Solastalgia ve Ekolojik Yas

İklim krizi ve onun olumsuz etkileriyle birlikte hava, doğa, anılarımız ve daha pek çok şey değişiyor. Bazı insanlar evlerinden oluyor; yangın, sel gibi felaketler nedeniyle canlar yitiyor. Peki bu kayıp hissinin karşılığı var mı?
Solastalgia ve Ekolojik Yas

Son dokuz senedir her yaz Marmaris’e bağlı küçük bir koy olan Bördübet’e gidiyoruz. 

Hatta bana soracak olursanız orası “bizim yazlık evimiz”. Orman, deniz ve doğayla iç içe geçen birkaç gün bile, yılın geri kalanında ne zaman içim daralsa hatırlayıp yüzüme gülümseme kondurmaya yetiyor. 

Ancak Bördübet’te çıkan yangınları duydukça yüreğim ağzıma geliyor. İçimi korkunç bir ürperti kaplıyor. Yanan ağaçlara, hayvanlara, böceklere kısacası bütün bir ekosisteme dair acıya, geçmiş ve gelecek anılar da ekleniyor. Bu duygunun ya da halin ne olduğunu anlamaya çalışırken çıktı karşıma solastalgia ve ekolojik keder terimleri. 

Solastalgia

Solastalgia kelimesinin nereden geldiğini araştırırken, 2007 tarihli, Gleen Albrecht’in yazdığı “Solastalgia: The Distress Caused by Environmental Change” adlı makaleye kadar uzandım. Kendisi The University of Newcastle’da felsefe profesörü. Ve Solastalgia’yı anlatırken “kişinin sevdiği bir yerin; fiziksel bir saldırı altında olması, kimlik bağlamında bir yere ait olma hissinin oranın yaşadığı dönüşüm nedeniyle tehdit altında olması ve bunun yarattığı psikolojik sıkıntıdan bahsediyor. “Kişi o güvende olma ve rahatlık hissinin devam etmesini arzularken, bir yandan da ‘ev’ dediği yerin kendisi hala evdeyken bir özleme dönüşme” biçimi olarak tanımlıyor. . Yani geçmişe dönüp ‘hey gidi günler’ şeklinde bir özlemden farklı olarak şimdiki anın kaybına duyulan acıyı barındırıyor bu kelime. 

Kendisinin TEDxSidney'de yaptığı "Environment Change, Distress & Human Emotions Solastalgia" başlıklı konuşmasının linkini de aşağıya koyuyorum. Vaktiniz olursa, açar izlersiniz. 

Sizi bilemiyorum elbette ama bana acayip romantik geldi bu tanımlama. Bir yandan da özellikle yaşadığımız dönemi düşündüğümüzde, taşları yerine oturtan bir bakış açısı. Yine de eksik kalan bir şeyler var gibi hissetmeye devam edince biraz daha araştırdım ve bu kez karşıma “ekolojik keder/yas” terimi çıktı. 

Ekolojik Yas

İlk etapta birbirlerine yakınsayan terimler gibi dursalar da aslında başka yerlere dokunuyorlar.  American Psychological Association yası kısaca “sevilen birinin kaybından sonraki dönem” şeklinde tanımlıyor. 2021 yılında Environmental Research and Public Health dergisinde yayınlanan “Ecological Grief as a Response to Environmental Change: A Mental Health Risk or Functional Response?” adlı makalede Ekolojik Yas; “çevrede meydana gelen ani ya da kronik değişim nedeniyle türlerin, ekosistemlerin ve doğal güzelliklerin kaybı dahil olmak üzere, gerçekleşmiş ya da gerçekleşmesi beklenen kayıplara ilişkin yas” şeklinde tanımlanıyor. Yani aslında insan ve diğer diğer canlıların, hayvanların otlama alanlarının yok olması, insanların yaşam biçimlerinin değişmesi, içinde yaşanılan doğa ile kurulan ilişki gibi maddi olmayan kayıpları tanımlamak için de kullanılıyor. 

Resim: Perrin Ireland http://www.experrinment.com/

Cunsolo ve Ellis’in Nature Climate Change dergisinde yayınlanan makalesinde ekolojik yası üç ana başlık altında topluyor. Bunlardan birincisi; Fiziksel ekolojik kayıplarla ilgili yas. Burada kastedilen bir doğal afet ya da orman yangını sonrasında o bölgedeki türlerin, ekosistem, doğanın kaybına ilişkin yas. Bu yas sadece yaşanan ani değişimlerle sınırlı değil. Aynı zamanda süreç içinde gelişen değişimleri de kapsıyor. 

İkinci tür olarak tanımlanan ise; Yaşanılan ortama dair bilginin kaybına ilişkin yas. İklim krizi nedeniyle mevsimlerde ve hava koşullarındaki değişimlere bağlı olarak, nesiller boyu aktarılan bilgilerin ortadan kaybolmaya başlaması bu tür yasa örnek verilebilir. 

Sonuncu olarak tanımlanansa, Gelecekteki kayıplara dair yas.  Burada da kişinin gelecekte yaşanacak kayıp ve zararlara dair yaşadığı keder duygusu önplana çıkıyor. Bu kısım eko-kaygıyı da en çok tetikleyen yer olabilir. Çünkü eko-kaygının içinde de iklim krizi nedeniyle ilerleyen günlerde bizleri nelerin beklediğine ilişkin bir korku ve endişe hissi mevcut. 

Offf ya Merve içimiz karardı. Hani iyi olmak için rehber falan yazmıştın başta, huu huuu?” dediğinizi duyar gibiyim. 

Haklısınız. 

Okumaya devam. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

BÜLTEN SAYISI

Orman Yangınları, Kayıplar ve Psikolojimiz

Ya da "Bizim Büyük Çaresizliğimiz!"

28 Tem 2022

Orman Yangınları, Kayıplar ve Psikolojimiz

YAZARLAR

Merve Apaydın

https://aposto.com

İLGİLİ OKUMALAR