Uygulamalardan algoritmalara: Göç serüveninde teknolojini rolü

Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
Göç sorunu; ekonomiyi, sosyal etkileşimi ve güvenlik anlayışını yeniden şekillendirirken elbette teknoloji dünyasını da etkiliyor.
Göç ve teknolojinin kesiştiği pek çok nokta var. Bunlardan en fazla öne çıkanlarından biri ise bilgi iletişim teknolojilerinin (ICT) göç sırasındaki kullanımı olarak karşımıza çıkıyor. Kısmen kitlesel göç olayları tarafından tetiklenen bir süreçte araştırmacılar, politikacılar, analistler ve kanun uygulayıcılar bir süredir özellikle de kaçakçıların dahil olduğu düzensiz göç olmak üzere, göç sürecini kolaylaştıran bilgi iletişim teknolojilerini anlamak için büyük efor ve zaman sarf ediyor.
Gizli sınır geçişlerini desteklemek de dahil olmak üzere gerçek zamanlı bilgi paylaşımı için uygulamaların kullanılması, pek çok farklı coğrafyaya dağılmış grupları birbirine bağlanması için sosyal medya platformlarının konsolidasyonu ile birlikte, teknolojinin düzensiz göçe sağladığı destek ve göçmenlerin istismarcı ve sömürücü göçmen kaçakçılığından kaçınmasındaki rolüne dair pek çok önemli soruyu gündeme getirdi.
Göçmen işçilerin yeni topluluklara, yeni işyerlerine ve yeni kültürlere uyum sağlamak amacıyla ICT’yi nasıl kullandıklarıyla birlikte “göçmen teknolojileri”ne olan ilgi da arttı. Göçmenlerin yeni toplumlara entegrasyonunun desteklenmesi ve mevcut entegrasyon destek hizmetlerindeki yetersizliklerin iyileştirilmesi için hem göçmenler hem de göçmenlerin göçtükleri topluluklar tarafından birçok yeni uygulama geliştirildi.
Mesela, Uluslararası Göç Örgütü (IOM), göçmenler için en güncel bilgilerin toplandığı MigApp uygulamasını geliştirirken Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) de çatışma, göç ve diğer insani krizlerden etkilenenlerin ICRC ve ortaklarının sağladığı hizmetlere erişmesini sağlayan RedSafe’i kullanıma sundu. Geçtiğimiz nisan ayında 30 milyon dolar yatırım alan, ABD’deki göçmen ailelere yönelik bir “işletim sistemi” kurmayı hedefleyen Los Angeles merkezli girişim Welcome Tech göçmenlerin yeni ortamlarına uyum sağlamalarına, kendilerini rahat hissetmelerine ve “gelişmelerine” yardımcı olurken Asya Vakfı ve ortakları tarafından geliştirilen Shuvayatra da Nepalli göçmen işçilerin daha güvenli seyahat etmesi ve yurt dışında çalıştıkları döneme dair planlar yapmaları için ihtiyaç duydukları araçları sağlıyor.
Bir diğer örnekte Macar bir çift tarafından geliştirilen InfoAid ise Avrupa’dan veya Avrupa’ya göç edenler için sınırların nasıl geçileceği konusunda gerçek zamanlı tavsiye hizmeti sunuyor.
Göç "kontrol" sistemleri
Göçmenlikle ilişkin sorunlarla mücadelede teknolojinin kullanıldığı bir diğer alan ise mültecilerin istatiksel olarak başarılı bir şekilde entegre olma olasılıklarının en yüksek olduğu toplumlara yerleştirilmesi için onlarca yıllık verilere dayanan algoritmaların kullanılması olarak karşımıza çıkıyor. Buna göre, günümüzde göçmenlerin yeni toplumlara yerleştirilmesi için teknolojinin kullanımı giderek insan kararlarının yerini alıyor. Mesela, İsviçre’de eskiden memurlar tarafından gerçekleştirilen ve göçmenlerin ülkeye rastgele biçimde yerleştirilmesini sağlayan sistemin aldığı kararlar artık algoritmalar tarafından yönetiliyor.
Ancak bu tür sistemlerin bazıları da eleştirilerin odağında yer alıyor. Bu sistemlerden birisi, Avrupa Birliği’nin yasadışı göçmenleri tespit etmek amacıyla en işlek ülke sınırlarına koyduğu “akıllı yalan tespit sistemi”.
İlk olarak Macaristan, Yunanistan ve Letonya’da test edilen yalan dedektörü, bir web kamerası aracılığıyla sınırdan geçen yolculara sorular soran; yolcunun cinsiyetine, etkin kökenine ve konuştuğu dile göre kişiselleştirilmiş bir bilgisayar animasyonu formunda bir “sınır muhafızı”nı içeriyor. Bu sistem, AB sınırları içine girmek isteyen göçmenlerin mikro ifadelerini analiz ederek kişilerin kişisel geçmişleri ve Avrupa’ya göç etme nedenleri hakkında yalan söyleyip söylemediğine karar veriyor.
