Suriye’de Esad rejiminin yıkılması İsrail'in sınırlarını nasıl genişletecek?

Esad rejiminin düşmesinin ardından İsrail'in Suriye'ye yönelik işgali ve bu bölgelerdeki ilerleyişi sürüyor. Aposto’ya konuşan Dış Politika Analisti Aydın Sezer, İsrail işgalinin Golan Tepeleri'ni de aşıp önümüzdeki dönemde kalıcı olarak ilhaka dönüşeceğini öngörüyor.
Suriye’de Esad rejiminin yıkılması İsrail'in sınırlarını nasıl genişletecek?

16 Aralık - KoçZer - Exante
KoçZer ile birlikte

Tedarik zinciri ve satın alma yönetimi için KoçZer işinizin yanında

Küresel ölçekte iş dünyasında belirsizlik ve riskler artarken öngörülemeyen senaryolara hazırlıklı ve dayanıklı olmak şirketler için önem taşıyor. İşte KoçZer’in stratejik iş ortaklığı tam da bu noktada devreye giriyor.

Daha fazlasını öğren →

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

İsrail'in kurulduğu 1948’den bu yana hiçbir zaman tam olarak tanınmış sınırları olmadı. Ülkenin sınırları, Arap komşularıyla olan savaşlar, ilhaklar, ateşkesler ve barış anlaşmalarıyla tarihi boyunca değişti. Şimdi ise Suriye'de Baas rejiminin devrilmesi, İsrail'e sınırlarını yeniden şekillendirebileceği bir "fırsat" yarattı.

Geniş açı: İsrail, Esad'ın devrilmesiyle birlikte hızla 50 yıllık askerden arındırılmış tampon bölgenin Suriye tarafına geçti. Bu hamleyi “savunma amaçlı ve geçici” olarak niteleyen İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Suriye içinde güç mücadelesi veren gruplardan hiçbirinin İsrail'i tehdit etmediğinden emin olmayı amaçladığını söyledi.

  • Ancak Netanyahu, Salı günü tampon bölgenin Suriye tarafına yaptığı ziyarette, İsrail'in buradan kısa sürede ayrılmayı planlamadığını açıkça ortaya koydu. 
  • Hermon Dağı'nın Suriye'ye bakan rüzgârlı zirvesinde konuşan Netanyahu, “İsrail'in güvenliğini sağlayacak başka bir düzenleme bulunana kadar burada kalacağını” söyledi. 
  • İsrail askerlerinin bölgede süresiz olarak kalacağını vurgulayan Netanyahu, Golan'daki yerleşimci nüfusunu arttırmak istediğini de açıkladı.

İsrail tampon bölgeyi aşarak Suriye'ye girdi

İsrail tampon bölgeye girmekle kalmadı, 1973'ten beri askerlerden arındırılmış olan tampon bölgeyi aşarak geçen hafta Suriye'ye de girdi. 

Reuters'a konuşan üç güvenlik kaynağı, İsrail ordusunun tampon bölgenin ötesine geçtiğini söylemiş, İsrail ordusu da daha sonra bu iddiayı teyit etmişti. Ajansa konuşan Suriyeli bir kaynak, ordu birliklerinin tampon bölgeyi geçerek Şam'a 22 kilometre uzaklıktaki Katana kasabasına ulaştıklarını da iddia etmişti.

İsrail ordusu, yaptığı açıklamada askerlerinin Suriye topraklarını girdiğini kabul ederken, tankların Şam'a yaklaştığı haberlerinin "yanlış" olduğunu savundu. İsrail ayrıca, Suriye donanmasını vurduğunu da teyit ederek 15 geminin demirli olduğu El Bayda ve Lazkiye kentindeki limanları vurduğunu duyurdu.

‘İsrail işgali ilhaka dönüşecek’

Aposto’ya konuşan Dış Politika Analisti Aydın Sezer’e göre, Golan Tepeleri’nin Suriye toprağı olduğu Birleşmiş Milletler (BM) hukukunca hâlâ kabul edilen ve dünyanın pek çok ülkesi tarafından da böyle tanınan bir durum. Ancak İsrail, Golan’ı ilhak ettikten sonra ABD’nin de bu ilhakı tanımasıyla birlikte durum farklı bir boyuta evrildi.

ABD’nin BM Güvenlik Konseyi kararlarına rağmen Golan’ın ilhakını tanımasının sahada yeni bir gerçeklik getirdiğini söyleyen Sezer, “Suriye’deki gelişmelerden sonra Golan’ı biraz daha geçerek özellikle Dürzi köylerine yönelik İsrail işgalinin önümüzdeki dönemde kalıcı olup ilhaka dönüşeceğini düşünüyorum. Zira Dürzilerin yeni Şam yönetiminin kapsama alanı içinde olması veya yönetimde yeteri kadar temsil edilmelerinin mümkün olduğunu düşünmüyorum” diye konuştu.

Sezer’e göre, tüm bunlar Golan sorununu bir adım daha öteye taşıyacak ve yeni yerleşim bölgeleri de İsrail kontrolüne girecek:

“Hem İsrail’i Golan’da nihai anlamda kalıcı kılacak hem de yeni yerleşim bölgelerinin de İsrail kontrolüne geçmesinin önünü açacak. Kaldı ki Trump’ın göreve tekrar gelmesi Netanyahu ve İsrail için işler çok daha kolaylaştıracak. Buna da kimse Golan’da olduğu gibi itiraz edemeyecek. Artık BM Güvenlik Konseyi’nden bu yönde bir karar çıkması da mümkün olmayacak çünkü ABD’nin çok net ve sert bir karşı çıkışıyla karşılaşılacak.”

