Yeni Newcastle United Üzerine Soru-Cevap: Fikret Özer

Newcastle United’ın Arap sermayesindeki ilk yılını nasıl değerlendiriyorsun? Sen bu birlikteliğe -saha dışı faktörlerden dolayı- karşı mısın yoksa bunu heyecan verici bir proje olarak mı görüyorsun?
- Tam tersi tat kaçırıcı bir proje olarak görüyorum. Newcastle United özelinde politik sebepler de çok fazla ama kulüpleri kişilere veya şirketlere satmak, isimlerden bağımsız, karşı olduğum bir şey. Futbol kulüplerinin temsil ettikleri bölgenin sosyal projeleri olarak kalmasından yanayım. Kulüplerin bölge insanının veya taraftarlarının söz sahibi olduğu, sürdürülebilir bir yapıya sahip, taraftar derneklerinin kulüp aracılığıyla sosyal projeler yürütebildiği, bulunduğu bölgeden toplum için sağlıklı bireyler yetiştirebilen yapılar olması gerekiyor. Futbol gibi popüler bir sporu, tek derdi kâr ve başarı olan birimlere dönüştürmek sosyal yapıyı tehdit ediyor. Böyle büyük bir gücün politik veya ekonomik motivasyonla hareket eden kişilerin eline geçmesini korkutucu buluyorum.

Görsel: Eurosport
Newcastle United’ın bu kadar büyük bir yatırım alması lig dengelerini ne denli sarsar? Newcastle United, antipatik gözüken bir takım mı?
- Antipatikler ama bu tip kulüplerden fazlaları veya eksikleri yok. Premier League özelinde dengeleri değiştirebilirler ama ben önemsiz olarak görüyorum. Manchester City’nin önüne geçilmesi zor büyümesi karşısında bir aktör olabilirler. Zaten milyarların konuşulduğu bir ligde, o “özel” yapının güçlü bir parçası olmaya çalışacaklar. Kupaların Manchester’dan Newcastle’a taşınması mevcut düzende, dışarıdan bakan birisi olduğum için, bana çok bir şey ifade etmiyor. Dünyada futbolun geleceği içinse sorunu büyütüyor ve dengeleri asıl diğer ülkeler için sarsıyor. Premier League için Star Wars’daki “Death Star” benzetmesi yapılmıştı. Önüne geçilmezse etrafındaki her şeyi yok edebilecek bir yapı ama henüz bizim elimizde bunu engelleyecek bir Skywalker yok.
Körfez kökenli yatırımcıların takım satın aldıklarında belli bir plan dahilinde olmadan çok şiddetli harcama yaptıklarını önceki yıllarda Manchester City, PSG gibi örneklerle birlikte görmüştük. Amanda Staveley ilk etapta bunu tercih etmeyeceklerini açıklamıştı. Sence Newcastle, bu sözünü tuttu mu? Manchester City’nin ilk döneminden ne gibi farklılıkları görüyorsun?
- Harcamalara bakınca sözlerini bir noktaya kadar tutmuşlar gibi görünüyor. Manchester City satışı tamamlandıktan sonraki ilk yıllar ligde hep en çok harcamayı yapan ve transferlerde gider – gelir farkı en yüksek olan takım olmuştu. Sonraki yıllarda da ilk üç içinde oldular. Newcastle United transfer harcamalarında 9. sırada, gider – gelir farkında da 5. sırada. Yine de bu aşamada ikisini kıyaslamak biraz erken. Manchester City ilerleyen yıllarda Avrupa’da bir çok futbolcunun lisans haklarını alıp, kiralık olarak başka kulüplere gönderdi. Daha sonra bunu City Grup bünyesine kattığı kulüplerle (Mancherster City dahil 11 kulüp) yapmaya başladı. Bu sayede oyuncuların çalışma izni, oyun süreleri gibi konularda daha rahat etmeye başladılar. Yıllar içinde de yavaş yavaş büyük satışlar yapmaya başlayan global bir şirket oldular. Newcastle United şu ana kadar bunları yapmadı ama onların da bu yolu takip edeceğini ve Avrupa’da futbolu kontrol eden birkaç yapıdan birisi olacağını düşünüyorum.

Görsel: GOAL
Newcastle United’ın el değiştirmesi sonucu yayınlanan, büyük yankı uyandıran yazılar da vardı; mesela Jonathan Wilson, bu değişime alkış tutan taraftarlara çok eleştirel bir yazı kaleme almıştı. Sizin önerebileceğiniz bir yazı veya içerik var mı? Siz bir yazı yazacak olsanız nelerin altını çizerdiniz?
- Wilson aslında yazı başlığında bütün mesajı vermişti. Çok eziyet çektiğini söyleyen taraftarlar hayatı puan durumundaki yerlerine göre değerlendiriyorlar, bu yüzden gerçekten eziyet çeken insanları görmezden gelip, onların sefaletine sebep olan kişilere alkış tutuyorlar. Duygusal açıdan çok etkileyici bir yazı ama maalesef hayatı binlerce kilometredeki insanların öldürülmesini, işkence görmesini, açlık çekmesini düşünerek yaşamayan çok insan var. Bu konuda direkt bir yazı değil ama “sportswashing” denilen, spor aracılığıyla itibar aklama anlamına gelen kavram üzerine okumalar yapılmasını önerebilirim. 1936 Berlin Olimpiyatları'ndan günümüze birçok örneği var. Eskiden uluslararası spor organizasyonlarıyla itibar kazanıp, etkisini arttırmaya çalışan figürler, futbolun geldiği nokta yüzünden, bu tip kulüp sahiplikleriyle karşımıza çıkıyorlar. Tarihte size kötü gelen, keşke olmasaydı diyeceğiniz insanları düşünün. Onlardan birisi gelip sizin yıllardır her hafta sonu izlediğiniz takımı satın alıyor. Siz de gidip onu alkışlıyorsunuz. Ben bunu kabul edilebilir bir şey olarak görmüyorum. Herhalde yazıya buradan başlar ve ihtirasları için insanları öldüren, işkence eden veya sömüren kişileri neden alkışlamayacağımı anlatmaya çalışırdım.

Görsel: Marca
Orta vadede kulüp için gerçekçi hedef sence ne olmalı?
- Takımı sürekli takip etmediğim için transferlere yorum yapamıyorum ama ekonomik gücü düşününce, önümüzdeki 4-5 yıl içinde bir lig şampiyonluğu ve Şampiyonlar Ligi’nde kalıcı olmak gerçekçi bir hedef gibi görünüyor.
Sükse yapmış bir genç oyuncu için sence Newcastle bir cazibe merkezi mi? Yoksa bu tarz isimlerin lig içerisindeki ilk tercihleri hâlâ ‘Big Six’ mi? Bruno Guimaraes geçtiğimiz günlerde Real Madrid’in ilgisine rağmen kulüpte kalıcı olmak istediğinin altını çizmişti.
- Şu anda piyasanın en üst seviyesinden kazanacaklarını düşünürsek çoğu genç oyuncu oraya gitmek isteyecektir. Menajerlerin de etkisiyle bir süre sonra, Manchester City örneğinde olduğu gibi, tek kulüp yeterli bile olmayabilir. “Big Six” tabii ki prestijini koruyor fakat proje başarılı olursa ve kupa sayıları artarsa Newcastle United ya oraya yedinci büyük olarak gelecek ya da birisinin yerini alacak.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Umut Öztürk
Premiercast.

This Is England
Premier League gündeminden öne çıkan gelişmeler ve eşsiz yorumlar mail kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR




