Talking Points: 2. Hafta

Gerginlikten beslenenler, devleşen performanslar ve sözünü sakınmayanlar. Premier League'de bol gündemli bir hafta sonu geride kaldı.
Talking Points: 2. Hafta

Görmek İstemediğimiz Hareketler (Mi?)

Açılış haftasını kayıpsız geçen iki Londra takımını Stamford Bridge’de karşı karşıya getiren mücadele, saha içinde olduğu kadar saha dışında da ateşliydi. Özellikle ilk yarıdaki baskılı oyunuyla Tottenham’ı sindirmeyi başaran Chelsea, son bölüme girilirken oyunu kopartamamanın cezasını, Kane’in son dakikadaki kafa vuruşunun ağlarla buluşmasıyla çekti. Chelsea menajeri Thomas Tuchel kaybedilen 2 puanın sorumlusunun, çalmadığı düdüklerle maçın önüne geçen hakem Anthony Taylor olduğunu iddia ettiği gibi kendisine günah keçisi olarak da Antonio Conte’yi belirleyince hikaye başka türlü ilerledi. Durumu 1-1’e getiren Pierre-Emile Hojbjerg’in şutu öncesi Kai Havertz’e faul yapıldığını savunan (ki haklıydı) Tuchel, gol sevincini yaşayan Conte ile kafa kafaya gelerek gerginliğin fitilini ateşledi. 9 dakika sonra Reece James’in Chelsea’yi öne geçiren golünün ardından rakibine nispet yaparcasına çok coşkulu bir kutlama yapan Alman menajer, son dakikadaki bir diğer tartışmalı golün ardından da tamamen kontrolü kaybederek Conte’ye tekrar çatmak için maç sonu seremonisini bekledi. Sosyal medyanın gündemine oturan bu tartışmanın ardından iki menajer de oyundan ihraç edildi ve önümüzdeki hafta takımlarının başında olamayacaklar. Şiddetin yeşil zeminde yeri olmadığı konusunda genel bir konsensus olsa da iki yüksek profilli menajer arasındaki bu elektriklenme Premier League izleyicilerine güzel bir nostalji niteliğindeydi; özellikle de Pep Guardiola ve Jürgen Klopp arasındaki alçakgönüllü ilişkiden sıkılanlar için.

Görsel: GOAL


Souness’a Tepkiler Büyüyor

Sky Sports’ta Chelsea-Tottenham maçını yorumlayan Graeme Souness, sahada gördüğü sertliğin kendi dönemindeki müsabakaları andırdığını belirterek futbolun yeniden ‘erkeklere ait’ bir spor olduğunu öne sürdü. Kısa bir süre önce kadın futbol takımı Euro 2022’yi kazanarak ülke gündemine oturan İngiltere’de bu fikrin geniş çaplı destek bulduğunu söylemek zor. Tecrübeli yorumcu, kınamalar ve karşı söylemlere karşı dün yaptığı açıklamada pişman olmadığının altını çizerek geri adım atmadı. Souness’ın programda sorgulanmaya açık görüşünü paylaştığı sırada yanında eski bir kadın futbolcu olan Karen Carney’in olması, işi daha da tuhaf hale getiriyor. The Athletic yazarı Caoimhe O'Neill’ın dün sabah yayınladığı, benim de her kelimesine katıldığım yazı ise Souness’a güzel bir cevap niteliğinde: futbol herkesin oyunu.

Spurs Kulübesi Fark Yarattı

Geçtiğimiz sezonun ortasında devraldığı Tottenham’ı Şampiyonlar Ligi’ne taşıyarak imkansız görevini layığıyla tamamlayan Antonio Conte, transfer konusunda son derece talepkâr davranma hakkını elde ederek kulüp patronu Daniel Levy’ye kesenin ağzını açtırdı. Ivan Perisic, Richarlison ve Yves Bissouma gibi eklemelerin ise Tottenham için kötü giden bir günü nasıl değiştirebileceğini ise ilk kez Stamford Bridge’de gözlemleme fırsatı yakaladık. İtalyan menajerin alışılagelmiş 11’ini Bridge ziyaretinde değiştirmemesi kağıt üzerinde mantıklı gözükse de Tottenham’ın Chelsea’ye maçın büyük çoğunluğunda domine edildiğini ve dominasyondan kulübeden gelenlerle kurtulduğu bir gerçek. Önce ileride daha fazla top tutmak amacıyla Richarlison’u sahaya atarak dizilişi değiştiren Conte, ardından 2. bölgedeki fiziksel gücü arttırmak üzere Bissouma’yı ve kreatifliğinden dolayı Perisic’i sahaya attı; her şey de plana sadık ilerledi. Özellikle Bissouma, Hojbjerg’in sağlayamadığı hız ve topla oynama becerisini kompanse etmesinden dolayı çok özel bir parça ve ilk 11 için kapıdaki en ciddi aday.

