Türkiye'nin ilk kadın tıp profesörü: Kamile Şevki Mutlu

Ülkede okuma yazma oranının son derece düşük olduğu bir dönemde ilk kadın tıp profesörü unvanını alan Kamile Şevki Mutlu'yu Patoloji Uzmanı Prof. Dr. Sıtkı Tuzlalı anlatıyor.
Türkiye'nin ilk kadın tıp profesörü: Kamile Şevki Mutlu

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

Kamile Şevki Mutlu’nun hayatını sizden dinlemek isteriz. Tıp tarihimiz açısından önemli bir şahsiyet olan Kamile Hanım kimdir?

Kamile Şevki Mutlu’nun tıp tarihimiz açısından hemen söylemem gereken özelliği ilk kadın patolog ve ilk kadın tıp profesörü oluşudur. Ayrıca 1951 yılında Üniversite Senatosu’nun da ilk ve tek kadın üyesi olmuştur. 

Dr. Mutlu 1906’da İstanbul’da doğmuştur. Avukat Mehmet Şevki Bey ve Rahime Hanım’ın iki kızından küçük olanıdır. 1924 yılında İstanbul Kız Lisesi'ni, 1930'da İstanbul Darülfünunu Tıp Fakültesi'ni bitirmiştir.

26 Haziran 1930 tarihinde Tıp Fakültesi’nin Hamdi Suat yönetimindeki patoloji, o zamanki adıyla “teşrih-i marazi” kürsüsünde asistanlığa başlar. 1932 yılında patoloji uzmanı olur ve 7 ay Hamdi Suat’ın başasistanı olarak çalışır. Kamile Şevki 15.2.1933-1.4.1935 tarihleri arasında Berlin Üniversitesi Patoloji Enstitüsü’ne gönderilir ve burada Prof. Robert Röessle ile çalışır. Ancak orada bulunduğu sırada, üniversite reformu ile Dârülfünûn’un lağvedilmesi sonucu açıkta kalır.

Yurda döndüğü 1935 yılının 28 Haziran günü patoloji uzmanlığını alır ve 9 Eylül 1935 tarihinde Ankara Numune Hastanesi patoloji uzmanlığına atanır. Bir laborant, bir hademe ve bir otopsi salonu hademesinden ibaret kadrosu ile kurduğu bu laboratuvarda 1945 yılına kadar görev yapmış, bu süre zarfında Anadolu’nun çeşitli illerinden gelen materyalin incelendiği bir merkez hâline gelen hastanede çok sayıda otopsi yapmıştır. Gerek hastane mensupları gerekse halk arasında otopsi yapılan bir mesleğin bir kadın tarafından icra edilişine önce kuşkuyla yaklaşılmış ancak Kamile Şevki kendini kabul ettirmeyi başarmıştır. 

Mutlu’nun öğrencilik döneminde Türkiye nasıl bir yerdi?

Kamile Şevki’nin öğrencilik yılları Türkiye’de okuma yazma oranının son derece düşük olduğu ve kadınların hekim olarak kabulünün henüz ilk örneklerinin görülmeye başlandığı bir dönemdir. Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk kadın hekimi Safiye Ali tıp eğitimini Almanya’da yaptıktan (1916-23) sonra yurda dönerek 1923 yılında göreve başlamıştır. Bu sırada Kamile Şevki 17 yaşındadır. Tıbbiyeye kadınların kabulü 1922 yılında başlamış, Kamile Şevki de 1924 yılında Tıbbiyeye girerek ilklerden olmuştur. Kendisinin öğrenciliği sırasında Harf Devrimi yapılmıştır. Kendisi adına bir farklılık da hocası Hamdi Suat Aknar’ın reform sonrası–hak etmese de–üniversite dışında kalmış olmasıdır. 

Aslında onun ifadesi Avrupa’da bile o dönemin kadın hekimlerine bakışı yansıtmaktadır: “Berlin gibi, ileri bir garp şehrinin bir üniversite müessesinde, o tarihlerde erkekler arasında tek kadın doktor patolog olarak bulunması muhitinin ilgisini çekmişti.”

Mutlu’nun Almanya’daki öğrenim döneminden kısaca bahsedebilir misiniz?

Öncelikle İÜ İstanbul Tıp Fakültesi mezunları arasında Almanya’ya gönderilen ilk kadın hekim olmuştur. Kendisi dönemin önde gelen merkezlerinden Berlin Üniversitesi Patoloji Enstitüsü’nde önemli isimlerden Prof. Robert Röessle ile çalışmıştır. Ayrıca jinekolojik patoloji bilgisini ilerletmek amacıyla yine önemli bir isim olan Prof. Meyer’in yanında yaklaşık 4 ay çalışmıştır. Sonuç olarak iyi değerlendirilmiş 5 yıllık bir süre söz konusudur. 

O dönem yabancı bir dergide yayımladığı bir makale de var. Öneminden bahsedebilir miyiz?

Kamile Şevki, Berlin’de sürrenal (böbreküstü) bezi medulla hücrelerindeki kromaffin granüllere yönelik bir boyama yöntemi üzerinde çalışarak, çalışmasını prestijli bir dergi olan Virchows Archiv’da yayımlamıştır. Bu yöntem “Şevki metodu” adıyla literatürde yerini almıştır.

Patoloji alanına yönelimi nasıl oldu? Kendi seçimi miydi, yoksa beraber çalıştığı hocalarının da bir etkisinin olduğu söylenebilir mi?

Kamile Şevki öğrenciliğinin üçüncü yılından itibaren patoloji laboratuvarında gönüllü olarak çalışmaya başlar. Patoloji bilimimizin kurucusu kabul ettiğimiz Hamdi Suat Aknar ile bu dönemden itibaren çalışmaya başlamıştır. Aslında o yıllarda patoloji pek tercih edilen branşlardan değildi. Ancak mezuniyet sonrası da bu yolda devam ettiğini görüyoruz. 

İlk yazısı henüz öğrenciyken Darülfünun Tıp Fakültesi Mecmuası Teşrinisani 1928: Cilt 10, No11-12'de yayımlanır. Harf Devrimi öncesinde basılan bu yazı, Kamile Şevki’nin eski Türkçe yazılmış ilk ve son yayınıdır. Yayın, çini mürekkebi ile çizimlerini yaptığı lenfogranülomatoz olgusu ile ilgilidir. Eski yazıyla basılmış bu sayıda, makalenin başındaki yazarın adının hemen altında tıp öğrencisi olduğu kaydı vardır.

Mutlu’nun Türkiye’ye dönüş sürecine geçelim. Ankara’ya döndüğünde nerede görev aldı, hangi dersleri verdi, ne gibi akademik ve idari çalışmaları oldu?

Yaklaşık 10 yıl Ankara Numune Hastanesi’nde çalışarak burayı önemli bir merkez hâline getirmiştir. Gülhane’nin 1942 yılında İstanbul’dan Ankara’ya taşındığı ve Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin de henüz açılmadığı düşünülünce bu hastanedeki hizmetinin önemi anlaşılır sanırım. 

Ancak 1945 yılında yeni açılan Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin ihtiyacı nedeniyle Kamile Şevki branş değiştirir ve Histoloji ve Embriyoloji Kürsüsü’nü kurmak üzere burada profesörlüğe getirilir. Ankara Numune Hastanesi’ndeki görevini de 1 Haziran 1952’ye dek vekaleten sürdürür. Üniversitenin açılış dersi Kamile Şevki tarafından verilir. Dersin konusu “Morfoloji Bilimlerinin Tıp Bilgisindeki Önemi”dir.

Mutlu’nun kendi alanında Türkiye’ye ve dünyaya katkılarını nasıl değerlendirirsiniz?

Öncelikle yukarıda belirttiğimiz gibi Türk tıbbının kadın öncülerindendir. Ankara’da bir merkez kurmuş burada 10 yıl süreyle patoloji pratiği gerçekleştirmiştir. Hatta uzman da yetiştirmiştir. Daha sonra bu kez histoloji-embriyoloji alanında ülke ve AÜTF’nin ihtiyacını karşılamış, uzun süre bu branşta hizmet vermiş, öğrenci yetiştirmiştir. İlk kadın patolog, ilk kadın tıp profesörüdür. 

Atatürk’ün naaşının 1953’te Etnografya Müzesi’nden alınıp Anıtkabir’e götürülmesi sürecinde de Kamile Hanım’ın etkilerini görüyoruz. Bu konuyu biraz açabilir miyiz?

9 Kasım günü Kamile Şevki, Atatürk’ün naaşının muayenesini yapar. Yanında bulunan diğer hekimler, Ankara Numune Hastanesi’nde kendisinin hocalığında patoloji ihtisası yapmış olan Dr. Cahit Özen (daha sonra İstanbul Tıp Fakültesi Adli Tıp Kürsüsü profesörü) ve Kamile Şevki’nin o sırada görev yaptığı Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Histoloji ve Embriyoloji Kürsüsü'ndeki asistanı Dr. Şeref Yazgan’dır (daha sonra aynı bölümde profesör olur). Yine Kamile Şevki ile uzun süre Ankara Numune Hastanesi'nde otopsi görevlisi olarak çalışmış olan Salih Kebapçı da yanlarındadır. 15 yıl önce Dr. Lütfi Aksu tarafından yapılan tahnit işleminin başarılı olduğunu tespit ederler. O günkü ek işlemlerden sonra ertesi gün defin gerçekleştirilecektir. Dr. Mutlu aslında evinde hasta yatmakta iken bu görevi yerine getirmeye gitmiştir. Ertesi gün 10 Kasım’da Kamile Şevki’nin hastalığı nedeniyle bulunamadığı defin sırasında Atatürk’ün kız kardeşinin gönderdiği Arapça yazılı kağıdı Cahit Özen “Bunu koyarsam Atatürk bana kızar” diyerek reddetmiştir.

Yazdığı eserlerden örnekler verebilir miyiz?

- Autopsie (Section) Metodu, 1937

- Anatomi Kitabı, 1944 (gönüllü hastabakıcılık kursu ders notlarını içerir) (Erden, 1948)

- Histoloji, 1958. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Yayınları'ndan Sayı: 73, Ankara: Güzel İstanbul Matbaası, Birinci basım 1955

Sizin de Türk patoloji tarihi hakkında hazırladığınız bir kitabınız var. İçeriğinden bahsedebilir misiniz?

Ocak 2022 yılında basılan "Teşrih-i Marazi"den Patolojiye başlıklı bir kitap yazdım. Bu topraklarda patoloji dalının başlangıçtan itibaren tarihçesini ortaya koymaya çalıştım. Mekteb-i Tıbbiye döneminden itibaren dersleri veren hocaların kimler olduğu hayat hikayeleri ile burada yer alıyor. Türkiye’deki tüm fakülte ve hastanelerin kuruluş dönemlerinin ekiplerinin dökümü mevcut. Hamdi Suat, Schwartzi Oberndorfer gibi isimler ayrıntılı olarak anlatıldı. Diğer mülteci Alman patologlar ile 1930 ve öncesi doğan tüm patologların hayatları bulunuyor. Dünyada patoloji kısaca yer alıyor. Patoloji eğitimi dernekler vb. detaylı biçimde anlatılmaya çalışıldı. 

Günümüzde Mutlu’nun ekolünden giden hangi hekimlerimiz, araştırmacılarımız mevcut?

Kamile Şevki Mutlu’nun patolog olarak çalıştığı Ankara Numune Hastanesi, Ankara’nın en eski sağlık kuruluşu olup ilk olarak 1932-34 arasında askerî hekim Süreyya Tanay geçici olarak hizmet vermiştir. Sonrasında Mutlu, 10 yıl hizmet vermiş ve bu süre zarfında yanında sadece Dr. Cahit Özen yetişmiş o da daha sonra adli tıp dalına geçmiştir. O dönemler patolojiye ilginin fazla olmadığı dönemlerdi. Aynı hastanede en uzun süre hizmet verenler Perihan Çambel ve ardından Fahrettin Koparal’dır. Bu isimler de Mutlu’nun ayrılmasından sonra gelmişlerdir. Dolayısıyla ekol oluşturma durumu söz konusu değildir. 

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Histoloji ve Embriyoloji Anabilim Dalı koridorunda Kamile Şevki Mutlu köşesi. Fotoğraf: Prof. Dr. Alp Can, Ocak 2023.

Türkiye’de patoloji alanındaki mevcut çalışmaları nasıl yorumluyorsunuz?

Patoloji tıbbın temel taşlarından olup temel tıp bilimleri ile kliniği birleştirmesi nedeniyle son derece önemli bir daldır. Hasta ile karşı karşıya gelmediği için halk nezdinde değeri az anlaşılmış bilim dalıdır. Uzun yıllar başka ihtisasa geçmeden önce tıp bilgisinin güçlenmesini arzu eden hekimler mezuniyet sonrası patolojide çalışmayı tercih etmişlerdir. Ancak 80’li yıllardan sonra tıptaki gelişmeler patolojinin önemini daha da artırmıştır. 

Günümüzde patoloji sadece tanı koyan değil aynı zamanda tedavi türünü belirleyen bir disiplin hâline gelmiştir. Hücre düzeyindeki tanılar moleküler düzeye de taşınmış gelişen yöntemler hastalıkların nedenleri, mekanizmaları ve bu mekanizmalara karşı geliştirilen “hedefe yönelik ilaç” uygulamalarında patolojiyi kanser hastalarının tedavisinin olmazsa olmazı hâline getirmiştir. Bunlara paralel olarak ülkemizde de özellikle 80’li yıllardan sonra istenen bir dal hâline gelmiştir. 

Bugün ülkemizde 1.700’ü aşan sayıda patolog mevcuttur. Bu sayının nüfusa oranı aslında bazı gelişmiş ülkelerin yarısı kadardır. Altı uzmanlık derneği ve hepsinin bağlı olduğu tek bir federasyon (ki bu tür birlikteliğin örneği ülkemizde pek görülmemektedir) çatısı altında eğitim standartlarımızın yükselmesi için çalışılmaktadır. Yüksek kalitede çalışan ve geleneği oluşmuş birçok merkez ile yeni yöntemler başarıyla uygulanmaktadır. 

Eklemek istediğiniz başka bir konu var mı?

Kamile Şevki bir aydın bilim kadını olarak Atatürk ilke ve inkılâplarının dirençli bir savunucusu olmuştur. Ankara Üniversitesi Histoloji ve Embriyoloji Kürsüsü'nden 1976 yılında emekli olan Mutlu emekliliğinde de fakültesi ile bağlarını korumuş ve 2 Ekim 1987 günü diploma törenine katılmıştır. Burada yaptığı konuşma öğrencilerine ve meslektaşlarına son hitabeti olmuş ve ertesi gün, 3 Ekim 1987 tarihinde hayata gözlerini yummuştur.

Türkiye Kızılay Derneği’nin Ankara vilayeti şubesinde çalışmış ve 1951 yılında kendisine onursal üyelik payesi ve Kızılay’ın özel altın madalyası verilmiştir. 1944 yılında Ankara’da kurulan Veremle Savaş Derneği’nin kurucuları arasında da yer almış ve önemli hizmetleri olmuştur.

Prof. Dr. Sıtkı Tuzlalı kimdir?

1959 yılında İstanbul'da doğan Sıtkı Tuzlalı, ortaokul ve liseyi Kadıköy Maarif Koleji'nde okuduktan sonra 1983 yılında İÜ İstanbul Tıp Fakültesi'ni tamamladı. Mecburi hizmetini İzmir Bornova Belediyesi'nde belediye tabibi olarak yaptıktan sonra Ocak 1986’da İstanbul Tıp Fakültesi Patoloji Anabilim Dalı'nda patoloji ihtisasına başladı, Ekim 1989'da patoloji uzmanı oldu. İstanbul Tıp Fakültesi Patoloji Anabilim Dalı'nda başasistan olarak çalışmaya devam ettikten sonra 1992 yılında Patoloji Anabilim Dalı yardımcı doçent kadrosuna atandı. Ekim 1994'te doçent, Haziran 2000'de profesör unvanlarına hak kazandı. Nisan 1992’den itibaren jinekopatoloji ve meme hastalıkları patolojisi ağırlıklı olmak üzere çalışan Tuzlalı, Ocak 2005'te eşi patoloji uzmanı Dr. Pınar Tuzlalı ile Tuzlalı Patoloji Laboratuvarı’nı kurdu. Mart 2013 tarihinde üniversiteden emekli olan Prof. Dr. Tuzlalı, çalışmalarını Tuzlalı Patoloji Laboratuvarı bünyesinde sürdürmekte.

Daha fazla bilgi için: 

  • Cumhuriyetin Aydınlanma Öncüleri projesi
  • Bi’ Dünya Kıvılcım Derneği
  • 24 Kasım'da başlattığımız "Cumhuriyetin Aydınlanma Öncüleri" dizisinin ilk röportajında Prof. Dr. Selçuk Şirin cumhuriyetin eğitim vizyonunu, yurt dışına gönderilen öğrencileri ve dönüşlerinde Türkiye'nin her alanda büyük bir atılımlara imza atmasına nasıl yardımcı olduklarını anlatmıştı. Prof. Dr. Dursun Koçer'in hocası Nüzhet Gökdoğan'ın Türkiye'de astronomiye katkısını anlattığı röportaja buradan, Dr. Orhan Veli Özbayrak'ın "Türk Beşleri"ni anlattığı söyleşiye buradan, dünyanın ilk doktoralı bilim tarihçisi Ord. Prof. Dr. Aydın Sayılı'nın hikayesine ise buradan ulaşabilirsiniz.
Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

YAZARLAR

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

İLGİLİ OKUMALAR

Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

11 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

04 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

‘Gibi gibi gibiyim’: Şarkılarla, şiirlerle 'gibi' edatı üzerine

“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.

Suha Çalkıvik

·

28 Haz 2026

‘Gibi gibi gibiyim’: Şarkılarla, şiirlerle 'gibi' edatı üzerine
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

27 Haz 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

20 Haz 2026

10 maddede bu hafta