Amsterdam Üniversitesi’nde adli psikoloji alanında kıdemli öğretim görevlisi olarak görev yapan Bruno Verschuere ise sistemin adil olmayan sonuçlar doğuracağına inandığını ifade ediyor. Tespit süreci boyunca göçmenlerin stres altında olabileceklerini ve bu durumun da yüz hatlarına yansıyabileceğini belirten Verschuere, “Mikro ifadeler gibi sözlü olmayan sinyaller, birinin yalan söyleyip söylemediği hakkında gerçekten hiçbir şey söylemez” diyerek "Bu, yalan tespitinde ters gidebilecek her şeyin somutlaşmış hâlidir. Bu yöntemlerin hiçbir bilimsel temeli yoktur.” ifadelerini kullanıyor.
Tabii bir de bu tarz yapay zeka sistemlerinin, hâlihazırda insanların sahip olduğu etnik köken temelli önyargılara sahip olduğu sorunu var. İnternetten topladıkları ya da kendilerine verilen veriler aracılığıyla eğitilen yapay zeka sistemleri, bu verileri “mutlak doğru” olarak değerlendirdiği için kararlarını da bu veriler doğrultusunda verir. Bir örnekle anlatmak gerekirse bu, erişim sağladığı veriler arasında “Meksikalıların genellikle yalancı olduğu” yönünde yeterince bilgi olması hâlinde yapay zekanın Meksikalı bir göçmenin yalan söylediği sonucuna varmasına neden olabilir.
Bu ve benzeri sistemlerin doğru karar verme yeteneklerinin yetersizliğine ve olası tehlikelerine dikkat çeken Verschuere, “Bu sistemler bir kez devreye girdikten sonra ortadan kalkmayacaklar. Kamuoyu sadece başarı hikayelerini duyacak, haksız yere durdurulanların hikayelerini değil.” şeklinde aktarıyor.
Bütün bunlarla birlikte, sosyal medya platformları, yardıma ihtiyaç duyan mülteciler için toplumda farkındalık yaratılmasında da etkin bir rol oynuyor. Göç anında birbirlerinden uzak düşen birçok göçmenin tekrar kavuşmasına vesile olan sosyal medya, aynı zamanda yardım kampanyalarının daha geniş çevrelere ulaşmasında da çok önemli bir yere sahip. Öte yandan, sosyal medya, bu durumun tam tersi bir durum için de hizmet ediyor. Buna göre, Dublin Şehir Üniversitesi tarafından 2015 ve 2016 yıllarında Avrupa’ya gerçekleşen toplu göç olayları sırasında atılan 7,5 milyon tweet’in incelendiği bir raporda, bu dönemde aşırı sağ çevrimiçi aktivizmde ciddi bir artış olduğu ifade ediliyor. Konuya ilişkin yapılan araştırmalarda sağ aktivistlerin hesaplarından olumsuz ve ırkçı paylaşımlar yaparak Avrupa’daki göçe yönelik siyasi tartışmayı büyük ölçüde etkilemeyi başardığını gösteriyor.
Peki, göçmenler teknolojiyi nasıl etkiliyor?
Teknolojinin göçmenlerin hayatının etkilediği gibi, göçmenler de teknolojiyi etkiliyor. Kellogg School of Management’ın yürüttüğü bir araştırmaya göre, girişimcilik yetenekleri sayesinde göçmenler gittikleri yerde çok sayıda iş imkanı yaratıyor.
Wharton tarafından 2019’da yürütülen bir diğer araştırmada ise göçmen girişimcilerin yalnızca iş imkanı yaratmakla kalmadığı, aynı zamanda beraberlerinde önemli miktarda finansman da getirdiği belirtiliyor. Araştırmanın yazarları, sınır ötesi risk sermayesi yatırımının bu dönemde rekor seviyelere ulaştığını ifade ediyor.
MIT’nin CSAIL laboratuvarında gerçekleştirilen son araştırmalara göre, ABD’de geliştirilen yapay zeka teknolojilerinin çoğunun arkasında yabancı uyruklu bilim insanları yer alıyor. Son 70 yılda yapay zekanın kilit noktalarında yapılan iyileştirme ve geliştirmeleri değerlendiren araştırmacılar, bunların yaklaşık üçte ikisinin Kuzey Amerika’da bulunan üniversitelerden araştırmacılar tarafından gerçekleştirildiği aktarıyor. Dahası, araştırmaya göre son 30 yıldaki buluşların %75’inden fazlası yabancı uyruklu bilim insanlarından geliyor. Konuya ilişkin olarak araştırmacılar, “ABD’nin bilgisayar bilimi için bir çıkış noktası olmaya devam etmesini istemiyorsak politikalarımızın uluslararası araştırmacıların kurumlarımıza katılmaya devam etmesini kolaylaştırdığından emin olmalıyız” ifadelerini kullanıyor.
McKinsey tarafından yapılan bir araştırmaya göreyse, doğdukları ükle dışında yaşayan yaklaşık 247 milyon insanın %35’inin en az yüksek öğrenim görmüş “yüksek vasıflı” göçmenler olduğu ve bu göçmenlerin tipik olarak yerli nüfustan önemli ölçüde daha nitelikli olduğu aktarılıyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

İrem Denli
Teknoloji Editörü

Aposto Gündem
Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ OKUMALAR
“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.






