"Sosyal hayat yok, yarım kalıyoruz"


Yapı Kredi Mobil ’le şubeye gitmeden anında Yapı Kredili olun! Şüphesiz, teknolojinin olanakları finansla ne kadar çok bir araya gelir ve tüketiciye yenilikçi ürünlerle geri dönerse finansal okuryazarlık da o düzeyde artıyor. "Hizmette sınır yoktur" anlayışıyla öncü teknolojileri sunan ilklerin bankası Yapı Kredi Mobil’le Yapı Kredi avantajlarından yararlanmak isteyenleri şubeye gitme derdinden kurtarıyor. Yapı Kredi ne gibi avantajlar sunuyor? Yapı Kredi Mobil kullanıcıları tüm ihtiyaçları için uygun faiz oranlarıyla 3 Aya Kadar Ertelemeli Kredi kullanabiliyor. Avantajlı mevduat faizi oranlarıyla öne çıkan Yapı Kredi'de müşteriler Worldcard’la ayda 1.500 liraya varan Worldpuan ve indirim kazanma fırsatı da yakalıyor. Emekli yakınlarına referans olan müşteriler 2.500 TL’ye varan nakit ödül kazanma fırsatı yakalıyor. Az ya da çok fark etmeksizin tüm birikimlerinizi en iyi şekilde değerlendirmenin yolu da Akıllı Borsacım, yatırım fonları gibi yatırım seçenekleriyle Yapı Kredi Mobil'den geçiyor. Nasıl? Şubeye gitmeden Yapı Kredili olmak için Yapı Kredi Mobil uygulamasını bu bağlantıdan indirmek ve Yapı Kredi Müşterisi Ol menüsüne tıklamak yeterli oluyor. Bilgilerinizi girdikten sonra uygulama sizi 7 gün 24 saat çalışan Görüntülü İşlem Asistanına bağlıyor ve Yapı Kredi avantajlarından o andan itibaren yararlanmaya başlayabiliyorsunuz. Hiçbir ek belgeye gerek olmaksızın ücretsiz gerçekleşen görüşmenin ardından IBAN ve hesap bilgilerinize Yapı Kredi Mobil’den ulaşabiliyorsunuz. Yapı Kredi: 1994 yılında Türkiye'nin perakende bankacılık odaklı ilk ulusal çaplı özel bankası olarak kurulan ve 2006'da Koçbank'la birleşen Yapı Kredi, kurulduğu günden bu yana bankacılık sektöründe öncü bir rol oynuyor. İlk tüketici kredisi, İlk kredili kredi kartı, ilk otomobil kredisi, ilk telefon bankacılığı, Türkiye'nin ilk POS makinesi, Türkiye'nin ilk mobil bankacılık şubesi, Türkiye'nin ilk iPhone uygulaması gibi yeniliklerle ilklerin bankası olan Yapı Kredi, müşterilerinin hayatlarını her anlamda kolaylaştırmaya ve geleceğin bankacılığını inşa etmeye devam ediyor. Hemen Yapı Kredili olarak avantajlardan faydalanmaya başlamak için Yapı Kredi Mobil'i bu bağlantıdan indirebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
Öğrenim Krizi serimize bu hafta sosyal hayat başlığı altında devam ediyoruz. Bir önceki yazımız “temel ihtiyaçlar” üzerineydi. Farklı coğrafyalarda sosyal hayat da temel ihtiyaç sayılırken; bizim kültürel gelişimimizi, arkadaşlarımızla kahve içip muhabbet etmemizi bir "lüksmüş" gibi sunan içinde bulunduğumuz durum sebebiyle, bu iki konuyu ayrı başlıklarda ele alıyoruz.
Üniversiteye başlama heyecanını, liseye başlamaktan ayıran en temel sebep ne sizce? Ben bu soruyu kendime sorduğumda “sosyal hayatta gerçekten birey olduğumu hissetmek” yanıtıyla karşılaşıyorum. Yasal olarak da davranışlarınızdan tamamen kendiniz sorumlu olduğunuz; karakterinizin, isteklerinizin, ilgi alanlarınızın oturmaya başladığı ve keşfetmeye açık olduğunuz bu dönemde temel ihtiyaçlarınızdan biri de sosyal hayatınızı zorlanmadan yaşayabilmek olmalı aslında. Gel gelelim durum bu değil.
Toplumun geneli için durum aynı
Metropoll araştırma şirketinin bu bültende de yer verilen anketinde “Şu anki gelirinizle ilgili durumu en iyi açıklayan ifade hangisidir?” sorusunun yanıtlarına bakalım. Katılımcıların %28,7’si temel ihtiyaçlarını karşılayamazken, %49,2’si sadece beslenme/barınma gibi temel ihtiyaçlarını karşılayabildiğini belirtmiş.
Öğrencilerde durum ne?
Öğrenciler tarafından baktığımızdaysa bu durum burs veya yarı zamanlı çalışma gelirine endeksli olarak soruluyor. Bu yazı için İstanbul Ekonomi Araştırma ile “öğrencilerin kahve içmek/kafeye gitmek” alışkanlıkları üzerine araştırma yaptık. Bu araştırmada 7 büyük ilimizden 500 üniversite öğrencisi ile görüşüldü. İstanbul Ekonomi Araştırma ekibi ve Can Selçuki’ye katkıları için çok teşekkür ederim.
İstanbul Ekonomi Araştırma’nın edindiği bilgilere göre katılımcıların %45’inin üniversitesindeki kahve fiyatı 4-7 lira arasında. Küçük bir hesap yapalım, bir öğrencinin KYK bursu 650 lira, KYK yurdu ise 400 lira. 50 lira da aylık ulaşım masrafı diyelim, geriye sadece 200 lira kalıyor. Bu öğrencinin daha beslenmesi, eğitimi için gerekli masrafları karşılaması, kıyafet alması vs. gerekiyor.
