
Herkese merhaba,
Bu hafta bizlere, dünyaya hayat veren ve bizleri besleyen suyun ve onun döngüsünden konuşacağız.
İlk olarak suyun ne olduğunu tekrar bir hatırlayalım:
Su, iki hidrojenle bir oksijen atomundan oluşan, doğal sıcaklıkta sıvı durumunda bulunan, renksiz, kokusuz, tatsız maddedir. Gün içerisinde sağlığımızı korumamız için tükettiğimiz, kullandığımız her üründe üretim sürecinde bulunan ve doğal olan tüm akışa etkisi olan “su” diye adlandırdığımız oluşumun bir kimyasal madde olduğunu bazen unutabiliyoruz. Ve öyle ki, bu maddenin kaynak olarak erişilebilirliği tüm dünya üzerinde homojen olmamasına rağmen herkes ile paylaşılan kaynağı günbegün kirletiyoruz.

Suyun kaynak olarak nasıl büyük bir alanı kapladığı ve ona ne kadar ihtiyacımız olduğu konusu dışında bugün sizlerle, döngüsel ekonominin temel aldığı aksiyonlarda suyun döngüsüne nasıl katkıda bulunabileceğimizden bahsedeceğiz.
Suyun oluşumunda temel olan ve ilkokulda bizlere öğretilen aşamalar buharlaşma, yoğunlaşma, çökelme(yağış) ve toplanma idi.
Bu döngüye biraz daha ayrıntılı baktığımızda ise aşağıdaki süreç ile karşılaşıyoruz:
- Depolama : Dünyanın %71’ini oluşturan ve dünya su rezervlerinin %97’sini oluşturan okyanus ve denizlerde depolanması
- Buharlaşma : Güneş’ten gelen ısı enerjisi ile suyun deniz ve okyanuslardan buharlaşarak atmosfere yayılması
- Terleme : Bitkilerde bulunan fazla suyun buharlaşma ile atmosfere yayılmasıdır ve burada bulunabilecek kadar etkisi yüksektir
- Depolama : Bu sefer depolama aşaması atmosferde gerçekleşmektedir ve hareket halinde olan bulutlar su moleküllerine ev sahipliği yapar
- Yoğunlaşma : Atmosferde bulunan su, ısı kaybederek yoğunlaşır ve sıvı hale gelir
- Yağış : Atmosferden dünya yüzeyine suyun inmesidir
- Yüzeyde Akış&Sızma : Dünya üzerine inen su, toprakta emilerek dünya yüzeyinin altında saklanıp oradaki hayatı beslediği gibi — ki buna sızma diyoruz, emilemeyen yüzeylerden yükseklik farkları ile dünyanın farklı alanlarına hareket eder ve su kütlelerine ulaşır.
- Akarsu Akışı : Akan su kaynaklarının ( nehir, çay gibi ) deniz ve okyanuslar ile birleşmesi
- Tatlı Su Rezervleri Oluşumu : Karada biriken suların göl, havuz ve barajlarda toplanması
- Yeraltı Suyu Depolanması & Su Kaynağı Oluşumu : Suyun akifer olarak adlandırılan kireç, kum taşları, çakıllarda birikip yüzeye çıkarak kaynak oluşturması
- Buzul & Karların Oluşumu : Yüzeye çıkan veya yüzeyde biriken suların iklim koşullarına göre katılaşarak buz ve karları oluşturmasıdır.

Doğanın yarattığı bu kusursuz döngüden örnek alabileceğimiz çok fazla şey varken ne yazık ki dünya üzerinde ne artan ne de azalan bu kaynağın içeriğinin kirlenmesine ve tüm kimyasının bozulmasına sebep oluyoruz.
Yukarıda paylaştığımız suyun doğal döngüsüne onu ürün, kaynak veya altyapı olarak kullanan sistemler eklendiğinde ise Multi Sectoral Water Cycle Assesment tarafından hazırlanmış aşağıdaki tablo ile karşı karşıya kalıyoruz;

Soldaki doğal döngünün yanına insan faktörü girdiğinde işlerin nasıl karmaşıklaştığı ve doğru süreçlerle ilerlenmediğinde tüm dünyanın ihtiyacı olan bu kaynağın nelere maruz kaldığının farkındayız.
Peki halihazırda kendi döngüsüne sahip olan suyun, insanlar tarafından kullanım süreçleri nasıl daha döngüsel bir hale gelebilir?
World Bank tarafından hazırlanan “Water in Circular Economy and Resilience” isimli raporunda suyun doğadan gelen kaynak, kullanılan kaynağın yeniden değerlendirilmesi ve bu süreçten sonra tekrar kullanımı ve saklanması olarak üç farklı fazdan geçtiği gösteriliyor.

Bu üç farklı fazın ise artan nüfus, iklim değişikliği ve bunlara bağlı olarak suyun kirlenmesi sonucunda alınabilecek aksiyonları aşağıdaki şekilde özetleyebiliriz:
1. Tedarik sürecinde daha dirençli ve kapsamlı servislerin geliştirilmesi
- İklime bağlı olan veya olmayan belirsizliklere karşı plan yapılması
- Su kaynaklarının çeşitlendirilmesi
- Halihazırda olan altyapının veriminin artırılması ve
2. Atığın ve çevre kirliliğinin ortadan kaldırılması
- Yenilenebilir enerjinin kullanılması
- Kaynakların zenginleştirilmesi
- Operasyonların optimize edilmesi
3. Doğal kaynakların korunması ve yeniden üretilmesi
- Doğal kaynaklardan oluşan çözümler ile ilerlenmesi
- Yer altı su kaynaklarının yeniden yüklenmesi
- Çorak alanların ve havzaların korunması
Her süreç ve sistemde olduğu gibi, bu alanlarda yapılacak iyileştirmeler bireyler, kurumlar ve devletlerin atacağı adımlarla oluşabilir. Geçtiğimiz aylarda hepimizi derinden üzen Marmara Denizi’nde gerçekleşen müsilaj sorunu verilen zararın gözle görülür etkilerinden bir tanesi. Daha fazla sorumluluk alarak, suyumuza, hayatımıza ve dünyamıza sahip çıkmak bizim elimizde.
Bizlere hayat veren ve bize doğadan örnek alabileceğimiz bir döngüye sahip olan suyun kıymetini daha çok bileceğimiz günlere.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş




