Silah yarışında hipersonik dönem

ABD’nin 21 Ekim’de Alaska’da bulunan Pacific Spaceport Complex uzay üssünde yaptığı hipersonik füze testi başarısızlıkla sonuçlandı. Pentagon’un kısa bir metinle duyurduğu bu haberin ardında giderek ivme kazanan bir silahlanma yarışı var.
OnYirmiOtuz’un ikinci sayısında Çin’de yaşanan ve dünyanın önemli bir kısmını da etkilemesi beklenen küresel enerji krizinden bahsetmiştim. Yazının sonunda, büyükşehirlerine, fabrikalarına elektrik yetiştiremeyen Çin’in hipersonik füze denemesi yapmaktan geri kalmadığını eklemiştim.
Çin ve ABD arasındaki gerginliği BM Genel Sekreteri Antonio Guterres "Büyük Yarılma” diye tanımlıyor. Doğrusu artık gına getiren “Yeni Soğuk Savaş” tabirinden daha yaratıcı. Bu dönemin ileride hangi isimle anılacağını şimdiden tahmin etmek güç. Ancak isim verilmesi gereken bir dönemin başlangıcında gibiyiz.
Soğuk Savaş’ın askeri cephesinin en önemli tartışma konusu nükleer silahlardı. Silahlanma yarışı sonucunda iki süper gücün doğrudan sıcak çatışma durumunda birbirlerini karşılıklı imha edecekleri ortaya çıktı. Savaşın soğuk kalmasını da bu “dehşet dengesi” diye anılan hassas nükleer dengeye borçluyuz.
Hipersonik füzeler, bu dengeyi altüst etme potansiyeli taşıyor. Hipersonik, ses hızından en az 5 kat daha hızlı seyreden füzelere verilen isim. Eski usul balistik füzeler önce uzaya fırlatılıyor, hedefine oradan varıyor. Yörüngesi mancınığı andırıyor. Hipersonik füzelerse düşük irtifada seyrettikleri yetmezmiş gibi hava savunma sistemlerinden kaçacak ve hedefi vuracak manevra kabiliyetine de sahip. Yani saatte en az 6200 km hızla, alçaktan uçan ve kıvrak, dolayısıyla radarla tespiti çok zor yeni nesil bir füzeyle karşı karşıyayız.
İşte bu füzeler, nükleer başlık taşıyabiliyorlar. ABD’nin radar sisteminin de, emir-komuta yapısının da bu füzelere hazırlıksız yakalandığı haberleri çıkmaya başladı. ABD Başkanı Joe Biden, muhabirlerin sorusu üzerine Çin’in hipersonik füzelerinden kaygılı olduğunu açıkladı. Amerikan testinin başarısız olduğu haberiyse bundan bir gün sonra geldi. Kaygı muhakkak derinleşmiştir.
Rusya, Çin ve ABD’nin hipersonik füze programları olduğu biliniyor. Ancak bu üçlü uzun süre yalnız kalacağa benzemiyor. Avustralya, Japonya, Hindistan, Fransa ve Almanya da bu teknoloji üzerine çalışıyor. Kuzey Kore geçen ay başarılı bir test yaptığını ileri sürdü ancak bu gelişme henüz teyit edilmiş değil. Ama kambersiz düğün olmaz tabii.
Rusya, füze testlerinin başarılı geçtiğini açıkladı. Çin ise Biden’ı kaygılandıran füze testi iddiasını yalanladı, bir uzay aracını denediğini söyleyerek kafaları iyice karıştırdı.
Rusya ve Çin, ABD’nin hava savunma sistemlerinin giderek gelişmesi sebebiyle balistik füzelerin yetersiz kalmasından çekiniyor. Cephanenizdeki nükleer silahları hedefe gönderecek kapasiteniz kalmazsa, caydırıcılık da dehşet dengesi de ortadan kalkıyor. En azından Rusya ve Çin’in gerekçesi bu. Ayrıca ABD’nin kendilerinden önce bu füzelere kavuşup nükleer cephanelerini imha etmesinden çekindikleri de biliniyor.
Çin’in ABD’yi kendi bölgesinden uzaklaştırmak istediği açık. Çin ve Rusya bu hafta düzenledikleri ortak deniz tatbikatında, Japon adalarını ayıran boğazlardaki uluslararası sulardan geçerek gözdağı vermekten çekinmedi. Avustralya’dan so,nra Japonya da ABD kampındaki yerini sağlamlaştıracağa benziyor. ABD hava savunma sistemini aşan füzelere sahip bir Çin’in, Tayvan’a yapacağı bir askeri müdahalede eli güçlenmiş oluyor.
Nükleer başlık kullanmadığı zaman da yüksek hızı sebebiyle büyük tahrip gücüne sahip bu füzeler bir süre gündemi belirleyeceğe benziyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
BÜLTEN SAYISI
Bu sayıda Roma Cumhuriyeti'nin yıkışının bugüne dair düşündürdüklerini, salgına çare olabilecek yeni ilacı, hipersonik füzeleri ve aşina olduğumuz Latince terimleri ele aldık.
30 Eki 2021

YAZARLAR

Özgür Mumcu
Yeni Haller Podcast & OnYirmiOtuz
İLGİLİ OKUMALAR


