Tony Soprano’ya Sempati Duyma Sorunsalı

Not: Bu yazı ‘spoiler’ içermiyor!
Tony Soprano’ya Sempati Duyma Sorunsalı

Üniversitedeyken cadılar bayramını her sene kutlardık. Bu 4 sene boyunca iki kere Ravenclaw cübbesi giyerek Hogwarts öğrencisi oldum. Ama şu ana kadarki en başarılı kostümüm bir elimde puro, diğerinde New York Times, mavi boxer, beyaz atlet, altın renkli kolyeler ve küçük parmağıma taktığım yüzük ile hayata geçirdiğim Tony Soprano kostümüm olmuştur. Şu şekil: 

tony soprano

Sopranos, dahi diyebileceğim David Chase’in yapımcılığını üstlendiği ve New Jersey’de bir Amerikan-İtalyan mafya ailesi patronu Tony Soprano’nun hayatını önümüze seren muhteşem bir dizi. Küçük bir uyarı: bu diziyi yeni sevgiliniz ile izlemeye başlamayın. Deneyimden konuşuyorum, dizi bitene kadar ilişkiniz bitecektir. 

İkinci uyarım da şu: sonu sizi delirtecek, hazırlıklı olun. Ben finali izledikten sonra 10 dakika boşluğa baktım. Şoku atlattıktan sonra da, dizinin son bölümünü sayfalarca analiz eden masterofsopranos adlı internet sayfasında saatlerimi harcadım (izlemediyseniz linke tıklamayın). Diyeceklerim bu kadar, izleyin. İzlediyseniz de bana hemen Instagramdan DM atın sonunu konuşalım.

2020 yılında tekrar en popüler dizi ünvanını kazanan the Sopranos aslında türünün ilk örneklerinden biri. Peki ne konuda? 

Sopranos, Friends, ER ve Frasier gibi dizilerin popüler olduğu bir dönemde ortaya çıktı. Bu dizilerin izlediği yol haritasını yırttı ve camdan attı, sonra da arabayı döndürüp ters yönden gitmeye başladı —  o kadar dramatik bir adımdı o zaman için. Sopranos iç karartıcı konular, anti-kahramanlar ve kusurlu ana karakterler ile dolu ilk dizilerden. Aynı zamanda seyircinin, o dönemde düşünüldüğünden daha akıllı ve ilgili olduğuna inanarak içinde metaforlar, rüya sekansları ve karmaşık konular barındırıyor. ( Tabii popülerliğinde Edie Falco ve James Gandolfini gibi harika oyuncuların da payı büyük). 

Sopranos’dan televizyon sektörünün aldığı en büyük derslerden biri şu oldu: eleştirmenler tarafından beğenilen, karmaşık karakterlerle dolu, bol para harcadığınız bir dizi çekerseniz insanlar beğenecektir. Bknz. Game of Thrones, Breaking Bad ve Mad Men. 

Yani Sopranos upuzun bölümleri, enteresan konuları ve rüya sekansları olan bir dizi.  Bazen içiniz daralacak, bazen bu dizi nereye gidiyor diyeceksiniz. Alakasız zamanlarda ‘gabagool’ gibi kelimeler kullanıp farklı el hareketleri yapacaksınız: 

Masanın etrafında oturup yedikleri chicken parmigianaları, ziti al fornoları izledikçe ağzınız sulanacak, ardından bir adamın elinin kaynar domates sosuna batırılıp yakıldığını görünce mideniz kalkacak. Bize sevgi, şehvet, nefret ve intikam tutkusu gibi her duyguyu hissettiren bir dizi. Ve en çarpıcı noktası da bunları hissederken kendimizi hep Tony’i desteklerken bulacak olmamız. 

‘Anti-Kahraman’ Tony

Tony Soprano eşini aldatan, adam öldüren, insanlara fiziksel ve ruhsal işkence yapan, kuralların dışında yaşayan bir mafya babası. Ama aynı zamanda çocuklarına değer veren, atları seven, eşini hediyelerle donatan bir aile babası. Peki nasıl oluyor da benimle beraber milyonlarca izleyici bu kötü adamı seviyor, başına bir şey gelmesinden korkuyor? 

Biz buna anti-kahraman ya da kötü adam etkisi diyoruz ('etkisi'ni havalı duyulsun diye ben ekledim). Lisa Aziz-Zadeh’in USC’de yaptığı bir araştırmaya göre beynimizin empati köşesi kahramanlara kıyasla, kötü adamların acı çektiğini görünce daha çok harekete geçiyormuş. Bu empati, izlediğimiz karakterin Freudian Excuse denen bir oluşum hikayesi varsa daha da güçleniyormuş.

Freudian Excuse, karaktere bir çeşit derinlik katmakla kalmıyor, aynı zamanda neden bu hallere düştüğünü çok net bir şekilde bize gösteriyor. En basitinden Phineas ve Ferb’de Doctor Doofenshmirtz’in kötü olmasının nedeni ona hiç değer vermeyen bir aileden gelmesi. Sopranos’da ise Tony Soprano’nun çocukluğuna, travmalarına, düşüncelerine, psikiyatristi Doktor Melfi ile seansları sayesinde erişiyoruz. Birinin hayat hikayesini ve düşünce biçimini anlayınca da, empati kurmamız ya da kendimizden bir parça bulmamız daha kolay oluyor. 

Eee Yasmin Goodfellas ya da The Godfather gibi filmlerde de kötü adamı seviyoruz, ne farkı var?’ diye sorabilirsiniz. Haklısınız. İlk olarak onlar film, Sopranos ise bir dizi, karakteri derinleştirmek için daha çok zaman var. Bununla beraber, güzel takım elbiseler giyen ve kucağında kedisini seven zarif Don Vito Corleone’nun tersine, Tony Soprano obur, tükürerek konuşan, kaygılı, bağıran, kendini kaybeden, kimi zaman iğrençleşen bir adam. Yani romantikleştirilmemiş ve filtresiz. 

O dönemde HBO’nun CEO’su olan Chris Albrecht, insanların neden kendilerini bu karakter ile bağdaştırdıklarını anlatıyor

“Bu dizi, 40 yaşına basmak üzere olan bir adamla ilgili. Babasının işini devralmış, baskıcı bir annesi var.  Eşini sevse de aldatıyor. İki ergen çocuğu var. Kaygılı, depresyonda, hayatının anlamını arıyor. Kendi kendime düşündüm: onunla diğer insanlar arasındaki tek fark New Jersey’nin kralı olması.”

Tony Soprano’nun neden çekici bir katil olduğunu araştıran Murray Smith, bu soruyu aslında bize çevirip şunu soruyor: 

Tony Soprano’yu sempatik ve çekici bulmamızın bizim için ahlaki çıkarımları nedir?

Bu soruyu genel olarak kendime hep sorarım. Sadece Tony Soprano lensinden de değil — mesela yürümeyi yeni öğrenen bir çocuk yere düştüğünde ve gülmekten kırıldığımda ya da film izlerken kötü adam yenildiğinde ona acıdığımda da aynı soru aklıma gelir. Bunun cevabı da, lise makalelerinde en çok kullanılan cümlelerden biri ile aynı: olaylara ya siyah ya beyazmış gibi bakamayız. O ortadaki gri alanda olduğumuzu kabullenmemiz lazım.  

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

20'lik20'lik

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

Gregor, Tony ve Mert

Bu hafta 20lik'te Tony Soprano, Pride ve Mert Dolapçıoğlu var!

03 Haz 2021

Keith Haring

YAZARLAR

Yasmin Güleç

Anthony Bourdain'in #1 numaralı hayranı olmak dışında zamanımı genelde yazarak, yürüyerek, kahve içerek ve derin politik tartışmalara girerek harcıyorum.

20'lik

20’lik, kafada oluşan saçma soruların, açılmayı bekleyen ve bazen suratımıza çarpılan kapıların, gündem ile üzerimize çökebilecek fenalığın paylaşıldığı bir bülten.

İLGİLİ OKUMALAR