Yasaklananlar: Döviz

Cumhuriyet Döneminde Türk Parası ve Döviz
25 Şubat 1930 tarihli Resmi Gazete’de “Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun” yayımlandı.
Dönemin Başbakanı İsmet İnönü’nün “Millî paranın kıymetini korumak için Büyük Meclise bir kanun lâyihası (tasarı) takdim ettik.” şeklindeki ifadesiyle görüşülmeye başlanan teklif aynı gün kabul edildi.
Kabul edilen teklif ile birlikte kambiyo, nakit, hisse senedi ve tahvil alım ve satımının ve bunlar ile kıymetli madenler ve kıymetli taşlarla bunlardan mamul veya bunları içeren her tür eşya ve kıymetin ve ticarî senetlerle ödemeyi sağlayan her türlü araç ve belgenin ihracı veya ithalinin düzenlenmesi, sınırlanması ve Türk parasının kıymetinin korunması için kararlar alınmasına Bakanlar Kurulu yetkili kılınmıştı.
Bu kısıtlama yetkisi ile döviz üzerindeki kısıtlamalar da kanun seviyesinde karşımıza çıkmıştır. Tek parti döneminin son aylarında, yabancı yatırımcılara döviz serbestisi için gerekli izinlerin sağlanacağına dair hüküm içeren bir teklif kanunlaştı. Bu teklifin amacı “Harb sonrası yurt kalkınması için yapılan hareket ve hamlelerin en mühim unsurunu teşkil eden, memlekete sermaye celbi konusundaki çalışmaların yeni bir adımı olarak özel yabancı sermayelerin memlekete gelmesini ve memlekette resmî bir kefalet faktörüyle emniyet altına alınması” olarak özetlenmiştir. Bu amaç doğrultusunda ise Döviz veya tesis olarak getirilecek sermayenin ve gelirlerinin kısmen veya tamamen memleket dışına çıkarılmasına izin verilmesi kanun maddeleri arasında yer almıştır. Teklif, bu madde dışında ayrıca Maliye Bakanlığı'nı (300 milyon TL'yi geçmemek kaydıyla) özel girişimin dışarıdan sağladığı uzun vadeli borçlara kefil sayarak yabancı yatırımcıyı teşvik etmeyi amaçlamıştır.
Demokrat Parti’li Yıllar
1946’ya kadar süren tek partili dönem sonrasında demokratik sayılabilecek ilk seçim olarak nitelendirilebilecek 1950 seçimlerinde 1923’ten bu yana süren Cumhuriyet Halk Partisi iktidarına Demokrat Parti tarafından son verilmiştir. Özellikle İkinci Dünya Savaşı sırasında ekonomide izlenen koyu devletçi politikalara karşı politikalar üreten DP’nin en büyük amacı ülkeye yabancı sermayeyi getirebilmek olmuştur. Bu amaçla 1951’de ve 1954’te kanun teklifleri TBMM’ye gelmiş ve kabul edilmiştir.
Yukarıda bahsedilen amaç doğrultusunda 30 Temmuz 1951 tarihli TBMM oturumunda “Yabancı Sermayeyi Teşvik Kanunu” hakkında görüşmelere başlandı. Bu teklifin ikinci maddesiyle sanayi, enerji, maden, bayındırlık, ulaştırma ve turizm sahalarına yatırılmak üzere getirilecek dövizler sermaye sayılacağı hükme bağlanmıştır.
Bu teklifin amacını dönemin Ekonomi ve Ticaret Bakanı Muhlis Ete şu şekilde açıklamıştır. “Hükümetinizin serbest iktisat mevzuuna verdiği ehemmiyet dolayısıyla muhtelif memleketler bizde iş yapmak için müracaatta bulunmaktadırlar. Paramız bu hususta kâfi olmadığı, ne Devlet, ne de hususi teşebbüslere yetmediği için, memleketin bir an evvel kalkınmasını sağlamak üzere hariçten gelecek ve getirtilecek sermayelere bâzı kolaylıklar bahşedeceğiz”
Dönemin DP vekili olan ancak sonradan Türkiye Köylü Partisi sıralarına geçen Cezmi Türk teklifin döviz kaçakçılığına ortam hazırlayacağını şu sözlerle belirtmiştir. “Maliyeci arkadaşlarım dîha iyisini bilirler; bugün dünyada döviz kaçakçılığı öyle ince bir sanat, ilim haline gelmiştir ki, bu çeşit sermayeleri getirmek, bu çeşit sermayeyi ince yollar bularak çıkarmak arada büyük döviz kaçakçılığı yaptırır.”
Teklif 1 Ağustos 1951 tarihli oturumda kabul edilmiş, 9 Ağustos 1951 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Bu düzenleme bazı sektörleri kapsamadığı için yetersiz bulunmuş 1954’te yeni bir teklif gündeme gelmiştir. Yeni teklifte sektörel herhangi bir sınırlama bulunmamaktaydı. Döviz hakkındaki düzenleme ise aynı şekilde yine kendisine yer bulmuştu. Teklifin kabul edilmesi ile birlikte 1951’de kabul edilen teklif yürürlükten kaldırılmıştır.
Dönemin Ekonomi ve Ticaret Bakanı Türkiye’deki döviz yetersizliğinin bu kanun teklifi ile çözüleceğini şu sözlerle ifade etmiştir. “İkinci olarak memleketin içinde bulunduğu geniş bir hayat seviyesinin icaplarını temin etmek bakımından döviz disponibilitemiz itibariyle darlığımız meydandadır, bu kanun lâyihası, I memleketin döviz kaynaklarını takviye ve memlekete yeni yeni döviz kaynakları temin edecek olan bir kanun lâyihasıdır ve aynı zamanda memleketin döviz tasarrufunu mümkün kılacak bir kanun lâyihasıdır.”
Bu teklif 18 Ocak 1954 tarihli oturumda kabul edilmiş, 23 Ocak 1954 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
Yabancı sermayeyi ülkeye getirme ve ülkedeki dövizi artırma çabaları bu dönemle sınırlı kalmıştır. Dönemin iktidarı 1960 yılında ordu müdahalesiyle devrildikten sonra 1962’de Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkındaki 17 sayılı karar ile birlikte dövize sert sınırlamalar getirilmiştir.
Bütün Dövizler Maliye Bakanlığının Emrinde
“Ticari ve gayri ticari her türlü kaynaktan doğan dövizler mülkiyeti kime ait olursa olsun Maliye Bakanlığının emrindedir.”
DP hükümeti ile yabancı yatırımcıyı ülkeye çekmeye çalışan Türkiye’de darbe sonrasında devletçi politikalara tekrardan ağırlık verildi. Bu amaçla 11 Ağustos 1962 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan “Türk Parası Kıymetini Koruma Kararı”nın dördüncü maddesinin ilk fıkrasında yukarıdaki cümle yer almaktaydı. Söz konusu hüküm döviz üzerindeki kısıtlamaların ne denli ciddi boyutta olduğunu göstermekteydi.
Bu kararda yer alan tek kısıtlama bu değildi. İhracatçılar, kazandığı dövizleri üç ay içerisinde Türkiye’ye getirmeye ve dövizler emirlerine geçtiği andan itibaren 10 gün içerisinde bozdurmak zorunda bırakılmıştı.
Bu tarz kısıtlamalar seksenli yıllara kadar sürecekti.
Sabit Kur Rejimi
Bu noktada kronolojik sıraya ara verip kur politikalarından ve Türkiye’deki kur politikasının evriminden bahsetmemiz gereklidir.
Sabit kur rejimi, yerli paranın dış değerinin Merkez Bankası tarafından belirli bir kurla yabancı paralara karşı eşitlenmesi rejimidir. Sabit kur bir kez belirlendiğinde Merkez Bankası tarafından değiştirilinceye kadar aynı kalır.
Dalgalı kur rejimi, yerli paranın yabancı paralarla ilişkisinin piyasalarda (arz ve talep kurallarına göre) belirlendiği kur rejiminin adıdır. Bu rejimde yerli paranın yabancı paralarla olan ilişkisi gün içinde sürekli olarak yeniden belirlenir.
Dalgalı kur rejiminin iki farklı görünümü mevcuttur. Bunlardan birisi tam dalgalı kur rejimidir. Bu rejimde dalgalı kur rejiminde Merkez Bankası ya da başka bir kurum paranın dış değerine müdahale etmiyorsa bu rejime tam dalgalı kur rejimi denir. Merkez Bankasının döviz kuru dalgalanmalarına müdahale etmesi dalgalı döviz kuru rejimini bozmasa da tam dalgalanmadan çıkarır. Müdahaleli dalgalı kur rejimi, dalgalı kur rejiminde Merkez Bankası kurdaki değişimlere döviz alım satımı yaparak müdahale ediyorsa bu rejime müdahaleli dalgalı kur rejimi denir.
Türkiye’de 1980’lere kadar sabit kur rejimi uygulanmıştır. Türk Lirası’nın değerinde olan değişiklikler (genellikle değer kaybı) sonucunda Merkez Bankası tarafından gerçekleştirilen devalüasyon şeklindeki müdahalelerle döviz kuru belirleniyordu. 2001 yılında tam anlamıyla dalgalı kur rejimine geçildiği duyurulmuştur.