İhtiyaç Olan Başlangıç

Emirates'teki ilk randevuda Leicester City'yi 4-2'lik skorla geçmeyi başaran Arsenal, beklentinin zirveye çıktığı bir sezona tam da olması gerektiği gibi başladı. Taraftarı önünde tüm hatlarıyla Leicester'a üstün gelen Topçular'da maça imzasını atan isim ise Gabriel Jesus oldu. Dokunduğu her şeyi altına çeviren Brezilyalı yıldız, maçı iki golle tamamlamasına rağmen rahatlıkla 3 veya 4 gole ulaşabilirdi. Granit Xhaka ve Gabriel Martinelli'nin gollerine de asistleriyle katkı sağlayan Jesus; hızı, enerjisi, pres gücü ve atak kurulumunda diğer hücumcularla kurduğu bağlantılarla beraber durdurulması epey zor bir seviyeye yükseldi. Arsenal için rakip savunmacıların uykusunu kaçıracak, korku dolu bir 9 numara eksik görünen son parçaydı ve Aubameyang & Lacazette çiftini tek potada eritebilen bir forvete sahip olmaları, puan durumundaki yerlerinin en temel sebeplerinden biri.

Brentford'ın Tarihi Günü

Cumartesi gününün kapanışında Community Stadı'nda Manchester United'ı ağırlayan Brentford, tarihinin en büyük zaferlerinden birini, belki de birincisini alırken rakibini de ligin dibine yolladı. 1947'den 2020'ye kadar en üst düzey seviyeye adımını atmamış bir takım için modern dönemin süper gücü olan Manchester United'ı 4-0 gibi net bir skorla yenmek, Şeytanlar'ın form grafiğinden bağımsız değerlendirilmesi gerekilen büyük bir zafer. Manchester United için ise olumsuz rekorları kırmak artık basit bir rutin. Brentford deplasmanından elde edilen kazanımlar şöyle: 4-0'lık skor Brentford'a karşı 1936'dan bu yana alınan en farklı, 1938'den bu yana alınan ilk mağlubiyet oldu. Brentford, Tottenham (2020) ve Liverpool'un (2021) ardından Manchester United'a ilk yarıda 4 gol atabilen üçüncü takım oldu. Erik ten Hag, 100 yılı aşkın süredir ilk iki maçını kaybeden ilk Manchester United menajeri oldu. Manchester United, en son 1992'de lig tablosunun sonunda yer almıştı. Haftaya oynanacak olan Liverpool maçında ciddi bir taraftar boykotu beklenirken United'a şans dilemekten başka yapabileceğimiz hiçbir şey yok. Ve buna epey ihtiyaçları olacak.

Görsel: Flipboard


Moyes Memnun Değil

Avrupa Ligi'nde yarı final oynadıkları sezonun ardından West Ham United menajeri David Moyes, bu başarının transfer döneminde onlara bir kaynak yaratacağından şüpheli olduğunu dile getirmişti. Büyük umutlarla adım atılan açılış maçında, Londra'da Manchester City için bir problem yaratamayan West Ham için şu ana kadarki en büyük soru işaretini yaratan maç da Nottingham deplasmanında oynandı. Takım, City Ground'da puan alabilecek fırsatları yakalamasına ve Declan Rice'ın penaltı kaçırmasına rağmen tempo olarak geçtiğimiz sezonun bir hayli gerisinde ve yedek kulübesini doldurmakta zorlanan West Ham için bu göz ardı edilemeyecek bir sorun. Perşembe günü Konferans Ligi kapsamında oynanacak olan Viborg maçı onlar için ivme kazandıkları eşleşme olmak zorunda çünkü hafta sonundaki rakip Brighton, epey ters gelebilecek bir kimlikte. Moyes'un Nottingham'da eleştirdiği savunma performansları, Brighton karşısında da onlara yardımcı olmayacaktır.

Şans Anı

Premier League' geri döndüğü 2019/20 sezonundan bu yana her sene adımını ileri atmayı başaran Aston Villa'da sezonun gerçekçi hedefini değiştirmeyi gerektirecek büyüklükte bir sakatlık yaşandı. Bu yaz Sevilla'dan kadroya katılan Diego Carlos'un aşil tendonundaki sakatlık her ne kadar içleri acıtsa da Villa bünyesindeki bir isim için yeniden kendini kanıtlama fırsatını sunuyor, bahsettiğim kişi Ezri Konsa'dan başkası değil. Bournemouth deplasmanındaki şok yenilgide gösterişsiz bir performans sergileyen Konsa bu haftaki Everton mücadelesinde yerini, kaptanlığını kaybeden ve kulübeye hapsolan Tyrone Mings'e bırakmıştı. Carlos'un sakatlığının ardından stoper arayışlarına başlayan Steven Gerrard'ın ise bu süreçte geçtiğimiz sezonki tandemine dönmekten başka şansı kalmadı. Mings'in bu kadar sorgulandığı bir iklimde Konsa'nın tekrardan zirve performansına yaklaşması, transfer geldiğinde kulübeye kimin gideceği konusunda minik bir ipucu verecek. 

Görsel: Times


Klopp'un Tercihi Elliott

Fulham deplasmanında sakatlanan Thiago Alcantara'nın boşluğunu doldurmak için Crystal Palace eşleşmesi özelinde Jürgen Klopp'un masasında pek çok farklı plan vardı; Harvey Elliott, Naby Keita veya 4-2-3-1'li bir dizilişle Fabio Carvalho. Alman menajer, tıpkı geçtiğimiz sezonun başında olduğu gibi takımın alışık olduğu sistemi bozmayarak tercihini Harvey Elliott'tan yana kullandı. Beklenmedik şey ise Elliott ve Fabinho'nun üçüncü parçasının James Milner oluşuydu. Geçtiğimiz haftaki Fulham maçının ardından James Pearce'a verdiği röportajda, takımın Craven Cottage'da yalnızca Milner'la doğru yönü buluyor oluşuna dikkat çeken Klopp'un bu özelliği Anfield'daki başlangıç planında istediğini bu tercihinden anlayabiliyoruz. 1-1 berabere biten Palace maçında girdiği fırsatlardan yararlanamayarak avantajı elde edemeyen ve son çeyrek saatlik dilimi Darwin Nunez'in Joachim Andersen'e attığı kafa yüzünden 10 kişi geçiren Liverpool'da Elliott, sahada kaldığı sürede takımın en parıldayan isimlerindendi. Perşembe günü kulüple uzun süreli bir kontrat imzalayan Elliott için Klopp, "İnanılmaz bir çocuk ve süper bir oyuncu" yorumunu yaptı. İngiliz oyuncunun bir süre daha başlangıç planlarında olmasına kesin gözüyle bakılıyor.

Haftanın 11'i:

Nick Pope (Newcastle)


Neco Williams (Nottingham)

Ben Mee (Brentford)

Kalidou Koulibaly (Chelsea)

Pascal Struijk (Leeds)


Granit Xhaka (Arsenal)

Kevin De Bruyne (Manchester City)

Mathias Jensen (Brentford)

Rodrigo (Leeds)


Ollie Watkins (Aston Villa)

Gabriel Jesus (Arsenal)

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

This Is EnglandThis Is England

BÜLTEN SAYISI

City Ground'un Premier League Özlemi

Talking Points: 2. Hafta!

16 Ağu 2022

City Ground'un Premier League Özlemi

YAZARLAR

Umut Öztürk

Premiercast.

This Is England

Premier League gündeminden öne çıkan gelişmeler ve eşsiz yorumlar mail kutunuzda.

İLGİLİ OKUMALAR