Sosyal adalet olmadan dönüşebilir miyiz?

Herkese merhaba. Döngüsel ekonominin son yıllarda küresel gündem içerisindeki yeri artmaya devam ediyor. Avrupa Yeşil Mutabakatı ile birleştirilip daha detaylı bir aksiyon planı haline gelen Avrupa Birliği Döngüsel Ekonomi Eylem Planı, özellikle 2022 ve 2023 yıllarında atılması planlanan adımlarla dikkat çekiyor. Mart 2022’de yenilenen Aksiyon Planı ile ilgili hazırladığımız yazıya buradan ulaşabilirsiniz.
Avrupa Birliği tarafından hazırlana bu eylem planı elbette sadece AB üye ülkelerini değil, AB ile herhangi bir şekilde ilişkisi olan neredeyse dünya üzerindeki tüm ülkeleri etkiliyor. Dolayısıyla döngüsel ekonomi ile ilgili gelişmeler de hızla artıyor. Atık oluşumunu azaltacak, malzeme kullanımını daha verimli hale getirecek, kaynakların değerinin korunmasını sağlayacak bu sayede su kaynaklarının ve biyolojik çeşitliliğin de korunmasına olanak tanıyacak bu aksiyon planı daha çok özel sektör ve ülke yönetimlerini ilgilendiren politikalar oluşturmayı hedefliyor. Peki bu çevresel etkiler düşünülerek oluşturulan politikaların sosyal alanlardaki etkileri neler, hiç düşündünüz mü?

Döngüsel ekonomi sosyal adaleti sağlayabilir mi?
Yukarıda bahsettiğimiz döngüsel ekonomi stratejileri sayesinde iklim krizi başta olmak üzere birçok çevresel sorunun çözümünde pozitif etki yakalamak mümkün olacak. Bu planlamalar başarılı olduğu taktirde ise sosyal adalet üzerinde de fazlasıyla olumlu etkilere sahip olacağını söylemek mümkün. Özellikle çalışanların ve toplumların refahını artırırken sağlık konularında da olumlu etkiye sahip olması beklenen döngüsel ekonomi dönüşümü için ne yapılması gerekiyor peki?
Her sene yayımladığı Circularity Gap Report’tan tanıdığımız Circle Economy bu konuda bazı endişeler sunuyor. Çevresel konuları merkezine alan yeni politika ve aksiyon planlarının sosyal adalet başta olmak üzere sosyal ve toplumsal konularda yetersiz etkiye sahip olacağına dair endişeler. Gelin bu endişelere birlikte bakalım;
- En temel endişe, gelişmiş ülkelerin bu alanda yapmış oldukları çalışmalar küresel ölçeğe odaklandığı için yerel sorunların göz ardı edilmesi olarak görünüyor. Bu da özellikle gelişmekte olan veya az gelişmiş ülkelerin yerel sorunlarının tamamen yok sayılması nedeniyle bu ülkelerde oluşan güvensizlik ortamının gelişmiş ülkelere doğru önemli bir göç dalgası başlatması olarak karşımıza çıkıyor.
- Diğer bir problem de Avrupa Yeşil Mutabakatında da görülen ticari süreçlerdeki sert standartlar. Bu standartlar yasal olmayan ticari süreçlerin artmasına neden olabilir. Bu sorun elbette dayanıksız ve güvenilir olmayan tedarik zincirlerinin oluşmasına neden olacaktır. Bu da kaynaklara erişimde her zamankinden çok daha fazla sorun yaşanmasına neden olabilir.
- Dikkat çeken bir diğer endişe ise özellikle yine gelişmekte olan veya az gelişmiş ülkelerde ortaya çıkabilecek güvensiz ve belirsiz ortam dolayısıyla etik değerleri kuvvetli olan tüketicilerin döngüsel ekonomiye dahil olamaması olarak karşımıza çıkıyor. Döngüsel Ekonomi 101 olarak bugüne kadar ki yazılarımızda her zaman bahsettiğimiz gibi, tüketicilerin dahil olmadığı bir ekonomi model elbette işe yaramayacaktır.
Sürdürülebilir bir dünyaya doğru adım atmak, döngüsel ekonomiye geçiş yapmak olduğu haliyle sosyal adalete sahip olamayacaktır. Uzun zamandır bizi takip eden okuyucularımızın da artık duymaktan sıkıldığı ama bizim söylemekten vazgeçmeyeceğimiz gibi; döngüsel ekonomi tam da bu yüzden sadece birkaç stratejiden ibaret bir sistem değil. Döngüsel ekonomi bir düşünce yapısı, bir iş yapış şeklidir. Bu nedenle döngüsel ekonomiyi sadece geri dönüşüm, sadece az kaynak kullanmak veya sadece ileri dönüşüm gibi stratejilerle bağdaştırmak yapılabilecek en önemli yanlıştır.
Klasik mesajımızı da verdikten sonra bu yukarıda paylaştığımız endişelerin önüne geçmek için ne yapılması gerektiğin tartışmaya geçebiliriz.
Sosyal adalete sahip çevre odaklı döngüsel politikalar için ne yapılması gerekiyor?
Yasalar ve politikalar temelde toplumsal ve ekonomik yapıları değiştirme gücüne sahip olduğu için kritik öneme sahiptir. Bu öneme elbette fazlasıyla geniş etki alanlarına sahip olmaları dolayısıyla sahip oluyorlar.
Buradan yola çıkarak sosyal etkinin de analiz edildiği politikalar ve stratejiler atılması gereken ilk adım olarak karşımıza çıkıyor. Sadece atıkları doğru yönetmekle, atık oluşumunu önlemekle insanların gıdaya erişimini sağlamak mümkün olmayacaktır örneğin. Bu nedenle çevresel etkileri düşündüğümüz kadar, bu stratejilerin sosyal alanlarda da ne gibi etkileri olacağını anlamamız lazım. Burada şu örnek de aslında anlatmak istediğimiz şeyi net bir şekilde ifade etmemizi sağlayabilir.