Bir kahvenin 5 lira olması hâlinde öğrenci hafta içi her gün yalnızca bir kahve içmek istese -ki bu kahveler granül çözünen kahveler- 100 lirasını okul dışına çıkmadan, farklı bir ortam görmeden sosyalleşme adı altında kahve içmek için kullanıyor. Öğrencilerin sadece %42’si haftada 2-3 kere kahve içmek için dışarıya çıkıyor, dışarıdaki kahve fiyatları ise ortalama 14 lira. Öğrencilere tercih hakkı bile sunmayan burs miktarı, barınma problemi, zamlar; Türkiye’deki genç yeteneklerin bir yurt odasına hapsolmasına ve dünyadan geri kalmasına sebep oluyor.
"Kitaba erişimim lüks"
Anketin dışında ben de önceki yazıda konuştuğum arkadaşlarımızla yeniden görüştüm. 18-25 yaşında gençlerin hayattan beklentisi sadece “barınma ve karın doyurma” olmamalı ama röportaj sonuçları, “beklenti bu olmasa da realitenin tam da bu” olduğunu gösteriyor. Röportaj yaptığım arkadaşların sosyal hayatlarına ilişkin yanıtlarını sizlerle paylaşmak istiyorum.
*Görüştüğüm öğrenciler diş hekimliği, tıp, %100 burslu hukuk öğrencisi ancak aynı zamanda yarı zamanlı çalışan. Öğrencilerin üçü KYK bursu alırken bir tanesi başka bir burs alıyor. (Öğrencilerin talebi üzerine gerçek isimleri kullanılmamıştır.)
“Şu anki gelirim… yani bana gelen 650 liralık KYK bursu, zaten 400’ü de yurda gidiyor. Karnım bile doymuyor. Kahve içmek büyük lüks, arkadaşlarımla oturmak için yurtta 2 liralık paket noodleları yiyip öyle gidiyorum. Çay bile 4-5 lira, boyut sebebiyle kahveyi tercih ediyorum. Yani bu da her gittiğimde 15 lira harcamam demek. Minibüs, su parasıyla o gün minimum 30 lira harcamam gerekiyor. Benim lüksüm yok. Arkadaşlarımla sadece okul kantininde kahve içip muhabbet edebiliyorum.”
“Geçenlerde bir kitap beğendim, fakat alamadım. Kütüphanede de yoktu. Benim bir öğrenci olarak kitaba erişimim lüks.”
“İki ayda bir konsere gitmek, kültürlenmek, yeni bir sosyal alanda kendini keşfetmek neden ihtiyaç olarak görülmüyor? Ben bu şekilde nasıl kendimi geliştirebilirim? Ülkeye nasıl faydalı olabilirim? Elim kolum bağlı. Arkadaşlarım yurda bile taşınamayınca oturup hâline şükret diyorum. Bu hayatı istemiyorum.”
"Spora da sanata da ilgi duymamaya çalışıyorum"
“Karnımı doyurup, barınabilmek için okul dışında yarı zamanlı çalışıyorum. Aldığım ücretle ancak “en temel” ihtiyaçlarımı karşılayabiliyorum. Kafede çalıştığım için aralarda patron kahve içmeme izin veriyor. Bazen arkadaşlarım da ziyarete geliyor, başka türlü ben nasıl kahveye 20 lira verip rahatça muhabbet edebilirim?”
“Artık kafede maç izlemek, ortaokulda babamla stadyumda maç izlemekle aynı fiyat. Spora da ilgi duymuyorum, müziğe de, tiyatroya da… Duymamaya çalışıyorum yani. Duysam ne olacak 1 saat tiyatro izlemek için 70 lira veremem ki. Değmez demiyorum, o da emek ama biz bunu karşılayamıyoruz. Devlet desteğimiz yok.”
Bu yazı serisine başladığımızdan beri birçok öğrenci arkadaş hem Aposto! ekibine e-posta aracılığıyla hem de bana sosyal medyadan ulaşıyor. Birçok arkadaşımızı bursiyerlerle buluşturduk. Ancak bu bizim bireysel olarak yapabileceğimiz boyutu çoktan aştı. Öğrencilerin eğitim ve daha sonraki meslek hayatında başarılı olabilmeleri için farklı ortamlara girmesi, film/maç/tiyatro/konser izlemesi, arkadaşlarıyla bir kahvenin hesabını düşünmeden kafede oturabilmesi gerekiyor. Ekonominin durumu ortada, geçen yazıyı yazdığımızda dolar kuru 9’du şu an 10’a yaklaşıyor.
Öğrencilerin iktidardan talep edemediği, ettiğinde ise yalancı muamelesi gördüğü desteği en azından sivil toplum, iş insanları ve belediyelerden bekliyoruz. 650 lira yetmiyor dendiğinde “Biz göreve geldiğimizde üniversite öğrencilerinin aldığı burs 45 liracıktı. Ya elinize dilinize dursun ya. Şu anda 650 liraya çıktı. Nereden nereye geldik.” denilmesini hak etmiyoruz. Belediyelerin üniversite öğrencilerinin daha fazla sosyalleşebilmesi için öğrenci kültür kartı gibi bazı girişimlere başlayabileceğini, sanatçıların da sahnelerin de bazı yerleri öğrenciler için ayırabileceğini düşünüyoruz.
*Öğrenciler için askıda bilet kampanyasını mutlaka inceleyin.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu hafta devam ettiğimiz Öğrenim Krizi serisinde öğrencilerin bir lükse dönüşen sosyal hayatlarını ele alıyoruz.
26 Eki 2021

