Türk basının ilk yüz yılı: Tiraj ve özgürlük

İlk Türkçe (Osmanlıca) gazetenin yayımlandığı 1831 yılından 1930’lara kadar tirajlar, keskin inişleri ve çıkışları olan bir grafik çizdi. Genel olarak ifade özgürlüğünün ya da özgürlük talebinin yükseldiği dönemlerde basının tirajları arttı. Baskılar arttıkça da gazetelerin satışları düştü. Muhalefet her zaman daha çok sattı, iktidarın yanlısı basının haberlerini okumak pek de keyif vermedi. Türk medyasının ilk asırdaki deseni, 200. yılını doldurmaya yaklaştığı bugünlerden pek de farklı değil.
Osmanlı'daki ilk "Türk" gazetesi olan Takvim-i Vakayi yayımlandığında tarih 11 Kasım 1831’di. Yenilikçi bir padişah olan II. Mahmut döneminde yayımlanan gazete 5 bin nüsha basılmıştı. 1871 yılına gelindiğinde Basiret isimli başka bir gazete 10 bin baskıyla ilk sıraya yükselmişti. Tam da özgürlük taleplerinin arttığı dönemde, I. Meşrutiyet’in ilan edileceği 1876 tarihine yaklaşırken gazete satışları artmaya başlamıştı.
Ancak değişim rüzgârları yaklaşık iki yıl sürer. Gerekçe Osmanlı - Rus savaşındaki yenilgidir ve II. Abdülhamit, Meclis-i Mebusan’ı kapatır. Sonunda “İstibdat” olarak isimlendirilen, hiçbir hak ve özgürlüğün bulunmadığı dönem 1878’de başlamış olur. Gazete satışları bir anda çakılır. Yine de basın, özgürlük taleplerinin güçlü bir şekilde sesini yükseltmeye devam etmesinde başrol oynar. 1882-1892 yılları arasında gazete okuyanlar yüzde yüz artar. Hatta okuması olmayanlar kahvehanelerde oturmuş, gazeteyi sesli okuyanları dinlemeye başlamıştır. Muhalif bir köşe yazısını dinlerken kahveler yudumlanır, nargileler fokurdardı.

İstibdat Döneminin tüm baskılarına karşın, basında teknik gelişmelerin yaşanması, kamuoyunun kendini dışa vurması için kitle iletişimin yaygınlık kazanması tirajları artırmaya devam ettirir. 1896’da kurulan İkdam gazetesinin satışlarını düzenli olarak artar. Öyle ki II. Meşrutiyet’in ilan edildiği 23 Temmuz 1908 sonrası İkdam gazetesinin ilk nüshası karaborsaya düşer. Türk medyasında karaborsaya düşen ilk gazete olur.
Baskı ortadan kalktıkça gazete satışları yükselmektedir. II. Meşrutiyet’in ilk yıllarında İkdam gazetesinin baskı sayısı 40 bine kadar yükselir.
II. Meşrutiyet, basında özgürlük taleplerini çok yüksek seviyeye çıkarmıştır. Dernekleşmek için toplanan gazeteciler, “artık yazılarını sansüre göndermeyeceklerini” ilan ederler. Bu başka bir seviyedir. 25 Temmuz 1908'de, 30 yıl sonra ilk kez gazeteler sansürsüz yayımlanır.
İzleyen günlerde gazete çıkarmak için yapılan başvuranların sayısı 200’ü aşmış, “özgürlük,” “eşitlik,” “anayasa” ve “meşrutiyet” kavramlarını kullanan gazetelerin tirajı 50 bine dek yükselmiş, gazete ve dergi sayısı 353'ü bulmuştu.

Bu çılgınca artışın bir diğer sebebi de sosyalist, muhafazakâr, liberal ve gelenekçi tüm akımların söyleyecek bir sözü olması, bunun için gazete çıkarması gösterilir. Basın bir yıl içerisinde daha da özgürleşir, çeşitlenir ve yaygınlaşır. Bu özgürlük ortamı ve talepleri maalesef sadece 8 ay sürer. 1909’da Matbuat Kanunu yayımlanır ve 353 olan gazete sayısı 1912'de 45'e düşer. Aynı şekilde tirajlar da düşmektedir. Padişahın baskısı kazanır, gazetelerin baskı sayısı düşer.
1914’e doğru tirajlar yine artmaya başlar. Yaklaşan savaş ve yurttaşların haber alma ihtiyacı gazetelere olan talebin artmasına yol açar. 28 Temmuz 1914 – 11 Kasım 1918 tarihleri arasında devam eden Birinci Dünya Savaşı sırasında habere ulaşmak için gazetelerin tirajı artar. En çarpıcı rakama Sabah gazetesi ulaşır. 15 bin baskı az gibi gözükse de dönemin baskıları karşısında iyi bir rakamdır.
Cumhuriyetin ilanına kadar gazete tirajları bu seviyelerde devam eder. 4 Mart 1925 tarihli huzur ve güvenliği bozma iddiasıyla yayınları da yasaklama yetkisinin yürürlüğe girdiği Takrir-i Sukûn Yasası ile birlikte gazetelerin satışları tepe aşağı gider. Bir kez daha basın, özgürlük ile birlikte tirajlarını kaybetmiştir. Keskin düşüşlerden sonra tekrar baskı sayısını yükseltmek zaman alır. 1 Kasım 1928 tarihinde kabul edilen Harf İnkılabı’ndan hemen önce gazete tirajları yaklaşık olarak 150 bine ulaşır.

