Mutlu Yıllar Shrek. Artık sen de bir 20liksin.

Yanlış hatırlamıyorsam, Shrek’in tüm filmlerini sinemada izledim. Ailemle. Bolca gülerek. İlk film çıktığında 4 yaşındaydım. 22 yaşımda da o zaman güldüğüm kadar gülüyor, filmin müziklerini severek dinliyorum. Bu hislerimde de yalnız değilim. Bu film günümüzde de popülerliğini devam ettiren, jenerasyonlar tarafından sevilen ve önemli görülen bir yapıt — yapıt yazarken güldüm ama öyle!!! Neden olduğunu açıklayayım:
Andrew Adamson’un yönetmenliğini üstlendiği film, 1990’larda William Steig’in çıkarttığı Shrek! adlı kitaptan ilham almış. Shrek, bataklıkta yaşayan yeşil bir dev ile ilgili bir romantik komedi. Prens yok, o zamana kadar peri masallarının izlediği yoldan uzak bir senaryo ve kaba espiriler var. Yani o zamana kadar çıkan çoğu animasyon piyano eşliğinde, mum ışığında şık bir akşam yemeği ise, Shrek arka planda bir araba yanarken ellerinden soslar akarak yediğin bir hamburgerdir. Farkı böyle anlatabilirim.
New York Times’da da bahsedildiği üzere, filmin yapılışı da böyle kaotik aslında. Yapımcılar ve direktörler sürekli değişmiş. Teknoloji ve yapmak istedikleri arasında bir uçurum varmış. Shrek rolünü Chris Farley oynayacakken, aşırı dozdan ölünce, rolü o dönemde Saturday Night Live’da yavaş yavaş adını duyurmaya başlayan Mike Myers’a vermişler. Myers rolü üstlenecekse, senaryonun da değişmesi gerektiğini, ses kayıtlarının çoğunu tamamladıktan sonra da bir şeyin eksik olduğunu söyleyip hepsini İskoç aksanı ile baştan kaydetmiş. Tamamlanması tam 6 yıl sürmüş. DreamWorks içinde bile popüler olmayan filmin başarılı olacağını kimse düşünmüyormuş ama gel gelelim ki 2001 yılında çıktığında gişe rekorları kırmış. Monsters, Inc.’in de aday olduğu ve ilk defa verilecek olan ‘en iyi animasyon’ Oscar’ını kazanmış.
Onu geçiyorum Cannes Film Festivalinde prömiyer yapması için seçilmiş. En süslü püslü ve önemli festivallerden birinde, yazının başında bahsettiğim mum ışığında yemeğin onur konuğu falan olacak festivalde, Shrek var.
Peki neyi farklı yaptılar?
Müzikten başlayalım. Shrek o zamana kadar animasyonlarda gidilmeyen bir yoldan ilerleyerek, kendi şarkılarını yazmaktansa, herkesin bildiği şarkıları kullanmayı seçmiş. Hallelujah, Willie Nelson’un On the Road Again, The Monkees’in I’m A Believer gibi nostalji pompalayan şarkılardan oluşan bir soundtrack yaratmış. Filmin galasından iki ay sonra “Shrek (Music from the Original Motion Picture)” albümü, Billboard 200 listesinde 28 numaraya yükseldi. Hatta bir Grammy adaylığı bile var.
Filmden iki sene önce çıkan Smash Mouth grubunun All Star adlı şarkısına yeni bir hayat verdi. Grubun film için aranjmanını yaptığı ve orijinali the Monkees’e ait, I’m A Believer, Billboard listelerinde 15 numaraya çıktı. Hatta bence Shrek 2’de Fairy Godmother’ın, I Need a Hero performansı neredeyse Bonnie Tyler’ın orijinal versiyonu kadar muhteşemdi. Bununla beraber yıldızlar ile dolu bir filmdi: Cameron Diaz, Eddie Murphy, Mike Myers, Antonio Banderas, Julie Andrews... Film için gelmiyorsanız, oyuncular için gelebileceğiniz türden bir animasyon. Shrek’ten önce ünlülerle donatılan bir animasyon filmi bulmaya çalıştım ve aklıma sadece 1992 yapımı ve Robin Williams’ın yer aldığı Aladdin geldi.
