Şaşırmanın ve şaşırtmanın faydaları

Şu sıralar nöroplastisite ve hareket ilişkisine merak salmış durumdayım. Nöroplastisite kabaca beynin değişebilme ve adapte olabilme yeteneği olarak tanımlanıyor. Görece yakın zamanda yapılan keşifler ise belli hareket pratikleriyle beynin bu kapasitesini artırabileceğimiz yönünde. Yakın zamanda Stanford Üniversitesi’nden Nörobiyoloji profesörü Andrew D. Huberman’ın hazırlayıp sunduğu şu güzel podcaste denk geldim (ki kendisinin Huberman Lab isimli kanalını takip etmenizi öneririm). Fiziksel olarak yeni bir edinim kazanma ya da enstrüman öğrenme gibi süreçlerin beynin yeniye adaptasyon kabiliyetine olan etkisinden ve öğrenme süreçlerimize dair pek çok havalı hadiseden bahsettiği keyifli bir bölümdü.
Bir yandan da bir ‘movement’ eğitmeniyle çalışmalar yaparak bu konuları birebirde deneyimleme çabasındayım. Mobilite ve güç çalışmalarının yanında, bedenin aşina olmadığı yeni hareket örüntülerini öğrenmeye ve beynin yeniyi alma kapasitesini artırmaya yönelik pratikler… Tüm bu mevzuları yaratıcılık ve farkındalık ekseninde ele alan bir yaklaşım movement. Sözlükteki temel anlamı kadar geniş bir kavram. Merak edenler için bendeniz şu sıralar Hareketane sayesinde bu konulara dokunuyorum. Hareketane'nin çevrimiçi ve çevrimdışı etkinliklerini takip etmek için Instagram hesaplarını ziyaret edebilirsiniz. Yukarıdaki podcast’i keşfetmemi sağlayan sevgili eğitmenim Olay Ünlü’ye selam olsun.
Bu çalışmaların bir kısmı vücudunuzun hali hazırda hareket alanında olan ama hiç kullanmadığınız için beyninize yabancı gelen bir takım hareket örüntülerinden oluşuyor. Örnek olarak 3 top çevirmeyi ya da baskın olmayan ayağınızla top sektirmeyi düşünebilirsiniz. Bu egzersizlerin ilk zamanlarında başaramamaktan ötürü ufak sinir harpleri geçirmek kaçınılmaz. Dr. Huberman ise işte tam bu ‘yapamıyorum!’ temalı delirme halinin beynin öğrenme süreçleri için çok kritik olduğuna dikkat çekiyor. Eğer o asabınızın en çok bozulduğu noktada pratiği bırakmaz devam ederseniz, işte o zaman beyninizde muhteşem şeyler oluyor. ‘Hata mesajı alıyorum, yeni duruma adapte olmam lazım’ diyen beyniniz tüm gücüyle yeni olanı öğrenmeye odaklanıyor. Ve mevzubahis plastisite işte bu tip durumlarda gelişiyor. Huberman yukarıdaki podcastte bu kavramının sadece hareket temelli öğrenimlerde değil, hayatımızda gerçekleşen her türlü sosyal ve duygusal uyum süreçlerinde de geçerli olduğunun altını çiziyor.
Haftada bir dişlerimi sol elimle fırçaladığım için hayatın değişimlerini daha doğru yerden karşılayabileceksem, bence hiç fena değil.
Peki ben bitkilerle ilgili bu bültende bu konuyu neden masaya yatırıyorum? Malumunuz tabiatta prensipler aynı. Orada gördüğünün bir değişiğini şurada da görebiliyorsun. Neticede yeni uyaranlara ve farklılıklara adaptasyon halinin bitkilerde de benzer karşılıkları var. Bu konuya bitkiler eşrafıyla olan münasebetimizden bilindik bir örnek olan şaşırtma pratiğiyle değinmek isterim.
İngilizcesi ‘re-potting’ olan şaşırtma kavramı için Türkçe’de seçtiğimiz bu kelime olayı güzel özetliyor. Bitkileri şaşırtıyoruz. Ömürlerinin erken aşamalarında bilinçli ve kontrollü bir şekilde bitkilerin kaplarını, yerlerini değiştiriyoruz. Alıştıkları ortamdan koparılıp başka bir yere taşınma deneyimiyle belli oranda strese giren bitkiler, karşılaştıkları bu farklılığa adapte olabilmek adına uyum yeteneklerini geliştiriyorlar. Şaşırtmanın tek sebebi bu değil elbet. Büyüyen bitkinin artan besin ve alan ihtiyacı da bu uygulamanın diğer sebeplerinden. Fakat altını çizmek istediğim, bir bitkiyi el bebek gül bebek büyütmektense arada değişen koşullara maruz bırakmak, ömürlerinin geri kalanında onları daha güçlü kılıyor. Yetiştirdiğiniz bitkiye göre onun soğukla, sıcakla, rüzgarla olan ilişkisini küçük deneyler yaparak test etmek, dirayetini artırmak ileriki aşamalarda kendi başının çaresine bakan, dayanıklı canlılar olmalarına ön ayak oluyor.
Tabiattaki her öge, biz insanlar dahil, anti-kırılgan yapıdayız. Yani, belli bir dozdaki değişimden, zorluktan fayda sağlayıp güçlenerek çıkacak formattayız. Anti-kırılgan tabirinin yaratıcısı Nassim Nicholas Taleb bu kavramın 'kırılgan olmayan, dayanıklı, dirayetli' gibi kavramlardan farklı olduğunun altını çiziyor. Anti-kırılgan diyerek, çeşitli değişimlerden, şoklardan, kaostan olumsuz etkilenmediği gibi üstüne üstlük olumlu etkilenen sistemleri niteliyor.
Hem bizler hem de diğer canlılar için, durağanlık, rutin ve konfor konseptleriyle doğru bir ilişki kurmak önemli. Zira asıl zararı bunların fazlalığından görüyoruz. Tabiattaki lineer olmayan sistemleri medeniyet adı altında lineer olana basitleştirerek kırılgan ve sürdürülemez sistemler yaratıyoruz.
Bu konuda yaklaşımlarını sevdiğim, bedensel farkındalık üzerine çalışan bir başka oluşum olan Foot Collective’in linkini de şuraya bırakıp mevzuyu noktalıyorum. Aşağıya da kendilerinin Instagram paylaşımlarından bir kaç kuple bırakıyorum:
Bitkilerinizi ve bedeninizi şaşırtmayı unutmayın!
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
YAZARLAR

Bitkiler Eşrafından Dedikodular
Kimler çiçek açtı? Kimler tohuma kaçtı? Bu ay neleri ekmeli? Kimleri kimlerle dikmeli? Bitkiler dünyasından en güncel havadisler ve sezona uygun ekim-dikim önerileri her ayın ilk haftası e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR




