
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
Hepimizi derinden sarsan deprem afeti ve çalkantılı siyaset gündemi arasında duygu ve düşünce dünyalarımızın uçlara savurulduğu bu günlerde, şüphesiz ki dinginleşmeye ve “serin düşünmeye” ihtiyacımız var.
Biz de Oy ve Ötesi olarak bu dinginleşmeye aracı olmak amacıyla bir yazı dizisine başlıyoruz. Bilgileri tazeleyip, farkındalığı arttırmak istediğimiz içeriklerimizde, sandık güvenliği ve seçim sürecine dair temel kavramları paylaşacağız. Fayda göreceğinizi umarız.
Neyi seçiyoruz?
Demokrasi -kelime anlamıyla “ halkın egemenliği”-, vatandaşların yönetimde söz sahibi olduğu bir yönetim biçimidir. Türkiye Cumhuriyeti de anayasal tanımıyla demokratik bir hukuk devletidir.
Günümüzde geçerli olan “temsili demokrasi” ise halk iradesinin seçilen temsilciler vasıtasıyla uygulanmasını sağlar.
Yaklaşan seçimler her birimizin yönetime katılabileceği, karar verici olduğu yeni süreci işaret ediyor.
Bu seçimlerde önümüzdeki 5 yıl boyunca görev yapacak Cumhurbaşkanı ve bizleri temsil edecek milletvekillerini seçeceğiz. Bu iki konu her seçmen tarafından, birbirinden bağımsız ama eş zamanlı oylanacak. Her iki tercihimiz için ayrı pusulalara mühür basıp, aynı sandığa oy atacağız.
Cumhurbaşkanlığı seçimi yasal olarak 2 turda yapılacak şekilde düzenleniyor. Birinci turda adaylardan bir tanesi oyların %50'sinden fazlasına ulaşamadığı durumda, en çok oy alan 2 aday, ikinci turda oylanacak. Gerektiği halde yapılacak ikinci tur, ilkini takip eden ikinci pazar günü, yani 2 hafta sonra yapılacak.
Milletvekilleri ise il bazında çıkacak adaylara verilecek oylarla belirlenecek. Mecliste bir ilin kaç milletvekiliyle temsil edileceği o ilin kayıtlı nüfus oranıyla doğru orantılı. (2839 Sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu. Md.5)
Bu sayı Türkiye İstatistik Kurumu’nun verileri baz alınarak Yüksek Seçim Kurulu tarafından ilan ediliyor. Deprem bölgesindeki illerimizin milletvekili temsiliyetleri yürürlükteki yasa uyarınca 31 Aralık 2022 verilerine göre hesaplandığı için çıkacak milletvekili sayısında bir değişiklik olması beklenmiyor.
Bu durumda afet sonrası büyük oranda göç veren illerimizin vekillerinin temsil ettikleri nüfus oranında düşüş olması ve aynı şekilde göç alan illerimizdeki oran artışı önümüzdeki dönemde düzenleme gerektirecek bir konu oluyor.
OY HAKKINA SAHİP OLMAK ve SEÇMEN olmak aynı şey değil..
Tanım itibarıyla 18 yaşını doldurmuş bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmanız size oy verme hakkını kazandırır.
Bu hak sadece “kişinin taksirli suçlarda hüküm giyenler hariç, ceza infaz kurumlarında hükümlü olarak bulunması durumunda” kısıtlanabilir. Askeri öğrenciler, silah altında bulunan er ve erbaşlar da oy kullanma hakkına sahip değildir. ( Anayasa Md.67 )
Seçmen olmanız ise hem bu hakka sahip olmanızı, hem de seçmen kütüğünde yer almanızı gerektirir. Seçmen kütüğüne kayıtlı olmak için, oy kullanacağınız bölgede ikametgah kaydınızı yaptırmış olmalısınız. Bir vatandaş, sadece yasal olarak kayıtlı olduğu yerde oy kullanabilir.
Nüfus kaydınızı yurt içinde Nüfus Müdürlüklerinden, yurt dışında konsolosluklardan yaptırabilirsiniz.
Oy verme hakkınızı kullanabilmek için seçmen listelerinin askıya çıkacağı süre içerisinde lütfen ikametgah kaydınızı kontrol ediniz.
Ana hatlarıyla değindiğimiz bu konuya dair “ sınır kapılarındaki sandıklar, seçim günü görevliler” gibi istisna hallerini, ilan edilecek yasal güncellemeleri Oy ve Ötesi Derneği sosyal medya hesaplarından ve tüm yurtta düzenlenecek açık kapı eğitimlerimizden takip edebilirsiniz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Millet İttifakı'nın adayı Kemal Kılıçdaroğlu ile Cumhur İttifakı'nın adayı Recep Tayyip Erdoğan karşı karşıya
10 Mar 2023

YAZARLAR

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
ABD yönetimi geniş çaplı bir İran işgaline hazırlanıldığı iddialarını doğrulamıyor. Ancak Hürmüz Boğazı’ndaki geçişi güvenceye almak, stratejik adaları veya askerî altyapıyı hedef almak amacıyla sınırlı kara operasyonları ihtimali gündemde kalmayı sürdürüyor. Başkan Yardımcısı JD Vance ise rejim değişikliğine ve uzun süreli savaşa karşı çıkarken, gerektiğinde sınırlı askerî güç kullanılmasını ve diplomasinin açık tutulmasını savunuyor.

Yeni Parti kurucularından Utku Çakırözer ve Burhanettin Bulut’un Aposto’ya verdiği bilgilere göre, ilk olağan kurultayın Ekim sonu ile Kasım başı arasında yapılması planlanıyor. Kurultayda yalnızca yönetim organları değil, parti programı ve tüzüğüne ilişkin son düzenlemeler de ele alınacak. Kurultayın ardından ise Yeni Parti odağını tamamen seçim hazırlıklarına çevirecek. Önümüzdeki üç aylık süreçte örgütlenme çalışmalarına ağırlık verilecek.

Mutlak butlan kararıyla Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP yönetimine dönmesi, Özgür Özel ve arkadaşlarının Yeni Parti’yi kurmasıyla sonuçlandı. Ankara kulislerinde şimdi Yargıtay’ın kararı kaldırıp kaldırmayacağı, milletvekillerinin dokunulmazlıklarının gündeme gelip gelmeyeceği ve CHP’de yeni bir kurultay sürecinin başlayıp başlamayacağı tartışılıyor. Yeni Parti yönetimi ise butlan kararı kaldırılsa bile CHP’ye dönmeme ve seçime kendi çatısı altında girme eğiliminde.

Bir partinin logosu, tek başına o partinin geleceğini belirlemez. Seçmen desteğini asıl şekillendiren; partinin programı, liderliği, örgütlenme biçimi ve toplumla kurduğu ilişkidir. Yine de logo, milyonlara ulaşmayı hedefleyen bir siyasi yapının kamuoyuna sunduğu ilk işaretlerden biridir. Peki Yeni Parti’nin logosu nasıl bir mesaj veriyor? Tasarımın güçlü yanları neler, hangi yönleri henüz tamamlanmamış görünüyor ve daha tutarlı bir görsel kimliğe dönüşmesi için neler yapılabilir?

Avrupa Merkez Bankası, radikal bir kararla euro banknotlarını baştan aşağı değiştirmeye hazırlanıyor. Bu kararla Avrupa, yalnızca yeni güvenlik özelliklerine sahip banknotlar tasarlamıyor; aynı zamanda gölgede kaldığını hissettiği bir dönemde kendini nasıl anlatmak istediğini de yeniden düşünüyor.



