
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
17 Aralık 2010’da Tunus’taki protestolarla yayılan Arap Baharı sonrasında, demokratikleşmenin sağlanması yönünde adımlar atan tek ülke yine Tunus olduğu için “Arap Baharı’nın tek kazananı” şeklinde anılıyordu. Geçtiğimiz haftalarda tekrar başlayan protestolarla bu unvanın hatalı olduğunu net bir şekilde gözlemledik. Protestolarda yansıtılan talepler ne, taraflar kim, devletin tepkisi ne oldu ve bundan sonra neler gözlemleyebiliriz?

- Tunus'ta seyyar satıcı Muhammed Buazizi’nin, ekonomik sıkıntılara ve ülkedeki yolsuzluklara tepki olarak sokakta kendini yakmasıyla alevlenen, önce ülkede sonra da bölgede yayılan protestolardan 10 yıl sonra Tunus vatandaşları, özellikle de işçi sınıfı ve genç kesim, devrime ve demokratikleşme adımlarına rağmen yaşam standartlarının iyileşmemesine duydukları öfkeyi sokağa taşıdı.
- Neler olmuştu? Tunus’un 2010-2011 Yasemin Devrimi ardından ülke içindeki İslamcı ve laik tarafların anayasanın içeriği konusunda yaşadığı anlaşmazlıklar, 2014 yılında yeni anayasanın kabulüyle son bulmuştu. “En genç demokrasi” olarak da adlandırılan Tunus, 2019 yılında genel seçimlere gitmişti ve bu seçimler sırasında seçmenlerin göz önünde bulundurduğu üç ana konu vardı: %15 işsizlik oranına sahip bir ekonomi, IŞİD ve El-Kaide’nin bomba saldırılarının yarattığı güvensizlik ortamı ve hükümetin vatandaşların ihtiyaçlarını karşılayacak hizmet vermemesi.
- “Korkmayın! Sokaklar, halkındır!”: Yasemin Devrimi sırasında çocuk yaşta olan şimdiki genç protestocular, devrilen baskıcı rejime tanık olmasalar da devrimin anlatımı küllenmemiş olacak ki ülkede demokratik ve ekonomik reformların eksikliğine karşı vatandaşları sokağa davet ettiler. Bu kez dile getirilen sorunlar arasında polis baskısı, yolsuzluk ve fakirlik var. Başkent Tunus’ta “Ne polis ne İslamcı, insanlar devrim istiyor!” sloganları atıldı. Bir protestocu Reuters’a “Bütün sistem değişmeli. Sokaklara geri döneceğiz ve devrimden sonra yolsuz elitlerin gasp ettiği özgürlüklerimizi ve onurumuzu geri alacağız,” dedi.
- Meşişi hükümetinin tepkisi: Protestocuların polisle çatıştığı şehirler olan Silyana, Kassarin, Sousse ve Bizerte’de polislerin yanında asker de konuşlandıran Tunus hükümetinin Savunma Bakanlığı, askerî konuşlandırmanın ardından ülkenin “sakin” olduğu açıklamasında bulundu. Öte yandan, taş ve molotofkokteyli fırlatan protestoculara karşı güvenlik güçleri biber gazı ve tazyikli su kullanıyor. İçişleri Bakanlığı'nın 18 Ocak açıklamasına göre 630 kişi tutuklandı, fakat insan hakları gruplarının tahminine göre tutuklanan 1.000 kişi civarında protestocu var. Gösterilerin en çok yaşandığı şehirlere bakıldığında bölgesellik yerine ekonomik zorlukların etkisi görülüyor.
- Partilerin ve siyasilerin tepkileri: Muhalif Özgür Anayasa Partisi (ÖAP) Genel Başkanı Abir Musa, hükümete verilen güvenoylarının geri çekilmesi için parlamentodaki bloklara çağrıda bulundu. Eylül 2020’de Meşişi Hükümetine güvenoyu veren Yaşasın Tunus partisi başkanı Mustafa bin Ahmed ise parlamentonun polis kuşatması altında olduğunu ve bu şartlarda bakanlıklar için güvenoyu oturumu yapılmaması gerektiğini açıkladı. Eski Bakan Mohamed Abbou ise Başbakan Hişam el-Meşişi’ye tavsiye niteliğinde yaptığı Facebook açıklamasında işsiz, dışlanmış ve baskının şairi olmuş bir çoğunluk olduğunu ve geç olmadan istifa etmesi gerektiğini yazdı.
- Uluslararası arenada protestolar: Uluslararası Af Örgütü yaptığı açıklamada “vandalizm ve yağmalama bile olsa, kolluk kuvvetleri kesinlikle gereksiz veya orantısız güç kullanmamalıdır” diyerek toplanma ve ifade özgürlüğünü kullanan protestoculara uygulanan şiddetin durdurulması ve tutukluların serbest bırakılması için Tunus otoritelerine çağrıda bulundu.
- Neler gözlemleyebiliriz? Protestoların kısa zamanda yayılması halkın motivasyonunu gösterse de hareketin lider veya temsilci eksikliği, ana partiler tarafından söylemler haricinde destek görmemesi ve hükümetin gösterdiği orantısız güç dolayısıyla yaşanan hızlı ilerleyiş çok uzun sürmeyebilir. Ek olarak, son zamanlarda Çin ile sıkı iş birliği içinde bulunan Tunus hükümetinin, Çin üretimi yapay zekâ teknolojisini kullanarak protestocuları daha kısa zamanda tespit etmesi dolayısıyla tutuklamaların artarak devam etmesi de beklenebilir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu haftaki hikâyelerimizde Boğaziçi Üniversitesi protestolarına, Etiyopya'da yaşanan insani krize ve Tunus'taki sokak protestolarına odaklanıyoruz.
04 Şub 2021

YAZARLAR

Deniz Kaptan
Yazar @ Spektrum

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir tarafta çocuğunu kaybetmiş aileler, suç makinesine çevrilmiş çocuklar, çocukları bünyesine alan çeteler; diğer tarafta cezaların ağırlaştırılmasının çok daha fazla çocuğun suça karışmasına yol açacağını, sorunları çözmeyeceğini dile getiren uzmanlar. Tüm bu tartışmaların ortasında iktidar, çocuklara verilecek cezaların artırılmasını içeren bir yasa teklifini TBMM’ye sundu. Peki bunun sonuçları ne olabilir?

19 Mart sonrasında Türkiye’de kurulan yeni siyasal düzen, muhalefeti bütünüyle susturmayı hedeflemiyor. Onu ahlaki bakımdan iktidardan farksız, örgütsel olarak parçalanabilir, yerel aktörleri iktidarın saflarına çekilebilir ve seçim kazansa bile iktidara gelemeyecek bir yapı olarak yeniden tanımlamaya çalışıyor.
16 Tem 2026

Kamuoyunda yardım ve bağış kampanyalarıyla adından çokça söz ettiren Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent’in deprem bağışlarının kullanımı, şaibeli para transferleri ve usulsüz mali işlemleri hakkında soruşturma başlatılması şu soruyu gündeme getirdi: Türkiye’de dernek ve vakıfları kim denetliyor? Prof. Dr. Murat Batı’ya göre güçlü bir mali denetim yok, ne görev verilen mülki amirler ne de Vergi Denetim Kurulu bu kurumları denetleyebiliyor.

Komedyen Deniz Göktaş'ın Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmesiyle yeniden gündeme gelen "kuyu tipi" cezaevlerine ilişkin İstanbul Barosu raporu, tutukluların maruz kaldığını belirttiği ağır tecrit koşulları ile havalandırma, sağlık hizmetleri ve temel haklara erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor.

Ankara'daki NATO zirvesinde İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir'in Külliye önündeki şaşkın bakışlarının görüntüleri, sosyal medyada hızla yayıldı. Kısa süre içinde Frostadóttir'in Instagram hesabına on binlerce Türk kullanıcı ulaştı. Öte yandan İzlanda'nın onu başbakan yapmasını sağlayan, bir anlık görüntü değil uzun yıllara yayılan bir güven inşasıydı.




