
1- Öncelikle sizi kısaca tanımak isteriz. Tuğçe Akbulut kimdir, neler yapmaktadır?
Aslen bir sahne tasarımcısı ve sanat yönetmeniyim. Güzel sanatlar lisesi, üstüne Mimar Sinan sahne tasarımı ve aynı bölümde yüksek lisans yaparak yıllarca sanat ve tasarımın kesiştiği bir alanda eğitim gördüm. Üniversitenin ilk yılı itibariyle de film endüstrisinde önce asistan sonra da sanat yönetmeni olarak yaklaşık 10 yıl kadar çalıştım. Halen sevilerek izlenen komedi programlarının sanat yönetmenliğini, klip ve reklamların set tasarımcılığını üstlendim. Hararetli ve heyecanlı yıllardı diyebilirim:)
Çocukluğumda Antalya’ya turneye gelen BKM yapımı Otogargara müzikali hayatımın en unutulmaz çocukluk anılarından biriyken, 18 yaşında İstanbul’a okumaya gelmiş heyecanlı bir öğrenci olarak o hayranlık duyduğum yerde, o kişilerle çalışmaya başlamıştım. O noktadan sonra kendimi film endüstrisinin reklam, klip, film, TV show gibi hemen her köşesinde bir şeyler üretirken buldum.
Çalışmayı, üretmeyi hep çok sevdim. Fakat çalışkanlığın değil, müthiş bir tutkuyla meraklandığım konuların peşine düşüşüm, keşfetmeye ve öğrenmeye karşı olan şevkim sanırım en değişmeyen yönüm. Beni işler, topluluklar, meseleler ve hatta ülkeler arası bambaşka hikayelere savuruyor. Kendimi sürekli farklı sularda yüzmeyi yeni baştan öğrenirken buluyorum. Bu birbirinden ayrı disiplinler, profesyonellikler arasındaki yolculuğum, meseleler, kişiler ve fikirler arasında farklı bağlar kurmamı sağlıyor.
Resim yapmayı, bilmediğim dillerde şarkılar dinlemeyi, analog fotoğraflar çekerek bir anı belleği yapmayı, çiçeklerimi, çikolata, kahve, güneşli hava ve seyahati çok seviyorum. Ama sanırım yeni yerler keşfetmeyi ve yeni fikirler geliştirmeyi hepsinden çok:)
2- Cross Change’in kuruluş hikayesini ve şu anda neler yaptığınızı da öğrenebilir miyiz?
Dediğim gibi aslen bir sanat yönetmeni ve sahne tasarımcısıyım. Uzun yıllar o alanda freelance çalıştıktan sonra yine aynı odaktan ilk işimi kurdum 2017’de. Ama ne iş kurmayı bilirim ne girişimciliği. Tabii ki yürümedi kapattım.
O sıralar yollarım bir sosyal inovasyon platformu ile kesişti ve beni Cross Change’e kadar getiren hikayem başladı. 1,5 yıl kadar kuluçka program koordinatörlüğü yaptım. İlk masa başı, maaşlı işimdi :) Şimdi hatırlıyorum da işteki ilk haftalarım tam bir sudan çıkmış balık hikayesiydi. Bu kısa süren deneyim beni etki odaklı tasarım düsturu ve girişimcilik ekosistemi ile tanıştırdığı için çok önemli bir yere sahip. Bu tanışıklık, yaratıcı profesyoneller ile iş dünyası arasında hizmet alımının ötesinde hem de etki niyetli bir kesişim alanı yaratılabilirse, müthiş değişim hikayelerinin gerçekleşebileceği fikrini ateşledi. Hatta Cross Change ismi de bir WayFinder etkinliğinde Indy Johar’ın sistemsel değişim için yaratıcı insanlarla iş birliği yapmanın önemini anlattığı esnada doğdu. Ve o günlerden beri kullandığım araçlar, üretimlerimin form ve çıktıları çeşitlilik gösterse de temelde iş, tasarım ve etki üçgeninde üretmeye devam ediyorum.
Cross Change’in ilk müşterisi İstanbul’daki Hollanda Konsolosluğu idi. O zamanlar başlayan ilişkiler bana yeni kapılar açtı, farklı insanlarla tanışmama, vizyonumu genişletmeme yardım etti. Ve 2 yılın sonunda Hollanda’ya taşınmaya karar verdim. Pandemi döneminde, her yer ve herkes kapanmışken yeni bir ülkeye taşınmanın aklınıza gelen tüm yan etkileriyle mücadele etmem gerekti. Şu an bir yılı devirmişken, Cross Change ancak kendi alanını yarattı, networkünü ufak ufak genişletiyor diyebilirim.
Şu an Cross Change bünyesinde etki, iş ve tasarım üçgeninde iletişim konseptleri, ilham & öğrenim programları ve yaratıcı deney ve araştırmalar tasarlıyoruz. Bakalım bu yolculuk Hollanda pazarıyla gün be gün kaynaştıkça neye dönüşecek, ben de meraktayım:)
3- Amsterdam’a taşınma ve orada iş kurma süreciniz nasıl gelişti? Yurtdışında kendi işini kurmak isteyenlere tavsiyeleriniz var mı?
Açıkçası bu süreç kişisel bir ajanda sebebiyle gelişti. Erkek arkadaşım bir Hollandalı. 2 yıllık uzak mesafe ilişkisinin sonunda beraber yaşamaya karar verdik ve İstanbul’daki evimi kapatıp buraya geldim. Tabii ki ilk işim, yemeyip içmeyip işimi kurmak, şirket açmak oldu. Her şey yerini buluyor, adım adım daha iyiye gidiyor ama şimdiki aklım olsa diye başlayan bir kaç öneri de kesinlikle paylaşmak isterim.
Öncelikle şimdiki aklım olsa hemen bir şirket açmazdım. Burada vergi sistemi o kadar katı, komplike ve Hollandaca ki :) yeni gelmiş bir göçmen olarak altından kalkmanız mümkün olmadığı için daha ilk günden bir danışman şirketle çalışmanız gerekiyor. Bunun bir mali ve efor yükü var. Buna hemen gerek yokmuş gerçekten.
Bir diğeri, Türkiye’deyken ya da her nerede isen başka bir ülkeyi ziyaret etmek, orada, oralı kişilerle ufak işbirlikleri yapmak, profesyonel bir networkün olduğu anlamına gelmiyor. Yaşamaya başlayınca gerçekten sıfırdan bir ağ kurman gerekiyor kendine. (Bunu pandemide deneyimleyen biri olarak aşırı kısıtlı şartlar beni epey yaratıcı yaptı diyebilirim.)
Kimi tanıdığın her yerde olduğu gibi burada da önemli. Bir kayırma olarak değil, ister istemez kurumlar ilk daha önce bildiği, tanıdığı kişi, kurumlarla çalışmaya daha meyilli oluyor. Dolayısıyla bir çevre edinmek benim gördüğüm en önemli meselelerden biri. Tabii belki de bu anlattıklarım dijital bir ürününe üyelik satmaya çalışan bir şirket için geçerli ve değerli olmayabilir. Ben daha ziyade kesişimlerden projeler geliştiren biriyim.
Ben henüz şahsıma yapılmış bir ırkçılığa, kültürel bir önyargıya, bariyere rastlamadım. O anlamda epey kucaklayıcı, kapsayıcı ve bol kültürlü bir ülke Hollanda. Bir de ekonominin stabil olduğu bir ülkede iş yapmak önünüzü daha rahat görmenizi, daha rahat hayal kurmanızı ve inisitayif almanızı sağlıyor. Özellikle Türkiye’nin çalkalanan ekonomisiyle mücadele etmek yerine kuluçka merkezleri, hızlandırma ve eşleştirme programlarından destek alarak yurtdışı odaklı adımlar atmalarını tavsiye ederim girişimlere. Yatırım fırsatları daha yaygın, Türkiye’de karşılığı henüz olmayan niş alanların bile bir destekleyici mekanizması olduğuna şahit oldum.
