Baltaoğlu Süleyman, Bir Bulgar beyinin oğlu olarak II. Murad döneminde saraya devşirme alındı. Zamanla saray kapısında görevli muhafızların başındaki kişi olan kapıcıbaşılığa yükseldi. Çeşitli siyasi çekişlermelerde yer aldı. Hizmetleriyle II. Murad’ın güvenini kazanınca sancak beyi oldu. II. Mehmet devrinde ise donanmanın başında Midilli’ye akın düzenledi. 1451’de Gelibolu Sancak Beyi iken kaptan-ı derya oldu.
Baltaoğlu Süleyman’ı tarihsel bir figür olarak ön plana çıkaran ancak aynı zamanda gözden düşüşüne de yol açan İstanbul’un Fethi'ydi. 1453 baharında 400’den fazla gemiyle kuşatmaya katılmak İstanbul önlerinde geldiğinde donanma üssü olarak bugünkü Baltalimanı’na demir atmıştı. 18 Nisan’da Kızıl Adalar olarak bilinen Burgaz, Kınalı, Heybeli ve Büyükada’nın Osmanlı kontrolüne girmesi sağladı.

(20 Nisan, kuşatmanın 17. günü, kuşluk vakti)
Sultan Mehmet sabah namazını yeni kılmıştı. Ardından haritasının başına geçti. Düşünceliydi. Ara sıra kumandanlarını yanına çağırıyor, onlara bir şeyler soruyor, emirler veriyordu. Birdenbire Zağanos Paşa huzuruna girdi. Sabahtan beri zaten gergin olan Sultan, Bizans’a yardım etmek için bizzat Papa tarafından gönderilen içi erzak ve silah dolu üç Ceneviz ve bir Bizans gemisinin Haliç’e yaklaştığını duyunca canı iyice sıkıldı. Otağından ok gibi fırladı. Atına atladığı gibi soluğu Çiftedirek sahilinde, Baltaoğlu Süleyman’ın karargâhında aldı. Emri kesin ve netti:
“Kaptan, bu deniz harbinde bütün gemiler tutula ve bütün askerleri tutuklana! Bu emir kati bir emir olup ya bu emir yerine gele ya bu seferden dönülmeye!”
Baltaoğlu Süleyman donanmasının başına geçti. Levendler, hassa askerleri, yeniçeriler yerlerini çoktan almıştı. Toplar, yangın okları, uzun mızraklar hazırdı. Aniden bir rüzgâr çıktı. Bu hiç hayra alamet değildi. Rüzgârı arkasına alan Ceneviz gemileri hızla Boğaz’a yaklaşıyordu. Osmanlı askeri ise rüzgâra karşı kürek çekmekte zorlanıyordu. Ceneviz gemileri her bakımdan Osmanlı kadırgalarından üstündü. İki taraf Yenikapı açıklarında karşı karşıya geldi.
Baltaoğlu gemilere daha da yaklaşılması emrini verdi. Kancalı sırıklar ve merdivenlerle Ceneviz gemilerine çıkmaya çalışan Osmanlı askerlerinin daha gemiye adım atamadan “kafirlerce” elleri kesiliyor, kafaları gürzlerle parçalanıyordu. Konstantiniyye'de savaş çığlıkları yankılanıyordu. Bir ara kesilen rüzgâr yeniden çıktı. Bu sefer kimin tarafına esecekti? Baltaoğlu Süleyman askerlerini cesaretlendirmeye çalışıyordu. Ama Ceneviz gemileri çoktan Yedikule’yi geçmişti. Saatler geçiyor, Osmanlı donanmasının kayıpları giderek artıyordu. Durumun iyice aleyhlerine döndüğünü fark eden kaptan-ı derya çaresiz kıyıya doğru çekilmeye başladı. Bizans İmparatoru kale surlarında, Sultan Mehmed Zeytinburnu taraflarından savaşı seyrediyordu. Baltaoğlu’nun çekildiğini görünce Sultan atını denize sürdü ve tekrar saldırılmasını emretti.
Savaş tam üç buçuk saattir devam ediyordu. Ama nafileydi. Ne yapılsa, ne denense olmuyordu. Sonunda Sultan geri çekilme emri verdi. Ancak çok kızgındı. Tabir-i caizse Baltoğlu’nu yerin dibine soktu, hatta idamını dahi emretti. Baltaoğlu şanslıydı. Araya devlet ileri gelenleri girdi, Baltaoğlu idamdan kurtuldu. Kelleyi kurtarmıştı ama savaş sırasında bir gözünü kaybetmişti. Belki de tiz kellesi vurulsa bu utançtan kurtulmuş olacaktı. Üstüne üstlük artık kaptan-ı derya da değildi. Ama ha deniz ha kara, onun için fark etmezdi. Savaşacak, kellesi alınacak düşman her yerdeydi. O yüzden kılıç sallamaya karada devam etti. Pek çok savaşa katıldı. Bilinmeyen bir yerde, bilinmeyen bir zamanda öldü. Ondan geriye savaş meydanlarında savurduğu o kılıcı ve Baltalimanı’na verdiği ad kaldı.
Baltaoğlu Süleyman hakkında daha fazla şey mi öğrenmek istiyorsunuz? O zaman şu kitabı okuyabilirsiniz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
baltalimanı, şerbet, rakı, baltaoğlu süleyman , ibb yayınları
04 Eki 2022

YAZARLAR

Göktuğ İpek
https://aposto.com

İstanbul'da Nasıl Eğleniyorduk?
1920 ve 30'ların İstanbul eğlence hayatını bir gazetecinin röportajlarından takip eder, her salı yayımlanır.
İLGİLİ OKUMALAR



