Seçim ve gazetecilikteki kayıp mesafe


Evini yenileyenler ve yeni evlenenler için Beko ’dan 4-4’lük Çeyiz Kampanyası Beko ’dan 4-4’lük Çeyiz Kampanyası Yaz yaklaşırken kimileri taşınıyor, kimileri evinin eksiklerini tamamlıyor, kimileriyse evlilik hazırlıkları yapıyor. Hayallerdeki evi yaratırken kabaran alışveriş listeleri bazen ev döşeyenleri ihtiyaçları arasında seçim yapmak zorunda bırakabiliyor. Avrupa’nın lider ev teknolojileri markalarından Beko , yeni evlenenler veya evini yenilemek isteyenlerin tüm ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri için kolaylık sağlayarak, nisan ayı sonuna kadar geçerli bir kampanya sunuyor. Detaylar: Oliz uygulamasına özel olarak tasarlanan kampanyada Beko buzdolabı, derin dondurucu, bulaşık makinesi, çamaşır makinesi, kurutma makinesi, kurutmalı çamaşır makinesi, solo fırın, ankastre fırın, ankastre bulaşık makinesi, ankastre buzdolabı, klima, 40” ve üzeri televizyon gruplarından dört ürünün birlikte alımında 6.999 TL değerindeki Robo-X™ RS 2221 Robot Süpürge veya 43” Full HD TV hediye. Dahası: Yapı Kredi ’ye özel peşin fiyatına 9 taksit imkânı sağlayan kampanya için son gün 30 Nisan. Beko ’nun nisan ayı kampanyasından faydalanmak ve kampanya kapsamındaki ürünleri incelemek için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
Türkiye Cumhuriyeti'nin geleceğinde nasıl yönetileceğine karar verilecek olan en kritik seçimine geri sayım sürecinde, medya sektöründe "güç halkası" etkisi gün yüzüne çıktı. Mevcut iktidar cephesindeki gücü elinde tutma iddiası ile muhalefet cephesindeki iktidar olma iddiası, her iki cephede "gazeteci" kimliği altında "tarafgir" rekabetini gözler önüne serdi. Gazetecilik mesleği, siyaset ile ilişkisinde mesafeyi yitirdi ve seçim atmosferinde rüzgara kapıldı gidiyor.
Türkiye, 14 Mayıs Pazar günü Cumhurbaşkanı Seçimi ve 28. Dönem TBMM Genel Seçimi nedeniyle mevcut başkanlık sistemiyle parlamenter sistem arasında kapı eşiğinde duruyor. "Acaba 64 milyonu aşkın seçmen sandıkta nasıl karar alacak?" sorusuna yanıt bekleniyor. Ancak kimi meslektaşlarımız için sorular söz konusu değil, hangi ittifak bloğu seçimi kazanacak, kimler nerede görev alacak yanıtlar kesinleşmiş gibi anlatımlar yapılıyor.
Gazetecilik mesleğinde "halkın haber alma hakkı" için çalışmak, sorgulamak, yazmak ve anlatmak işin doğası. Ama siyaset çevresindeki güç halkasında durma çabasındaki meslektaşlarımız için gazetecilik, kariyer planlaması kapsamında yeni statü-ler elde edilmesi amacıyla işlevsel görünüyor.
Gazetecilik saha yerine tribünde mi?
Başka şekilde anlatayım; saflar tutulmuş, maç başlamış ancak halkın hakem olduğu sahada, gazetecilik yardımcı hakem noktası yerine tribünlerde oturuyor. Ekranlarda alt yazıda, sosyal medyada profil bilgisinde "gazeteci" sıfatı vurgusu var ama ne konuşuyor, ne yazıyor diye baktığımızda içerikte haber, soru, sorgulama yerine bolca siyasi propaganda dinliyoruz veya okuyoruz.
Tribünlerdeki gazetecilik, kuşkusuz Recep Tayyip Erdoğan’ın iktidarında işsizlik, adli süreçlerle baskı, yıldırma, hapsetme ve benzeri uygulamalarıyla ötekileştirme politikası uygulanması nedeniyle pekişti. İnsan hakları, barış gibi evrensel değerler savunuculuğuyla mesleki duruş sergileme çabasındaki meslektaşlarımız, medya sektöründe dış çeperlere, benim gibi örneklerde serbest gazetecilik mecrasına veya tümden dışına ittirildi. Bu durum Ankara’da işsizlik sarmalında aralarında yakın arkadaşlarımız da olan bazı meslektaşlarımızı siyasi parti danışmanlığı noktasına getirdi.
Erdoğan'ın iktidarındaki siyasal, sosyal ve ekonomik iklim, AKP ve özellikle 2016 sonrasında MHP'yle kurduğu Cumhur İttifakı destekçisi gazeteciler varlığını çoğalttı. MHP'nin de iktidar cephesine geçmesiyle sektördeki televizyon, radyo ve yerel düzeyde de dahil olmak üzere gazeteler açısından "havuz medyası" oranı %95 düzeyine taşındı.
Türetilmiş "muhalif gazeteci" kavramı
İktidarı eleştirme ve sorgulama, demokratik tüm ülkelerde gazetecilikten beklenmekteyken ve hatta ana akım iletişim kuramında Yürütme, Yasama, Yargı yanı sıra "dördüncü güç" olarak adlandırılmaktayken, Türkiye'de "vatan hainliği", "terörist" suçlamasına gerekçe oldu. İktidar medyasında görev almayan veya mesleki ilkeleriyle eleştirel olmayı tercih edenler için absürd bir kavram türetildi: muhalif gazeteci.
Oysa gazeteci her daim güç sahipleriyle mücadele etmeyi görev edinmeli ama unutulmamalı ki güç halkası sadece iktidarda değil, muhalefette de mevcut. Dolayısıyla gazeteci aslında her daim siyaset ile, siyasi partiler ile aktörleriyle kurduğu ilişkide muhalif olmalı, olabilmeli. En azından eleştirel ve sorgulayıcı olabilmeli.
Bugün ise 14 Mayıs'taki seçime 1 ay kala gazetecilik mesleği tribünlerde ve hatta bazılarımız maçın izleyicisi olma ötesinde taraftar coşturmayı görev edinmiş. Söz aldıkları, yazdıkları mecralarda taraftar amigosu olmuş ve en üzücü yanı bunun yanlışlığını da tümüyle unutmuş.
Muhalefet cephesiyle ilişki, Erdoğan'a ve medyasına karşıtlık gerekçesiyle eleştirellikten uzak şekilde "candaş", "yoldaş" hâle dönüştü.
Çuvaldız elimizde kendimize batıralım!
Karşı mahalledeki "yandaş" tayfa suçlanırken iktidar karşısındaki mahallede de siyaset ile korunması gereken mesafe gittikçe yok oldu, oluyor. Gazetecilik mesleği açısından herhangi bir siyasi aktör söz konusu olduğunda haber öznesi veya haber kaynağı olması nedeniyle mesafeli durulması, yaklaşılması gerekiyor.
Ama seçim yaklaştıkça halkın sesi olmak yerine "gazeteci" mi yoksa gelecekteki iktidar partisi, ittifakı destekçisi "tarafgir" mi konuşuyor ayırt etmek zorlaşıyor. Siyaset ile gazeteci arasındaki mesafe seçim atmosferinde kayboluyor. Muhalefet cephesindeki Millet İttifakı ve/veya Emek ve Özgürlük İttifakı konu olduğunda seçmen ruhu hâline bürünmekten kaçınma azalıyor.
Seçime son bir ay kala Aposto için bunları kaleme aldığımızda "çuvaldız elde!" kendimizi gözden geçirebilir miyiz acaba? Hoşlanmadığım ve gerçekçi bulmadığım üzere gazetecilikte objektif kalmak mümkün değil ama adil olmaya çalışmak için emek verilmesini tartışabiliriz.
En basit anlatımıyla insan, (herhangi bir engeli olmadığını varsaydığımızda) bir noktada durduğunda en geniş açıyla en fazla 180 derece görüş açısına sahip. Oysa bir insan çevresinde 360 derecelik açı içinde eş zamanlı pek çok gelişme yaşanıyor. Eğer 180 derecelik görüş açısıyla çevrenizde tüm olan biteni görebildiğinizi, gözlemleyebildiğiniz iddiasında değilseniz objektivizm insan doğasına aykırı diyebiliriz. İnsan durduğu noktada ki bunu eğitimi, statüsü, yaşı, ideolojisi gibi çok boyutlu olarak açıklayabilir, detaylandırabiliriz, taraflı varlıktır. Dolayısıyla gazeteci, objektif kalma olasılığı düşük olmasına rağmen haberleştirme sürecinde adil olmaya gayret edebilecektir. Haberde adaleti sağlamak ise adil olma ya da terazi metaforunda olduğu üzere dengeli olmaktan geçiyor. Dengeli haberleştirme içinse konusuyla, içeriğiyle ilgili farklı taraflara, tutumlara söz hakkı tanınması gerekiyor.
Kadın hakları gibi başlıklar sıkıntı kaynağı
Şunu belirtmeden geçmemeliyim; Adalet ve Kalkınma Partisi öncülüğündeki Milliyetçi Hareket Partisi (MHP), Büyük Birlik Partisi (BBP) ve Yeniden Refah Partisi’nin resmî ortaklığıyla Hür Dava Partisi’nin gayri resmî ortaklığıyla Cumhur İttifakı, kuşkusuz soğuk kanlı, mesafeli yaklaşımı zorlaştırıyor.
Özellikle kadın hakları bağlamında İstanbul Sözleşmesi'ni kaldırması yanı sıra TBMM'de bazen öne sürdüğü, bazen geri çektiği yasa taslaklarıyla Cumhur İttifakı'nın vaat ettiği gelecek dönem, gazeteci olarak mesafeli bakışı güçleştiriyor.
Gazeteci olarak kadınlar, gençler ve çocuklar söz konusu olduğunda iktidardaki siyasi anlayışa ve aktörlere tepki göstermemek, sakince, dengeli yaklaşım sergilemek için çok çaba harcamak gerekiyor.
Kadın gazeteci kimliğim ile benim durduğum pencereden baktığımda böylesi mesafeli davranamadığımı ifade etmeliyim. Ama Cumhur İttifakı'na karşı zorluklarla koruma gayreti gösterdiğim siyaset ile mesafeli ilişkiyi yine de bugünkü muhalefet ve belki 14 Mayıs sonrasındaki iktidar ile korumaya çalışıyorum.
Velhasıl kelam seçim atmosferinde gazetecilik mesleği, gazeteci kalmak zorlaşıyor. Hepimize kolaylıklar diliyorum. Seçim ola hayrola!
Not: Serbest Kürsü'de yer alan tüm görüşler yazarlara ait olup, Aposto'nun editoryal bakış açısını yansıtmamaktadır.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Gazeteci Yıldız Yazıcıoğlu, Serbest Kürsü'de seçim döneminde gazeteciliği değerlendirdi. Botter Apartmanı'nda restorasyon çalışmaları tamamlandı. 76. Cannes Film Festivali'nin seçkisi açıklandı.
15 Nis 2023

YAZARLAR

Aposto Gündem
Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ OKUMALAR
“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.




