Suudiler, 'sporla aklanma' ve Süper Kupa

Galatasaray ve Fenerbahçe’nin tarihi Suudi Arabistan’ın tüm spor geçmişinden katbekat zengin. Ama Suudiler sporla aklanmaya milyarlarca dolar dökerken bizim Süper Kupa derbimiz bu serüvende önemsiz bir duraktan ibaret.
Suudiler, 'sporla aklanma' ve Süper Kupa

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

Düşük tempo… Sürekli düdük çalan hakemler… Devamlı uzun oynayan, topu havaya şişiren futbolcular… Risk almaktan ölesiye korkan teknik direktörler… Rakip ceza sahasına zinhar girmeyenler… 

Modern futbolun öne çıkardığı, seyir zevkini artıran ne varsa, son yıllarda Fenerbahçe-Galatasaray derbilerinde yok. Nitekim Pazar akşamı Kadıköy’de topun oyunda 43 dakika kaldığı, 45 faul düdüğünün çalındığı, kaleye yalnızca 1 isabetli şutun çekildiği bir “derbi klasiği”ne tanıklık ettik. Zirveye çıkarılan gerginliğin gölgesinde sahnelenen futbol rezaleti sonrası ne kadar heyecan vericidir bilinmez ama bu akşam Galatasaray ile Fenerbahçe, Süper Kupa maçında karşı karşıya geliyor. Derbinin fazladan yorumu hak eden tek tarafı ise müsabakanın Suudi Arabistan’da yapılıyor olması. Evet, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 100. yılında, Türkiye’nin en büyük derbisi, pek çok kişinin sinir uçlarına dokunacak şekilde Körfez’de oynanıyor. Peki neden?

TFF ve kulüpler açısından bu sorunun yanıtı açık. Suudiler bu organizasyon için takımlara toplam 108 milyon TL (3.3 milyon Euro) para ödülü dağıtıyor. Ayrıca tüm masrafları da üstleniyorlar. Önceki yıllarda bu ödül 1 milyon doları dahi bulmuyordu ve final de sonunda kupa verilen bir angaryanın ötesine geçmiyordu. Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk’un zamanlamasına tepki göstermesinden anlaşılabileceği üzere final bugün hâlâ angarya kıvamında ama en azından para ödülü daha tatmin edici. 

Suudi Arabistan sadece Türkiye’nin Süper Kupası’na ev sahipliği yapmıyor. 2022 İtalya Süper Kupa maçı 18 Ocak 2023’te Kral Fahd Uluslararası Stadyumu’nda oynanmıştı. Taraflar, yoğun maç takvimine tepki göstermişti ama Tuttosport’a göre kazanan 7 milyon Euro’yla ödüllendirilmişti. Benzer şekilde İspanya Süper Kupası da turnuva usulüyle 11-15 Ocak 2023’te aynı stadyumda oynandı ve 4 takıma toplam 11 milyon Euro para ödülü verildi. 

Meselenin maddi boyutu… Kulüplerin ve TFF’nin buna balıklama atlaması… Türkiye’nin, kuruluşunun 100. yılında dahi ülkesinin en çok taraftara sahip iki camiasına kendi topraklarında bir Süper Kupa finali oynatamaması… Hepsi tartışılabilir elbette, kimileri ekonomik gerçekliğe işaret edip tartışmayı hamasi bulabilir, kimileri bu iki kulübün buradan kazandıkları paranın 4-5 katını her sezon sayısız hatalı transferde bir çırpıda harcadığını hatırlatabilir. Biz yazının geri kalanında Suudi Arabistan’ın neden Türkiye Süper Kupası’na ve benzeri organizasyonlara ev sahipliği yapmaya bu kadar meraklı olduğunu irdeleyeceğiz.

Suudiler sporu satın alırken

Her şeyden önce Türkiye Süper Kupası, Suudi Arabistan’ın spor kapaklı ajandası için çok küçük bir organizasyon. Hırslı Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın 2030’a kadar kültürel anlamda “yeni Avrupa olmak” olarak tanımladığı vizyonu kapsamında bu akşamki mücadele, Riyad’daki Al-Awwal Park’ı bir akşamlığına meşgul etmenin ötesinde bir anlam taşımıyor. Bunun için harcanan birkaç milyon dolar, onlar için deyimin tam karşılığıyla çerez parası. 

Krallığın sadece spor yatırımları için tahsis ettiği Suudi Arabistan Yatırım Fonu, 700 milyar dolarlık bir para havuzuna hükmediyor. Bu havuzla 2023’te 1 milyar doların üzerinde bir harcamayla Suudi Pro Futbol Ligi’nin dünya futbol piyasasını altüst ettiğine tanık olduk. Cristiano Ronaldo, Karim Benzema, Neymar, Sadio Mane, Riyad Mahrez, Sergey Milinkovic-Savic, N’Golo Kante, Ruben Neves derken sadece ihtiyarlamış yıldızların değil kariyerlerinin zirvesindeki isimlerin hatta genç yeteneklerin de buraya akın ettiğini gördük. 

Komşuları Birleşik Arap Emirlikleri’nin Manchester City, Katar’ın ise PSG, ASPIRE Academy ve 2022 Dünya Kupası üzerinden spor aracılığıyla siyasi ve kültürel nüfuzunu kuvvetlendirmesini yıllarca sessizce izleyen Suudiler, 2020 sonrası atağa geçti. Premier Lig ekibi Newcastle United’ın satın alınması, Roman Abramoviç sonrası Chelsea’de Clearlake Capital üzerinden söz sahibi olunması hamlelerine tenis, golf, Formula 1, at yarışları gibi sporların turnuvalarına, yarışlarına ev sahipliği yapma trendi eşlik etti. 

