Tarihe Tanıklık Ediyoruz

2023 model Manchester City, ligin gördüğü en görkemli şampiyonlardan biri – hatta belki de tarihin en iyi Manchester City’si.
Tarihe Tanıklık Ediyoruz

Bu sezonun yarısından fazlasını liderlik koltuğunda tamamlayan en yakın takipçisi, farklı bir bakış açısıyla ‘halefi’ olan Arsenal’ın City Ground’dan puansız ayrılması, Manchester City’yi evinde otururken şampiyon yaptı. Nottingham Forest’ı ligde tutan 1-0’lık skor City’nin arka arkaya üçüncü, son altı yıldaki beşinci şampiyonluğu anlamına geliyor. Pep Guardiola, başardıkları işin olağanüstü olduğunu vurgularken mütevazi olma çabası içine girmiyor.

Yönetmenliğini Alfred Hitchcock, yapımcılığını David O. Selznick’in üstlendiği, 1941 Oscar törenini domine eden ve en iyi film ödülünü kazanan ‘Rebecca’da çok sevdiğim ve hayatımın zaman zaman merkezine koyduğum bir cümle vardır. Joan Fontaine’nin canlandırdığı Bayan de Winter’in büyük aşkı Maxim için dudaklarından dökülen “Mükemmel bir şey, yer veya kişi bulursan ona bağlı kalman gerektiğine dair teorisi vardır.” cümlesi, bana pek çok kez Manchester City ve Pep Guardiola’nın ilişkisini hatırlatıyor. Roberto Mancini ile 2012’de kazanılan ‘peri masalı’ şampiyonluğun ardından hemen hemen her sezona rakiplerinden hem kadro kalitesi hem de ekonomik anlamda bir adım önde konumlanarak giren City, Pep Guardiola ile birlikte sahaya yansıtmakta zorlandığı avantajlarını kağıda dökmeyi başardığı ve mükemmelliği tüm benliğiyle yakaladığı günler geçiriyor. Puzzle'ın tek eksik parçası Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu için artık günleri sayan City, dünyanın en rekabetçi ligini -en azından günün sonunda ortaya çıkan manzara itibariyle- ‘sıkıcılıkla’ eleştirilen Bundesliga’ya ve Ligue 1’e benzetti. Bu durumun lige orta ve uzun vadede zarar vereceği öngörülse de City taraftarı tablodan pek şikayetçi değil.

Chelsea maçının son düdüğüyle birlikte City taraftarı sahaya akın etti, görsel: Sports Leo


Tam anlamıyla tarihe tanıklık ediyoruz. Çünkü Pep Guardiola’nın City kulübesinde geçirdiği süre zarfında 2010’ların ikinci yarısından 2020’lerin başına kadar kurduğu hakimiyet, 1890’lar sonunda yedi sezonda beş şampiyonluk kazanan George Ramsay’in Aston Villa’sının, 1975-83 arasındaki sekiz sezonun altısında şampiyon olmuş Bob Paisley’in Liverpool’unun ve tabii ki 1992-2002 arasında şampiyonluğun yalnızca iki kez el değiştirmesine izin veren Alex Ferguson’ın Manchester United’ının hanedanlıkları ile kıyaslanabilecek bir seviyeye geldi. Üstüne üstlük, antrenörlük kariyerinde yarıştığı 14 sezonun 11’inde ligini şampiyon tamamlayan Guardiola’nın takımları arasında da 2023 model Manchester City’yi, Şampiyonlar Ligi’ndeki ‘acımasız’ performansını da ele alırsak diğer Guardiola takımlarıyla kıyaslamamızda bir beis yok: Premier Lig’in puan rekorunu kırmış, ligi fiilen kasım ayında bitirmiş 2018 model Manchester City ile teraziye koyulduğunda hangi takım daha ağır basıyor? Tüm zamanların en iyi kulüp takımı olarak adlandırılan 2011 model Barcelona, City’nin bu sezonki 3-2-4-1 sistemine bir çözüm üretebilir miydi? Bunlar oldukça ucu açık sorular ve cevaplanması epey zaman ve düşünce istiyor. Premier Lig’in güncel olarak en iyi takımının kim olduğu ise buna tamamen zıt bir durumda; ucu açık olmayan, cevaplanması ve düşünmesi uzun sürmeyecek bir soru.

Kupa yolculuğuna göz atmadan ve kırılma anlarını detaylıca masaya yatırmadan önce, son dönemdeki şampiyonluklarla kıyaslandığında 2023 şampiyonluğunun ortaya çıkan en temel farklılığını dile getirmekte fayda var. Bu sezonun tartışmasız en dikkat çekici noktası, son viraja kafa kafaya girilen rakibin Arsenal oluşuydu. Ya da Liverpool olmayışıydı. The Invincibles’tan bu yana yarışta, zirve takibine sezon ortasında -kısa bir süreliğine- dahil olduğu 2015/16 ve 83 puan toplanan 2007/08 sezonları dışında söz sahibi olamayan Arsenal, 2019’da Mikel Arteta ile girdiği çakıl taşlı yolda nihayet asfalta ulaştı ve City’nin en büyük rakibi olarak kodlandığı bir mertebeye yükseldi -üstelik bundan fazlası da olabilirdi. Yeni yıla City’nin 8 puan önünde giren ve bu sezonun 248 gününde ligin kalanına tepeden bakan Arsenal, Premier Lig’in en genç ilk 11’ine sahip olmasının cezasını mental anlamda çekti. Arsenal’ın, Patrick Vieira’ya göre ‘saha içi liderini arayan oyuncu grubuyla’ çimleri paylaştığı tüm mücadelelerde kaya gibi katılaşan Pep Guardiola’nın takımı, rakibinin kırılmasında en az William Saliba’nın sakatlığı kadar etkili oldu.

Manchester United’ı Eddie Nketiah’ın golüyle 3-2 mağlup ettikleri geceyi 1 maç eksiğine rağmen 5 puan farkla zirvede tamamlayan Arsenal, Manchester City’nin huzuruna ilk kez FA Cup 4. tur mücadelesinde çıktı. Aaron Ramsdale, Ben White, Oleksandr Zinchenko, Gabriel Martinelli, William Saliba ve Martin Odegaard’ın dinlendirildiği maçta ideal 11’ine yakın kadrosunu sahaya süren City’di ve maç Nathan Ake’nin tek golüyle tamamlandı. Dinlenmek için uygun gözüken “önemsiz” bir tur mücadelesinin ligin kaderini doğrudan tayin ettiğini söylemek fazla okuma olur. Ancak skor dezavantajından sonra dinlendirdiği kilit oyuncularını aceleyle sahaya atan ve yine de etkili olamayan Arsenal’a dair ilk soru işareti o akşam Etihad’da düştü. Bu ikazın daha büyüğü ve etkilisi, yaklaşık bir ay sonra Emirates’te, 15 Şubat akşamı oynanan lig mücadelesinde geldi. 3-1’lik galibiyetle ‘Saliba’lı Arsenal’ı’ bozguna uğratan City, şampiyonluğun kilidini açacak serisini inşasına başlarken rakibini paniğe sürüklüyordu. Mikel Arteta maç sonu toplantısında, City ile mücadele edebileceklerini gördüğünden dolayı özgüveninin yükseldiğini söyledi. Ancak City ile mücadele edebileceklerinin beyaz bir yalan olduğu, Etihad’daki 4-1’lik tarihi maçta ortaya çıktı. Guardiola, 2019’da Liverpool’a izlettiği filmi Arteta için başa sardı.

Nathan Ake'nin gol sevinci, görsel: Eurosport


Arsenal, Manchester City için esrarengiz olduğu kadar tanıdık da bir rakipti. Topçular’ın ‘kurtarıcı’ gözüyle baktıkları menajer City bünyesinden çıktı, seviye atlamalarına sebebiyet veren isimler de City’den transfer edildi. Arsenal, profil olarak Mancester City’ye benzer bir takımdı ve 2022’nin ilk günündeki maçta da, henüz yolun başında olmalarına rağmen City’ye oyun olarak ezilmemişlerdi. Bu, büyük oranda farklı yapıdaki Liverpool’dan bile tehlikeli bir rakip olarak algılanmalarına yol açabilirdi. Sayısı artan nitelikli rakiplere karşı ligdeki unvanın korunması ve yıllardır yolu gözlenen Şampiyonlar Ligi şampiyonluğunun artık mutlu sona ermesi için rotasyonu kalabalıklaştıranların yanında net bir hamlenin yapılması mecburiydi. Sergio Aguero’nun ayrılığının ardından eklemesiz şekilde, kadro içerisinden yamalanan 9 numara bölgesi için tüm yollar Borussia Dortmund’daki süresini dolduran Erling Haaland’a çıktı. Yalnızca bununla da sınırlı kalınmadı ve Aguero’ya Haaland’dan daha benzer bir profil olan Julian Alvarez takıma dahil edildi. Bağlantı oyununda -en azından Pep Guardiola ile buluşmadan önce- Haaland’dan daha mahir olan Alvarez, düşünülenden fazla dakika alabilirdi. Ancak Haaland'ın buna niyeti yoktu.

City için sezonun ilk çeyreğinin önemi, Norveçlinin takıma entegrasyonunu tamamlamaktı. Community Shield’da Liverpool’a karşı net fırsatlardan yararlanamadığı tatsız bir provayı geride bırakan Haaland, Guardiola’nın alışılanın dışında bir şekilde, iki bekini de orta sahaya kaydırarak rakibini imha ettiği West Ham United deplasmanında iki gol atarak lige merhaba dedi. Objektif bir bakış açısıyla Haaland, attığı gollere rağmen City’nin oyun gücüne artı değer katmış gözükmüyordu. Ağustos ayındayken, sezon sonunda Premier Lig’in gol rekorunu kıracağı henüz bilinmediğinden, eksiklik daha sesli şekilde dile getirilebiliyordu. Tuhaf olan durum, golcü oyuncunun arzulanan kadar topla buluşmasa bile bir şekilde gol yükünü sırtlamayı başarmasıydı: ikinci hafta Bournemouth karşısında sahada kaldığı 74 dakikada sekiz kez topla buluşan Haaland, maçı bir asistle tamamladı ve Phil Foden bencilce davranmasa bir de boş kaleye topu yuvarlayacaktı (hatırlayan vardır). Maç sonu basın toplantısında kendisine Haaland’ın ilerideki yalnızlığı sorulunca Pep, “Derin blokta savunma yapan takımlara karşı nasıl oynaması gerektiğini öğrenmeli.” dedi. Haaland mesajı aldı, dönüşmeye başladı. City, evindeki bir sonraki eşleşmede Crystal Palace’a karşı 2-0’lık mağlubiyetten 4-2’lik galibiyete uzanırken Haaland’ın attığı üç gol, oyun içi katkısındaki minör etkisinin sohbetinin sonsuza dek halı altına süpürülmesini sağlayacaktı. Bu dönemde Jack Grealish’in bonservis bedeli hâlâ tartışılmaktaydı ve sahnede Haaland’ın ‘Robin’i olarak Phil Foden yer aldı. Manuel Akanji rotasyonda ciddi süre almaya başladı. Kevin De Bruyne yeni santrforuna alıştı. Nathan Ake parladı. Savunması halihazırda problem yaratan Joao Cancelo’nun hücum performansı geriledi.

Kasım ayının sonundaki Dünya Kupası arasından dolayı, sezonu iki parça halinde ele almak mantıklı bir tercih; birçok takım da sezon planlamasını bu arayı gözeterek yaptı. Sezonun ilk yarısı olarak özetleyebileceğimiz kısımda izlediğimiz City, raya oturmaya çalışan ve kendi ritmini arayan bir görüntüde, halefinin bir adım gerisinde ilerleyen bir takımdı. Bazı günler tanınmayacak halde, bazı günler son şampiyon görüntüsündelerdi. Haaland, bağlantı oyunundaki aktivitesini maksimuma çıkartamamasına rağmen popülerliğini arttıran bir fenomene dönüşme aşamasındayken Manchester United, Wolves ve Brighton’a karşı gövde gösterisi yaptılar. Aston Villa ve Newcastle United deplasmanlarında iyi oynamalarına ve galibiyeti hak ettikleri fırsatları yakalamalarına rağmen 1’er puana razı oldular. Cancelo’nun bireysel hatası Anfield’da sezonun ilk yenilgisini haneye yazarken dört hafta sonra, aradan hemen önce Arsenal’ı belki de ilk kez ciddi şekilde umutlandıran bir Brentford mağlubiyeti tattılar. 14 hafta boyunca arka arkaya en fazla üç maç kazanabildiler ve kaleyi yalnızca altı maçta gole kapatmayı başardılar. Özellikle galibiyet serilerinin kısa soluklu olması, bu süre zarfındaki en büyük problemdi. City sistemindeki varlığı sorgulanmaya cüret edilemeyen Haaland, Dünya Kupası inzivasına 15 maçta attığı 18 golle çekildi. Haaland’la hemen hemen aynı bedel karşılığında kadroya katılan Kalvin Phillips ise Brentford maçına kadarki süre zarfında, omuz sakatlığının da etkisiyle yalnızca bir dakika forma giydi.

6-3 biten Manchester United maçında Haaland ve Foden 3'er kez fileleri sarstılar, görsel: The Times.


Manchester City, Katar 2022 dönüşünde soluğu FA Cup’ta alırken sezonun krizinin döner dönmez patlak vereceği tahmin edilemezdi. Geçtiğimiz sezonki şampiyonlukta takımın hücumunun yükünü çeken isimlerden biri olan Joao Cancelo, Liverpool’a karşı Rico Lewis’in kendisine tercih edildiğini görünce küplere bindi. Elland Road’da Leeds’e karşı da hibrit bek rolünü üstlenen ve oldukça başarılı bir sınav veren Lewis, Guardiola’nın bu pozisyon için talep ettiklerini başarıyla yapan bir rol oyuncusuna dönüştü. Bir hafta sonra Everton'la puanların paylaşıldığı maçta Cancelo, skor potansiyeli barındırmasına rağmen eşitlikle ilerleyen sürede oyuna dahil olamadı. Şok etkisi yaratan ve Pep Guardiola’ya “Premier Lig’i önemsemiyoruz, başka bir takımın kazanmasının zamanı geldi.” açıklamasını yaptıran Old Trafford'daki Manchester United mağlubiyeti, Portekizli’nin City formasını giydiği son gündü. Ne var ki gözler Cancelo’ya çevrilmişken Guardiola rakibi üzerinde rehavet yaratacak açıklamasıyla yeni bir akıl oyunu kurguluyordu ve Cancelo’nun ayrılığı taşları tamamen yerine oturttu. Artık sahnede, Haaland’ın yeni yardımcısı Jack Grealish vardı.

Arjantin’in masalsı Katar serüveninde ciddi bir rol oynayarak şampiyon dönen ve Şampiyonlar Ligi’nin grup aşamasındaki performansıyla dikkat çeken Julian Alvarez’in dakikaları da kış transfer döneminin tamamlanmasıyla arttı. Tottenham’a 1-0 kaybedilen maçta Haaland’la birlikte klasik 4-4-2’nin ucunda etkisiz kaldılar. Bununla birlikte Alvarez’in bir adım geriye gelerek, 10 numaraya yakın oynadığı dakikalar iki forvetin de performansının artmasını sağlıyordu. Takımın Premier Lig editörleri ve yayıncıları tarafından sahaya 3-2-4-1 şeklinde dizilmeye başlandığı şubat ayı, kutlu yürüyüşün de miladıydı ve City’nin hücum rotasyonu artık ezbere sayılıyordu. John Stones’un top rakipteyken sağ beke geçip toplu oyunda Rodri’nin yanına eklendiği, İlkay Gündoğan ve Kevin De Bruyne’nin orta ikiliden Haaland’a yaklaşıp sahanın 14. bölgesinde gezindikleri, Grealish’in sol, Riyad Mahrez veya Bernardo Silva’nın sağ çizgiye bastığı ve santrafora kenarlardan servis yaptıkları sistem, City’ye her şampiyonluk sezonunda oluşturdukları galibiyet serisini getirdi. Nottingham Forest beraberliği sonrası ligdeki tüm maçlarını kazanan City için serinin Bournemouth deplasmanında başladığı gözükse de ben zaman yelpazesini biraz daha geliştirip Aston Villa maçını işaret ediyorum. 23. haftaya kadar maç başı puan ortalaması 2.00 bandında seyreden City, Villa maçıyla birlikte bu oranı 2.4 seviyesine çıkartmayı başardı. Bu dönemde, savunma anlamında da ne kadar mesafe kat ettikleri istatistiklerle kanıtlanıyordu; City’nin bu sezon en çok dakika bulan oyuncusu Ederson, Aston Villa maçından Chelsea maçına kadar kalesinde yalnızca 10 gol gördü. Bu sürede kalesindeki gol beklentisi 11.5 oranındaydı. Leicester City, Arsenal, Everton ve rotasyona gidilen Chelsea maçı dışında rakipler maç başı gol beklentisinde 1.0’i hiç geçemedi.

2023 model City’yi diğer versiyonlardan farklı algılamamızın en büyük sebebi, tahmin edileceği üzere Şampiyonlar Ligi’ndeki önlenemez ilerleyişleri. Eleme aşamasında, RB Leipzig ve Cancelo’nun yeni takımı Bayern Münih’i zorlanmadan geçtikten sonra geçtiğimiz sezonki Hollywood senaryosunun intikamını yarı finalde Real Madrid’den almayı ihmal etmediler. Ligde yakaladıkları ivme yalnızca Şampiyonlar Ligi’ni değil, bir diğer majör kupa olan FA Cup’ta da finale çıkmalarını sağladı. Ligin son bölümünde De Bruyne takımın hâlâ en değerli oyuncusu olduğunu ilan ederken Haaland, eksi yazan özelliklerinden tamamen sıyrılarak sahada daha çok gezen, servislerde ustalaşan ve pas bağlantılarını kurmakta hevesli bir oyuncuya dönüştü. Haaland’ın oyun içinde daha çok var olma isteği, İlkay Gündoğan başta olmak üzere diğer hücumcuların da gol miktarlarını arttırdı. Real Madrid’e karşı Etihad’da izlediğimiz City, Pep Guardiola’nın muhtemelen en iyi City’si idi.

Bernardo Silva, Real Madrid maçının yıldızıydı, görsel: DayFR Euro.


1999’da sezonu üç büyük kupayla kapatan Manchester United’ın tarihi başarısını tekrarlama hedefindeki bir takım için önümüzdeki sezonun bahsini şimdiden açmak yersiz ancak City, başarılara rağmen problemin eksik olduğu bir ev değil. Günden güne büyüyen Alvarez’e Haaland’ın yanında bir rol bulmak artık bir zorunluluk gibi gözükürken takımın veteran sınıfından ayrılıkların olacağı bariz. Finalin ardından Guardiola komutasındaki City yönetiminin bu konuları değerlendireceğine ve mükemmelliği muhafaza edecek hamleleri yapacaklarına güveniyor, yalnızca zamanın akıcılığından ve izlediğimiz takımın mükemmelliğinden keyif almaya bakıyorum. Tarihe tanıklık ediyoruz. Bu sezon tek kupayla bitse de, üç kupayla bitse de durum bu.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

This Is EnglandThis Is England

BÜLTEN SAYISI

Bu Bir Veda Sayısıdır

Şampiyon Manchester City. Her şey için teşekkürler!

23 May 2023

Bu Bir Veda Sayısıdır

YAZARLAR

Umut Öztürk

Premiercast.

This Is England

Premier League gündeminden öne çıkan gelişmeler ve eşsiz yorumlar mail kutunuzda.

İLGİLİ OKUMALAR