Unutmamak ve Bilgisayarımın Bozulması Üzerine

Bir an ne kadar bizimle?
Unutmamak ve Bilgisayarımın Bozulması Üzerine

8 Eylül - hop - 20'lik
hop ile birlikte

hop ’la şehrin keyfini sür Şehir içi ulaşımın çevre dostu alternatifi hop , Türkiye ve Karadağ’da 20’den fazla ilde hem trafiğe takılmadan hem de çevreye zarar vermeden seyahat etme imkânı sunarak şehirlere derin bir nefes aldırıyor. Nasıl kullanılır? Uygulama içindeki harita üzerinde sana en yakın paylaşımlı elektrikli hop ’ları listeledikten sonra keyifli bir yolculuğa çıkmak için sadece scooter üzerindeki QR kodu taratmak ve hız aldıktan sonra gaz pedalına basmak yeterli. Neden önemli? Sürdürülebilir bir dünya için ulaşım kaynaklı çevre kirliliğini, karbon salımını ve trafikte geçen zamanı azaltmayı hedefleyen hop , rüzgar enerjisinden sağladığı çevreci enerjiyle Türkiye’nin 17 şehrinde milyonlarca kullanıcıya hizmet veriyor. Hava ve gürültü kirliliğine yol açmayan, sessiz ve ekonomik yolculuklarla ulaşım alışkanlıklarını değiştirmek için bu bağlantıyı ziyaret ederek hop ’u keşfedebilirsin.

Daha fazlasını öğren

Ağustos ayının tembel haftasonlarından birini arkadaşlarımla mutfak adalarını köpekbalığı gibi çevreleyip şef arkadaşımızın ve ailesinin pişirdiklerini deneyerek, sabahın erken saatlerinde Ella Fitzgerald’lar eşliğinde kahve içerek ve güzel şaraplar yudumlayarak geçirdim. Çok sakindim. Hani insanın bir tatil versiyonu vardır ya. Onun en saf haliydim.

Analog kameramla resimler çektim, yağmurun altında gülerek koştum, falan. İnanılmazdı. İki gün arka arkaya bilgisayarımı açmamanın verdiği ‘zen’ halden sonra, eve döndüm, kahvemi yaptım ve dedim ki ‘hadi başlıyoruz.’

Ben hazırdım ama anlaşılan bilgisayarım değildi. Kendisi açılmamayı seçti, böylece bilgisayarımın teknik servisteki macerası burada başladı. Hala kendine gelmesini beklediğim bu süreçte bana ait olmayan bir bilgisayarda bu sözleri yazmak çok tuhaf. Tuşlar benim parmaklarımın hızla yazmasına alışmamış gibi, sert sert. Kaymıyor. Özledim. En son aldığım durum raporunda anakart değişimi yapıldığını öğrendim. Bu da demek oluyor ki, bilgisayarımda yedeklemediğim şeyler silindi. Olsun tabii, n’olacak.

Bu deneyimim, çoğu zaman aklımda olan ve beni arada teknolojiden nefret ettiren bir soruyla yeniden buluşturdu. Artık bozulmak için üretilen teknolojik aletlerimde topladığım anılar, fotoğraflar, notlar, mesajlar bir saniyede yok olabilirse, ben neden kendime yeni bir sistem bulmuyorum? Daha da sorgulamak istediğim aslında, neden her şeyi kayda almaya çalışıyorum? 

Unutma Korkusu Üzerine 

Tam bu düşünce solucanları beynimde farklı şekillere girip sürünürken, çok sevdiğim yazarlardan Haley Nahman’ın bülteni Maybe Baybe’den yeni bir e-posta geldi — evet dibine kadar bültenciyiz. Bültenin konusu mu neydi? Hemen söylüyorum. “In fear of forgetting…” yani “Unutma korkusu üzerine…” 

Bu bülteni okuyabilirseniz okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum ama beni etkileyen bir kısımdan bahsetmek istedim. Nahman, Sicilya’da sevgilisi Avi ile geçirdiği yaz tatili boyunca her şeyi fotoğraflama isteğinden bahsediyor ve biraz derinlere iniyor. 

