
Biden’ın “Amerikan halkı, 106 yıl önce bugün yaşanan soykırımda hayatını kaybeden tüm Ermenileri onurlandırıyor… Gelecekteki zulümlerin dünyanın herhangi bir yerinde meydana gelmesini önlemek için ortak kararlılığımızı yenileyelim.” sözlerine Türkiye’den karşılık gecikmedi. İlk tepkilerden biri Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’ndan geldi. Çavuşoğlu, Biden’ın sözlerini eleştirirken kendi Twitter hesabında yaptığı açıklamada “Sözcükler tarihi değiştiremez, yeniden yazamaz. Tarihimiz hakkında kimseden ders alacak değiliz. Siyasi fırsatçılık barış ve adalete karşı en büyük ihanettir. Tek dayanağı popülizm olan bu açıklamayı tümüyle reddediyoruz.” ifadelerine yer verdi.
26 Nisan 2021 günü, ABD Başkanı Biden’ın “soykırım” açıklaması ile ilgili ilk kez değerlendirmede bulunan Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Biden'ın mesnetsiz, haksız, hakikatlere aykırı ifadeler kullandığını belirtti. Erdoğan konuşmasında, tarihteki olayların araştırılması ve hakikatlerin ortaya çıkartılması konusunun tarihçilerin ilgilenmesi gereken bir alan olduğunu ve siyasetin buna alet edilmemesi gerektiğini ifade ederken Ermeni iddiaları konusunda ortak bir tarih komisyonu kurulması teklifini tekrar vurguladı.
ABD Başkanları stratejik önemi olan Türkiye’yi kıymetli bir müttefik olarak değerlendirdikleri için daha önce bu günü soykırım olarak nitelendirmekten kaçınıyorlardı. Biden’ın ABD Başkanı seçildikten sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ilk konuşmasını haftalar sonrasında yapması ve 24 Nisan olaylarını soykırım olarak nitelendirmesi giderek yıpranan Türkiye-ABD ilişkilerinin test edildiğine dair sinyaller veriyor.
İleride Ne Olur?
ABD Başkanı’nın “soykırım” ifadesini açıkça kullanmasının Türkiye açısından sosyal ve siyasi boyutunun yanı sıra ekonomik anlamda da sonuçlar doğuracağı aşikardır. Elbette soykırım tek bir kişinin ağzından çıktığında kanıtlanmış olmuyor, bilgi ve belgelerle desteklenmesi gerekiyor. Ancak soykırım ifadesinin açıkça kullanılması bu konunun Türkiye için yeni yasal sorunlar meydana getirebileceği, özellikle tazminat davalarını tetikleyebileceği ihtimallerini güçlendiriyor. Biden’ın açıklamasında “Bunu suçlamak için değil bir daha tekrarlanmaması için yapıyoruz” ifadesini kullanmış olması Türkiye’ye yönelik bu tarz davalar açısından destekleyici olmasa da, “soykırım” nitelendirmesi son yıllarda gerilimli ilişkilere sahip olan Türkiye ve Amerika’nın yol ayrımını daha da derinleştirebilecek gibi gözüküyor.
İlerleyen süreçte Ankara’nın bu açıklamaya tepkisi ABD-Türkiye ilişkilerini iki farklı rotaya yönlendirebilir. Ankara’nın ilişkileri tırmandıracak sert tepkiler vermeyerek ölçülü olması durumunda; Türkiye, NATO çizgisi ve Batı yöneliminden kopmadan bir diplomasi yürütecek ve Türkiye-ABD ilişkileri eski çizgisinde devam edecektir. Diğer seçenek ise Ankara’nın sert tepki gösterdiği, misillemeler yaptığı ve ABD-Türkiye ilişkilerinin giderek zıtlaştığı senaryoya bizi götürmektedir. Ancak Türkiye ekonomisinin hassas günlerden geçiyor olması ve pandeminin etkilerinin ağırlaşıyor olması, ayrıca yıllardır süregelen askeri ve ekonomik iş birliği Ankara’nın tepkisini ayarlarken dikkate alacağı faktörler arasında değerlendirilmelidir.
ABD’deki yeni yönetimin Türkiye’yi kaybedilebilir bir müttefik olarak değerlendirdiği görüşünü akla getiren soykırım açıklamasından sonra zaten son dönemde pek iyi olmayan ilişkilerin daha da kötüye gitmesinin sürpriz olmayacağı da söylenebilir. ABD ile Türkiye arasındaki ilişkilerin son dönemde giderek kötüleşmesinin ana nedenleri, Türkiye’nin Rus yapımı askeri teçhizat olan S-400 füze savunma sistemini satın alması, ABD’nin F-35 programından Türkiye’nin çıkarılması ve Suriye ve Libya’daki müdahaleler olarak gösterilebilir. Tüm bunların aşılması yolunda Türkiye'nin ittifaklardaki yerini kendi çıkarlarını göz önünde bulundurarak net bir şekilde konumlandırması ve kararlı adımlar atması önem arz ediyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş

