Yeni parti gündemi: CHP'den istifa eden üyeler partiden neden ayrıldıklarını anlatıyor

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
Özgür Özel'in 21 Temmuz'daki son grup toplantısında Cumhuriyet Halk Partisi'ne (CHP) yaptığı veda konuşmasında "Yeni partimizi kuruyoruz" açıklamasının ardından CHP'de istifalar peş peşe geldi.
- Özel, kuracakları yeni oluşumun "açık farkla ana muhalefet partisi" olacağını söylerken partinin adını açıklamadı.
"Her son bir başlangıçtır" diyen Özel, "Partinin logosu ve adı değişir ama bu birlikteliği bölemezler" ifadelerini kullandı ve tüm demokratları "iktidar yürüyüşüne" katılmaya davet etti.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Temmuz ayı verilerine göre CHP'nin 1 milyon 879 bin 973 kayıtlı üyesi bulunuyor. Bu sayı Ocak ayında 1 milyon 922 bin 757 olarak açıklanmıştı. Özel'in açıklamasının ardından ise partiden en az 300 bin kişinin istifa ettiği belirtiliyor.
Peki CHP'den ayrılan üyeler bu süreci nasıl değerlendiriyor? İstifa kararlarını hangi gelişmeler şekillendirdi, siyasi mücadelelerini nasıl sürdürmeyi planlıyorlar?
Özgür Özel'in açıklamasının ardından CHP'den istifa eden iki eski parti üyesi, kararlarının gerekçelerini ve bundan sonra nasıl bir yol izleyeceklerini Aposto’ya anlattı.
‘2014'ten beri CHP üyesiydim’
Özgür Özel'in 21 Temmuz'daki açıklamalarının ardından CHP'den istifa eden, ancak isminin haberde yer almasını istemeyen eski bir parti üyesi, Gezi Parkı protestolarının ardından siyasette daha aktif rol alma isteğiyle 2014’te CHP'ye katıldığını söylüyor. 34 yaşındaki bürokrat, partide sandık görevliliğinden genel merkezdeki politika yapım süreçlerine kadar farklı alanlarda gönüllü olarak çalışmış.
Sosyal demokrat bir ailede büyüyen eski üye, CHP'nin çocukluğundan beri hayatının bir parçası olduğunu söylüyor. Buna rağmen istifa kararını alırken tereddüt yaşamadığını da vurguluyor:
“CHP'den Genel Başkanımızın konuşması sonrasında istifa ettim. Semboller benimsendikten sonra kolay vazgeçilen şeyler değil. Sosyal demokrat bir ailede büyümüş her çocuğun ona nostalji hissini yaşatan bir anısı vardır. Kolektif mücadeleye inanan biriyim ve bizi birarada hareket etmenin iktidara ulaştıracağını düşünüyorum.”
‘Benim için kırılma noktası genel merkezin polis eşliğinde basılması oldu’
Eski CHP üyesine göre istifa kararındaki en önemli kırılma noktası, 24 Mayıs'ta polislerin CHP Genel Merkezi'ne kapıları kırarak ve biber gazı kullanarak girmesiydi:
“Başta genç ve kadın siyasetçilerimiz olmak üzere kaybettiğimiz Gülşah Durbay gibi tertemiz insanlara iftira atanların genel merkezimizde dolaşması, odalara girip insanların özel eşyalarını karıştırması bir kırılma noktası oldu. İki senedir seçtiğimiz siyasetçilere uygulanan düşman hukuku bizi çok yıprattı ama bu tavır bende son kırılmayı yarattı.”
Yeni partiye katılma kararını ise Özgür Özel'e duyduğu güvenle açıklıyor:
"Özgür Özel her şeyden önce samimiyetine inandığım biri. Hapis tehdidine veya vadedilenlere rağmen boyun eğmeyen bu insanlarla yol yürüyor olmak bile ikna olmak için yeterli."
Eski CHP üyesine göre istifalar kendi çevresiyle sınırlı değil. Bazı isimlerin genel merkeze polisin girdiği gün istifa ettiğini, örgüt yönetimlerinde yer alan birçok kişinin de toplu istifa açıklamaları yapmaya hazırlandığını söylüyor:
“Çoğunluk 21 Temmuz’da istifa etti. Örgütlerin yönetiminde yer alanlar da yakın zamanda toplu olarak istifa deklarasyonlarını yayımlayacaklar.”
İstifasının ardından kararından vazgeçirmeye çalışan kimsenin olmadığını belirten bürokrat, bu süreçte farklı tutum alan kişilerle zaten yollarının ayrıldığını ifade ediyor.
CHP'nin geleceğine ilişkin değerlendirmesi ise iki farklı eğilime işaret ediyor. Bir kesimin yeni partide yoluna devam etmek istediğini, bir kesimin ise günün birinde CHP'ye geri dönme umudunu koruduğunu anlatıyor:
“Burada aslında iki kesim var. Bir kısmı tamamen yeni bir parti altında devam etmek gerektiğini düşünüyor. Bir kısmı da benim gibi biraz daha romantik. Bir gün tekrar o kapıdan gireceği anı bekliyor.”
Mevcut yönetimin partideki kopuşu engelleyebilecek durumda olmadığını söyleyen eski CHP üyesi, Kemal Kılıçdaroğlu'na herhangi bir mesaj vermek istemediğini de ekliyor:
“Kılıçdaroğlu'na ve etrafındakilere hiçbir şey söylemek istemiyorum. Sokağa çıkma cesareti gösterdiklerinde, vatandaş hak ettiği şeyleri söyleyecektir. Artık öfke bile duymuyorum.”
CHP'de kalmayı tercih eden üyelere çağrısı ise şu oluyor:
“Kılıçdaroğlu'nu biraz tanıyanlar en iyi bildiği şeyin çeşitli bahanelerle konuları sürüncemede bırakıp son dakikada emrivakiyle kendi istediğini yaptırmak olduğunu bilir. Parti içinde kalan üyeler onun ‘Bakın tabanımız bizim arkamızda, yeni partiye geçmiyorlar" söylemine alet olacaklarını bilmeli. Bu ülkenin geleceği için kaygılanan bütün dostlarımızı mücadelemize omuz vermeye davet ediyoruz.”
'İstifa etmeyi düşünüyordum’
25 yaşındaki bilgisayar mühendisi Ege ise CHP'ye Şubat 2025'te, partinin "Gel, adayını seç, tarihe geç" kampanyası sırasında üye oldu. Kısa üyelik süresine rağmen gençlik kollarıyla saha çalışmalarına katıldı, ilçe örgütünün Bilişim ve Dijital Dönüşüm Komisyonu'nda görev aldı.
Ege, 21 Temmuz'da Özgür Özel'in basın toplantısının ardından partiden istifa etti. Kararının ani olmadığını, bir süredir istifayı düşündüğünü ancak bunu bireysel bir tepki yerine toplu bir iradenin parçası olarak yapmak istediğini söylüyor:
“Açıkçası karar vermek benim için zor olmadı çünkü bir süredir istifa etmeyi düşünüyordum. Yalnızca bireysel ve dağınık bir tepki vermek yerine, toplu ve anlamlı bir şekilde hareket edebilmek için Özgür Özel’in açıklamasını bekliyordum.”
Ege'ye göre süreç, 19 Mart'tan itibaren farklı bir noktaya evrildi. Muhalefete yönelik hukuki süreçlerin siyasi bir araç olarak kullanıldığını düşünen Ege, butlan kararının yeni bir siyasi oluşumu kaçınılmaz hâle getirdiğini savunuyor:
“Özgür Özel’in açıklamasının tamamını dinlemeden, ana fikrini öğrenir öğrenmez istifa etmek için doğru zamanın geldiğine karar verdim. Benim asıl kırılma noktam, Türk siyasi tarihinde daha önce benzeri görülmemiş bir butlan kararının verilmesiydi. Böyle bir kararın iktidarın bilgisi ve desteği dışında alınabileceğine inanmıyorum.”
Ege'ye göre de genel merkeze polis eşliğinde girilmesi bu sürecin en somut göstergelerinden biriydi.
'Özel ve İmamoğlu'nun olduğu her yapıda görev almaya hazırım'
CHP'ye üye olmadan önce de Oy ve Ötesi ile İstanbul Gönüllüleri bünyesinde sandık güvenliği çalışmalarına katılan Ege, Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu'nun temsil ettiği siyasi çizginin kendisini yeni partiye yönelttiğini söylüyor:
"Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu hukuka ve adalete önem veren, müesses nizamın yanında hizalanmak yerine karşısında durabilen siyasetçiler. Özel ve İmamoğlu’nun öncülük edeceği, demokrasi ve hukuk mücadelesini esas alan her siyasi yapıda gönüllü olarak aktif görev almaya hazırım.”
Ege, ilçe ve mahalle gruplarının yanı sıra içinde yer aldığı Demokrasi İçin Yurttaşlar platformunda da farklı şehirlerden istifa haberleri geldiğini, çevresinde çok sayıda kişinin CHP'den ayrıldığını anlatıyor:
“Bazıları istifa hareketinin ve yeni bir siyasi oluşumun daha erken başlatılması gerektiğini düşünüyor. Bazıları ise yıllardır emek verdiği bir partiden ayrılmanın ağırlığını yaşıyor. Buna rağmen, tarihin doğru tarafında durmak ve demokratik mücadeleyi sürdürebilmek için istifa etmeyi tercih ediyorlar.”
'Bir siyasi partiyi ayakta tutan yalnızca adı ya da logosu değildir'
Ege, CHP'nin geleceğine ilişkin değerlendirmesinde partinin yalnızca hukuki varlığını sürdürmesinin yeterli olmayacağını düşünüyor:
“CHP’nin bundan sonraki geleceğinin bir tabela partisi olmaktan öteye geçeceğini düşünmüyorum. Çünkü bir siyasi partiyi yalnızca adı, genel merkezi veya amblemi değil, seçmeni, üyeleri, örgütü ve toplumdaki meşruiyeti ayakta tutar. Bunları kaybeden bir yapı, hukuken varlığını sürdürse bile siyaseten varlığını sürdüremez.”
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
YAZARLAR

Melisa Gülbaş
Aposto editörü

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Westminster siyasetinin geleneksel işleyişine karşı halk arasında biriken öfke, kendini Londra merkezli sistemin dışından geliyormuş gibi konumlandıran eski Manchester Belediye Başkanı, yeni Başbakan Andy Burnham için ilk aşamada bir avantaj sağlıyor şüphesiz. Ancak şimdilik adeta “İngiliz siyasetini kurtaracak bir halk kahramanı olarak selamlanan ve yüceltilen” karizmatik lider Andy Burnham için en büyük sınav, göreve geldikten sonra rüzgar tersten estiğinde ülkesi için anlattığı hikayeye tutunup tutunamayacağı olacak.

Türkiye ile KKTC arasında imzalanan mutabakat zaptıyla iki ülkeyi denizin altından bağlayacak doğalgaz boru hattı için çalışmalar resmen başladı. Doğu Akdeniz gaz havzası sadece Kıbrıs (Rum ve Türk kesimi olması bağlamından bağımsız) için değil, Mısır ve İsrail’de dahil olmak üzere son dönemde öne çıkan, doğalgaz rezervleri açısından da oldukça önemli bir havza. Peki bu adımın getirileri ne olabilir?

Ahbap Derneği soruşturması, Türkiye'de milyonlarca kişinin bağış yaptığı dernek ile vakıflara ilişkin güven ve şeffaflık tartışmalarını gündeme getirdi. Peki bir derneğe bağış yapmadan önce nelere dikkat edilmeli? Bir derneğin güvenilir olduğu nasıl anlaşılır?

7-8 Temmuz 2026 tarihinde Ankara’da toplanan NATO liderler zirvesi, ittifakın kendisi hakkında çok daha derin soru ve sorunları gündeme getiriyordu. Avrupa merkezli NATO ile Donald Trump başkanlığındaki Amerikan yönetiminin zıt tutumları nedeniyle Atlantik ötesi ilişkiler giderek karmaşıklaşıyor, anlaşmazlıklar derinleşiyor ve kapsamı genişliyor. Peki Türkiye bu denklemde nerede duruyor?

Bir tarafta çocuğunu kaybetmiş aileler, suç makinesine çevrilmiş çocuklar, çocukları bünyesine alan çeteler; diğer tarafta cezaların ağırlaştırılmasının çok daha fazla çocuğun suça karışmasına yol açacağını, sorunları çözmeyeceğini dile getiren uzmanlar. Tüm bu tartışmaların ortasında iktidar, çocuklara verilecek cezaların artırılmasını içeren bir yasa teklifini TBMM’ye sundu. Peki bunun sonuçları ne olabilir?




