Taner Turna ile Soru-Cevap: Mart Nasıl Geçti?

Vieira'nın vedası, isyankar Conte, şampiyonluk yarışı ve daha fazlası...
Taner Turna ile Soru-Cevap: Mart Nasıl Geçti?

Ayın en önemli gelişmesiyle başlayalım. Ligde 12 maçtır kazanamayan ve mart ayını puansız kapatan Crystal Palace’ta Patrick Vieira ile yollar ayrıldı. Ayrılığı nasıl değerlendiriyorsun? Vieira'nın Palace’ını genel olarak nasıl hatırlarsın? Sence Roy Hodgson ‘aranan kan’ mı?

Taner Turna (TT): Patrick Vieira'nın çok da parlak olmayan OGC Nice kariyerinden sonra Crystal Palace’ta göreve gelmesi beni şaşırtmıştı. Buna karşılık Vieira, Palace’taki ilk sezonunda takımı düşme hattından 13 puan yukarıda tuttu. Hedefi ligde kalmak olan bir takımda özellikle Marc Guéhi, Tyrick Mitchell, Conor Gallagher, Michael Olise, Odsonne Édouard hatta Jean-Philippe Mateta gibi genç bir iskeletle neticeye ulaşması Vieira’yı bir anda yeni nesil menajerler arasında öne çıkarmıştı. Üstüne üstlük Wilfried Zaha gibi takımın yıllardır kağıt üstündeki en büyük yıldızına, potansiyelini yansıtabileceği bir oyun şablonu inşa etmişti. Zaha da buna karşılık olarak sezonu, hücum hattının en verimlisi olarak 17 gole direkt katkı sağlayarak tamamlamıştı. 

Tüm bunların üstüne Crystal Palace’ın ligde kalma hedefi değişmemiş olsa da sahada gösterdiklerine karşı beklentiler artmıştı. Nitekim takım bence Dünya Kupası arasına kadar da gayet kendi ritminde ilerliyordu. Aralık ayındaki yeniden başlamanın ardından takımın özellikle gol yollarındaki tıkanıklığı, senin de vurguladığın 12 maçlık bir galip gelememe serisine dönüştü ki bu dönemde 5 beraberlik de var. Ancak son maçta 1 gol atarak geçilen süre, Premier Lig’de son dönemde gördüğümüz 'menajer tahammülsüzlüğü' trendini destekleyecek bir sonuçla bitti. Bence Patrick Vieira, Premier Lig’deki ilk macerasında başarılı bir sınav verdi. Ligden düşmemek için oynamaya alışmış bir takımı 1.5 yıl boyunca genç bir oyuncu grubuyla orta sıra seviyesinde oynattı. Şahsi düşüncem, Palace yönetimi sabırlı davransaydı, Vieira’nın takımdaki gelişimi kalıcı olurdu. Büyük bir ihtimal sonraki adresi yine İngiltere sınırları içerisinde, hatta Premier Lig’de olacaktır. Yakından takip etmeye devam edeceğim.

Sky Sports

Roy Hodgson’a gelince. Kendisi bir nevi Premier Lig’in Yılmaz Vural’ı. Hatırlayanlar vardır, Palace’daki ilk görevine takım lige 4 maç üst üste kaybettikten sonra başlamıştı. Ardından bir üç maç da Hodgson kaybetmişti. Ligin 7. haftasından sonra kesin düşecek denilen takımı Hodgson, ligde tutmak bir yana, 11. sıraya kadar tırmandırmıştı. 2020/21 sezonu sonuna kadar da takımı düşme hattından uzak tutmayı başardı. Bence yönetim Hodgson'ı orta vadeli bir planla değil, takımı daha önce yaptığı gibi buhrandan çıkarıp ligde tutması için getirdi. Böyle bakınca mantıklı bir hamle gibi görünüyor. Yine de Vieira’yı yazık oldu bence.

Henüz Vieira ile aynı kaderi paylaşmasa da sallantıdaki isimlerden biri de Antonio Conte. Southampton maçı sonrasındaki açıklamaları hakkında ne düşünüyorsun? Bu hikaye, nerede mutsuz sona evrilmeye başladı? Tottenham’da Conte sonrası kimi kulübede görmek istersin?

TT: Sondan başlayayım. PSG’den ayrıldığı 5 Temmuz tarihinden beri bence o koltuğun tek bir adayı var. O da Mauricio Pochettino. Gidişinden itibaren hikayenin yarım kaldığı ve yolların gelecekte elbet tekrardan kesişeceği belliydi. Yönetim, lig sonunu Antonio Conte’yle getirme kararı alsa da bence yazın kapısını çalacakları ilk isim Pochettino olacak.

Conte’nin açıklamaları artık şaşırtıcı bile değil. Ancak bu açıklamalara iki yönlü bakmakta fayda var. Evet, Conte'nin adı Inter’le alınıyor. Karşılıklı bir isteğin olduğuna dair dedikodular da hayli fazla. Bu sert açıklamaların ardındaki motivasyonlardan biri bu olabilir. Ama Conte’nin yalnızca bu sebeple açıklamalarda bulunduğunu söylemek doğru olmaz. Conte’nin futbolcu grubuyla kurduğu bağı ve bu ilişkiyle birlikte takımın sahadaki agresif kimliğini yarattığını biliyoruz. Tottenham oyuncuları maalesef çok uzun zamandır sahada bu agresiflik seviyesine çıkamıyor. Bence aynı durum José Mourinho takımın başındayken de yaşandı. Hatta o da bu yönde açıklamalarda bulunmuştu. Bu yüzden Conte’nin söylediklerinde haklılık payı olduğunu düşünüyorum. Bunun tek başına sebebi oyuncu grubu değildir ama karşılıklı beklentilerin uyuşmadığı aşikar.

Conte ve Tottenham evliliği bence tamamen kupa odaklıydı. Conte, eldeki oyuncu grubuyla yıllardır kupa kazanamamış bir Big 6 takımına kupa kazandırabileceğini düşünerek geçti Tottenham’ın başına. Ancak hayal ettiği agresif ve sonuç odaklı takım ortaya çıkmayınca hikaye mutsuz sona doğru evrilmeye başladı.

Liverpool için oldukça umutlu başlayan ay, Bournemouth ve Real Madrid mağlubiyetleriyle yine krizde tamamlandı. Liverpool için bir tedavi önerin var mı? Salah-Gakpo-Nunez üçlüsüne bir sonraki sezon gözün kapalı güvenir misin?

TT: Salah-Gakpo-Nunez üçlüsüne göz kapalı güvenmek için henüz çok erken. Liverpool teknik ekibi, gizliden gizliye bekledikleri buhran dönemiyle bir şekilde baş etmeye çalışıyor. Özellikle geçen yıl kafa kafaya biten ligin ardından son senelerde Manchester City’le olan rekabetten yorgun çıkacak tarafın Liverpool olması kaçınılmazdı. 3’ü oldukça yakın, 4 sezondur devam eden rekabette geniş oyuncu kadrosuyla rahat olan taraf genelde City'di. 

Uzun süredir dar bir rotasyonla elit takım seviyesinde oynayan Liverpool kadrosu bence mental olarak epey yıprandı. Bunun karşılığında istenmeyen sonuçlar gelince de takımın formu iyice düştü. İstenmeyen sonuçlar kısmında da Sadio Mane’nin takımdan ayrılışının çok etkili olduğunu düşünüyorum. Büyük maçlardaki performansının yanı sıra, beraberlik ya da yenik durumdayken direkt gol katkısı bakımından Salah’ın çok önündeydi. Onun ayrılışı çöküş sürecini de hızlandırdı.