4- Beyin göçüyle gidenlerden misiniz? “Bir gün dönerim belki” diye hiç düşünüyor musunuz? Yurtdışında yaşamanın/çalışmanın avantaj ve dezavantajları neler size göre?
Benim göç sebebim epey keyfi. O yüzden hayallerimi gerçekleştirememe cenderesine düşmeden son çıkışı yakalamış gibi hissediyorum açıkçası. Bir gün “dönerim” diye de düşünmüyorum. Fakat Türkiye’ye hiç gitmediğim bir hayat da tahayyül etmiyorum kendim için. Yazları özellikle de ailem Antalya’da olduğu için dönüyorum. Ama bir proje için değilse çoğunlukla keyfi gidişler oluyor.
Avantajı da var pek tabii ki, dezavantajı da. Biraz hafif bir yakınma gibi gelecek ama ilk önce havadan bahsetmek istiyorum. Hollanda’da en zorlandığım şeylerin başında hava soğukluğu ve güneş eksikliği geliyor. Bütün ruh durumunuzu etkilediği gibi bu yaşa kadar geliştirdiğiniz sosyal alışkanlıklarınızın bir çoğunu burada gerçekleştiremiyor olmak epey farklı bir duygu. Kimseyi tanımamak ve yerel dili (Flemenkçe) konuşmamak hem sizi özgürleştiren bir avantaj hem de yolda bir kere bile bir tanıdıkla karşılaşmamak, müthiş de bir yalnızlık getiriyor. Yurtdışında yaşamayı her kim planlıyorsa, ilk 1-2 yılında yalnız hissedeceği bilgisine kendisini hazırlamalı bence. Bu tek başınalık işinizi de pek tabii etkiliyor. Bahsettiğim gibi kimsenin sizi bilmediği bir ülkede birilerinin sizden hizmet almak için ulaşması pek gerçekçi değil. Yepyeni bir efor gerektiriyor. Ben de açıkçası hala öğreniyorum.
Bunlar dışında genelde avantajları oldu benim için. Çalıştığım konular Türkiye’de zor anlaşılan, (nitelik değil nicelik sevdalısı bir kültürümüz olduğundan, şirketiniz çok büyük değilse) değeri bilinmeyen bir iş olduğu için burada kendimi ve hedeflerimi anlatırken çok rahat ettim. Yaratıcı endüstriler için müthiş bir maddi-manevi destek mekanizması var, bunu bilmek müthiş rahatlatıyor insanı.
O Türkiye’de zorluklarla mücadele ederken geliştirdiğimiz kaslar bence burada girişkenlik, hızlı iş bitirme gibi birer eşsiz değere dönüşüyor. Ekonomik, politik sakinlik, sistemin sizin için çalışması, insanların saygısı, heryerin yemyeşilliği, ulaşımın kolaylığı, neredeyse her şeyin sizin için düşünülmüş olması gibi bir çok kafada ve gönülde alan açan avantaj sayabilirim.
5- Dünyadaki gelişme ve yenilikleri nerelerden takip ediyorsunuz? İlham kaynaklarınız neler?
Başta bahsettiğim gibi çok fazla ilgi alanım olduğu için bir çok da kanal var takip ettiğim. Podcastler, trend raporları, teknoloji etkinlikleri, Avrupa Birliği fonları çerçevesinde gerçekleşen inovasyon etkinlikleri, Youtube kanalları, takip ettiğim bazı Instagram hesapları, kitaplar, tasarım dergileri ve abonesi olduğum bolca bülten, hepsinin bir harmanı kendiliğinden birbirini destekliyor.
Spesifik olarak isim vermek gerekirse The Future Labratory’nin trend raporları ve makalelerini pek keyifle takip ediyorum. Fast Company, Austin Kleon, Quartz, What Design Can Do, NOBL ve Courier bültenleri de mutlaka bir göz attığım bültenlerin başında geliyor.
6- Genç girişimcilere “mutlaka buna dikkat edin” dediğiniz bir tavsiyeniz var mı?