Özal Geliyor; 24 Ocak, Darbe ve Anavatan
Süleyman Demirel başbakanlığında kurulan 43. Türkiye Hükümeti tarafından yeni bir ekonomik program hazırlamakla görevlendirilen Turgut Özal, tarihe 24 Ocak Kararları olarak geçecek programı hazırlayıp yürürlüğe koyacaktı.

24 Ocak 1980 tarihinde açıklanan bu kararlarla ülkedeki ekonomik istikrarsızlığı bitirmekle birlikte DP döneminden sonra tekrardan ülkeyi yabancı yatırımcıya açmak hedeflenmiştir. Ancak bu hedeflere tam anlamıyla ulaşılamamıştır ve bununla birlikte 12 Eylül Darbesi gerçekleşmiştir. Ordu yönetiminden sonra başbakanlık makamına gelen Turgut Özal ile birlikte döviz üzerindeki kısıtlamalar kaldırılmıştır.
Döviz kuru rejimi 7 Temmuz 1984 tarihli “Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında 30 Sayılı Karar” ile büyük ölçüde özgürleşmiştir. 30 sayılı Kararnameyle getirilen düzenlemeler şu şekilde sıralanabilir:
1) Türk lirası cinsinden banknot, metal para ve diğer ödeme araçlarının ithal edilmesi üzerindeki kısıtlamalar kaldırılmış, ihracı ise hükûmet iznine tabi tutulmuştur.
2) Türkiye'de ikamet edenlerin yabancı para birimi bulundurmaları, döviz hesabı açtırmaları ve dövizle ödeme yapmalarına izin verilmiştir.
3) Bankaların Türkiye'de ikamet edenlerden döviz mevduatı kabul etmelerine, yurt dışında döviz bulundurmalarına ve döviz cinsinden işlem yapmalarına izin verilmiştir.
4) Her türlü menkul kıymetin ithal ve ihracına izin verilmiştir. Türkiye'de döviz cinsinden ihraç edilen menkul kıymetlerin Türkiye dışında ikamet edenlere satışına izin verilmiştir.
5) Yabancıların dövizi bozdurmaları ve tüm transferleri bir banka aracılığıyla yapmaları koşuluyla gayrimenkul almalarına ve ayni haklar elde etmelerine izin verilmiştir.
6) Yabancıların döviz cinsinden gerekli sermayeyi getirerek yatırım yapmalarına, ticarî faaliyette bulunmalarına, hisse satın almalarına, ortaklık kurmalarına, şubeler, temsilcilikler ve acenteler açmalarına izin verilmiştir.
7) Bankaların Merkez Bankası tarafından açıklanan döviz kurunun etrafında oluşturulan dar bir aralık içinde kendi işlemlerinde kullanacakları kurları belirlemelerine izin verilmiştir.
8) Son olarak, 29 Haziran 1985 tarihi itibariyle bankaların ticarî, ticarî olmayan ve bankalararası işlemleri için kendi kurlarını belirlemelerine izin verilmiştir.
Sermaye hareketlerinin tamamen özgürleşme süreci 11 Ağustos 1989 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanan “Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar” ile tamamlanmıştır.
Bu kararname ve ilgili düzenlemelerle sermaye hareketleri tamamen liberalleştirilmiş ve konvertibiliteye yönelik en önemli adımlar da atılmıştır. 32 no.lu kararnameyle getirilen temel düzenlemeler şöyledir:
1) Türkiye'de yerleşik kişiler, bankalar ve özel finans kurumlarından hiç bir sınırlama olmaksızın döviz alabilirler ve döviz bulundurmak için herhangi bir kısıtlamaya tâbi değildirler.
2) Türkiye'de yerleşik kişiler, Türkiye'de yerleşik olmayan kişilere verdikleri her türlü hizmet karşılığında aldıkları dövizi ülke içine getirebilirler.
3) Yurt dışında yerleşik kişilerin İMKB'de kote edilmiş ve Sermaye Piyasası Kurulu izniyle çıkarılmış her türlü menkul kıymeti alma ve satmaları serbesttir.
4) Türkiye'de yerleşik kişilerin bankalar ve özel finans kurumları vasıtasıyla yabancı borsalarda kote edilmiş menkul kıymetleri; Merkez Bankası tarafından alım-satımı yapılan yabancı para birimleri cinsinden hazine bonosu ve devlet tahvili satın alıp satmaları ve bu kıymetlerin alış bedellerini yurt dışına transfer etmeleri serbesttir.
5) Türkiye'de yerleşik kişilerin, yurt dışında menkul kıymet çıkarmaları, piyasaya sürmeleri ve satmaları serbesttir. Türkiye'de yerleşik kişilerin yurt dışından menkul kıymet getirmeleri ve yanlarında yurt dışına çıkarmaları serbesttir.