The Athletic

Neticede Jürgen Klopp, Salah’ın yanına Gakpo ve Nunez’i monte ederek gelecek yılın provasını yapıyor. Bu prova mart ayı boyunca olumlu sinyaller verdi. Bu üçlünün arasına gelecek sene için Jota’yı da eklemek gerek. Gakpo ve Nunez’in Klopp’un elinde gelecek sene daha da kıymetli hâle geleceğini düşünüyorum ama ideal üçlü olduklarını söylemek için henüz çok erken.

Şampiyonluk yarışına değinmeden olmaz. Arsenal, Villa Park’ta rüzgarın yönünü değiştirdi ve bu ayı kayıpsız atlattı. Üstelik bu süreçte Leandro Trossard ile farklı bir forvet profiline de aşina olmuş gözüküyorlar. Manchester City ise tüm kulvarlarda galibiyet serisini 6 maça çıkarttı ve ritim bulmuş gözüküyorlar. Fikstürleri de hesaba kattığında, şampiyonluk favorin kim? City’nin ihtimalini nasıl görüyorsun?

Aradaki puan farkı Premier Lig seviyesinde ve özellikle Arsenal gibi uzun süredir zirveye oynama alışkanlığı olmayan bir takımın liderliğinde her an kapanabilir. Fikstür avantajı kesinlikle Manchester City’den yana. Bütün önemli maçları (Arsenal, Chelsea ve Liverpool) iç sahada oynayacaklar. Ancak senin de soruda belirttiğin gibi, Arsenal’ı şimdiye kadar zirvede tutan en önemli faktör, kimlikleşen oyunlarının yanı sıra bu oyuna Leandro Trossard gibi görece sürpriz katkılar sunan isimlerin çıkabiliyor olması. Bu tarz ana planda olmayan oyuncuların dönemsel artan formları, Arsenal’ı durdurulamaz bir takım hâline getiriyor. 

Diğer taraftan City’nin de bitiş çizgisine yaklaştıkça oyunundaki artan keskinliğini görüyoruz. Bence şampiyonluk yarışını etkileyecek en önemli faktör, City’nin önümüzdeki ay Bayern’le oynayacağı Şampiyonlar Ligi çeyrek final maçları olacak. City’nin bu sert eşleşmeden çıkıp yoluna devam etmesi Premier Lig’deki yarışı da etkileyecek. Ben Arsenal’ı -çok az da olsa- önde görüyorum. Özellikle Manchester City-Arsenal maçının da nisan maç takviminde olması bize bu yarışın gidişatı hakkında gelecek ayın oldukça belirleyeceği olacağını gösteriyor.

Bu ayın senin açından öne çıkanları nelerdi?

TT: En iyi maç: Kalite anlamında zirvede olmasa da ikili rekabet açısından tarihe geçen bir karşılaşma olduğu için Liverpool’un Manchester United’a karşı aldığı 7-0’lık galibiyeti söyleyebilirim.

Gunners

En iyi bireysel performans: Mart ayını -üçü tek maçta olmak üzere- 5 asistle tamamlayan Leandro Trossard ayın hem en iyi hem de en sürpriz performansını sergiledi. Premier Lig seviyesinde, Brighton’dan Arsenal’a geçerkenki transfer ücretini de düşünürsek devre arasının en iyi transferi olduğunu da söyleyebilirim.

En iyi takım: Yukarıda da belirttiğim gibi Arsenal, sezon içerisinde değişen ve gelişen oyununun yanı sıra istikrarı koruyarak ayın en iyi takımı oldu diyebilirim.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

This Is EnglandThis Is England

BÜLTEN SAYISI

Mart Geride Kalırken

Premier Lig ve WSL'de ay nasıl geçti?

25 Mar 2023

Mart Geride Kalırken

YAZARLAR

Umut Öztürk

Premiercast.

This Is England

Premier League gündeminden öne çıkan gelişmeler ve eşsiz yorumlar mail kutunuzda.

İLGİLİ OKUMALAR