Tosca operasından Farabi Sokak'a: Selin Saygılı ile Tosca Art and Design

Ankara'daki ilk günübirlik atölyeleri düzenleyen Selin Saygılı ve Zerrin Saygılı'nın Tosca Art and Design'ı kurma ve mekana çok işlevli bir yapı kazandırma sürecini Selin Saygılı ile konuştuk.
Tosca operasından Farabi Sokak'a: Selin Saygılı ile Tosca Art and Design

Ankara'daki ilk günübirlik atölyeleri düzenleyen Selin Saygılı ve Zerrin Saygılı'nın Tosca Art and Design'ı kurma ve mekana çok işlevli bir yapı kazandırma sürecini Selin Saygılı ile konuştuk.

Öncelikle Tosca Art and Design’ı yolun başında nasıl tasarladığınızı merak ediyorum. İsmini koyuşunuzdan bugüne hikayesini anlatabilir misiniz?

İkimiz farklı şehirlerde kendi alanlarımızda çalışıyorduk. Biraraya gelip çalışmalarımızı devam ettirmeye karar verdik ve Tosca’yı 2015 yılında Ankara’da galeri, özgün baskı, serigrafi, plastik sanatlar alanında çalışmalar yürüten paylaşım odaklı alternatif ofis-atölye modeli olarak Zerrin Saygılı (ablam, ortağım) ile birlikte tasarladık ve geliştirdik.

İsim konusu, Tosca Operası'nın 1941 yılında Ankara’da oynamasından, Nâzım Hikmet’in Tosca’sından yani en çok "ilklerin kadını" olarak bilinen Semiha Berksoy’dan geliyor.


Üsküp Caddesi’ndeki ilk günlerde Ankara’daki günübirlik atölye geleneğini başlatanlarsınız. Şehirdeki atölye faaliyetlerini ve insanların atölyelere talebini hem Tosca hem de şehir bazında nasıl değerlendirirsiniz?

İlk kurduğumuz yıllarda Ankara'da çok dinamik bir başlangıç yaptık eğitim ve içerik olarak. İleri dönüşüm, geri dönüşüm ve baskı teknikleri ile ilgili çok fazla eğitim verdim ve çok fazla kişiye ulaştık ve birçok mekan ve yeni girişim yapmak isteyenlere ilham kaynağı olduk diyebilirim. Ankara o yıllarda tek biz vardık baskı alanında eğitim veren. İlk defa atölyeyi deneyimleyen katılımcılara profesyonel bir şekilde imkan sağlayıp alanın da uzman hocalar ile işbirlikleri yaparak workshopları geliştirdik.

Baskı resim atölyesi Güzel Sanatlar Fakültesi dışında çok bilinen bir alan değildi. Çok zor ve kaliteli bir başlangıçtı bence. Genç sanatçılara, öğrencilere sağladığımız destek uzun vadede Ankara’nın sanat camiasının şekillenmesinde önemli bir rol oynamış gibi görünüyor.

Tosca her şey bir yana kendi müdavimleri olan bir mahalle kahvecisi, öyle olunca da yıllar içinde bir etki alanını oluşturuyor. Mekanın yakın çevresinde, kendi mahallesinde, bulunduğu semtte yarattığı bir etki alanı ya da değiştirdikleri var mı?

Tosca ilk yıllarda apartman katındaydı, burası sergi ve atölye çalışmalarını sürdürmek için kısıtlı gelmeye başladı. Aynı sokakta galeri ve karanlık atölye çalışmaları için ayrı bir mekan açmış olduk. Butik bir kahve alanı ile mekanı geliştirmeye devam ettik.

Tosca yalnızca bir galeri olarak değil aynı zamanda bir kültürel katalizör olarak çevredeki diğer işletmeleri de etkileyerek mahallede kültürel bir dönüşüm yarattı evet. Mahallede ve çevremizdeki dükkanlarda, sanatı ve kültürü daha fazla yansıtan ürünler ve etkinlikler sunuyoruz.


Tosca ciddi bir etkinlik ve paylaşım alanına dönüşmüş durumda, girip yalnızca kahve içerek çıkabileceğimiz bir yer gibi görünmüyor. Kapıdan girenlere birden fazla deneyim vadettiğini düşünüyorum. Bu noktada mekanın etkinlik alanı işlevi önümüzdeki günlerde devam edecek mi?

Mekanın sadece bir sanat galerisi ve atölye değil aynı zamanda bir etkinlik ve deneyim alanı olarak kendini şekillendirmesi ve yıllar içinde kahve içmekten çok daha fazlasını sunarak katılımcılara sanatsal, kültürel ve toplumsal anlamda zengin bir deneyim sunduğunu söyleyebilirim.

Tosca'nın daha da farklı bir alanda karşımıza çıkacak olması, mekanın sürekli gelişen ve değişen yapısının bir parçası. Bu değişimin, Tosca’nın etkinlik alanı işlevini daha da güçlendireceğini düşünüyorum. Etkinlik alanındaki rolünün daha da büyümesi muhtemel.

Birkaç yıl içerisinde Tosca’nın çapını hangi noktalarda genişletmesini ya da neye dönüşmesini bekliyorsunuz?

Tosca'nın organik gelişimi ve sürdürülebilirliği bence gerçekten ilgi çekici. Mekanın büyümesi ve gelişmesi, içsel bir dinamizmle ilerliyor ve her adımda yeni bir katman ekleniyor. Tosca'nın geleceği için genişletmeyi düşündüğünüz alanlar da aslında bu doğal gelişim sürecinin bir parçası gibi görünüyor.

Konserlerin artan rolü ve etkinliklerin çeşitlenmesi, Tosca'nın hem kültürel hem de sanatsal bağlamda önemli bir alan haline gelmesini sağlıyor.


Sizi Faruk Duman’ın SUS BARBATUS! adlı kitabının kapağıyla da tanıyoruz, son olarak bir sanatçı olarak kitap kapağı tasarlama süreci konusunda neler söylersiniz?

Evet SUS BARBATUS! gerçekten Türk edebiyatında da benim hayatımda da çok önemli bir yerde. Normalde kitabı okurken hemen çizmeye başlıyorum. Genelde üretim sürecim böyle başlıyor. SUS BARBATUS!'da ise ilk cilt elime ulaştı, kitabı bir günde okudum, Faruk’u aradım ve tamam, çiziyorum dedim.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto AnkaraAposto Ankara

BÜLTEN SAYISI

🎶 Mireille Mathieu, Tamino bizlerle

Bu hafta Evgeny Grinko, Bilkent Müzik Günleri ve Mireille Mathieu ile müziğe doyuyor, Tamino'ya gün sayıyor, Küçük Balkon'u prömiyerinde karşılıyoruz.

17 Şub 2025

🎶 Mireille Mathieu, Tamino bizlerle

YAZARLAR

Ayşen Alpasar

https://aposto.com

Aposto Ankara

Her pazartesi saat 18.00'de Ankara'dan özenle seçilmiş etkinlikler, haberler ve hikayeler.

İLGİLİ OKUMALAR