Şimdi de Harf İnkılabı tirajları düşürmüştür ya da gazetelerin daha yüksek satışlara ulaşması adına bir ara dönem yaratmıştır. Genel kanı Arapça harflerin kullanımdan kaldırılması ile birlikte tirajların ciddi şekilde düştüğüdür. Mesela tirajı 11 bin olan Cumhuriyet 5 bine, 10 bin olan Milliyet 55 bine, Vakit 7 binden 3 bine, Son Saat 6 binden bin 500’e, Akşam 4 binden bin 300’e düşer.
En acıklısı 34 yıldır yayımlanan, bir zamanlar karaborsaya düşecek kadar yüksek taleplere ulaşan İkdam’ın başına geldi: 8 bin tirajdan 3 bin 100 satışa düşünce 1928’in Aralık ayında sahibi gazeteyi satmaya karar verdi. Birkaç kez el değiştiren İkdam hiçbir zaman eski rakamlara ulaşamadı ve kapandı.

12 Ağustos 1930'da Serbest Cumhuriyet Fırkası (SCF) kurulur. Yeni bir parti, yeni özgürlük talepleri, basın için de yeni bir oyun alanı anlamına gelir. Son Posta gazetesi temkinli bir şekilde, Yarın gazetesi ise daha net bir şekilde muhalefeti, SCF’yi desteklemeye başlar. Yarın gazetesinin satışı 80 bin gibi rakamlara ulaşmaya başlar. Bulunmayan sayıların karaborsada satıldığı söylenir.

20 Haziran 1930 tarihli Yarın gazetesi, "Demokrat Türk Cumhuriyetinde Kelepçe Olmaz!" başlığı ile yayımlanır. Gazetenin Şemsettin isimli muhabirinin bir haberi sebebiyle yargılanması eleştirilmektedir. Gazetenin baş yazarı Arif Oruç köşe yazısında şu sözleri kullanır: "Evet, Şemsettin bir isnat ve bir zandan beraat etti. Fakat elleri kelepçeli geldi, kelepçeli gitti." 
Mustafa Kemal Atatürk, gazete okurken... Siyasi liderlerin çok nadiren gazete okurken fotoğrafları olur.
1931 yılına gelindiğinde gazetelerin toplam tirajı tekrar 150 bin dolaylarına kadar çıkmıştır. Yeni bir basın kanunu ve ceza kanunundaki değişikliği hükümetin gündemine gelir. İstanbul basınının kayıt altına alınması için yasa değişiklikleri gerçekleştirilir. Bu yasa ile birlikte artık hükümet istediği gazete ve dergiyi kapatma imkânına kavuşur. İstanbul basını hükümetle uyum içinde, çatışmadan yaşamını sürdürmeye çalışmaya başlar. Bir kez daha tirajlar azalmaya başlar, gazeteler eski tadı vermez olur.
Türk basını ilk yüz yılı içinde sürekli olarak iktidar baskılarıyla uğraşırken özgürlüğe ulaştığı her anda tirajlarını da yükseltmeyi bildi. Tirajların artması, ifade özgürlüğünün ortaya çıkması ve daha çok özgürlük talebinin gündeme gelmesine yol açtı. Ardından tekrar baskılar, yasaklar ve tepe taklak düşen tirajlar... Belki de şunu söyleyebiliriz: Türkiye'de okunmak istenen ve okunan hep özgürlük ve hak talepleri oldu. Bir başka ifadeyle insanlar medyada hükümet ya da iktidarları değil, kendini görmek istedi, istiyor...
Bu yazıda kullanılan makale ve yazılar:
1930'a kadar basının durumu ve 1931 Matbuat Kanunu
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
gazete, İkdam, Kitap Yayınevi, Çağatay Anadol, tiraj, özgürlük
13 Ara 2022

YAZARLAR

Oğul Doğa Gökşin
https://aposto.com

İstanbul'da Nasıl Eğleniyorduk?
1920 ve 30'ların İstanbul eğlence hayatını bir gazetecinin röportajlarından takip eder, her salı yayımlanır.
İLGİLİ OKUMALAR