Ama en önemlisi bu animasyon, peri masalında oluşmuş kalıplara meydan okudu. Filmin içinde pop kültüre atıflar var, sadece ebeveynlerin anlayabileceği şakalar ( hatta her izlediğimde yeni bir şaka keşfediyorum) serpiştirilmiş ve klasik yakışıklı prens, güzel prensesi kurtardı konusundan çok uzak. Çocukların izleyebileceği filmlerin tonunun da nasıl olabileceğini değiştirdi, birazcık daha zekalarına güvendi. En basit örnekleri, Prenses Fiona’nın kuşla beraber şarkı söylerken çok yüksek bir oktava çıkıp kuşun kendini patlatmasına neden olması ya da Lord Farquaad’ın kurabiye adamı süte batırarak işkence yapması.
Bazılarına göre Shrek’in bu kadar farklı bir yoldan ilerlemesinin bir nedeni de garez. Chicago Tribune’da da paylaşıldığı üzere, Disney’den istediği pozisyonu alamayınca ayrılıp DreamWorks Animation’u kuran Jeffrey Katzenberg, bu animasyonu o dönem Disney CEO’su olan Michael Eisner’a bir kapak koymak için yapmış olabilirmiş. Zaten Eisner da filmdeki ana kötü karakter olan Lord Farquaad’a biraz benziyor…
Gerçek aşk, kendimizi olduğumuz gibi sevmemiz, arkadaşlık ve birbirimizi kabul etmek üzerine bir film. Bu dönemde de durmadan kendimize hatırlatmamız gereken değerler. Zamansızlığı da buradan geliyor. Buzzfeed News yazarlarından Elamin Abdelmahmoud Shrek’in ana temalarından birini güzelce yazıya dökmüş:
“Sizi sevmeyen bir dünyada kendinizi sevme cesaretini göstermek.”
Bazıları Shrek’in ırkçılığı ve soylulaştırmayı eleştiren bir film olduğunu düşünüyor. Shrek’i bataklığından atmak, çeşitli peri masalı karakterlerini de alıp hapsetmek istiyorlar. Duloc kasabası sakinleri devlere karşı çok negatif duygular besliyor ve onlara sataşıyorlar.
Shrek’e kadar bazı peri masalı önemli olanın iç güzellik olduğunu vurguluyordu ama güzel bir prensesin dev kalmayı seçmesi kadar görsel bir şekilde konuyu işleyen olmamıştı. Aynı zamanda Küçük Deniz Kızı gibi klasiklerin tersine Shrek’te, ana karakterler arasındaki romantik ilişkinin nasıl geliştiği ve güçlendiği işleniyor. İlk görüşte aşk yok. Gerçekten birbirlerini tanıdıkları, hayatın onlara attığı bazı zorluklara göğüs gerdiklerini, başka çıkışlar olsa da birbirlerini seçtiklerini görüyorsunuz. Bir de görsel olarak harika bir film. Her izlediğimde ayrı beğeniyorum.
Hiçbirimiz bir Pamuk Prenses, bir Uyuyan Güzel, bir Yakışıklı Prens değiliz. Hepimizin içinde kusurlarımızı barındıran kimi zaman iğrenç, kimi zaman kızgın yeşil bir dev var. Ama günün sonunda hepimiz farklılıklarımıza rağmen birlik içinde yaşamayı, mutluluğu, dostluğu ve sevilmeyi hak ediyoruz. Bu da çocuklara ve büyüklere verilebilecek en değerli derslerden biri.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Yasmin Güleç
Anthony Bourdain'in #1 numaralı hayranı olmak dışında zamanımı genelde yazarak, yürüyerek, kahve içerek ve derin politik tartışmalara girerek harcıyorum.

20'lik
20’lik, kafada oluşan saçma soruların, açılmayı bekleyen ve bazen suratımıza çarpılan kapıların, gündem ile üzerimize çökebilecek fenalığın paylaşıldığı bir bülten.
İLGİLİ OKUMALAR




