Türkiye'de gazeteci olmak: Haberciler nasıl geçiniyor, hangi koşullarda çalışıyor?

Düşük ücretler, yüksek kiralar ve uzun çalışma saatleri gazetecilerin yaşamını giderek zorlaştırıyor. Ekonomik sorunların yanı sıra gazeteciler soruşturma ve tutuklanma riskiyle de karşı karşıya. Türkiye’nin en çok takip edilen medya kuruluşlarında çalışan gazeteciler; gelirlerinden barınma giderlerine, çalışma saatlerinden mesleği bırakma düşüncesine kadar uzanan deneyimlerini anlattı.
Türkiye'de gazeteci olmak: Haberciler nasıl geçiniyor, hangi koşullarda çalışıyor?

Düşük ücretler, yüksek kiralar, 15 saate uzayan mesailer, gözaltı ve tutuklanma riski… Türkiye’de gazeteciler hem ekonomik zorluklar hem de mesleki baskılar altında çalışmak zorunda kalıyor. DİSK Basın-İş’in Mart 2025’te 65 farklı medya kuruluşunda çalışan 125 basın emekçisinin katılımıyla yaptığı Basın Çalışanları Taban Ücret Araştırması, sektördeki ekonomik tabloyu ortaya koyuyor

Araştırmaya göre basın çalışanlarının ortalama maaşı 39 bin 656 TL. Her üç basın emekçisinden biri 30 bin TL’nin altında maaş alırken yalnızca %5’i araştırmanın yapıldığı dönemdeki yoksulluk sınırının üzerinde gelir elde ediyor. Her dört basın emekçisinden üçü ise asgari ücretin iki katından daha düşük ücretle çalışıyor.

  • Deneyim arttıkça ücretlerde de belirgin bir iyileşme görülmüyor. Beş yıllık deneyime sahip basın emekçilerinin ortalama maaşı 33 bin 526 TL seviyesinde kalırken, sektördeki ortalama zam oranı %28.

Türkiye’nin en çok takip edilen gazete, haber ajansı ve dijital haber platformlarında çalışan gazetecilere mevcut çalışma ve yaşam koşullarını sorduk. Gazetecilerin aktardıkları, DİSK Basın-İş’in araştırmasında ortaya çıkan tabloyla da örtüşüyor. 

Maaşlar temel yaşam giderlerini karşılayamıyor

İstanbul’da yaşayan 26 yaşındaki Ufuk, dört yıldır gazetecilik yapıyor. Yaklaşık üç yıldır aynı kurumda çalışıyor; son 1,5 yıldır da haber merkezinde muhabirlik yapıyor.

Aldığı ücretin özellikle yılbaşında yapılan ücret artışlarının ardından temel yaşam giderlerini bir süre karşılayabildiğini ancak yıl içinde alım gücünün giderek düştüğünü anlatıyor:

“Türkiye’de yüksek enflasyon ve yaşam maliyetlerindeki sürekli artış nedeniyle alım gücü yıl içerisinde giderek azalıyor. Bu durum yalnızca gazetecilerin değil, ücretli çalışanların önemli bir bölümünün karşı karşıya olduğu bir sorun. Benim açımdan en büyük gider kalemlerini yeme-içme, ulaşım, kişisel bakım ve giyim gibi temel ihtiyaçlar oluşturuyor.”

22 yaşındaki Can ise yaklaşık üç yıldır gazetecilik yapıyor. Stajların ardından tam zamanlı gazeteciliğe başlayan Can, önce gece spor editörlüğü, ardından muhabirlik ve gece gündem editörlüğü yapmaya başlamış.

Can’ın aylık temel maaşı 30 bin TL. Gece editörlüğü ve muhabirliği aynı anda yürüttüğü için aldığı ek mesai ücretiyle aylık geliri 40-45 bin TL aralığına çıkıyor. Buna rağmen gelirinin İstanbul’daki yaşam giderlerini karşılamaya yetmediğini anlatıyor:

“Bu para İstanbul gibi bir şehirde hiç kimseye yetmez, bana da yetmiyor. Ay içerisinde beni en zorlayan giderler yeme-içme giderleri oluyor.”

