
Olan bitenin içinde sembolik anlamlar yakalamak, bunları birbirine bağlamak, anlamlardan hikayeler yaratmak insan beyninin sevdiği şeylerden. Olgular çorbasından anlamlı anlatılar damıtmak hemen herkesin farklı dozlarda da olsa günlük olarak yaptığı bir şey. İnsandan insana değişen ise yarattığı anlatılarda kullandığı malzemeler.
Kendimi bildim bileli dünyadaki bazı hadiseler zihnimde oluşan anlam ağlarında bazılarına göre daha büyük yer kaplıyor. Ay, mevsimler, bitkiler, kuşlar bunlardan bazıları. Tabiata dair olguları ortalama insandan daha yüksek çözünürlüklü deneyimlediğimi sanıyorum. Bu bülteni okuyan insanların da benzer hislerde olabileceğini zannediyorum. Bu bilgi ve kabullenme sayesinde kendime benzer insanları bulup, onlarla benzer anlatılar üzerinden yakınlık kurabiliyorum. Neticede 28 yılın deneyimiyle artık biliyorum ki, herhangi bir insanla sessiz bir gecede oturup Andromeda takım yıldızı ya da tabiatın döngülerinin sihri üzerine konuşma ihtimalim epey düşük. Aynı şekilde başka bir insanın benimle Orta Doğu politikası ya da dijital ekonomi bağlamında ortak bir anlatıda buluşması da bir o kadar uzak bir ihtimal. Bir şekilde herkesin kendine has zihinsel yatkınlıkları var. Ve inanıyorum ki bunların üstüne gitmek, bunları büyütmek önemli. Zira yapbozun o parçasıyız.
Bu giriş, incelikli bir yerden ele almak istediğim ekinoks hadisesine karşı olan hassas tutumumun bir ön açıklamasıydı.
Şimdi gelelim bu özel günde neler olduğunu incelemeye. Öncelikle bugün yılın ikinci ekinoksu. İlki her yıl olduğu gibi 21 Mart'ta gerçekleşmişti. Bu iki günün ortak özelliği gün ve gece sürelerinin tüm dünyada eşit olduğu yegane iki gün olması. Bir diğer deyişle, dünya için ışık ve karanlık parametrelerinde tam bir denge anı... Yılın geri kalanında birinden birine bir akış söz konusuyken bu iki gün, o akış anlık olarak dengeye geliyor. Sonrasında, bir sonraki ekinoksa kadar artış ve azalışa, yani akışlarına devam ediyorlar. Buradaki gece ve gündüzün dinamiğini bir sarkaçın hareketine benzetirsek, sarkacın yere dik olduğu anlar ekinokslar, sarkacın sağ ve solda hızının sıfırlandığı ve yön değiştirdiği yerler ise gün dönümleri olurdu.
Sarkacın yere 90 derece olduğu an:
Belli bir yöne gitmeye hazır, saf simetri..
Öyle kalsın isteyeceğiniz mükemmel bir an..
Fotoğrafını çekseniz, hissiyatı durağan, ama aslında maksimum hareket enerjisiyle yüklü..
Denge anlarının doğasında bu var: Sanki hep oradaymışsınız gibi hissettiren bir denklik hali.. Bir an için zamanı büken ve genleştiren eşitlik durumu.. 'Oldum', 'olduk' ya da 'oldu' anı... İster slackline'da yürürken, ister içimize dönerken, ister karşılıklı gülerken böyle anları hepimiz yakalıyoruz. Sonra da usulca bırakıyoruz.
Denge durumu her branşın kendi semantiğine göre farklı şeyleri temsil etse de genellikle, stabil bir durumu değil, akış içindeki bir anı sembolize eder. Ekinoksları bir gün olarak isimlendirsek de, vuku bulan eşitlik sadece bir an için gerçekleşir. Sonrasında denge bozulur, karanlık ışığı ya da ışık karanlığı yutmaya devam eder.
Bir şekilde hayatlarımızda da sürekli dengeye getirmek istediğimiz şeylerin peşinden koşmamız, tam 'hah çok iyi oldu, çok da güzel oldu' dediğimiz yerde dengeleri bozan bir başka faktörün ortaya çıkması, kötü talihimizden değil dünyanın tasarımından ötürü. Işığın ve karanlığın dengelendiği gün sayısı 365'te iki. Dolayısıyla hayatı tamamen dengeye getirmek, varoluşun doğasına çok uygun bir hedef değil. Belli ki, ne bu dünya, ne de biz denge halinde uzun süre kalmak için tasarlanmamışız.
Sonbaharda tabiattan, özellikle de ağaçlardan öğrenilecek bir şey daha var; bir dönem hayat bulduğumuz ama artık işe yaramayan parçaları zarifçe bırakmak. Yaprak dökmek bitkiler için dramatik değil, gerekli bir olgu. Bizler için de. Bunu ister kullanmadığınız eşyaları vermek, evi fazlalıklardan arındırmak olarak düşünün, ister zihin ve kalbinizi artık size iyi gelmeyen ve kalabalık yapan şeylerden temizlemek olarak... Sonbahar biraz bununla ilgili.
Ben ekinoksları kendime tüm bu denge hadisesini hatırlatmak için kullanmayı seviyorum, umarım sizin anlam haritalarınızda da bir yerlere az çok oturur.
Bu sembolik kurcalamaları bir kenara bırakırsak, bugün sonbahar resmi olarak geldi. Bitkiler yavaş yavaş uyku moduna geçmeye, göç edecek kuşlar vücutlarında yağ depolamaya, atlar tüylerini kalınlaştırmaya, böcekler evlerine besin depolamaya başladılar. Tüm bu olanlar, canlıların biyolojik saatleri ve gün ışığı hassasiyeti ile tetikleniyor. Genelde sanılanın aksine ağaçlar yapraklarını soğuk havadan ötürü değil, yapraklarına düşen ışık süresinin azalmasından ötürü dökmeye başlıyorlar. Işığın değişimi doğada bunca şeyi tetikliyorken inanın bana bizlerde de çok fazla değişimi başlatıyor. Biraz kendimize dönmek ve bunları farketmek, yeni sezona hazırlanmak açısından kıymetli olabilir.
Bu dönemde balkonda bahçede yapılabileceklerden biraz dem vurmak gerekirse, bahar aylarından sonra bahçede en aktif olabileceğiniz diğer bir zamana girmiş bulunuyoruz. Sonbahar da bahar kadar üretken, hele de Türkiye ikliminde. Yapılabileceklere dair ufak fikirleri aşağıya bırakıyorum:
-Bakla çok hızlı çimlenen, kolay büyüyen aynı zamanda da çok şık bir bitki, balkonda ya da bahçede deneyebilirsiniz. Toprağı azot bakımından zenginleştirmesi de cabası.
-Bahara hazırlık için çiçek soğanları ekebilirsiniz. Kış boyunca kök sistemlerini yavaş ama emin adımlarla oturtmaları için onları sonbaharda ekmek önemli. Sarımsak ve soğan da 'soğanlı' bitkiler olduklarından onlar için de doğru zaman.
-Pancar, turp, pazı ve ıspanağı tohumdan çimlendiremeye başlayabilirsiniz.
-Yazlık bitkilerinizin tohumlarını alıp önümüzdeki yaza saklamak için de güzel bir zaman.
-Aromatik bitkilerden ve çamlardan tütsüler hazırlayabilirsiniz. Ne de olsa bitki tütsüleri yakmak ekinokslarda yapılan eski bir Pagan ritüeli. Sonbaharın enerjileriyle senkronize olmak için güzel bir pratik.
Paganların Mabon adını verdikleri bir hasat festivali olarak kutlanan bugün, onlar için 'herkes ektiğini biçer' gibi hem gerçekçi hem sembolik bir anlam taşıyordu. Mevsim geçişleri, özellikle de ekinokslar, geçmiş döngüyü değerlendirmek ve yenisine niyetler koymak için de güzel zamanlar.
Zihinsel dengeye iyi geldiğini düşündüğüm yeni uğraşımı ilhamına katık yapıp, görmediğimiz bağlantıları görünür kılan kapak sanatçımız Melisa Özdilek'e sonsuz teşekkürler!
🌑 🌓 🌞 🤹🏻♀️ 🌗 🌕
Sonbaharın ilerleyen günlerinde görüşmek üzere!
P.S. Bazen mobil görünümde görseller tam gözükmeyebiliyor. Daha bütünlüklü bir okuma deneyimi için mailin üst kısmındaki 'Tarayıcıdan oku' seçeneğini kullanabilir ya da telefonunuzu yatay konuma getirebilirsiniz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Bengisu Ecem Yıldız
Permakültür Tasarımcısı

Bitkiler Eşrafından Dedikodular
Kimler çiçek açtı? Kimler tohuma kaçtı? Bu ay neleri ekmeli? Kimleri kimlerle dikmeli? Bitkiler dünyasından en güncel havadisler ve sezona uygun ekim-dikim önerileri her ayın ilk haftası e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR




