Sorular, sorular, sorular

Ortaokulda ailemin yaratıcı özgürlüğüme saygı duymak için her duvarını farklı renge boyatmama izin verdikleri odamda, geçtiğimiz Mayıs ayı pembe, cart yeşil ve sarı renkleri içinde pijamamla Zoom üzerinden mezun oldum. Birkaç hafta sonra ince bir FedEx zarfında elime bir paket ulaştı. Heyecan! Ne bu? Bir baktım diplomam. Ucu da bükük. İronik hayat metaforları bırakın peşimi! Üniversite gazetem için büyük sınıfların mezuniyetlerine giderek resim çeke çeke, hayata atılacak son sınıflarla konuşa konuşa gaza gelmiştim. Ben nasıl o sahnede yürüyecektim? Topuklu mu giyecektim? ‘Sanmıyorum, düşerim ay zaten çok uzunum…’ Diplomamı elime alınca ne hissedecektim? Ve inanır mısınız, o paketi açtığımda hiçbir şey hissetmedim. Yani elimde bir adet Selpak olsa aynı şekilde hissederdim.
Bu hissizliğin büyük bir kısmı tabii ki pandemi yüzünden iptal edilen mezuniyetlerimiz ve belki yakın gelecek planlarımız. Ama bir yandan da diplomam ile ne yapacağım, ne okudum ben diye diye düşüncelere dalıyorum — evet hala. Gazetecilik ve politikamtrak çift ana dalımı sorguladığım bir haftayı daha geride bırakıyoruz. Bu hafta bu sorgulama başka haftalara kıyasla daha güçlü. Politik düşüncelerimin çoğunu kendime ve bazen yemek masalarında tutkulu tartışmalara saklamaya çok alışmışım. İnternette paylaşmam, Instagram üzerinden konuşmam ve takside, otobüste, metroda alakasız biri politika konuşmak isterse sadece dinlerim. 2013’te Gezi ile ilgili Facebook’a kısa bir yazı yazdıktan sonra içime bir korku düşmüştü. Ve bu korkular tabii ki gerçek, temelsiz değil. Ama o sınır nerede? Düşüncelerimizi nasıl ifade edebiliriz? Farklı fikirler art niyete bağlanmadan korkusuzca nasıl paylaşılabilir? Kutuplaşmadan birbirimizi nasıl dinleyebilir ve birbirimize saygı duyabiliriz? Kendi düşüncelerimin beni dikte etmesine izin vermeden nasıl nötr bir şekilde yazabilirim? Ne kadar nötr olmalıyım? Ne kadar karşı tarafı anlamalı, ne kadar ‘şeytanın avukatlığını’ yapmalıyım? Çok dürüst konuşursam yarardan çok zarar mı veririm? Bu sorulara cevabım maalesef yok. Zaten bu yüzden buradayız. Bilge bir kişi varsa, mailbox’uma gelsin lütfen. Bu bülteni yazarken de bu yüzden zorlanıyorum. Ne kadar paylaşmam gerektiğini kestiremiyorum. Ama deneye deneye anlayacağım o tatlı dengeyi. Umarım.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
NEREDE YAYIMLANDI?
Diplomam, eğitim ve bakışlar. 20'liğin haftalık bülteni hazır!
04 Şub 2021

YAZARLAR

Yasmin Güleç
Anthony Bourdain'in #1 numaralı hayranı olmak dışında zamanımı genelde yazarak, yürüyerek, kahve içerek ve derin politik tartışmalara girerek harcıyorum.

20'lik
20’lik, kafada oluşan saçma soruların, açılmayı bekleyen ve bazen suratımıza çarpılan kapıların, gündem ile üzerimize çökebilecek fenalığın paylaşıldığı bir bülten.
İLGİLİ OKUMALAR