İsminin değiştirilmesini isteyen 28 yaşındaki adliye muhabiri Melike ise yaklaşık iki yıldır gazetecilik yapıyor ve 16 aydır aynı kurumda çalışıyor. Primler hariç aylık net geliri 43 bin TL, yemek ücretiyle birlikte ise 52 bin TL. Melike de gelirinin temel yaşam giderlerini karşılamaya yetmediğini söylüyor ve en çok kirayı öderken zorlandığını anlatıyor.

Maaş 30 bin, kira 30 bin 

Ailesiyle yaşadığı için kira ödemeyen Ufuk’un gazetecilik dışında ek gelir sağlayabileceği farklı işler için arayışa girdiği dönemler olmuş:

“İstanbul gibi yaşam maliyetinin çok yüksek olduğu bir şehirde tek maaşla bağımsız bir yaşam kurmak gençler için giderek imkansızlaşıyor.”

30 bin TL maaş alan Can’ın yaşadığı evin kirası da 30 bin TL. Bu nedenle kira konusunda ailesinden destek almak zorunda kalıyor ve maddi olarak sıkıştığı dönemlerde ek gelir elde edebileceği yollar bulmaya çalışıyor:

“Gazetecilik dışında ek bir gelirim yok ama bazen sıkıştığımda telifli haberler yaparak kendimi desteklemeye çalışıyorum.”

Melike ise aylık 24 bin TL kira ödüyor. Bu miktar, primler hariç 43 bin TL olan net gelirinin yaklaşık %56’sına denk geliyor. Gazetecilik dışında başka bir geliri bulunmuyor:

“Tek başıma yaşıyorum. Gelirimin yarısından fazlası kiraya gidiyor. Gazetecilik dışında hiçbir gelirim yok. Ailemden destek almıyorum.”

Çalışma süreleri 12-15 saate çıkıyor

Gazetecilerin ekonomik koşullarının yanı sıra çalışma süreleri de değişiyor. Ufuk’un resmî çalışma süresi günlük 8 saat. Ancak mesai saati 8 saatle sınırlı kalmıyor:

“Gazetecilik, doğası gereği yalnızca belirli mesai saatleri içerisine sığdırılması kolay bir meslek değil. Bazen çok önemli bir gelişme olduğunda 12-13 saat boyunca haber takibi yaptığımız günler de oluyor. Muhabir aynı zamanda hem ulaşılabilir olan hem de haber kaynaklarına ulaşmaya çalışan kişi konumunda.”

Can ise haftanın altı günü gece mesaisinde çalışıyor. Adliyenin açık olduğu günlerde buna gündüz adliye mesaisi de ekleniyor:

“Gündemin yoğunluğuna göre bilgisayarımı neredeyse her zaman yanımda taşıyorum. İhtiyaç olduğunda izin günlerimde panele girmemi gerektiren çok şey oldu. Ek mesai ücreti alıyorum.”

Melike’nin çalışma süresi ise takip ettiği davalar nedeniyle bazı dönemlerde 14-15 saate kadar çıkıyor:

“İBB davası nedeniyle neredeyse her gün mesai yapıyorum. Özellikle Ağustos ayında başlayan ikinci duruşma, her gün gece 01.00 gibi bitiyor. Yani haftanın 4 günü en az 14-15 saat çalışıyoruz. Fazla mesaimizi ücret değil izin olarak alıyoruz.”

Yan haklar ise çalışılan kuruma göre değişiyor. Ufuk, yemek ve yol desteğinin yanı sıra özel sağlık sigortasına sahipken, Can ve Melike yemek desteği alıyor. Haber takibi sırasında ortaya çıkan saha masrafları büyük ölçüde kurumlar tarafından karşılanırken, Can zaman zaman bu giderleri kendi cebinden karşılamak zorunda kalıyor.

Ekonomik koşullar gazetecileri meslekten uzaklaştırıyor

Ufuk’a göre çalışma koşulları gazetecilerin meslekte kalıp kalmama kararlarını da etkiliyor:

“Gazetecilik çok güçlü bir mesleki bağlılık gerektiriyor. Çevremde farklı sektörlere yönelen bazı gazeteci arkadaşlarım oldu, ancak bir süre sonra yeniden gazeteciliğe dönenleri de gördüm. Bunun mesleğin insanda yarattığı aidiyetle ilgili olduğunu düşünüyorum.”

Can’ın çevresinde ise ekonomik ve çalışma koşulları nedeniyle gazeteciliği bırakanlar var. Kendisi meslekte kalma nedenini şöyle anlatıyor:

“Gazeteciliği toplum yararı için yaptığım için kendimden üstte görüyorum. Bu nedenle yaptığım başka işlerden yeteri kadar zevk alamadım.”

Melike ise ekonomik koşullar nedeniyle gazeteciliği bırakıp başka bir sektöre geçmeyi düşünmüş:

“Düşündüm ama yapmadım. Çevremde böyle arkadaşlarım var.”

‘Hepimiz açlık sınırında yaşıyoruz’

Ekonomik sorunların yanı sıra Ufuk, özellikle muhalif kanada yakın gazeteciler üzerindeki hukuki baskıya da dikkat çekiyor:

“Gözaltı ihtimali, soruşturmalar ve uzun süren yargı süreçleri gazeteciler açısından ciddi bir belirsizlik yaratıyor. Ne zaman uçağa binmek için havaalanına gitsem aklımdan ‘Hakkımda bilmediğim bir soruşturma var mı, uçağa binerken ya da indiğimde gözaltına alınır mıyım?’ sorusu geçiyor.”

Can ise ekonomik koşulların yalnızca gazetecilerin yaşam standartlarını değil, haber üretme süreçlerini de etkilediğini düşünüyor:

“Türkiye’de gazetecilerin çoğu açlık sınırının altında yaşam mücadelesi veriyor. Özellikle İstanbul gibi Avrupa’nın en pahalı şehirlerinden birinde kira, yemek, yol gibi masrafları düşünerek haber yapmak çok zor. Belirli bir seviyede ekonomik refah sağlanmadığı sürece haber üretmeye odaklanmak giderek daha da zorlaşıyor.”

Melike ise kendi açısından tabloyu şöyle özetliyor:

“Hepimiz açlık sınırında yaşıyoruz. Bir elin beş parmağını geçmeyen çok az sayıda iyi kurum var. Bu kurumlar dışında hepimiz çok zor şartlarda çalışıyoruz.”

10 yıllık deneyim, 60 bin TL gelir: ‘Ek iş yapmak tercih değil, zorunluluk’

28 yaşındaki Alparslan yaklaşık 10 yıldır gazetecilik yapıyor. Son üç yıldır uluslararası medya kuruluşları için serbest video-haberci, dijital mecralar için ise foto-muhabir olarak çalışıyor. Aylık geliri, projelerin yoğunluğuna göre değişmekle birlikte ortalama 60 bin TL.

Alparslan İstanbul’da aylık 30 bin TL kira ödüyor. Serbest gazetecilikten elde ettiği gelirin düzensizliği nedeniyle gazetecilik dışında işlerde de çalışmak zorunda kalıyor:

“Sadece serbest gazetecilik geliriyle düzenli bir yaşam kurmak öngörülemez olduğu için gazetecilik dışında ek gelir elde etmek durumunda kalıyorum. Web geliştirme alanında çalışıyorum ve çeşitli işletmeler için dijital arayüzler geliştiriyorum, sosyal medya yöneticiliği yapıyorum.”

Alparslan, serbest çalıştığı için yemek, yol ve özel sağlık sigortası gibi kurumsal yan haklara da sahip değil. Saha masrafları kurumlar tarafından karşılansa da kamera, lens ve bilgisayarının yenilenme ve bakım masraflarını kendisi karşılıyor.

Alparslan’ın standart bir mesaisi yok. Yoğun dönemlerde bütün hafta aralıksız çalışıyor ve her an ulaşılabilir olması bekleniyor:

“Fazla mesai kavramı serbest çalışanlar için geçerli değil, bir iş ne kadar zaman ve emek gerektiriyorsa onu veriyorum ancak bunun ekstra bir saatlik ücreti veya izni olmuyor.”

Gazeteciliği bırakmayı düşünmediğini ancak meslekte kalabilmek için yaptığı ek işlerin artık bir tercih olmaktan çıktığını anlatıyor:

“Yazılım ve web geliştirme gibi ek işleri yapmak benim için bir tercih değil, mesleği sürdürebilmek için bir zorunluluk hâline geldi. Çevremde ekonomik güvencesizlik, telif bulma stresi ve artan yıpranma payı nedeniyle mesleği tamamen bırakan ya da kurumsal iletişime, farklı ticari sektörlere geçen çok fazla yetenekli meslektaşım var.”

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

İLGİLİ BAŞLIKLAR

YAZARLAR

Melisa Gülbaş

Aposto editörü

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR