Sivil Toplum Kuruluşlarını Vergilendirme Sorunsalı

Türkiye Üçüncü Sektör Vakfı’nın (TÜSEV) ‘’Sivil Toplum için Elverişli Ortam İzleme Matrisi, Türkiye Raporu 2020-2021’’ geçtiğimiz günlerde yayımlandı. Raporda, sivil toplum kuruluşlarının yaşadığı örgütlenme ve ifade özgürlüğü ihlâllerinden, denetimlere ve finansal yapılarına kadar birçok konuda ayrıntılı saha çalışmaları ve analizler yer almaktadır.[6]
Rapora göre, Türkiye'deki sivil toplum kuruluşlarının (dernek ve vakıfların) durumları incelendiğinde, bunların sadece %28,9'u finansal bakımdan 'görece iyi durumda', %51,8'i 'zayıf' ve %19,3'ü ise 'çok zayıf' olarak değerlendirilmektedir. Bu verilere göre, Türkiye'deki sivil toplum kuruluşlarının %71.1’inin sürdürülebilirliği tehlike altındadır. Ayrıca, Rapor’a göre finansal durumu 'görece iyi durumda' olan sivil toplum kuruluşların önemli bir kısmı yurtdışından hibe ve malî destek alan kuruluşlardır.[7] Bu kesim içinde, 7262 sayılı Kanunla düzenlenmiş olan ve sık denetlenen kuruluşlar ile örgütlenme ve ifade hürriyeti ihlalleri yaşayan sivil toplum kuruluşları da yer almaktadır.[8]
Buradan hareketle, bireysel ve kurumsal bağışlar, hibeler ve kendi iktisadî işletmeleri aracılığıyla kâr amacı gütmeksizin gelir elde ederek finansal sürdürülebilirliklerini sağlamaya çalışan sivil toplum kuruluşlarının az bilinen vergilendirme sorunu ciddi şekilde tartışmaya açılmalıdır. Sivil toplum kuruluşlarının üzerindeki baskı, sadece örgütlenme ve ifade özgürlüğüne müdahale veya malî-idarî denetimlerle sınırlı değildir. Türkiye'deki sivil toplum kuruluşları, demokratik bir toplumda finansal olarak sürdürülebilirliklerinin devlet tarafından teşvik edilmesi beklenen kuruluşlar olmalarına rağmen, maalesef kâr amacı güden şirketlerle aynı vergilendirme kurallarına tâbidirler.
Hükümet yanlısı şirketlere neredeyse her yıl, vatandaşlara ise birkaç yılda bir düzenli olarak vergi affı sağlanmasının yarattığı adaletsizliğe ek olarak, kâr amacı gütmeksizin genel yararı önceleyerek çalışan sivil toplum kuruluşlarına uygulanan bu amansız vergilendirme politikası da son derece adaletsizdir.
Kurumlar vergisi ve aldıkları hibe ve bağışlar için getirilen vergi muafiyetleri dışında, sivil toplum kuruluşları özel şirketlerle neredeyse tamamen aynı şekilde KDV ve stopaj ödemek durumundadırlar. Bu kuruluşların herhangi bir vergi muafiyeti ya da teşvikten faydalanmasının yegâne yolu ise Cumhurbaşkanı tarafından verilen ‘’Kamu Yararına Çalışan Dernek’’ veya ‘’Vergi Muafiyeti Tanınan Vakıf’’ statülerinden birine sahip olmaktır. Çok az sayıda dernek (361) ve vakfın (323) bu statülere sahip olduğu bilinmektedir ve bunların dağılımı incelendiğinde sağlık ve eğitim alanlarında çalışanların doğal olarak çoğunluğu oluşturduğu anlaşılmaktadır.[9] Ayrıca bu statülerin verildiği kuruluşların belirlenmesinde hükûmetin politik tercihlerinin de etkili olduğu yaygın bir kanaattir. İlginçtir ki, özellikle son yıllarda iktidar çevrelerinde ve bürokraside kayırmacılık, yolsuzluk ve istismar gibi olaylarda adı geçen tüm dernek ve vakıflar bu statülerden en az birine sahiptir. [10] Benzer olarak, yine iş insanlarının oluşturduğu birçok dernek ve vakıfa da, görünüşe göre ticareti ve girişimciliği desteklemek amacıyla, bu statüler verilmiştir. Buna karşılık, tahmin edilebileceği gibi, insan hakları, hukukun üstünlüğü ve demokrasi gibi alanlarda çalışan hiçbir dernek ya da vakıf bu statülere sahip değildir ve yakın bir zamanda olmaları da muhtemel görünmemektedir.
