
-Spoiler yok.-
The Northman, daha evvel defalarca kez izlediğiniz bir hikayeyi ele alıyor aslında. Kaba tabirle bir prensin babası öldürülür ve bu varis, intikamını almak için yemin eder.
Öncelikle birkaç gün geriye gidelim, filmi izlemeden önceki beklentilerime bir göz atalım.
- Robert Eggers, filmin yazarı ve aynı zamanda yönetmen koltuğunda. The VVitch ve The Lighthouse filmlerinin yönetmeni kendisi. Filmlerinin hastası olmasam da şahsen sevdiğim bir kafa yapısına da sahip ve bir gün o büyük patlamayı yapmasını beklediğim de bir isim. Çünkü öyle bir yemek yapıyor ki, "Ben bu mutfağın yemeklerini seviyorum; fakat bir şey eksik, bir şey eksik..." demekten kendimi alamıyorum ve bu eksiği bulduğunda da genel izleyici kitlesinin de dikkatini çekeceğine eminim.
- Öte yandan başrol olmasalar da Nicole Kidman, Willem Dafoe ve Ethan Hawke gibi isimler mevcut.
- Profesyonel eleştirmenlerden gelen yorumlar da gayet iyi.
E hal böyle olunca benim beklentim de... Hayır, yüksek değildi. Çünkü kendime sürekli hatırlatmak zorunda olduğum için aklıma kazdığım bir cümle var, "Sinemada beklentiler, sadece üzer."
"Robert Eggers, yine bildiğimiz gibi aslında. Nasıl yani?"
Kaynak: Imgflip
Eggers, dünyanın en basit meselelerini alıp, gerek anlatım biçimi gerekse kurgu olarak bir tür destana dönüştürür. Destanları bilirsiniz. Neredeyse dogma bir yapıya sahip olduklarını kabul etmeden dinleyemez olursunuz.
-Bir anne öldürülür. Çocukları nehre atılır, nehrin sonunda bu çocukları bir kurt bulup emzirir ve onları büyütür...
+Nasıl kurt emzirir ya?
-Kurcalama, emzirir işte...
"Tamam Eggers hocam, destanlar böyle; fakat..."

Kaynak: Wall Alphacoders
Fakat sinema değil. Tamam, herkes basmakalıp bir şekilde iş yapmasın zaten. Ben de klasik yapının dışında bir iş yaptım daha evvel. -İzleyenleriniz de vardır aranızda.- Öyle de devam etmeyi planlıyorum; ancak sinemanın gerekleri var. Ne gibi mesela? Elle tutulur karakter gelişimi örneğin.
Bir karakterin bakış açısı değişirken sebeplerin sunulması gibi. The Northman filmi aşama kaydettikçe karakterlerde değişimler bir anda gerçekleşmiş ve bitmiş oluyor. Ufak ufak değil, pat diye gerçekleşiyor değişimler. Bir anda bambaşka bir karakteri izlerken buluyorsunuz kendinizi. Sebeplere yer vermemiş Eggers, sadece sonuçlarla ilgilenmiş. Bu nedenle geçişlerde sorunları var.
"Biraz da şöyle yakından çekeyim."

Kaynak: Wall Alphacoders
Sinematografi açısından da Eggers'ın bir önceki filmi The Lighthouse'un çok altında kaldığını düşünüyorum. Halbuki acayip mekanlarda çekim yapılmış; bir destan olduğu için doğaüstü, mitolojik karakterlere ve olaylara da yer verilmiş; fakat final sahnesi dışında etkileyici hiçbir görselliğe şahit olmuyoruz. Oldukça basit yakın planlara sahip kendisi. İzlanda'nın kırsalında, yanardağın zirvesinde çekim yapıyorsun hocam, bırak yakın planı. Yani yapacaksan da öyle bir kompozisyon hazırla ki, böyle al bizi götür hülyalara... Hiç mi Vikings izlemedin kardeşim? -Şaka. Vikings kısmı şaka.-
Bunlara ek olarak maalesef akılda kalacak tek bir repliğe bile sahip değil The Northman. Filmde destansı bir an yaşanıyor, tansiyon tavan yapmış birkaç dakikalığına, karakter bu ortamdan ayrılmış, sevdiceğine ulaşmış...
"Kılıcı kaptım, şimdi plana sadık kalacağız." mı demeli? Bu bir destan, bir dönem filmi... Gerçekten filmden çıktıktan sonra aklımda yer eden, spesifik tek bir replik bile yok. Üzgünüm, kendi yarattığı fırsatları değerlendiremeyen, tembel yazarlık örnekleriyle dolu kendisi.

Oyunculuk performanslarına da değineyim. Willem Dafoe'nun yer aldığı kısa süre ve Nicole Kidman'ın harika performansı dışında değinilmesi gereken bir mesele olduğunu düşünmüyorum. Tabii iyisiyle kötüsüyle başrolü es geçmek olmaz.
Alexander Skarsgård, tipolojik olarak çok uygun olsa da performansı, bir başrol olarak filmi yukarıya taşımıyor. Bu, kötü olduğu anlamına gelmiyor; ancak köpek gibi ulumak, yerde sürünmek ya da çığlıklar atmak, çok da oyunculuk meziyeti sayılmaz. Eminönü sahilde 100 liraya bunları yapacak birileri, muhakkak bulunur. Robert Eggers, her filminde olduğu gibi, bu filmde de sırtını oyuncu performanslarına yaslamış ve bana kalırsa çok da aradığını bulamamış.
"Yani filmin iyi yaptığı hiç mi bir şey yok?!"

Kaynak: Warner Bros.
Elbette var. Ses ve müzik anlamında tüm film boyunca hiçbir eksik ya da hata ile karşılaşmadım. Aksine bu konuda oldukça başarılıydı, ki bir film adına ses, en az görüntü kadar önemlidir. Bir film için ses, mercimek çorbasındaki limon ya da kahvaltıdaki yumurta gibidir. Olmazsa olmazdır.
Daha fazla uzatmadan film ile ilgili görüşlerimi sonlandırayım. The Northman, kuzey kültürünü, klişeleşmiş intikam hikayelerini ve mitolojik ögeleri çok ama çok sevenler için gayet uygun bir yapım. Aksi taktirde izlerken yorulacaksınız.
Not: Mitolojik ögeler derken, çok da iyi kullanıldıklarını düşünmüyorum açıkçası. Mesela bu tip bir yapım arıyorsanız David Lowery'nin The Green Knight filmini şiddetle tavsiye ediyorum. Mitolojik ögeler nasıl kullanılır? Bir hikaye nasıl mistifiye edilir? The Northman'ın başarılısı diyebilirim kendisi için; çünkü aynı kafada yönetmenler ve benzer işler. Kesinlikle farklı hikayeler tabii. Sadece teknik kısımlardan bahsediyorum.
Unutmayın, bunlar kişisel yorumlar. İncelemeyi buraya kadar okuduğunuz için teşekkür eder ve bülten içi yolculuğunuzda keyifli okumalar dilerim.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
The Northman spoilersız incelemesi, Netflix'in hisse düşüşü, CNN+ kısa yayın serüveni, Suudi Arabistan'da film yasağı, haberler, öneriler ve daha fazlası.
27 Nis 2022

YAZARLAR

Oğuz Altınöz
Yazar - Show Business

Show Business
Yeni dijital eğlence sektörüne dair gelişmeler, analizler ve öneriler her çarşamba saat 13:00'da gelen kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR



