🌠 Van'da Zaman Yolculuğu

Yok olan Aziz Tomas Manastırı, Van Gölü'nün nefis manzarası, Zernek Barajı'nda Samanyolu avı

Karşımızda dikilen tepeyi arkamızdan atlı kovalıyor gibi tırmanıyoruz. Acelemizin nedenini bilmiyoruz. Günün batmasına daha var. Hava yağışsız ve şubat ayında olduğumuzu düşününce gayet açık. Üstelik yer, mevsim şartlarına göre kuru bile sayılabilir. Ancak galiba hepimiz karşılaşacağımız manzarayı merak etmekten birbirimizi gaza getiriyor, koşturuyoruz. Derdimiz Van Gölü’ne tepeden bakan Altınsaç Kilisesi’ne varmak.

Araba bir noktaya kadar geliyor. Önce Süleyman ardından Afif tüm denemelerine rağmen çamurlu zemini geçemiyorlar ve arabayı yerçekiminin etkisiyle biraz daha geriye alıp uygun bir yere bırakıyoruz. Ardından da kiliseye tırmandığımız tazı yarışı başlıyor. Arada dinlenmek için arkamıza dönüp, yukarı doğru her adımımızla güzelleşen manzarayı izliyoruz.

Aslında varmaya çalıştığımız yer Altınsaç Kilisesi olarak geçse de asıl ismi Aziz Tomas Manastırı. İnsan gölün görkemli manzarasını gördükçe manastır inşa etmek için ne kadar doğru bir yer seçildiğini anlıyor. Yapıya yaklaştıkça heyecanımız yerini hayal kırıklığına bırakıyor. Bakımsızlıktan ve defineci yağmasından paramparça olmuş bir eserle karşılaşıyoruz. İçerisinde ineklerin uyuduğu, definecilerin delik deşik ettiği 1000 yıllık duvarlar adeta son güçleriyle ayakta kalmaya çalışıyorlar. Karşımızda Anadolu’nun İslami olmayan mirasına sahip çıkamayışımızın başka bir canlı örneği duruyor.

Kafamıza çökmesinden korkarak içeri girip bir umutla içeride ne olduğuna bakmak istiyoruz. İçeride yatan inekler pek umursamadan hafifçe kafalarını çevirip bize bakıyorlar. Tavanda sıva namına bir şey kalmamış, duvarların çoğu içeride yakılan ateşten dolayı is tutmuş. Yüzlerce yıl beraber yaşadığımız komşularımızın ibadethanelerini bu hoyratlıkla yok etmemiz içimizi acıtıyor.

Aziz Tomas Manastırı ve Van Gölü
📸: Kerimcan


Aziz Tomas Manastırı uzaktan daha güzel. Uzaklaştıkça insan hasarı daha az görünüyor. Genel manzara adeta yaranın üstüne yapıştırılan bir bant gibi kusurları örtüyor, yara hiç yokmuş gibi davranmamızı sağlıyor. Güneş batarken Yaşar Kemal’in "Dünyada hiçbir göl, hiçbir deniz, hiçbir su Van Gölü’nün maviliğinde olamaz. Masmavi… deli eden bir mavilik” diye anlattığı gölün mavisi iyice koyulaşıyor. Gök şubat ayında ne kadar dönebilirse o kadar kızıla dönüyor. Binlerce yıldır yaptığı gibi Aziz Tomas Manastırı güneşi uğurluyor - daha ne kadar süre uğurlayabileceğini bilmeden... Güneş batar batmaz hava ayaza dönüyor. Geldiğimiz gibi hızlı adımlarla arabaya iniyoruz. Kısa süreli ayaz arabayı yukarı çıkartmayan çamuru bile sertleştirmiş. Doğunun havası bize cömertlik göstererek mevsim normallerine dönüyor.

🤳 Kerimcan, Aziz Tomas Manastırı ve Van Gölü'nün maviliği


Van'ın merkezine dönüyoruz. Biraz ısınma, biraz dinlenme. Bu kadar tarihi bir kentin merkezinin bu kadar ruhsuz oluşu; Urartuların eski başkenti, güneşin kenti Tuşpa’nın mirası üstünde oturan bu kentin geçmişinden kopukluğu canımı sıkıyor. Akşam hafif bir yemek, sonra birkaç saatlik uyku molası veriyoruz.

🌌 Samanyolu Avı

Gece acı acı çalan alarmla en kalın kıyafetlerimizi giyip, Afif ile buluşup yeniden arabaya atlıyoruz. Gündüz fotoğraf çekmek için eline telefonunu bile almayan Süleyman’ın mesaisi başlıyor ve Van kırsalında Samanyolu avına çıkıyoruz. Süleyman yaptığı araştırmalardan sonra en iyi görüntüyü Van-Hakkari yolundaki Zernek Barajı civarında elde edeceğine kanaat getiriyor. Birkaç farklı noktayı denedikten sonra yerimizi buluyoruz ve zaman yolculuğumuz başlıyor.

Yıldızları izlemenin en güzel yanı insana dünyevi dertlerinin hafifliğini hatırlatması. İzlediğimiz çoğu yıldızın aslında artık evrende olmadığını düşününce bizim kafaya taktığımız şeylerin ufaklığını anlıyorum. Astro fotoğrafın insana görsel haz dışında sağladığı rahatlamalardan biri de budur diye düşünüyorum. Gece yıldız çekmek zor iş, hele soğukta daha da zor. Kısa sürede soğuk hava ve esen sert rüzgar yüzünden pes edip arabaya geçiyoruz.

Zernek Barajı'ndan Samanyolu'na
📸: Süleyman Akgüneş


Süleyman dışarıda büyük bir tutkuyla tripodun başında farklı ayarlarla en iyi Samanyolu görüntüsünü yakalamaya çalışıyor. Dünyanın tutkularının peşinde giden insanların yüzü suyu hürmetine döndüğünü düşünüyorum. O insanlar ki hayatlarını, zamanlarını, enerjilerini en önemlisi zihinlerini feda edip karşılıksız şekilde dünyaya ilgilendikleri o “şeyi” sunuyorlar. Sonra o gelişip bambaşka “şeylere” eviriliyor. Tutkulu bir insanı önünde hiçbir setin duramadığı güçlü bir sele benzetiyorum. O güç birçok insana dünyayı değiştirebileceği inancını veren his belki de.

Arabada sıkılınca Süleyman’a yarenlik etmek için dışarı çıkıyoruz. Bu esnada tepemizde adeta yıldızlardan bir yorgan var. İçimden Van Gölü’ne övgüler düzen Yaşar Kemal'in neden bu semaya da satırlar adamadığını düşünüyorum. Süleyman mutlu. Tertemiz bir gök altında sevdiği şeyi yapıyor. Zernek Barajı’nın durgun sularını izlerken arkamda bir deklanşör sesi duyuyorum. O anda binlerce yıl önce sönen binlerce yıldızla aynı kareye girdiğimi anlıyorum. Zamanda yolculuk yapmanın belki de tek yolunu buluyoruz: Doğu Anadolu’nun soğuk bir köşesinde binlerce yıllık zaman dilimini tek karede toplamak.

Kerimcan'ın zaman yolculuğu
📸: Süleyman Akgüneş

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

RutaRuta

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

🌠 Van'da Zaman Yolculuğu

Yok olan Aziz Tomas Manastırı, Van Gölü'nün nefis manzarası, Zernek Barajı'nda Samanyolu avı

27 Tem 2022

Süleyman Akgüneş

YAZARLAR

Kerimcan Akduman

Turizm profesyoneli, yazar, fotoğrafçı. İstanbul'da doğdu, yetişti. Reklamcılık yapmaktan sıkılıp 1,5 sene dünyayı dolaştı. Eve dönüp öğrendikleriyle turizm sektörüne girdi. Dünyanın uzak bölgelerinde deneyim odaklı turlar düzenliyor.

Ruta

Ruta hayatını genelde yolda geçiren ve not tutmak yerine fotoğraf çeken bir adamın seyir defteri.

İLGİLİ OKUMALAR