Bu yıl çok değerli isimler yayınlarımıza konuk oldu, işte aklımızda kalan bazıları
20'lik: Konuk Vedat Milor
Bi’ 20’lik açsak ve sorsak: Hangisini açsak ve yanına ne yesek? 20’lerine yaklaşan insanlara öneriniz nedir?
20'lik yerine bir şarap açmayı öneririm! Böylece yaş almayı, yıllanmayı olumlu bir bağlamda ele almış oluruz. Hemen ekleyeyim. Son dönemde şarap dışındaki içkilerle yemek eşleşmeleri furyası başladı. Ben bunu biraz sakıncalı buluyorum. Tabii ki neden keyif alıyorsanız onu yapmak gayet normal ama gastronomik açıdan gerçek şu: Çoğunlukla hiçbir içki yemekle şarap kadar iyi eşleşmiyor. Şarapla yemek birleşince 1 + 1 = 3 oluyor.
20'lere yaklaşan arkadaşlara kendilerine yatırım yapmalarını tavsiye edebilirim. Tipik Amerikan rüyasında olduğu gibi iyi ev, iş, araba peşinde koşmak yerine kendilerini iyi yetiştirmeye çalışmalılar. Çok ülkeyi tanımak, çok insan tanımak, çok okumak... Öğrenmeye “aç” olmak mühim. Ekonomi bozuldukça zorlaşan şeyler bunlar, farkındayım. Ama imkânlar ölçüsünde gayret etmeli.
Üretim Kaydı: Konuk Cem Kaya
Aşk, Mark ve Ölüm Cem’in üçüncü filmi. 2010'da çektiği ilk belgesel film de Arabesk müzik üzerine olunca ilk sorum onun müzikle olan bağını anlamaya yönelik oluyor. Herhangi bir müzik aleti çalmayan ve nota bilgisi olmadığını söyleyen Cem, dinleme eylemi üzerinden kurduğu bağdan bahsetti.
Gurbetçilik ve yol kelimelerini yan yana koyup çokça cümle kurmuşken bu kelimelerin yanına kaset kelimesini de ekliyor. Cem Almanya’da olduğu için biz bir Zoom görüşmesinde buluştuk ve odasında kişisel arşivini oluşturan kasetleri ve DVD'leri ekrandan da olsa görme şansım oldu. Film, hem arşiv görüntülerini hem de sözlü görüşmeleri içeriyor. Cem, çekimlerden önce hazırlık sürecinin yaklaşık 11 ay sürdüğünü söylerken sözlü görüşmeler için ikna sürecinde bir zorluk yaşamadığını dile getirdi. Burada merak ettiğim onlarla uzun zamandır vakit geçirip geçirmediği oluyor. Pek çoğunu çektiği ilk filmden tanıdığını ve o süreçten beri görüştüklerini söylerken, bu film için tanıştığı insanlar da olduğunu söyledi.
"Sözlü görüşme yaptıklarımdan çoğu, 2010'da çektiğim Arabesk filminden tanıdığım insanlardı. Bazı insanlarla da yeniden tanıştım. Orada vakit geçirdim insanlarla. Mesela Berlin'de bir park var. Hasenheide Park. İşte orada buranın gazinolarında çalan eski müzisyenleri artık gazinolar kalmadığı için emekli olmuşlar, yazıları o parkta takılıyorlar. Müzik yapıyorlar, sohbet ediyorlar. Üç sene önce onlarla takılmaya başladım. Yani bildiğin onların bir parçası oldum. Oradan bir arkadaşlık doğdu. Böylece o mülakatlara girebildim. Mesela bir iki de böyle tanımadığım insanlar vardı, onları da aradık, anlattık derdimizi. Sağ olsunlar herkes çok yardımcı oldu. İnsanlar geçmişleri ile ilgili konuşmak da istiyor. Yani öyle bir istek de var, onu görüyorsun."
Aposto P.S.: Konuk Zappa Zamanlar
“Biz hikâye anlatıcılığının son dönemlerde giderek kaybolduğunu gördük. Hikâyeyi anlatan da kalmadı, dinleyen de kalmıyor. Bu damarı canlı tutmak çok önemli çünkü insanlar o hikâyeler etrafında bir araya geliyor. O hikâyeler insanları bir topluluk hâline getiriyor.
Bu iyi de olabilir, kötü de olabilir tabii. O hikâyenin verdiği mesajlar, içerdiği değerler, hangi ilkeler etrafında kurulduğu çok önemli. Biz daha kapsayıcı, daha çoklu, daha eşit, daha demokratik bir dünya hayali kuruyorsak bizim anlattığımız hikâyelerin de bu yönde olumlu işlevleri olabilir. Bu tür değerleri sahiplenen insanların hem sayısını artırmak hem bu insanları bir araya getirmek, aralarındaki ilişkileri kuvvetlendirmek önemli.”
Bu sözler Zafer Hocaya ait.
Zappa Zamanlar’ın yayın anlayışında hem bir toplulukla, değerler üzerinden diyalog kurmak, hem bir bellek oluşturmak, hem de teknolojinin olanaklarını en iyi şekilde kullanmak var.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Editörün Seçkisi
Aposto'da öne çıkan çıkan yayınlar ve içerik derlemeleri.
İLGİLİ OKUMALAR