6) Yabancı sermayenin satışından ya da tasfiyesinden doğan gelirler bankalar ya da özel finans kurumları aracılığıyla ülke dışına transfer edilebilir.
7) Yurt dışından döviz kredisi almak serbesttir.
8) Türkiye'de yerleşik olmayan kişilerin Türk lirası hesap açtırmaları ve bu hesaplara ilişkin anapara ve faizleri Türk lirası ya da döviz olarak transfer ettirmeleri serbesttir.
9) Gayrimenkul satışları üzerindeki yasak kaldırılmıştır ve gayrimenkul satışından elde edilen gelirin transfer ettirilmesi serbesttir.
10) Türkiye'de yerleşik olmayan kişilerin döviz almaları ve transfer ettirmeleri ve yurt dışına Türk lirası göndermeleri serbesttir.
11) Bankalar ve özel finans kurumları ithalât, ihracat ve görünmez transferler dışında 500.000 ABD doları ya da eşdeğeri döviz tutarını aşan transferleri bildirmekle yükümlüdürler.
12) Türkiye'de yerleşik kişilerin yurt dışında temsilcilik ve irtibat büroları vb. açmaları serbesttir.
Bu hamlelerle özgürleşen döviz politikaları neredeyse günümüze kadar sürdü. Bu özgürleşme hareketlerinden sonra dövize son yıllarda uygulanan işlem yasaklarını inceleyebiliriz.
Dövizle İşlem Yasakları
“Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (2008-32/34)”de 2018 yılında yapılan değişiklikle dövizle yapılmasına izin verilen işlemlerde büyük bir kısıtlamaya gidilmiştir. Bu kısıtlamalar:
- konusu yurt içinde yer alan gayrimenkuller olan, konut ve çatılı iş yeri dâhil gayrimenkul satış sözleşmeleri (Türkiye Devletine vatandaşlık bağıyla bağlı olmayanlar bu kuraldan muaf tutulmuştur)
- konusu yurt içinde yer alan gayrimenkuller olan, konut ve çatılı iş yeri dâhil gayrimenkul kiralama sözleşmeleri (Türkiye Devletine vatandaşlık bağıyla bağlı olmayanlar bu kuraldan muaf tutulmuştur)
- Türkiye’de yerleşik kişiler arasında gerçekleşecek olan iş sözleşmeleri,
- Bazı istisnalar olmak üzere danışmanlık, aracılık, taşımacılık sözleşmeleri dahil olmak üzere hizmet sözleşmeleri,
olarak sıralanabilir.
Dövizle sözleşme kısıtlamalarından hariç durumlar da tebliğde sayılmıştır.
- Döviz cinsinden maliyet içeren eser sözleşmelerini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin
- Taşıt satış kiralama sözleşmeleri dışında kalan menkul satış kiralama sözleşmelerini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin
- Bilişim teknolojileri kapsamında yurt dışında üretilen yazılımlara ilişkin satış sözleşmeleri ile yurt dışında üretilen donanım ve yazılımlara ilişkin lisans ve hizmet sözleşmelerini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin
- finansal kiralama (leasing) sözleşmelerine ilişkin bedellerin
dövizle veya döviz cinsinden belirlenmesine imkan tanınmıştır.
Bu sözleşme yasakları dışında dövize uygulanan bir kısıtlama olarak BDDK’nin 24 Haziran 2022 tarihli kararı da gösterilebilir. Kararla birlikte şirketlerin döviz varlıklarına bağlı olarak bankalardan TL kredi kullanımına sınırlama getirildi. Döviz varlığı 15 milyon TL’yi geçen şirketler banka kredisi kullanamayacak, 15 milyon TL’nin altında olanlar ise bu durumu belgeleyecek ve BDDK tarafından belirlenen kurallara uyacağını taahhüt edecek.
Kapanış
Beşinci sayımızda dövize uygulanan yasakları inceledik. Bir sonraki sayıda OHAL dönemlerindeki yasakları inceleyeceğiz. Türkiye’nin tarihinde özellikle toplumun günlük hayatı üzerinde tesiri olan bu ve diğer yasakları daha yakından tanıyabilmek için serinin gelecek sayılarını takip etmeyi unutmayın.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu sayımızda yabancı paralar hakkında uygulanan kısıtlamaları ve yasakları inceleyeceğiz.
15 Oca 2023

YAZARLAR

Parlamento
TBMM ile büyükşehir belediye meclislerindeki gelişmeler, meclislere dair araştırma raporları ve siyasete dair daha fazlası her hafta bu yayında!
İLGİLİ OKUMALAR