Bu yazıda durumlarına değinmek istediğimiz sivil toplum kuruluşları kendi ülkelerinde ya da bölgelerinde projeler gerçekleştirmek için yurtdışından aldıkları hibe ve bağışları insan hakları, demokrasi, çevrenin korunması, mülteciler ile dayanışma gibi alanlarda toplumsal faydayı önceleyen amaçlarla kullanmaktadırlar. Bu projelerde öngörülen tüm etkinlikler detaylı fayda-maliyet analizleri yapılarak ve sonuçları ölçülebilir ve ispatlanabilir şekilde planlanmaktadır. Ayrıca, hibe kuruluşlarına sunulan bütçelerin şahsî, abartılı ve gerçekçi olmayan amaçlarla kullanılmaması için uyulması gereken kural setleri bulunmaktadır.
Özellikle Avrupa Birliği gibi kurumlar üzerinden gelen hibeler o ülkelerde yaşayan vergi mükelleflerinin paraları olduğundan, demokratik rejime sahip olan bu ülkelerde hesap verilebilirlik ve şeffaflık en öncelikli konulardır. Ancak titizlikle hazırlanmış bütçeler ve toplumsal faydayı önceleyen etkinlikler dikkate alınarak sağlanan bu hibeler Türkiye’de kâr amacı güden şirketlerin gelirleri ile bir tutulmaktadır ve onlarla aynı şekilde vergilendirilmektedir. Bu vergiler arasında sivil toplum kuruluşu çalışanlarının maaşları üzerinden ödenen vergiler, sosyal güvenlik kurumu vergisi, damga vergisi, alışverişler için KDV, ÖTV, kira ve telif ödemeleri kaynaklı stopaj vergileri bulunmaktadır. Bu vergilerin büyüklüğü ve çeşitliliği de göstermektedir ki başka ülke ve uluslararası kuruluşların toplumsal fayda amacıyla verdikleri hibeler Türkiye’de devletin gelir kaynaklarından biri olarak görülmektedir.
Sivil toplum kuruluşların üzerindeki görünür tüm baskı ve engellemelerin yanı sıra, kapasitesi ve etkisi yüksek kuruluşlar üzerinde dolaylı bir baskı aracı olarak kullanılan bu vergilendirme politikalarında yeni düzenlemeler yapılması gereklidir. Her ne kadar mevcut iktidarın bu konuda aksi yönde düzenlemeler yapması daha kuvvetli ihtimal olsa da, biz yine de söz konusu Rapor’da yer alan pozitif reform önerilerini kayda geçirmek istiyoruz:
“STK'ları ilgilendiren tüm vergi mevzuatı bütüncül bir bakış açısıyla gözden geçirilerek, STK'ların mali sürdürülebilirliklerini destekleyecek şekilde teşvik edici düzenlemeler yapılmalıdır. Vakıf ve derneklerin amaçları doğrultusunda kurdukları iktisadi işletmeler, kurumlar vergisinden muaf olmalıdır. Kâr eden iktisadi işletmeler tarafından, kurumlar vergisi ödendikten sonra kalan kârdan dernek veya vakfa yapılan aktarmalar kâr dağıtımı sayılmamalı, gelir vergisi stopajına tabi tutulmamalıdır.
STK'ların iktisadi işletmeleri, kâr amacı güdüp gütmemelerine göre değil, faaliyet konularının amaçlarına uygun olup olmadığına göre değerlendirilmelidir. STK'ların amacına yönelik ekonomik faaliyetleri ticari faaliyet sayılmamalıdır. Ayrıca, vakıf ve derneklerin yılda bir kereden fazla düzenledikleri kermes, yemek, balo, gezi, konser gibi gelir getirici faaliyetleri, belirli koşulları karşılamaları halinde iktisadî işletme kurulmasını gerektirecek iktisadî bir faaliyet sayılmamalıdır.
STK'ların pasif yatırımlarında ortaya çıkan vergiler kaldırılmalıdır. STK'lar merkez olarak kiraladıkları adresler için ödemekle yükümlü oldukları kira stopajından veya katma değer vergisinden; taraf oldukları sözleşmelerdeki damga vergisinden, KDV, emlak vergisi, çevre temizlik vergisi, motorlu taşıtlar vergisi ve özel tüketim vergileri ile kuruluş ve sonrası noter harçlarından muaf tutulmalıdır.”[11]
[1] Ömer Faruk Gergerlioğlu [GK], B. No: 2019/10634, 1/7/2021, § 79-103, şuradan erişilebilir:https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/BB/2019/10634
2 Ömer Faruk Gergerlioğlu, § 103.
3 Kavala/Türkiye, no. 28749/18, 10.12.2019, şuradan erişilebilir: https://hudoc.echr.coe.int/eng?i=001-199515
4 Kavala/Türkiye, [BD], no. 28749/18, 11.07.2022, şuradan erişilebilir: https://hudoc.echr.coe.int/eng?i=001-218516
5 Mustafa Ali Balbay, B. No: 2012/1272, 4/12/2013; Mehmet Haberal, B. No: 2012/849, 4/12/2013; Gülser Yıldırım, B. No: 2013/9894, 2/1/2014; Kemal Aktaş ve Selma Irmak, B. No: 2014/85, 3/1/2014; Faysal Sarıyıldız, B. No: 2014/9, 3/1/2014; Ayhan Bilgen [GK], B. No: 2017/5974, 21/12/2017; Kadri Enis Berberoğlu (2) [GK], B. No: 2018/30030, 17/9/2020; Figen Yüksekdağ Şenoğlu ve diğerleri, B. No: 2016/39759, 30/3/2022; Leyla Güven [GK], B. No: 2018/26689, 7/4/2022;
6 https://www.tusev.org.tr/tr/haberler/sivil-toplum-icin-elverisli-ortam-izleme-matrisi-turkiye-raporu-yayimlandi
7https://portal.tusev.org.tr/media/public/YasalCalismalar/MM20202021TurkiyeRaporu06122023.pdf
8 https://oad.org.tr/yayinlar/ozgurlukgundemi/ozgurluk-gundemi-sayi-5273/
9 https://www.siviltoplum.gov.tr/kamu-yararina-calisan-dernekler
10 https://www.gib.gov.tr/yardim-ve-kaynaklar/yararli-bilgiler/vergi-muafiyeti-taninan-vakiflarin-listesi
11https://portal.tusev.org.tr/media/public/YasalCalismalar/MM20202021TurkiyeRaporu06122023.pdf
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Can Atalay’ın Tahliye Edilmemesi Temel Hak İhlâlidir, Tanju Özcan CHP’de İsyan Bayrağını Açtı, Sivil Toplum Kuruluşlarını Vergilendirme Sorunsalı
17 Tem 2023

YAZARLAR

İsrafil Özkan
Özgürlük Araştırmaları Derneği’nin Direktörü, Devletin Alkol Politikalarını İzleme Platformu ve Turkish Vapers’ Alliance’n kurucusudur. Sivil toplum kuruluşları için stratejik planlama, dijital kampanyacılık, proje hazırlama ve değerlendirme konularında deneyim sahibidir. Hayat tarzı kısıtlamaları ve zarar azaltma politikalarını inceler ve özgürlükçü perspektiften kamu politikaları oluşturulması için savunuculuk yapar.

Özgürlük Gündemi
Özgürlük Araştırmaları Derneği'nin hazırladığı Özgürlük Gündemi, Türkiye’nin hukuk devleti, ekonomi, siyaset ve sivil toplum gündemine ilişkin vakıaların değerlendirildiği, iki haftada bir pazartesi günü yayımlanıyor.
İLGİLİ OKUMALAR



