Şubat olmuş? Ne ara?

Geçen zaman ve Jerry Saltz’ın My Appetites adlı makalesi.
Şubat olmuş? Ne ara?

Zaman, bana göre, yeni yıla girdiğimiz andan itibaren çok hızlı geçmeye başlıyor. Tabii ben öğrenci takviminde hayatımı yaşıyorum, bu da demek oluyor ki yılın bitiş noktası yaz tatili, yani haziran.  Takvimler ocağı gösterince de biraz geriliyorum — bu sene hislerim biraz daha güçlü çünkü bazı değişiklikler beni bekliyor. Alışmam gereken yeni düzeni düşündükçe zamanı durdurmak ve olduğum yerin zevkini çıkarmak istiyorum. Ama hepimiz biliyoruz ki zamanın geçmesi, takvimdeki o karelerin üstüne pembe Stabilo kaleminizle çizikler atmanız, olduğunuz yerin önemini daha çok anlamanıza neden oluyor. İstanbul’da yaşayıp kız kulesine gitmeyenler var, oysa ziyarete gelenlerin yapılacaklar listesindeki 10 maddeden biri bu oluyor…

Amerikan sanat eleştirmeni Jerry Saltz’ın Vulture için yazdığı, My Appetites adında bir makalesi var. Çoğu kişinin tuhaf bulduğu yeme alışkanlıklarını açıklaması ile başlıyor: haftada birkaç kere büfeden altı tane büyük kahve alıp buzdolabına koyuyor. Her sabah bu kahveleri laktozsuz süt ve tatlandırıcı ile içiyor. Agata & Valentina adlı yakınlarda bir restorandan iki büyük kutu pişmiş tavuk alıyor. Tavuğu, yeşillikleri, patatesleri, brüksel lahanalarını ve brokoliyi saklama kaplarına koyuyor, hafta boyunca eşi Roberta ile beraber tüketiyorlar. Bu nasıl bir yemek düzeni diye sorduğunuz ilk birkaç paragraftan sonra ise hayat hikayesini anlatıyor; annesinin intihar etmesi, sanatla tanışıp aşık olması, babasının yeniden evlenmesi, herkesin yemekleri ayrı yediği sevgisiz bir evde büyümesi, kamyoncu olması, bir şekilde yolunun sanat eleştirmenliğine yönelmesi gibi konulardan bahsediyor.  

Harika bir yazı dili olmasının ötesinde, beni etkileyen kısımlardan  biri zamana bakış açısıydı. Saltz sanat dünyasına ‘geç’ olduğunu düşündüğü bir yaşta giriyor; 40’larında. Yazı yazmaya 30’larında başlıyor. Insanların 20’lerinden beri okuyup öğrendikleri şeyleri öğrenmeye nasıl vaktinin olacağını, o insanlara nasıl yetişeceğini sorguluyor. Zaman az. Eşi ve hayatının aşkı Roberta’nın kanser olduğunu öğrendiğinde bu sorgulama, bir aksiyon planına dönüşüyor; olan vakti beraber geçireceğiz diyor — yemek yemelerinin tuhaflığı da buradan geliyor. Diğer her şeyi güzelce deneyimlemek istedikleri için kendilerine uyan bir sistem buluyorlar. Kimisi için tuhaf duyulsa da, onlar için ideal. “Zaman staccato oluyor,” diyor Saltz. Kesik kesik, hızlı ve ani. Roberta ve Jerry hayatlarını bu düzende yaşamaya devam ediyorlar; zevkle, sevgi ile ama zamanın geçiciliğini ve değerini unutmadan. 

Saltz’ın yazısı bana iki şeyi hatırlattı:  

  1. Hiçbir şey için çok geç değil; yapmak istediklerini yap, gerisini de akışına bırak. 
  2. Hayatı, anlayarak, hissederek, bile bile yaşamak önemli. Yoksa zaman akıp geçiyor, farkına varmıyorsun. Bir bakıyorsun Şubat olmuş oysa ki sen Aralık 2021’de 10’dan geriye saydığın günde kalmışsın. 

Bu öğrendiklerim de yine şuna geliyor: Denge! Evet, denge. Zamanın geçtiğinin bilincinde olarak, anın keyfini çıkarabilmek. Bu bir denge.

Ne demiş şair?

Hayat için şöyle iki dize kalmış aklımda. Yabancı bir şairden:

“Hayat kısadır kuzucuklarım

 Yine de uzundur kuzucuklarım.”

 Severim ben bu iki dizeyi. İsterim, sen de seversin.

 ***

 Evet, kuzucuğum, yine de uzundur hayat.

           - Cemal Süreya, On Üç Günün Mektupları, 33

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

20'lik20'lik

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

Geçen Zamanlı Bülten

Nohut, Londra'nın en yeni kulübü ve Laris Alara Kilimci

03 Şub 2022

pinterest

YAZARLAR

Yasmin Güleç

Anthony Bourdain'in #1 numaralı hayranı olmak dışında zamanımı genelde yazarak, yürüyerek, kahve içerek ve derin politik tartışmalara girerek harcıyorum.

20'lik

20’lik, kafada oluşan saçma soruların, açılmayı bekleyen ve bazen suratımıza çarpılan kapıların, gündem ile üzerimize çökebilecek fenalığın paylaşıldığı bir bülten.

İLGİLİ OKUMALAR