Şiirde ve nesirde: Gereksizinden gereklisine yinelemeler

Yineleme eylemi sözlüklerde, “tekrarlama, bir cümle içinde veya arka arkaya gelen cümlelerde bir sözcüğün veya bir parçanın tekrarlanması” olarak tanımlanır. Dil yanlışı olarak yineleme ise aynı anlama gelen birden çok sözcüğün birlikte kullanılmasıdır. Gereksizce sık yinelenen sözcükler anlamını yitirebilse de söz konusu şiir olduğunda durum apayrı bir boyut kazanabiliyor.
Şiirde ve nesirde: Gereksizinden gereklisine yinelemeler

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

Tomris Uyar günlüklerinde, “… ama bu kadar sık yinelenen bir sözcük anlamını yitirebilir.” diye yazmıştı. Gereksizce sık yinelenen sözcükler anlamını yitirebilse de söz konusu şiir olduğunda durum apayrı bir boyut kazanabiliyor.

İnternet gazeteciliğinde haber ve içerikler, daha fazla kişiye erişmek ve daha çok reklam görüntülemesine ulaşmak için genellikle “Search Engine Optimization” yani “arama motoruna uygun hâle getirme” tekniği ile üretiliyorlar. “Emekliye ek zam yapılacak mı?”, “Yeni virüsler yüzünden tekrar kapanacak mıyız?”, “Enflasyon yüzde kaç oldu?”, “Yarın okullar kar yağışı nedeniyle tatil olacak mı?”, “Şampiyonlar Ligi maçı hangi kanalda yayınlanacak?” vb. gibi dikkat çekici soru cümleleriyle halkın çoğunluğunu ilgilendiren konularda başvurulan bu yazım tekniği, anahtar sözcükler ve gereksiz tekrarlarla okuru “avlamayı” hedefler. 

İnternette en çok trafik sağlayan mecraların başında gelen arama motorları bu yazım tekniğini adeta dayatmaktadır. Okurlar aradıkları yanıtı, bitmek bilmeyen sayfalardan sonra binbir çile çekerek bulabilmektedir. Çöp diyebileceğimiz bir sürü gereksiz cümle ve bilgi tekrarını okumak zorunda kaldıktan sonra nihayet son paragrafta aranan yanıta ulaşırlar. 

  • İletişim bilimcilerin çoğu, bu yazım tekniğinin haberin özünün bozulmasına ve içeriğin çarpıtılmasına yol açabildiğini öne sürerek bu uygulamanın medya etiğine aykırı olabileceğine dikkat çekerler.

İçerik üretiminde gereksiz tekrarlara başvurmak, yeni medya teknolojileri ile başlamadı elbette. Geleneksel medya dediğimiz radyo ve televizyon gibi tek yönlü iletişim araçlarından miras kalan kötü dil alışkanlıkları devam ettiriliyor. Oysa aynı kökten gelen veya eş anlamlı olan sözlerin aynı cümlede yakın şekilde veya art arda yer alması, anlatım bozukluğuna sebep olur. 

Yineleme yanlışları iki türlü karşımıza çıkıyor:

  • Aynı sözcüklerin yinelenmesi: “İhmal sonucu çıkan çökme sonucu apartman yerle bir oldu.

  • Eş anlamlı sözcüklerin yinelenmesi: “Memurlarımıza yeni olanaklar ve imkânlar sunacağız.”

Eş anlamlı sözcükleri bağlaçlı olarak yinelemek, basın yayın dünyamızın kurtulamadığı hastalıklardandır. Zevk ve beğeni, teşhis ve tanı, belge ve dokümanlar, açık ve sarih, muhteşem ve görkemli, en kuvvetli ve en güçlü, bütün yanları ve taraflarıyla, erdemli ve faziletli, çok tecrübeli ve deneyimli, çaresiz ve biçare, maharet ve ustalık, monoton ve tekdüze vb. örneklere medyada sık rastlıyoruz.

  • Bir zamanlar özgün adı Emmanuelle (1974) olan Fransız yapımı erotik bir film ülkemizde şu isimle gösterime girmişti: Hisli Duygular.
  • Bir spor kanalında sunucu seyirciye şöyle seslenmişti: “İzleyenler de takip ediyordur.”

TV kanallarından evlere şenlik “gereksiz yineleme” örnekleri vermeye devam edelim: “Hayatta yaşam kısa”, “Olay nasıl oldu?”, “Henüz oynamadı daha, değil mi?”, “… ve gerekli ilgi ve alakayı göstermiyoruz”, “Mecbur gelmek zorundaydım”, “Güneşten otuz kat daha parlak bir parlaklık yayar”, “Hatırlıyor musun, adanın diğer öteki köşesinde oturuyorduk”, “Bu zaman olarak da çok zamanımızı alıyor.”

Yineleme eylemi sözlüklerde, “tekrarlama, bir cümle içinde veya arka arkaya gelen cümlelerde bir sözcüğün veya bir parçanın tekrarlanması” olarak tanımlanır. Dil yanlışı olarak yineleme ise aynı anlama gelen birden çok sözcüğün birlikte kullanılmasıdır. Bir kavramın Türkçesiyle yabancı dildeki karşılığının birlikte kullanılması da bu tür yanlışlar arasında sayılır. “Yineleme”deki yinelenen söz, “gereksiz sözler”dendir. Cümledeki sözcük fazlalığının bir çeşidi olmakla birlikte dil bilimciler bu tür tekrarları, “gereksiz tekrarlar” başlığı altında incelerler. 

Dil Bilimci Ömer Asım Aksoy, Dil Yanlışları kitabının “Yinelemeler” bölümünde gereksiz anlamsal yineleme oluşturan şu örneklere yer vermiştir: 

devre dönemi, yayın ve neşriyat, güç ve müşkül, teşekkür ve şükran, koşul ve şart, zorunlu mecburiyet, elverişli ve müsait, nedenine niçinine, merhamet-acıma, taşıt aracı, sanıyorum ... olsa gerek, yalnız ne var ki, ama ne var ki, nedeni … olmasındandır, çetin ve zor, saygı ve hürmet, terk ve bırakılan, hem … ve hem de, tabii ki … doğaldır, gerek … gerekir, tahrip ve yıktıkları, öğrendiğimize göre … söylenmektedir, az daha öldüreyazdı, tarafsız … tarafından, hali hazırdaki durum, yoksul-fakir, anlaşıldığına göre … anlaşılmaktadır, takriben … yakın, daha henüz, eğer … -duğu takdirde, demek ... denir, budur ki … demektir, nedeni ... -dan kaynaklanıyor, nedeni … -dan doğmaktadır, maksadım .... içindir, sebebi .... -dandır, sebebi .... -mek içindir, nedeni .... -mak içindi, sebebi … -den ileri gelmiştir, bu sebepten dolayı.

(Bir de “bundan sebep” diye bir kullanım var ki bu katmerli bir yanlıştır.)

Feyza Hepçilingirler Türkçe Off kitabında gereksiz yinelemelerin kulak tırmalayıcı özelliğiyle hemen fark edildiğini dile getirmiştir:

“Yinelenen yalnızca ‘ki’ler olsa bile: ‘24 Eylül tarihindeki programımızdaki soruya doğru yanıt veren izleyicilerimiz…’ Aynı sözcük olmadığı halde benzer sesler taşıyan sözcüklerde bile duyarız bu rahatsızlığı. ‘Olmasa-olması’ (‘Üzerinde anlaşılan tek konu, resmen de olmasa genel başkan olması.’), ‘olay-oluşmak’ (‘Bizden sonra Türkiye'de bir pop müzik olayı oluştu.’) gibi.”

Sözlü iletişim sürecinde de söylendiği unutulan sözcükler cümlenin bir başka yerinde tekrarlandığında anlatım bozukluğu doğar. Seçenek/alternatif, örneğin/mesela, ilgi/alaka, mutlu/mesut gibi çok yaygın örneklerine rastladığımız bu anlatım bozukluğu türünün, sözcük dağarcığının sınırlı oluşundan veya anlam kaygısı taşımamaktan kaynaklandığını söyleyebiliriz. 

Bunun tersi bir durum da söz konusu olabilmektedir. Zengin bir sözcük dağarcığı, geniş bir düşünce dünyası veya imgelem gücüne sahip olduğunu kanıtlamak isteyenlerin yakalandığı “uzun cümle kurma hastalığı” da gereksiz tekrarlara sebep olabilmektedir. Bazı politikacılar aynı “-ol” kökünden türeyen “olarak, olan, olup…” gibi sözleri aynı cümle içinde kullanarak noktası bir türlü gelmeyen konuşmalar yapmaya bayılırlar. Oysa aynı kökten türetilmiş sözcüklerin birbirine yakın aralıklarla tekrarı ses uyumsuzluğuna yol açmaktadır. Bu yanlışın sebeplerinden biri, bazı fiil köklerini gereğinden fazla işletmektir. Böyle olunca ortaya ses yapısı birbirine benzeyen sözcükler çıkmakta, bu da kulağı rahatsız etmektedir. 

Bazı tekrarlar gereksiz olmamakla birlikte dil zevkine aykırı düşerler. Bu tür tekrarlara engel olmak için farklı sözcükler kullanmak yerinde olur.  Örneğin, “yağışlı hava su baskınlarına neden olurken bazı yerlerde de ilginç olayların yaşanmasına neden oldu” haber cümlesini, “yağışlı hava su baskınlarına yol açarken bazı yerlerde de ilginç olayların yaşanmasına neden oldu” diye yazmak dil estetiği açısından daha uygundur. 

Şiirde yineleme

Şimdiye kadar “gereksiz yineleme” örneklerine yer verdik. Gelelim yinelemenin şiirdeki kullanımına. Bir şiirde harflerin, eklerin, hecelerin, sözcüklerin, sözcük öbeklerinin, yan cümlelerin, cümlelerin, dizelerin, beyitlerin, dörtlüklerin vb. aynı metin içinde tekrarlanması, şiir dilinde yinelemeyi oluşturur.

Bu konuda Dr. Kaan Tanyeri’nin “Şiir Dilinde Yinelemeler” başlıklı araştırma makalesi çok değerli bir çalışmadır:

“Şiir dilinde yinelemeler, ‘pleonasm’ ya da ‘tautology’ (gereksiz yineleme) gibi görünebilir. Bu demektir ki yinelemeler, gereksiz sözcük kullanımından kaynaklanarak şiirde yalınlık sorunu oluşturabilir. Ancak bu, görünüş yanılgısıdır. Şiir dilinde ilk bakışta kolaycılık, otomatizm, alışkanlık olarak görülebilecek yinelemeler; özünde şiirin anlamsal ve biçimsel yapısında önemli işlevler üstlenmektedir. İlk olarak şiirin anlam ve duygu evreni incelendiğinde yinelemelerin içeriği ürettiği, anlamsal ve duygusal bildirimlerin etkisini artırarak okura güçlü bir şekilde iletilmesini sağladığı görülür. Ancak bu bildirişimin gerçekleşebilmesi için şiirin kendi metin yapısını kurması gerekir.”

Dr. Tanyeri makalesinde, Cemal Süreya’nın Türkçe Bilenin İşi Rast Gider kitabında dile getirdiği “dizenin egemenliği” kavramına dikkat çekmiştir. Yinelemelerin şiirsel işlevlerinden en önemlisi olduğunu dile getirdiği “dizenin egemenliği”, şiirsellik ve şiirin oluşmasında dizeye anlamsal ve estetik görevler yüklemek anlamındadır. Cemal Süreya dizenin egemenliğinin kurulmasında imgeden söz eder. Ancak imge, bunun için yetersiz kalır. İmgeyle birlikte bazı biçimsel özellikleri kullanmak gerekir. Yineleme, şiirsel dili oluşturan en önemli biçimsel araçlardandır.

Makalede az bilinen bir söz sanatı olan “müşâkele”yi yineleme türü olarak sunan yazar, biçimsel olarak yinelenen sözcüklerin anlamsal değişkenlik göstermesi, başka bir anlamda kullanılması olan “müşâkele” için Turgut Uyar’ın “Ağaçlar Uyuyor” şiirinden şu dizeleri örnek verir:

“…
herkesin göğsü vurur
iyi olmasa bile
patatesler bile
…”

Bu dizelerde yinelenmesine karşın “bile”nin anlamı değişmiştir. “Bile”nin “-e rağmen, -e karşın” (iyi olmasa bile) anlamının yanı sıra “dahi” (patatesler bile) anlamını yüklendiği görülür.

“Müşâkele” (andırma) az bilinen bir söz sanatıdır. Çok anlamlı kelimelerin art arda iki anlamı ile kullanılması; birinin söylediği bir sözü diğerinin başka anlamda tekrarlaması; karşılıklı konuşan iki kişiden birinin söylediği bir sözü diğerinin başka bir düşünceye cevap olacak şekilde tekrarlaması şekillerinde karşımıza çıkar.

Gereksiz yinelemelerden elbette kaçınalım ama yeri geldiğinde yinelemelerin şiire kazandırdıklarını da unutmayalım. (Bu arada yaygın yanlışlardan olan “tekrardan” sözünü de dilimizden uzak tutalım.) 

Yazıya Tomris Uyar’la başlamıştık, Turgut Uyar’ın “Ağaçlar Uyuyor” şiirinin tamamını okuyarak son verelim:

AĞAÇLAR UYUYOR

kalktım ki
akılalmaz bir kış sonu
kuru fasulyeler soğanlar sarmısaklar
filiz veriyor
patatesler bile

herkesin göğsü vurur
iyi olmasa bile
patatesler bile

çılgın bahar, kanımı eskittin tazeliğinle
adın biraz sonra geçecek defterimde
ah o nasıl hazin bir yapraktı
nasıl yapraktı
artık unutmam

gecelerimde
kıyıdan ve yeşilden ve denizden boğuluyorum
ne sabah var ne akşam
kalktım ki
evet
ne sabah var ne akşam
şimdi ben bundan sonra
hangi türküyü çalsam

kalktım ki şaşırdım
önümde pencere geride deniz
gök felâket
ağaçlar uyuyor daha

kalktım ki evet
ağaçlar uyuyor
nisan ölümleri umursamıyor
insanlar habersiz
ağaçlar uyuyor

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

İLGİLİ BAŞLIKLAR

YAZARLAR

Suha Çalkıvik

Seslendirme sanatçısı, öğretim görevlisi ve İTÜ Radyosu'nun Yayın Koordinatörü. Uzun yıllar TRT’de dublaj sanatçısı olarak çalışan Çalkıvik, NTV haber kanalının kuruluşundan itibaren tanıtımlarını seslendirdi. 1992'den beri İTÜ’de öğretim görevlisi olarak çalışıyor; #tarih dergisinin Türkçe köşesini yazıyor.

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

İLGİLİ OKUMALAR

Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

11 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

04 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

‘Gibi gibi gibiyim’: Şarkılarla, şiirlerle 'gibi' edatı üzerine

“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.

Suha Çalkıvik

·

28 Haz 2026

‘Gibi gibi gibiyim’: Şarkılarla, şiirlerle 'gibi' edatı üzerine
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

27 Haz 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

20 Haz 2026

10 maddede bu hafta