedir?
Evlerimiz “mutsuz evlilikler” mezarlığına dönerken, bu çocuklar nasıl yetişiyor hiç düşünmedik…
Sürekli annelerinin dayak yediğine tanık olan bu kızlar ve erkekler hangi öfkelerle, hangi ezilmişliklerle, hangi kırgınlıklarla yaşama başlıyor düşünmedik…
İnancı hiç düşünmedik.
Sürekli korkutulan bir toplumda, bireysel ahlak nasıl gelişir, insan doğayla, tüm canlılıkla nasıl bağ kurar, düşünmedik…
İnandıklarını, seçtiklerini açıkça ifade eden kişiler yerine, sürekli yalanlarla kendini gizleyen, uyum sağlamak adına kendinden vazgeçen kalabalıklara dönüştük…
Bir ortak aday bir seccadenin üzerinde fotoğraf çektirdiğinde “seccade nedir?” yine hiç düşünmedik…
Yıllardır din üzerinden kutuplaşmış kitleler “basılmaz kardeşim”de birleşti… başkaları da “bir danışmanı yok mu bu adamın?” sorusunu tartıştı…
Koskoca Cumhurbaşkanı bir miting sahnesinde aldı eline seccadeyi “işte biiiiz, 15 Mayıs’ta bunun üzerinde şükür namazı kılacağız” dedi…
Noktayı Diyanet koydu “seccade kutsal değildir.”
Kutsal nedir, yine hiç düşünmedik…
***
Geldiğimiz noktada, parti il binaları önünde ne idüğü belirsiz tipler, bilmem ki neden “havaya ateş açıyor”, bir siyasi partinin Genel Başkanı TBMM’deki Grup Konuşmasında kürsüye mermileri dizip, tek tek yere fırlatıyor, çoğu “erkek” tüm vekiller ayakta alkışlıyor!
İşin kötüsü hayat devam ediyor.
Kimse “noluyor yahu?” demiyor…
Eni sonu bir seçim yapacağız, gidip sandıkta oyumuzu kullanacağız, nedir bu mitinglerde havalara kaldırılan seccadeler, ortalığa saçılan mermiler?
Dünyanın her yerinde seçimler yapılır, oylar sayılır, iktidarlar değişir.
Türkiye’de de böyleydi, AK PARTİ gelene kadar.
**
"Oylar çalınıyor mu?" endişesi, bu iktidarla başladı.
Oy ve Ötesi gibi dernekler, seçim gönüllüleri gibi sivil örgütlenmeler bu iktidar yüzünden kuruldu.
Seçim gecesi yayınlarında veriler nasıl gelecek sorusu bu iktidarla sorulmaya başlandı…
“O gece ne olacak, iç savaş çıkar mı?” korkuları bu iktidarla başladı.
Ve en tuhafı “kaybederlerse giderler mi?”
Farkında mısınız “gidemeyen bir iktidar”la karşı karşıyayız.
Adını koyalım : “kendi iktidarına esir olmuş bir iktidar” bu.
***
AK PARTİ, ‘iktidarı kaybetmekten’ neden bu kadar endişe duyuyor?
Nasıl bir sıkışmışlık ki bu, hükümeti kaybetmemek, tek bir oy fazla alabilmek için akıl almaz her yola baş vuruyor?
Daha önceki gün Finlandiya’da seçim yapıldı, Sanna Marin kazanamadı, istifa etti… Yeni Zelanda’da Jackinda Ardern siyasetteki görevlerini bıraktı, kimse bir “hac”ı eline alıp “gitmiyoruz” demedi…
Bizde niye böyle?
Neden AK PARTİ sonsuza kadar iktidarda kalmak durumunda hissediyor?
Sakın seccadelerle, kurşunlarla korkutulmak istenen bu toplum yerine, hem Allah’tan, hem sandıktan asıl korkan bir başkası olmasın?
Not: Serbest Kürsü'de yer alan tüm görüşler yazarlara ait olup, Aposto'nun editoryal bakış açısını yansıtmamaktadır.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
NEREDE YAYIMLANDI?
Romanı toplatılan Yavuz Ekinci “Bir yapıtın evrenine açılan dava soyuttur” diye konuştu. Bu haftanın Serbest Kürsü’sünü yazan Özlem Gürses “Seccade ile kurşunlar arasında bir yerde hiç düşünmediklerimiz var” dedi.
08 Nis 2023

YAZARLAR

Aposto Gündem
Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ OKUMALAR
“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.