Sevdiğiniz ve heyecanlandığınız şeyi yaptığınızdan emin olun; çünkü en iyi işi de yapsanız mutlaka yolda bir sürü öngörülemeyen problem çıkacak. Bu problemlerle mücadele etme isteği ve gücü ancak sevdiğin şeyi yaptığında geliyor. Yoksa yatırımcılar bu alana yöneldi, market burada döndü diye yapılan işler ya başarısız ya ruhsuz oluyor. Zaten kuranlar da exit yapmak için gün sayıyor:)
Yardım ve fikir isteyin! Soru sorun! Bu benim bu sene öğrenmeye başladığım bir şey. Özellikle bir eğitim sürecinden geçmemiş bir girişimciyseniz, soru sormanın, yardım istemenin müthiş dönüştürücü gücüyle tanışmamış ve hatta öğrenmemiş oluyorsunuz. Her şeyi kendiniz çözmeniz gerekiyor gibi bir sanrı var, bu doğru değil! Başarılı girişimler de kendileri çözmüyor. Kalabalık danışma boardları, mentorları, güvendikleri arkadaşları var. Kendi kabuğunuza çekilmeyin.
Ve son olarak girişimci dediğin 7-24 çalışır gibi hype’lara kapılmayın. Çalışmak için yaşamıyoruz, yaşarken çalışıyoruz. Nasıl bir hayat yaşamak istiyorsanız onu mümkün kılacak bir iş rutini tasarlayın. Herkesin işletmesi büyümek zorunda değil, herkes bilinen yollardan gitmek zorunda değil. Kendi başarı tanımınızı kendiniz tasarlayın ve bu konuda kendinize dürüst olun.
7- Önümüzde yeni projeler var mı? Bundan sonra Cross Change’in ve sizin adınızı nerelerde duyacağız?
Şu an Cross Change bünyesinde etki, iş ve tasarım üçgeninde iletişim konseptleri, ilham & öğrenim programları ve yaratıcı deney ve araştırmalar tasarlıyoruz.
Mesela sosyal medyayı kamusal alanlarımızın tasarım kararlarını kollektif bir şekilde verebilmek için bir kitle iletişim aracı olarak kullanabilir miyiz diye sorduğumuz, bir yaratıcı araştırma olan, Mekansal Spekülasyonlar projemiz yeni bitti.
Geçtiğimiz ay Cross Change Curated isimli bir iki haftada bir yayınlanan bülten başlattım. Orada çeşitli konseptler altında dünyanın dört köşesinden etki odaklı tasarım çözümlerini kürate ediyor ve keşfettiğim bağlantılar hakkında yazıyorum. Bu yeni heyecanlarımdan biri. İş modeli olan, sistemsel değişim yaratma hedefiyle üreten tasarım çözümlerini bulup çıkartıp, yarattıkları etki ve sahip oldukları potansiyeli görünür kılmaya gayret ediyorum. Umarım gün geçtikçe büyür okuyucu kitlesi.
Önümüzdeki haftalarda da kendi ihtiyacımdan yola çıkıp kolları sıvadığım Conscious Design Calendar’ı (Bilinçli Tasarım Takvimi) yayına alacağız. Sosyal mecralar, bültenler, mailler arasında etki odaklı tasarım etkinliklerinin peşinde koşmaktan fenalık gelmişti. Ben de Avrupa’da bu odaktan organize edilen etkinlikleri tek bir platformda toplamaya karar verdim. Böylece benim gibii etki odaklı tasarım düşkünü herkes etkinlikleri tek bir platformdan takip edebilecek. Takipte kalınız:)
Bunların dışında tabii ki etki, iş ve tasarım üçgeninde etkinlikler, öğrenim, keşif ve ilham programları tasarlamak, kurumların projeleriyle tetikledikleri gerçek etkinin görünürlüğünü arttıracak iletişim konseptleri geliştirmek için de kolları sıvadık, yeni müşterilerimizle tanışmak için sabırsızlanıyoruz! Bu odaktan her türlü işbirliği, öneri ve buluşturmaya da keyifle açığız.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Thiscover Me
Girişimcilik ve yatırımcılık dünyası hakkında sizi bilgilendirir.
İLGİLİ OKUMALAR