YAZARLAR

Nesibe Kırış
@kocuniversity law&sociology '19 | human rights lawyer | fellow @ussalconsultancy | political consultant | author @aposto @metapolitik_| editor @B_Noktasi

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir tarafta çocuğunu kaybetmiş aileler, suç makinesine çevrilmiş çocuklar, çocukları bünyesine alan çeteler; diğer tarafta cezaların ağırlaştırılmasının çok daha fazla çocuğun suça karışmasına yol açacağını, sorunları çözmeyeceğini dile getiren uzmanlar. Tüm bu tartışmaların ortasında iktidar, çocuklara verilecek cezaların artırılmasını içeren bir yasa teklifini TBMM’ye sundu. Peki bunun sonuçları ne olabilir?

19 Mart sonrasında Türkiye’de kurulan yeni siyasal düzen, muhalefeti bütünüyle susturmayı hedeflemiyor. Onu ahlaki bakımdan iktidardan farksız, örgütsel olarak parçalanabilir, yerel aktörleri iktidarın saflarına çekilebilir ve seçim kazansa bile iktidara gelemeyecek bir yapı olarak yeniden tanımlamaya çalışıyor.
16 Tem 2026

Kamuoyunda yardım ve bağış kampanyalarıyla adından çokça söz ettiren Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent’in deprem bağışlarının kullanımı, şaibeli para transferleri ve usulsüz mali işlemleri hakkında soruşturma başlatılması şu soruyu gündeme getirdi: Türkiye’de dernek ve vakıfları kim denetliyor? Prof. Dr. Murat Batı’ya göre güçlü bir mali denetim yok, ne görev verilen mülki amirler ne de Vergi Denetim Kurulu bu kurumları denetleyebiliyor.

Komedyen Deniz Göktaş'ın Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmesiyle yeniden gündeme gelen "kuyu tipi" cezaevlerine ilişkin İstanbul Barosu raporu, tutukluların maruz kaldığını belirttiği ağır tecrit koşulları ile havalandırma, sağlık hizmetleri ve temel haklara erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor.

Ankara'daki NATO zirvesinde İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir'in Külliye önündeki şaşkın bakışlarının görüntüleri, sosyal medyada hızla yayıldı. Kısa süre içinde Frostadóttir'in Instagram hesabına on binlerce Türk kullanıcı ulaştı. Öte yandan İzlanda'nın onu başbakan yapmasını sağlayan, bir anlık görüntü değil uzun yıllara yayılan bir güven inşasıydı.