Fotoğraf Üzerine adlı kitabında “günün sonunda, bir şeyi deneyimlemek, o şeyi fotoğraflamak ile aynı şey oluyor,” yazan Sustan Sontag’ı alıntılıyor ve şunu ekliyor: “Bir şeyleri görmeyi denedim. Gerçekten denedim. Ama ondan fazlasını istedim. Hatırlamak istedim.” 

Nahman’ın bu söylediği benim hislerime biraz tercüme oldu. O an yaşadığıma tutunmak istiyorum, sonra geriye dönebilmek, haritaya kaydeder gibi beynimde bir yer edinmesini istiyorum. Bu yüzden mesajların ekran görüntülerini alıyorum, benim için anlamı olan şeyleri beynimden başka bir yerde kayda almak istiyorum. Bu da bir yere kadar işe yarıyor. Bir fotoğrafa baktığımızda, tam olarak geri dönemesek bile çeşitli detaylar netleşiyor, hatırlıyoruz

National Geographic’in ilk kadın fotoğraf yönetmeni, Sarah Leen, Time Magazine ile yaptığı röportajda fotoğrafların zamansızlığından ve hayatı deneyimleme biçimi olduğundan bahsediyor. “Kişisel bir yerden baktığımda, görsellerin çekildikleri dönemlerle ve anda kalabilmekle ilgili şiirler olduklarını hissediyorum.” 

"Anda kalabilmek"

Anda kalabilmenin iki anlamı var sanırım. Biri, yaşanan anı hakkı ile yaşayabilmek, orada olabilmek. Bir diğeri de zaman ne kadar geçerse geçsin o ana geri dönüp orada kalabilmek. 

Bu iki anda kalabilme tanımı arasında da karışık bir ilişki var sanırım. İlkinde ileriyi düşünmeksizin yaşananları anında yaşamaya çalışıyor, ikincisinde ise o an gerçekleşeni birazcık kaçırmayı göze alarak kayda alıyoruz ki gelecekte de geri dönüp bakabilelim. 

Ama hiçbir zaman tamamen o ana dönemiyoruz değil mi?

Ortaokulda hoşlandığım çocukla mesajlaşmalarımın hepsini kaydetmem ve arada onlara geri dönüp bakmam, beni mesajları aldığım andaki hislerimin en saf haline geri götürmeyecek, sadece bir anısına götürecek. Bu da kötü bir şey değil, aslında tam tersine! Hatırlamak çok değerli, anı kaybetmedikçe

Nahman yazısını bir tepeden denize atlarken kendini video çektiğinden bahsederek bitiriyor. Gülücükler içinde atlıyor, suya giriyor ve video bitiyor. Gerisi, onun da yazdığı gibi, kendi yaratıcılığına kalmış. Deneyimlerin genel hatlarını hatırlayabiliyoruz ama içini doldurmak, onu anlamlandırmak bize kalıyor. Zamanla da bu anılar farklı formlara giriyor. 

Kısaca, sadece bilgisayarıma kaydettiğim  çeşitli resimler ve yazılar gitti. Gitti, evet, ama eminim beynimin derinliklerine inersem, onlardan bir parça bulabileceğime inanıyorum. Bulabilirim.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

20'lik20'lik

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

📸 Çektim, Unutmadım!

Unutmamak, anları saklamak ve Eymen Aktel

08 Eyl 2022

hop ile birlikte
📸 Çektim, Unutmadım!

YAZARLAR

Yasmin Güleç

Anthony Bourdain'in #1 numaralı hayranı olmak dışında zamanımı genelde yazarak, yürüyerek, kahve içerek ve derin politik tartışmalara girerek harcıyorum.

20'lik

20’lik, kafada oluşan saçma soruların, açılmayı bekleyen ve bazen suratımıza çarpılan kapıların, gündem ile üzerimize çökebilecek fenalığın paylaşıldığı bir bülten.

İLGİLİ OKUMALAR