Super Mario İtalya’yı kurtarabilir mi?


Nilay Örnek ve Immanuel Tolstoyevski, Vaillant ile Kafa Rahatlatan Sohbetler’in üçüncü sezonunda “Ne yediğimizi biliyor muyuz?” “Uzay çoğumuzun asla göremeyeceği bir bilim kurgu öğesi mi?” “Mutlu ilişki olur mu?” “Başarının sırrı var mı?” “Farkında olmanın ve değişmenin yolları ve avantajları neler?” Dinleyicilerin kafalarına takılan bu gibi sorulara rahatlatıcı yanıtlar arayan Vaillant ile Kafa Rahatlatan Sohbetler, yeni sezonda da podcast dünyasının önemli isimleri ve alanında uzman kişilerle bu meraklı yolculuğu sürdürüyor. Podcast dünyasının öne çıkan isimleri arasında yer alan Nilay Örnek ve Immanuel Tolstoyevski; Vaillant Türkiye’nin, ağırladığı çok sayıda uzman ve yaratıcı konsept tasarımıyla Türkiye’de önde gelen kurumsal podcast’lerinden biri hâline gelen podcast’i Vaillant ile Kafa Rahatlatan Sohbetler’in üçüncü sezonuna konuk oluyor. Vaillant Türkiye’den "Kafa Rahatlatan Sohbetler": İklimlendirme sektörünün lider kuruluşlarından Vaillant Group’un %100 iştirakli yan kuruluşu Vaillant Türkiye'nin farklı konu ve konuklarla dinleyicilere kafalarını rahatlatma, keyifli zaman geçirme olanağı sunduğu “Kafa Rahatlatan Sohbetler” podcast serisi üçüncü sezonuyla devam ediyor. Önceki sezonlarda Mirgün Cabas, Beyhan Budak, Güven İslamoğlu, Ufuk Tarhan gibi uzmanlar ve kanaat önderleriyle %80’in üzerinde dinlenme oranına ulaşan, toplam dinlenme sayısı 100 bini aşan yayınlar gerçekleştiren Kafa Rahatlatan Sohbetler; farklı konuklarla, farklı konulara odaklanan ortalama 20 dakikalık içerikleriyle kurumsal podcast’ler içinde öne çıkıyor. Üçüncü sezonda Nilay Örnek ve Immanuel Tolstoyevski: Kafa Rahatlatan Sohbetler’in 5 Şubat’ta yayımlanmaya başlanan yeni sezonunda deneyimli gazeteci Nilay Örnek’i ve yazar Immanuel Tolstoyevski’yi ağırlıyor. Üçüncü sezonda; podcast üreticileri arasında öne çıkan isimlerden biri olan Nilay Örnek; Ferhat Aydın, Sinan Hamamsarılar, Kerem Piker ve Yekta Kopan gibi uzman konuklarıyla “mutluluk”, “yemek”, “mimari” ve “kültür-sanat” temalarında sohbetler gerçekleştirirken olaylara felsefi bir bakış açısıyla yaklaşan yazılı ve sesli yayınlarıyla öne çıkan Immanuel Tolstoyevski “sinema”, “yoga”, “hedefler” ve “müzik” konularına odaklanıyor. Vaillant Türkiye’nin Spotify, Google Podcasts ve Apple Podcasts kanalları üzerinden takip edilebilen sohbetler, her hafta 2’şer bölüm hâlinde yayımlanıyor. Vaillant Hakkında: Kombinin mucidi Vaillant, 1874 yılında, kapalı devre banyo şofbeninin mucidi olarak bilinen Johann Vaillant tarafından, Almanya Remscheid’da kuruldu. Doğalgazlı, LPG’li, fuel-oil’li, elektrikli ve güneş enerjili sıcak su ve ısıtma sistemlerinde komple sistem sunan bir şirket olarak tanınan ve 1894 yılında dünyada ilk kapalı devre banyo şofbenini piyasaya sunan Vaillant, sektörde pek çok yenilik ve ilki gerçekleştirmiş bir şirkettir. 13 bin çalışanı ile 60 ülkede faaliyet gösteren Vaillant, Avrupa’nın ısıtma teknolojileri alanında lider şirketlerinden biri konumundadır. 1992 yılından beri de Türkiye piyasasında faaliyetlerini sürdürmektedir.
Daha fazlasını öğren →
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
Covid-19 salgını nedeniyle hayatını kaybeden 90 bin kişi, başarısız bir aşılama kampanyası ve Avrupa Birliği’nden gelecek 200 milyar avroluk fonun kullanımına dair tartışmalardan sonra İtalya, son bir ayda ciddi bir siyasi krizle karşı karşıya kaldı. Ülkenin Giuseppe Conte başbakanlığındaki merkez sol hükümeti çökerken eski koalisyon ortaklarının yeni bir hükümet kurma çabaları sonuç vermedi. Sonunda İtalya Cumhurbaşkanı Sergio Mattarella, hükümet kurma görevini koalisyon ortaklarından alarak “Super Mario” lakabıyla tanınan eski Avrupa Merkez Bankası (ECB) başkanı Mario Draghi’ye verdi. “Avro bölgesini kurtaran isim” olarak bilinen Draghi'nin “İtalya'nın kurtarıcısı” olup olamayacağına dair tartışmaların başlaması da gecikmedi.
- Arka plan: İtalya, son iki dönemdir eski Başbakan ve 5 Yıldız Hareketi (M5S) lideri Giuseppe Conte liderliğindeki koalisyonlar tarafından yönetiliyordu. 5 Eylül 2019’da kurulan ikinci Conte hükümeti ilk olarak M5S, Demokrat Parti (PD) ve Özgürler ve Eşitler’den (LeU) oluşan üçlü bir koalisyon olarak göreve başlamış; PD’nin bölünüp içindeki bir grubun Italia Viva (IV) partisini kurmasıyla dörtlü koalisyona dönmüştü. Fakat çoklu koalisyonların makus kaderi olan çatlaklar, ikinci Conte hükümetinde kendini çok erken gösterdi. AB’den gelecek olan kurtarma fonuna ilişkin Başbakan Conte’nin planını beğenmeyen IV vekilleri, 13 Ocak’ta hükümetten ayrılma kararı alarak ülkeyi büyük bir siyasi krizin içine sürükledi. Çekilmenin ardından Conte hükümeti, 18 Ocak’ta parlamentonun alt kanadı olan Temsilciler Meclisi’nde salt çoğunlukla; 19 Ocak’ta ise üst kanat Senato’da salt çoğunluk olmadan güvenoyu aldı. Fakat Senato’da salt çoğunluğun sağlanamamış olması, Conte hükümetini kırılgan hale getirerek yeni bir koalisyon ortağı arayışına sürükledi. Yaklaşık bir hafta boyunca çeşitli temaslarda bulunan Conte, herhangi bir müttefik bulamayarak 26 Ocak’ta istifa etti. O tarihten bu yana yeni bir hükümet kurma çabalarında bulunan koalisyon ortaklarının başarısız siyasi manevraları ise Draghi’ye çıkan yolu açtı.
- Draghi kim? Cumhurbaşkanı Mattarella, Draghi’yi görevlendirmek yerine erken seçim çağrısında bulunabilirdi; ancak salgın döneminde seçime gitmenin ve hükümet kurma sürecinde kaybedilecek zamanın ülkede olumsuz etkilere neden olacağını öne sürerek teknokratlardan oluşan yüksek profilli bir hükümet kurulmasını tercih etti. Akla gelen ilk isim, Avrupa’nın mali krizinin karanlık günlerinde ECB Başkanı olarak avroyu kurtarmak için “ne gerekiyorsa yapacağını” söyleyen ve başarılı kriz yönetimiyle İtalya’nın ulusal gururu hâline gelen Mario Draghi oldu. Selefi Conte’nin aksine Draghi, yalnızca ülkesinde değil tüm dünyada tanınan bir siyasi figür. 2011-2019 arası ECB başkanlığı yapan 73 yaşındaki teknokrat, görev süresi boyunca Almanya Şansölyesi Angela Merkel ve ve Beyaz Saray’ın yeni hazine bakanı olan dönemin Fed Başkanı Janet Yellen ile yakın bir şekilde çalıştı. Dolayısıyla İtalya’nın uluslararası itibarını, güvenilirliğini ve Brüksel’deki nüfuzunu artırmasına kesin gözüyle bakılıyor.
- ECB dönemi: Draghi’nin ECB’ye liderlik ettiği sekiz yıllık dönem, çift dipli durgunluk, İtalya dâhil birçok AB üye ülkesinin neredeyse iflas etmesi ve Yunanistan’ın borç krizi gibi AB için varoluşsal sayılabilecek birçok tehdidin olduğu bir döneme denk geldi. Avro bölgesinin parçalanma ihtimali, en çok bu dönemde dile getirildi. Draghi’nin bugün dahi birçok duvar yazısına ve sosyal medya paylaşımına konu olan “avroyu ne pahasına olursa olsun kurtarma” sözü, devasa tahvil alım programına desteği, tasarruf tedbirleri ve bir merkez bankasının ne kadar dramatikleşebileceğinin sınırlarını test eden eylemleri ise tüm bu endişeleri yerle bir etti. Öte yandan, kendi ülkesi olan İtalya’da kimileri Draghi’yi ECB dönemindeki politikaları nedeniyle göklere çıkarırken kimileri de kemer sıkma karşıtı politikaları nedeniyle ağır bir şekilde eleştiriyor. Draghi’nin AB’nin ekonomik açıdan ABD’nin gerisinde kalmasını engelleyememesi, birçok ülkenin hâlâ daha borç batağından çıkamamış olması ve artan işsizlik rakamları da bu eleştirileri destekliyor.
- Parlamentoda durum: Draghi’nin hükümet kurabilmek için meclisteki AB karşıtı popülist güçleri geniş bir birlik hükümetinin ulusun yararına olduğuna ikna etmesi gerekiyor. Meclisteki en büyük parti olan M5S, geçmişten bugüne AB karşıtlığı ve uluslararası bankacıları şeytanlaştırmasıyla biliniyor; ancak erken seçimin seçmen desteğini kaybetmeye başlayan parti için olumlu bir sonuç doğurmama ihtimali parti yöneticilerinin Draghi’ye karşı sert bir duruş takınmasını engelliyor. Liderlerin son söz hakkını çevrim içi bir oylama yapacak olan üyelere bırakması ise her an Draghi'ye destek kararınını çıkabileceğini gösteriyor. Sağ ittifakın lider partisi olan Lig Partisi, yaz aylarında seçime gitmek koşuluyla Draghi'yi destekleyebileceğini belirtirken kabinede M5S ve PD gibi eski koalisyon ortaklarının yer alması durumunda muhalefete geçeceklerini açıkladı. Öte yandan, Draghi’ye ilk destekler merkez sol parti PD ve son koalisyonun yıkılmasına neden olan IV'den geldi. IV lideri Matteo Renzi, Twitter'da "İyi niyetli herkes Cumhurbaşkanı Mattarella'nın çağrısına uymalı ve Mario Draghi hükümetini desteklemelidir," dedi. PD Başkanı Nicola Zingaretti de "ülkenin iyiliği için diyaloga açık" olduğu mesajını verdi.
- Şimdi ne olacak? Kriz yönetimi konusunda deneyimli bir isim olan Draghi'nin farklı görüşleri tek bir çatı altında toplamayı başararak bu hafta içinde kabineyi oluşturması ve ardından parlamentodan güvenoyu alması bekleniyor. Tabii, bunun için PD, IV ve Forza Italia gibi azınlık partilerinin yanı sıra mecliste çoğunluğu ellerinde barındıran AB karşıtı popülist partilerin desteğine ihtiyaç var. Hükümet kurulduktan sonra Draghi’nin odak noktası, aşılama kampanyasının sıkıntısız bir şekilde yürütülmesi ve kendisinin “AB’nin olağanüstü kaynakları” olarak tanımladığı 200 milyar avroluk fonun en etkili şekilde kullanılması olacak. Draghi’nin parlamentoda çoğunluk oluşturamadığı senaryoda ise erken seçime gidilecek.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
11 Şubat Perşembe sabahından herkese günaydın. Bugün gündemde TÜİK'in işsizlik verileri, Çin'in Mars hedefi ve küresel aşı stratejileri var.
11 Şub 2021

YAZARLAR

Nurefşan Kutlu
Business Editor

Aposto Gündem
Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ OKUMALAR
“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.