İş, uluslararası golfün en büyük turnuvası PGA Tour’un tekel konumunu LIV Golf’le sarsmaya ve neticede bu organizasyonları “kendine bağlayacak” birleşmelere zorunlu kılmaya kadar vardı. Suudilerin golfte yaptığını ileride futbolda da yapamayacağını, örneğin şu aralar gündemde olan Avrupa Süper Ligi’ni böylesi bir projeye dönüştürmeyeceğini iddia etmek imkansız. Bu kadar çok paranın satın alamayacağı bir spor yok. Nitekim 2034 Dünya Kupası’nın ev sahipliği de–tıpkı Katar’ın 2022’de yaptığı gibi–FIFA’dan resmen satın alındı. 

‘Sporla aklanma’ nedir?

Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Suudi Arabistan’ın bu agresif politikalarının “sporla aklanma” (sportswashing) stratejisi olarak eleştirilmesini pek de umursamıyor. Hatta bunun adı “sporla aklanma” ise bunu yapmaya devam edeceğini söylüyor ve ekliyor “Ekonominizi çeşitlendirmek istiyorsanız tüm sektörlerde parmağınız olmalı: madencilik, altyapı, imalat, ulaşım, lojistik. Bunlardan biri de turizmdir ve turizmin bir parçası kültürse bir parçası da spor sektörüdür” diyen MbS’nin sözlerinin ekonomik karşılığı vardır elbette. Ancak unutulmamalı ki “sporla aklanma” ekonominin ötesinde politik bir araçtır. 

İlk kez 2015’te insan hakları savunucusu Rebecca Vincent tarafından Avrupa Oyunları’na ev sahipliği yapan Azerbaycan yönetimini hedef alarak kullanılan ifade, İlham Aliyev’in baskıcı yönetimini ve kötü insan hakları karnesini, prestijli spor etkinliklerine sponsor/ev sahibi olarak unutturmaya çalıştığını dile getirmek için ortaya atılmıştı. 2021’de Norveç Dil Kurulu tarafından “yılın kelimesi” seçilen kavram artık akademisyenler, gazeteciler için bir araştırma konusu. 

Onlardan biri olan Jules Boykoff, kavramı siyasi liderlerin dünya sahnesinde önemli ya da meşru görünmek için sporu kullanması, bunu yaparken de içeride milliyetçiliği güçlendirmesi, kronik toplumsal problemleri ve insan hakları ihlallerini unutturması olarak tanımlıyor. 

2018’de gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın İstanbul’daki Suudi Arabistan Konsolosluğu’nda vahşice öldürülmesini tüm dünya gibi Türkiye’nin yöneticileri de hızla unuttu. Aynı döneme denk gelse de bunda belirleyici olan şey “sporla aklanma” politikalarının ötesinde pek çok alanı kontrol etmelerine yarayan ekonomik güçleriydi. Spor o alanlardan sadece biri ve Muhammed bin Selman, hafızası zaten çok zayıf olan günümüz dünyasını bir de spor yatırımlarıyla iyice sarhoş edebileceğini biliyor. İnanmıyorsanız her maç kanduralarıyla “Tanrı Kral’ı korusun” derken Londra’dan çok Riyad’a gönderme yapan Newcastle United taraftarlarına bakın! 

Bu akşamki maç, Suudilerin spor aracılığıyla olmayan demokrasisini, kadın özgürlüğünü yok sayan siyasetini, yasalarını, Yemen’de fiilen, Suriye’de vekilleri aracılığıyla yıllarca sürdürdüğü savaş politikalarını, Cemal Kaşıkçı benzeri vahşet olaylarını unutturma kampanyasında küçücük, önemsiz bir nokta. 

Bu kadar önemsiz bir noktanın parçası olmak zorunda kalmak, Galatasaray ve Fenerbahçe gibi tarihleri Suudi Arabistan’ın tüm spor geçmişinden katbekat daha zengin olan kulüpler için acı. Ancak biraz da günümüzün, Türkiye’yi de aşan gerçeği bu. Dua edelim de yarın bu kulüplerin kontrolünü ele geçirmek için o sınırsız paralarıyla kapımızı çalmasınlar. Esas ahlaki dilemmanın o zaman yaşanacağına, çağımızın yalnızca kazanmayı önemseyen spor kültüründe bu teklife “hayır” diyeceklerin azınlıkta kalacağına tanıklık edebiliriz.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

YAZARLAR

Mithat Fabian Sözmen

Gazeteci. Sözmen, 10 yıl boyunca, 2008’den beri spor yazıları yazdığı Evrensel gazetesinin internet sitesini de yönetti Çeşitli dergi ve internet mecralarında spor, kültür ve politika konularında yazan Sözmen, #tarih dergisinin çıkardığı #tarih’te bugün bülteninin editörlüğünü yaptı.

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

İLGİLİ OKUMALAR

Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

11 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

04 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

‘Gibi gibi gibiyim’: Şarkılarla, şiirlerle 'gibi' edatı üzerine

“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.

Suha Çalkıvik

·

28 Haz 2026

‘Gibi gibi gibiyim’: Şarkılarla, şiirlerle 'gibi' edatı üzerine
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

27 Haz 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

20 Haz 2026

10 maddede bu hafta