Umut ve ihtimal her zaman var

Ebru Nihan Celkan ve Barış Gönenen ile kayıttayız, 'Bir İhtimal Daha Var' oyununun üretim sürecine dair konuşuyoruz.
Umut ve ihtimal her zaman var

Ebru ve Barış 2008 yılından beri tanışıyorlar Barış, Ebru'nun ilk Umut'u. Hikâyelerini dinlerken yüzümdeki mutluluğu görmek isterseniz sizi buraya alayım. Barış'ın deyimiyle 'genç ve romantik bir hikâye' olan bu tanışma ve üretim yoldaşlığını onların sesinden dinleyin isterim. Oyun için konuştuklarımızdan bakalım neler kayda geçmiş.👀






Oyun, ortak yapım projesiyle bizimle buluştu. Bu oyunun proje için mi yazıldığını yoksa öncesinde bekleyen bir hikâye olup olmadığını merak etmeden edemedim, dolasıyla Ebru'ya ilk sorum bu oldu.


"Bu proje bana geldiğinde yazdığım bir metin değildi bu ama hep bir kara komedi yazmak istiyordum açıkçası. Hikâyeler birazcık etrafta, zihinde geziyor zaten sadece oturup yazmak konusunda çok ısrarcı ve aceleci davranmıyorum. Bu proje olunca da zaten zihnimdeydi oturup hemen yazdım, projeye uygun olduğunu düşündüm. Bu, 5 yazar 5 yapımcı projesine uygun hikâyenin bu olduğunu düşündüğüm için bunu yazdım. Sıfırdan bu proje için üretilmiş bir şey değil, zaten oradaydı."


Sonraki sorum oyunculuktan gelen Barış'a oluyor, yönetmenliğe geçişi ve dengeyi nasıl sağladığı, merak ettiklerim arasında.

"Benim yönetmenliği denemem ve bunu hayal etmem biraz geç oldu aslında. Oyuncuyken de biraz yönetmeni yoran oyunculardan oluyordum. Zor geçerdi prova süreçleri. Bencillik ettiğimi de anlamaya başlamıştım o dönemlerde oyuncu olarak yönetmenin ne kadar büyük bir şeyle uğraştığını da anlayamıyorsun tabii. Bir oyunda oynadığım dönemde bir hikâye yazmak istedim. Konservatuvardan üç tane sınıf arkadaşımı topladım dedim,
'Benim bir fikrim var, beraber bir şey deneyelim ama sonunda bir şey çıkmasa da üzülmeyelim, bunu bir spor gibi düşünelim. Bir tiyatro sporu içimize sinerse oynarız, yoksa oynamayız. 2018 yılında 'Eve Dönüş' diye bir iş yaptım. Eren Çiğdem, Tara Demircioğlu ve Ece Nur Ateş'le birlikte."




               Berfu Öngören, Pelin Ermiş ve Talha Kaya; Fotoğraf: DasDas



"Yönetmen tarafına geçince aslında böyle çok zevk aldım, diyebilirim. Tiyatroya başka başka bir perspektiften bakıyorsun, bir oyuncu olarak çok şey öğretiyor bu deneyim. Hiçbir şey öğretmese  bile yönetmeni anlamayı öğretiyor. Prova dönemlerinde bir oyun çalışırken oyuncu olarak yönetmen tarafına geçmenin çok faydalı bir şey olduğunu da fark ettim. Adıma yönetmen demek istemiyorum, kendimi yönetmen olarak tanımlamıyorum ben bir oyuncuyum, o tarafa geçmeyi istedim, denedim ve sevdim. Zor ikisini beraber üretmek yani bir o tarafa geçmek bir bu tarafa geçmek biraz kafa karıştırıcı bir şey oyuncu olarak ama özünde tiyatroyu sevmekle alakalı bir şey neresinde olduğunun çok önemi yok."



                                           Berfu Öngören, Fotoğraf: DasDas



Oyunun içine video görseller yerleştirip, mekân hissini oradan verme kararının nasıl geliştiğini Barış anlatıyor.

"Oyunu ilk okurken, tuhaf bir şekilde neden öyle bir ilişki kurdum bilmiyorum ama sinema diline yakın olduğunu düşündüm. Aslında şöyle, oyun komedi ama karakterler de aslında çok sahici bir zemin üzerinde duruyor bir şekilde o sahici zeminin bazen bir adım önüne ya da gerisini çıkabiliyorlar, kendi dengelerini bulmakta zorluk çektikleri için. Hayat, şu anki sistem, her neyse onların kendi dengeleri bulmakta zorlaştıran bir durum olduğu için ve yer yer onların ruh halini video olarak yansıtmak istedim. Seyirci ve oyunu hep beraber birkaç adım atarak dışarıdan bakma durumunu yaratmaktı amacım."








Oyunda iki kadının üretememe süreci benim en derin bağ kurduğum yer oluyor. Metne dair Ebru'ya şöyle bir soru ile gidiyorum.

Ebru uzun yıllardır oyun yazıyorsun, bu oyun özelinde tekrar sormak istiyorum, iki kadının aslında ‘üretememe’ haline değiniyor oyun bir yandan da erkeklerin ne kadar ‘kolay para kazandığına’ böylesi metinleri sahnede görmek beni mutlu ediyor, bu metinlerin sahneye taşınmasında zorluk yaşadığın oluyor mu?


"Şöyle hangi sahnelerden bahsettiğimiz o kadar önemli ki. Bu metin aslında şehir ve devlet tiyatrolarında da gayet rahat oynanır, ben de bu sene bir belediye tiyatrosunda oyun yönettim ve gittikçe şunu görmeye başladım, yapıları değiştirmek çok kolay olmuyor. Yani her ne kadar genel sanat yönetmeni de değişse oyuncular da ve değişse dışarıdan metinler gelse de muhafazakarlık böyle bir şey. Orada kurumun o temel yapısını muhafaza eden bir sistem var ve o sistem bir şekilde bir grup oyuna dönemsel olarak farklı gruplara, iş dünyasında cam tavan deriz, cam tavan koyar. Görünmeyen bir engel var mı? Yok. Başvurabiliyor muyuz? Evet. Oynanıyor mu? Hayır. Taksim'de 2ooo'lerin sonunda başlayan bağımsız tiyatro ile beraber bu engel böyle aşılmaya başladı. "


                                                Ebru Nihan Celkan



"Birtakım otorite figürleri var. Birtakım kanon oluşturan insanlar var, karar veriyorlar bu veya bu diye kanonu da onlar oluşturuyorlar. Onların şöyle bir söylemi vardı, o dönemde 'Türkiye'de oyun yazarı yok, yerli metin çıkmıyor' gibi bir söylem vardı. Bunun ne kadar gerçekle bağdaşmadığını 2000'lerden bugüne uzanan yolculuğumuz gösteriyor bize. Oyun yazarı var. Türkiye'de çok iyi, yetenekli oyun yazarları var, çok yetenekli yönetmenler de var. Bir oyunu sahnelemek istediğimde ben illa şöyle bir tiyatro olsun, illa böyle bir şey olsun demiyorsam sahnelemenin önünde bir engel olduğunu düşünmüyorum. Yani zihinsel bir şey dışında yaparım, yapamam dışında çok karşılaşmadım. Biz Tetikçi'yi oynadığımız o dönemde de bize neden yapılamayacağına dair bir sürü insan bir sürü şey, söylemişti ama bunların birer hayalet olduğunu yani hayalî korkular olduğunu gördük. Yapıldı mı? Yapıldı. Daha fazla insana ulaşır mıydı? Evet ama olmadı. Artık şöyle bir şey düşünüyor ve hissediyorum bugün on altıncı oyununu sahnede görmüş biri olarak ilk oyuna gidip bağımsız sahnelerde gördüklerinden etkilenip oyuncu olan, yazar olmak isteyen, sahnede kendi temsilimi gördüm diyen insanlar var, bu değerli. "

"Ben ayrıcalıklı biri olarak söylüyorum bunları altını çizeyim üstüne basayım. Ben İstanbul'da yaşayan, bu tiyatrolara erişimi çok kolay olan, rahat bir şekilde iletişim kurma şansı olmuş. Tiyatro çevresiyle tanışma şansına erişmiş. Ayrıcalıklı biri olarak söylüyorum. Herkes aynı ayrıcalıklara sahip değil onun da farkındayım. Dolayısıyla başka biri bu ve benzeri oyunları sahnelemek istediğinde ne tür engellerle karşılaşır bunu benim söylemem doğru olmaz."



Peşi sıra aklıma kapanma döneminde tiyatronun podcast gibi yeni alanlarda hızlıca var olması geldi. Bu konu hakkında özellikle sürdürülebilirlik, ulaşılabilirlik için Ebru'nun düşündüklerini merak ettim. Kayıtlara geçireyim.

"Kriz anında yapılıyor ve hiçbir altyapı olmadan hazırlıksız bir şekilde bu işlere giriliyor. Benim de oyunum var, bu sırada önemli olduğunu düşünüyorum bu hamlenin geç bile kalındı. Bunu neden kriz anında yapıyoruz ve her seferinde biz neden krizden bir şeyler kurtarmaya çalışıyoruz? Neden uzun vadeli bir plan yapamıyoruz? Bunları ayrıca düşünmek lazım. Büyük kitlelere ulaştırmak için tek yol bu değil. İstiklal Caddesi'nde yaşanan o coşkuyu İstanbul'da çok sınırlı bir kitle tecrübe edebildi, tabii ki yankıları bir yerlere gitti ama sınırlı kaldı."



                                                    Fotoğraf: DasDas


Son sorum Barış'a özgürlük alanına dair bir soru oluyor.

Günümüzde sahnede hem oyuncu olarak hem de bir yönetmen olarak kendini özgür hissediyor musun? Bu alanlarda yeni şeyler deneme ve ‘oyun’ alanlarının arttığını düşünüyor musun?

"Özgürlük meselesi çok karmaşık bir mesele, evet o kadar özgür hissetmiyorum aslında ama bir oyun yönetirken rejisör olarak tercihlerindeki özgürlükten de öte genel genel bir resim çizecek olursam kendimi şöyle hissediyorum. Bu sezon bir tane oyun çalıştım ve şuan bir oyun oynuyorum, bir oyun yönettim benim için çok verimli ve güzel sezon ama seneye bir şey yapabilecek miyim? Emin değilim. Böyle bir alan olacak mı? Açılacak mı? Ya da açılan alanda ben var olmak isteyecek miyim? Emin değilim."


"İstanbul'da, Türkiye'de tiyatronun altın çağı; her şey çok güzel, harika, sürekli böyle lafların etrafında dolanıp duruyoruz ama aslında öyle bir manzara yok. Biz tiyatro üreticileri açısından böyle bir manzara yok. Ben çok şanslıyım, DasDas bana sonsuz güvendi. Ebru'nun oyununu yönettim kendi özgürlüğünü kısıtlayacak bir süreçten geçmedim ama genel fotoğrafa baktığım da tabii ki bu memleketin hâli tiyatroya da sirâyet ediyor. Yarınımızı bilmiyoruz yani. Bana bir oyun teklif ettikten iki yıl sonra bana yeni bir oyun teklif edecekler mi? Bilmiyorum çünkü her şey kendi tabiatından o kadar uzaklaştı ki. Şu an İstanbul'daki tiyatro kapsayıcı bir tiyatro değil. Birini keşfetmeye izin verilmiyor. Dolayısı bizim de keşfetme alanımız oluyor. Bu çok karşılıklı bir ilişki. Eskiden her ay bir tane çok parlak bir oyuncu izlerdik yeni kimsenin adını bilmediği. Bu da geri dönecek tabii ki hayat her zaman kendi yolunu bulur. Yani bütün bu hikâye bitecek ve tiyatro tiyatroculara kalacak, hikâye anlatıcılarına kalacak. Kapanma döneminde çok konuştuk tiyatrocularla gazetecilerle, biz tiyatrocular kendi aramızda da, 'dönecek miyiz ya sahneye?' O zamanda da kuşkum yoktu ve hep şunu söyledim; tabii ki döneceğiz!"

Kaydı, 'en az bir ihtimal daha var', diyerek bitiyoruz.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

Üretim Kaydı Üretim Kaydı

BÜLTEN SAYISI

Sahneye çok yakışan iki kelime, ihtimal ve umut

Dünya Tiyatro Günü'nü bahane edip tiyatro konuşmaya devam ediyoruz. Ebru Nihan Celkan ve Barış Gönenen ile podcastte 'Bir İhtimal Daha Var' oyununun üretim sürecini konuşuyoruz. Kulis de ise Pelin ve Talha ile birlikteyiz.

30 Mar 2022

Fotoğraf: DasDas

YAZARLAR

Esra Ece Kuleci

Üreten insanların, süreçlerini kayıt altına almaya merak sarmış biri 👀

Üretim Kaydı

Kültür ve sanat alanında üreten insanlarla buluşarak “üretim süreçlerini” kayıt altına alan ve bu buluşmalardan kendine kalanların da kaydını tutmayı dileyen yayın.

İLGİLİ OKUMALAR