İsrail'in sınırları yıllar içinde nasıl değişti?

BM, 1947’de o zamanlar İngiliz kontrolünde olan Filistin Mandası'nın Yahudi ve Arap devletleri olarak bölünmesini öngören planı onayladı. Tartışmalı Kudüs şehri BM tarafından yönetilecekti. Ancak bu plan hiçbir zaman uygulanmadı. 

Komşu Arap ülkeleri, Mayıs 1948'de bağımsızlığını ilan eden İsrail'e savaş ilan etti. Bu savaş İsrail'in bölgenin yaklaşık %77'sinde kontrolü ele geçirmesiyle sona erdi.

Altı Gün Savaşı: 1967’deki Altı Gün Savaşı'nda İsrail, Ürdün kontrolündeki Batı Şeria ve Doğu Kudüs'ü, Mısır'a ait Gazze ve Sina yarımadasını ve Suriye'ye ait olan Golan Tepeleri'ni işgal etti.

  • Başlangıçta İsrail tarafından kutlanan bu “zafer”, bugün de yankıları devam eden ve on yıllarca sürecek çatışmalara zemin hazırladı. İsrail, şehrin en hassas Yahudi, Müslüman ve Hıristiyan kutsal mekanlarının yanısıra Filistinli nüfusuna da ev sahipliği yapan Doğu Kudüs'ü hızla ilhak etti.
  • İsrail, Batı Şeria'yı hiçbir zaman resmen ilhak etmemiş olsa da şu anda 500 binden fazla İsrailli Yahudi'ye ev sahipliği yapan yerleşimler inşa ederek bölgenin büyük bir kısmını gayriresmî olarak topraklarına kattı. Uluslararası toplum ezici bir çoğunlukla hem Doğu Kudüs'ü hem de Batı Şeria'yı işgal altındaki topraklar olarak görüyor.

Golan'ın ilhakı: İsrail, kuzey İsrail'e bakan stratejik bir dağlık bölge olan Golan Tepeleri'ni 1981'de ilhak etti. Dönemin ABD Başkanı Donald Trump, 2019’da İsrail'in kontrolünü tanıyan ilk ve tek yabancı lider oldu. Dünyanın geri kalanı bölgeyi hâlâ işgal altındaki Suriye toprağı olarak görüyor.

Lübnan işgali: İsrail, 1978'de Filistinli militanlara karşı Lübnan'ı kısa bir süre işgal ettikten sonra 1982'de ülkeye yeniden girdi ve bu operasyon 18 yıl süren güney Lübnan işgaline dönüştü. İsrail 2000 yılında Hizbullah milislerinin yoğun ateşi altında geri çekildi.

Oslo Anlaşmaları: İsrail ve Filistinliler, 1993'te Gazze'de ve Batı Şeria'nın bazı bölgelerinde Filistinlilere özerklik tanıyan ve İsrail yerleşimlerini olduğu gibi bırakan geçici bir barış anlaşmasına vardı. Anlaşmalar iki devletli bir çözümün önünü açacaktı ancak barış görüşmelerinin tekrarlanan turları başarısızlıkla sonuçlandı.

Gazze ve Lübnan saldırıları: Hamas'ın 7 Ekim'deki saldırısına karşılık veren İsrail, Gazze'yi işgal etti. İsrailliler savaş sonrası için net bir plan ortaya koymadı ancak Gazze'nin İsrail sınırı boyunca bir tampon bölge oluşturacaklarını ve uzun vadeli bir askerî varlık sürdüreceklerini belirttiler. Ekim’de İsrail kara birlikleri, Hizbullah militanlarıyla bir yıl süren çatışmaların ardından güney Lübnan'ı işgal etti. Ateşkes kapsamında İsrail, Ocak ayı sonuna kadar işgal ettiği toprak şeridinden çekileceğini taahhüt etti.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto GündemAposto Gündem
∙

BÜLTEN SAYISI

📮 Alım gücü kaybı, kömürde rekor

Asgari ücretlinin 2024'te alım gücü kaybı 55 bin lirayı buldu. Kömüre talep 2024'te yeni bir rekor kırdı. Eurofighter savaş jetleri, von der Leyen'in ziyaretinin ardından Türkiye'ye geldi.

19 Ara 2024

KoçZer ile birlikte
AA

YAZARLAR

Melisa Gülbaş

Aposto editörü

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

İLGİLİ OKUMALAR

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

10 maddede bu hafta
10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

10 maddede bu hafta
10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

10 maddede bu hafta
Eğitimin ötesi: Güçlü kızlarla ortak bir gelecek inşa etmek

Türkiye’de kız çocuklarının eğitime erişiminde son 20 yılda önemli ilerleme sağlandı; ancak eğitimde kapanan makas, okuldan işe geçişte, ekonomik katılımda ve karar alma süreçlerinde yeniden açılıyor. Bugünün meselesi artık kız çocuklarını yalnızca okula ulaştırmak değil, değişen dünyada kendi yollarını çizebilecekleri beceri, özgüven ve fırsatlarla desteklemek. Aydın Doğan Vakfı, "Güçlü Kızlar Güçlü Yarınlar" projesiyle eşitsizliğin eğitim sonrasındaki halkalarına odaklanıyor.

Eğitimin ötesi: Güçlü kızlarla ortak bir gelecek inşa etmek
10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

10 maddede bu hafta