Kâğıt toplayıcılığı ülkemizin hemen her şehrinde sokaklarda görebileceğimiz bir “iş kolu”. Döngüsel ekonomiye geçiş sürecinde kağıt atıklar ile ilgili geliştirilecek bir stratejinin gerçekten de hayata geçirilmesi belki de kağıt toplayıcılığı yapan insanların hayatlarını kökten değiştirecek etkilere sahip olabilir, değil mi? Bu nedenle aslında çevresel etkilerin yanında sosyal etkilerin de değerlendirilmesi gerektiğini savunuyoruz.
Atılması gereken bir diğer adım da özellikle hükümetlerin döngüsel ekonomi yol haritalarını hazırlarken şeffaf, adil ve tüm risk ve fırsatların analiz edildiği ticari politikalar hazırlamasıdır. Döngüsel ekonomi sosyal etkileri fazla olsa da kaynak kullanımına dayandığı için ticari ilişkilere fazlasıyla müdahalede bulunan bir sistem. Bu da sistemin tasarlanırken olası tüm açıkların tahmin edilmesini çok daha elzem hale getiriyor.
Son olarak da sosyal adalete katkı sağlayacak çevresel reformlar için finansman ve bilgi paylaşımının çok değerli olduğundan bahsetmek gerekiyor. Finansman elbette sürdürülebilir bir dünyaya geçiş için en kritik araç. Fakat bu araç olması gerektiği gibi eşit ve şeffaf şekilde kullanılamadığı için dünyanın belirli kesimleri gelişir ve dönüşürken, bu araca erişemeyen diğer kesimler hem çevresel hem de sosyal alanlarda yıkıcı problemlerle başa çıkmaya çalışıyor.
Gelişmiş ülkelerin tek başlarına döngüsel bir ekonomiye geçebileceklerini düşünmediklerine eminiz. Fakat Döngüsel Ekonomi 101 ekibi olarak bugüne kadar sürdürülebilirlik ve döngüsel ekonomi alanında atılan adımlar ve belirlenen yol haritalarında bunun tam tersi bir yaklaşım olduğunu da belirtmemiz gerekiyor.

Umuyoruz ki lineer ekonomide yaptığımız hataları yapmadığımız, çevreyi korurken toplumları, insanları, yaşayan tüm canlıları hatırladığımız ama elbette tüm dünyadaki refah seviyesini de artıracak ekonomik gelişmeyi hedeflediğimiz bir sisteme erişebiliriz. Herkese iyi haftalar.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Sistemlerimizi baştan yaratırken sosyal adaleti sağlamak mümkün mü?
09 Haz 2022

YAZARLAR

Döngüsel Ekonomi
Döngüsel Ekonomi Hakkında Her Şey!
İLGİLİ OKUMALAR


