Teknoloji şirketlerinde yeni eğilim: Acqui-hire

Dev teknoloji şirketleri arasındaki yeni eğilim, rakiplerinin ya da potansiyel rakiplerinin kritik çalışanlarını transfer etmek. Bu davranış literatürde acqui-hire olarak anılıyor.
Teknoloji şirketlerinde yeni eğilim: Acqui-hire

Dev teknoloji şirketleri arasındaki yeni eğilim rakiplerinin ya da potansiyel rakiplerinin kritik çalışanlarını transfer etmek. Bu davranış literatürde acqui-hire olarak anılıyor.

Bir adım geriden: Mart 2024’te Microsoft, yapay zeka startup'ı Inflection şirketinin kurucusu ve ekibini transfer etti. Haziran 2024’te Amazon, AI startup'ı Adept ekibinin çoğunu; Ağustos 2024’te Google, AI startup'ı CharacterAI'ın kurucularını transfer etti. Bu transferler esnasında söz konusu şirketlerin yatırımcıları (ağırlıkla melek yatırımcılar) mağdur olmasın diye "lisans bedeli" adı altında ciddi tutarlarda ödemeler yapıldı.

  • Birkaç yıl öncesine kadar dev teknoloji şirketleri rakiplerini ya da potansiyel rakiplerini satın alarak ilerliyorlardı. Ne oldu da acqui-hire stratejisine döndüler?

Nedeni açık. Rekabet ve regülasyon otoriteleri, eskisinden farklı olarak şirket devralmalarına izin vermeme eğiliminde.

Google örneği

Bu aralar ABD’de dijital reklam pazarında rekabet hukukunu ihlal ettiği gerekçesiyle yargılanan Google’ı ele alalım. 2007 yılında Youtube’u satın alarak dijital reklam pazarında büyük avantaj elde etti. 2008 yılında ise reklam alanlar ile reklam verenleri buluşturan iki büyük teknoloji şirketi olan DoubleClick ve AdX’i satın alarak dijital reklam değer zincirinin neredeyse tüm halkalarında kontrolü ele geçirdi. 

Bu işlemlerin tamamına hem ABD hem AB rekabet otoritesi izin verdi. İzin kararlarının gerekçeleri okunduğunda söz konusu devralmaların teknolojik yenilikçiliği tetikleyeceği görüşünün esas alındığı görülmekte.  

Şimdilerde hem ABD hem AB tarafında izin verilen işlemler sonucunda ortaya çıkan yapı yargılanıyor, hatta şirketin bölünmesi tartışılıyor.

  • Benzer hikayelere Facebook, Amazon ve Microsoft gibi şirketlerin gelişim süreçlerinde de rastlamak mümkün.

Özellikle son birkaç yılda rekabet kurumları ve düzenleyici kamu otoritelerinin teknoloji alanlarında tekelleşme ya da oligopolistik yapılardan büyük rahatsızlık duyduğu ve bunlara karşı sert tedbirler aldığı aşikar. 

Öyle ki yaklaşık bir ay önce ABD, AB ve İngiltere rekabet otoriteleri, ortak bir bildirge yayımladılar. Söz konusu bildirgede üç temel risk alanı tanımlandı: Çip ve kişisel veriler gibi yapay zeka girdileri, mevcut teknoloji şirketlerinin diğer piyasalara yayılımı ve işbirliği anlaşmaları. Yeni teknolojiler bakımından tekelci/oligopolistik yapılara karşı eşgüdüm içinde hareket edileceği ilan edildi. 

  • İşte bu sıkılaşan kamu düzenleme rejimi içinde şirket satın almalarına onay alamayacaklarını düşünen teknoloji şirketleri, bir hukuki inovasyon yöntemi olarak niteleyebileceğimiz acqui-hire stratejisine başvurmaya başladı. 

Buradaki hassas soru şu: Rakibin kritik çalışanlarını transfer etmek hukuki anlamda bir devralma işlemi değil midir?

Bu konuda ilk tepki, geçen hafta İngiltere rekabet otoritesi CMA’dan geldi. CMA, Microsoft tarafından Inflection’ının kurucusu ve kritik önemdeki çalışanlarının transfer edilmesi işlemini birleşme/devralma olarak niteledi.  

Bunu mümkün kılan Enterprise Act adlı kanunda yer alan, “Enterprises ceasing to be distinct” ifadesi. Yani teşebbüslerin (işlem sonrasında) farklı olmaktan çıkmaları. 

CMA diyor ki, burada teşebbüsten kasıt, sadece bağımsız bir hukuki varlık değil, ticari işin bir faaliyeti ya da faaliyetin bir parçası. Bu durumda Microsoft'un, (know-how’larıyla birlikte) Inflection'ın kritik çalışanlarının transferi sonrasında teşebbüsler farklı olmaktan çıkmaktadır.

  • Teşebbüs ya da girişime hukuki varlık olarak değil, bir işi devam ettirebilmek için gerekli olan faaliyet olarak baktıkları için Microsoft/Inflection işlemini devralma olarak değerlendirebiliyorlar. Bu olayda devam ettirilecek iş, AI tabanlı chatbot'ların geliştirilmesi ve arzı.

CMA’ya göre kritik çalışanların yanı sıra ticari veriler ya da ticari marka, isim veya alan adı gibi unsurların devri de bir devralma işlemi olarak nitelenebilir. Bu hususu, en son bu yılın Nisan ayında revize ettikleri “Birleşme Rehberi”nde açıkça ifade etmişler.

AB Komisyonu tarafında ise AB Adalet Divanı’nın bir kararı nedeniyle (şimdilik) aktif bir tutum alınamıyor. Bu, başlı başlına ayrı bir yazının konusu olabilecek gayet dramatik bir hukuki mesele. Bu noktada, Komisyon'un elinin kolunun bağlanmış olmasından büyük rahatsızlık duyduğunu ifade etmekle yetinelim. Çiçeği burnunda AB Komisyonu Adalet Divanı kararından kaynaklanan engeli aşmak için alışılmadık yöntemler üzerinde çalışacaktır. 

Türkiye'de durum

Peki ülkemizde durum nedir? Rekabet Kurumu, acqui-hire stratejisine nasıl yaklaşır?

Hem rekabet yasası hem de ikincil düzenlemelerde bir işlemin devralma olarak nitelenebilmesi kontrol (şirket kararları üzerinde belirleyici etki) değişikliğine bağlı kılınmış. 

Öte yandan: Bir açık kapı da mevcut. Rekabet Kurumu’nun ilgili kılavuzunda, pazar cirosu atfedilebilen varlıkların bir kısmının devrinin de birleşme/devralma sayılabileceği ifade ediliyor. Rekabet Kurulu’nun, henüz bir çalışan transferinin ciro atfedilebilecek varlık olarak değerlendirildiği bir kararı mevcut değil. Birkaç kararda depo, üretim tesisi gibi varlıklar bu kapsamda değerlendirilmiş. 

  • Ancak Rekabet Kurulu’nun bir çalışanın transferinin ciro atfedilebilecek bir varlık devri olduğu şeklinde değerlendirme yapmasının önünde hukuki bir engel görünmüyor.

Ezcümle şirketler hukuki inovasyon yapabiliyorsa, kamu otoriteleri de yapabilir.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto GünsonuAposto Günsonu

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

📬 Bektaşi devleti, Meta Connect

Arnavutluk'ta kurulması planlanan Vatikan modeli Bektaşi devletine Türkiye Bektaşileri tepki gösterdi. Meta, merakla beklenen “Meta Connect 2024” etkinliğinde yeni ürün ve hizmetlerini tanıttı.

26 Eyl 2024

Euronews

YAZARLAR

Bülent Gökdemir

Hacettepe Üniversitesi İ.İ.B.F. İktisat Bölümü'nden lisans, aynı fakültede iktisat alanında yüksek lisansını tamamlayan Gökdemir, İngiltere'de Dundee Üniversitesi'nde Uluslararası Hukuk alanında yüksek lisans diplomasına, Hacettepe Üniversitesi İ.İ.B.F. Maliye Ana Bilim Dalı'nda doktora derecesine sahiptir. Uzun yıllar Rekabet Kurumu'nda başuzman olarak görev yapan Gökdemir, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı'nda Proje Yöneticiliği, TBMM'de Grup Danışmanlığı yapmıştır. ODTÜ'de yarı zamanlı öğretim görevlisi sıfatıyla rekabet, regülasyon ve dijital ekonomi konularında lisans dersleri vermiştir. Gökdemir'in yayımlanmış çok sayıda makale ve kitapları mevcuttur.

Quando İçgörü

Teknoloji ve bilim dünyasını şekillendiren trendlere yönelik analizler, sektörlerden içgörüler, güncel veriler ve etki yaratan raporlar.

İLGİLİ OKUMALAR