Türkiye gündeminin en çok etkilediği kesim: 20’likler

'noooooooluyoooooooooo???'
Türkiye gündeminin en çok etkilediği kesim: 20’likler

Yazı: Kardelen Buyurgan

Bu metin, pasifize edildiğimi/edildiğimizi düşünmeye başladığım, peşi sıra gelen anlardan ortaya çıktı. Toplumsal ile bireysel hayatın paralel gittiği bir coğrafyayı 20’likler gözünden yorumlamaya çalıştım. Nitekim diğer yaş gruplarından bu kadar etkilenmişlik duymadım. 

Okuduğum bölüm, yaptığım iş sebebiyle kayıtsız kalamadığım toplumsal sorunlar pandemi ile birlikte dikkatimi görece daha fazla çeker hale geldi. Pandemide işsizliğin arttığını, kuryelerin ve sağlık çalışanlarının ise dur durak bilmeden çalışmaya zorlandığını gördük

Pandemi hala devam ediyor ve kişisel gündemimde mezun oluyorum — yaşım 22. Sırf tecrübe edinmek ve ‘bu işsizlikte bir işe gireyim’ diyerek işe giriyorum. 'Aa iş hayatına atıldım' sevincinin yersiz bir sevinç olduğunu görüyorum, zira yapılan iş maddi pratiklere bir cevap sunmuyor. Kişisel gündemime paralel bir şekilde, kiralarda hızlı bir artışın yaşanmasını ve gelecek olan barınma sorununu deneyimliyoruz — yaşım 23. Bu süreç zarfında döviz kurlarının yükseldiğine, Amasra maden faciasına, Rusya-Ukrayna arasındaki savaşa, İstiklal Caddesi’ndeki bombalı saldırıya şahit oluyoruz —  yaşım 24. En sonunda ise uzun bir zamandır süregelen seçim tartışmaları ve özellikle sonrasında ne olacağının merakı hemen hemen oturduğumuz her masada yerini buluyor — yaşım 25. Aynı dönemde yaşam kayboluyor, kentlerin hafızası yerle bir oluyor. Kolektif cevapsızlıklar yaşıtlarım arasında çoğalmaya başlıyor. Siyaset, derin yoksulluk, barınma problemleri, işsizlik, müşahitlik, anket şirketleri derken eğlenceli sohbetlerin yerini veriler; celebrity crush’ların yerini ise siyasi aktörler dolduruyor. Her takım elbiseli milletvekiline benzetiliyor. Öyleyse, Türkiye gündeminden en çok etkilenen kesim 20’likler diyebiliyor muyuz?

20’li yaşların yeni tanımları: ‘noluyyooo’

Halihazırdaki siyasi konjonktürün günden günden daha da büyüyen bir şekilde yaşantımızın her detayına sirayet etmesi ve 20’li yaşların kendine ait başlıca problemleriyle kesişmesi sanki Sisyphos’un kayası gibi omuzlarda ağır bir yük oluşturuyor. Sürekli yuvarlamaya çalıştığımız ve bir türlü kurtulamadığımız bir dert kayası var. Üstelik bu kayayı bir nevi tek başımıza itmiyoruz. Ortaklığımız sorunlarımızda ve cevapsız bırakılmalarımızda. Kısa Dalga Gazetesi’nin Gençlik ve Siyaset yazı dizisinde bahsettiği gibi; bireyin kendini kamusal alanda, iş yaşamında, aile içinde, mahallede, sokakta var edeceği yaşlar sansüre uğradı. 

Yetişkinliğe geçiş yapılan şu yaşlarda kaç kişi hayalindeki hayata ulaşıp “o” kişi olabildi? Diline dolandığı şarkıyı sokakta söyleyebildi? Kentten görece uygun kentlere ve/veya kırsala göç etmeler, bir evi birden çok insanla paylaşmalar, emeğin asla karşılığı olmayan asgari ücretle çalışmalar artmaya devam etti. 

Araştırmalara göre mutlu olan kişilerin oranı sadece %17,3 ile sınırlı kaldı. Kendi ülkesinde mutluluğu “bulamayan” gençler, başka ülkelere gitmenin yollarını arama peşine düştü. O yollarda da vize krizine takıldı. Bir şekilde, bir nedenle başka ülkelere seyahat etmek isteyenler ‘kendi ülkesine geri dönmez’ düşüncesiyle sınırlardan geçemedi. Anlayacağınız, başını alıp gidip gezgin olma hayalleri askıya alındı. Öyle ki date’ler bile ekonomiden payına düşeni aldı. Date’e çıkmanın aylık maliyeti ortalama olarak yarım asgari ücrete tekabül ettiği için “kavuşmak hayal oldu.”

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın günlüğüne yazdığı “Türkiye evlatlarına kendisinden başka bir şeyle meşgul olma imkanı vermiyor,” cümlesi hayatlarımıza, bağrımıza ve günlüğümüze cuk diye oturdu. Görece eski kuşağın tanımladığı gibi bir 20’li yaşlar tanımı olmamaya başladı; “özgürlük”, “umursamazlık” yerini “noluyyyooo”, “baş ağrısı”, “deneme”, “ziyan”, “anksiyete” gibi tanımlara bıraktı. Peki bu süreçte kişi kendini ne kadar var edebildi? Var edebildiyse ne kadar içine sinerek var edebildi? Gençliği anlatmak için kullanılan kelimelerin hakkını ne kadar verebildi? Gündem harici konuşabilecek konuları nerelerde buldu, bulabildi mi?

Zaten yoğun olan gündeme, bir de seçim ve sonrası gündemi eklendi. 'Genç işsizlikte artış yaşandı,' başlığı bu dönemde yer aldı. Üstelik seçimin kritik noktasını oluşturan bu kesimin, seçim sonrası ne durumda olduğuyla ilgilenilmedi. Kuytu köşelerde kendi gündemlerimizi yaşamaya çalıştığımız sıradan hayatlarımız, seçim süreci ve sonrasında sanıyorum ki daha da kırılganlaştı. Akıllarda tek bir soru: Bir şeylerin mücadelesini vermek beyhude miydi? Tabii ki hayır. Gençliğin dertleri ile gündemin kesişimi bu şekilde ilerlerken, bir yandan da 20’li yaşların getirdiği heyecan, mizah anlayışı, asilik ve dayanışma olabildiğince yerini korudu. Sadece yas, haksızlığa uğrama hissi, öfke değil; umut, neşe ve dans da gündemde bütün güzelliğiyle yerini aldı! 

Yaratıcı Pankartlar, Onedio


Sonuç olarak, depresiflik ve pasifize edilmiş olma hâli bizi ara ara dürtse de, gündemi değiştirmeye çalışanların varlığı, bize hiç de yalnız olmadığımızı hatırlattı. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

20'lik20'lik

BÜLTEN SAYISI

Temmuz'a Selam Olsun

maden suyu, geçen zaman ve gündem

06 Tem 2023

tatsuro kiuchi

YAZARLAR

20'lik

20’lik, kafada oluşan saçma soruların, açılmayı bekleyen ve bazen suratımıza çarpılan kapıların, gündem ile üzerimize çökebilecek fenalığın paylaşıldığı bir bülten.

İLGİLİ OKUMALAR