Yeniden başlayan savaşın ardından: Düşmanlığın tarihi

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
Hamas'ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, cumartesi günü İsrail'e karşı "Aksa Tufanı" isimli operasyon başlattı. Hamas'ın lideri Muhammed ed-Dayf, operasyona ilişkin ilk açıklamasında "Artık yeter demeye karar verdik" dedi.
İsrail ordusu, saldırıların ardından "savaş durumu alarmı" ilan etti. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise saldırının ardından "Bu bir operasyon değil, gerilim değil. Bir savaş. Düşmanımız, hiç bilmediği türden bir bedel ödeyecek. Savaştayız ve kazanacağız" açıklamasında bulundu.
Netanyahu'nun açıklamasından kısa süre sonra İsrail de Gazze başta olmak üzere Filistin'e ait birçok bölgeye saldırdı. Hamas'ın Gazze'den İsrail'e sızması ve İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ni bombalaması ardından yaşananlar Batı Şeria'ya da sıçradı. Olaylarda yüzlerce kişi yaşamını yitirdi, binlerce kişi yaralandı.
Savaş gerilimini ve etkisini artırarak devam ediyor. Dün yapılan açıklamalarda operasyonlar nedeniyle 800'den fazla Filistin vatandaşı ile 900'e yakın İsrail vatandaşının olaylarda yaşamını yitirdiği bildirildi.
Peki, iki ülke arasında bitmek bilmeyen düşmanlık nasıl başladı? Bugüne dek neler yaşandı?
Nasıl başladı?
Osmanlı İmparatorluğu'nun Birinci Dünya Savaşı'nda yenilmesinin ardından Filistin toprakları olarak bilinen bu bölgenin kontrolü İngiltere'nin eline geçti. Arap çoğunluğun yanı sıra Yahudilerin de yaşadığı bölgede bir Yahudi devleti kurma görevi İngiltere'ye verildi. Bu iki halk arasındaki gerilimin artmasına neden oldu.
Yahudiler buranın kutsal toprakları olduğunu savunurken Filistinliler buna karşı çıkıyordu. 1920'ler ve 40'lar arasında, birçoğu Avrupa'daki zulümden kaçan ve İkinci Dünya Savaşı'ndaki soykırımdan sonra bir vatan arayan Yahudilerin sayısı arttı.
1947'de Birleşmiş Milletler (BM), Filistin'in ayrı Yahudi ve Arap devletlerine bölünmesini ve Kudüs'ün BM gözetiminde özel statülü ayrı bir şehir olmasını oyladı. Bu plan, Yahudi liderler tarafından kabul edildi, ancak Araplar reddettiğinden hiçbir zaman uygulanmadı.
1948 yılında İngilizlerin bölgeyi terk etmesinin ardından Yahudi liderler İsrail devletinin kurulduğunu ilan etti. Filistin'in karşı çıkmasının ardından savaş başladı. Savaşa komşu Arap ülkeleri de dahil oldu ve bazı bölgeler işgal edildi. Bir yıl sonra savaş sona ererken İsrail bölgenin çoğunu kontrol ediyordu.
İsrail'in kurulması, Avrupa'dan ve Yahudilerin yaşadığı Arap ülkelerinden bu topraklara büyük bir Yahudi göçüne yol açtı. Hiçbir zaman bir barış anlaşması yapılmadığı için sonraki yıllarda savaş ve çatışmalar devam etti.
İsrail, Arap komşuları tarafından denizlere itildiğini ve sınırlarının azaltıldığını iddia ederek Mısır, Ürdün ve Suriye ile belirli anlaşmazlıklar nedeniyle girdiği ve 6 gün süren savaşta ise toprakalarını 4 katına çıkardı. Altı Gün Savaşı olarak anılan savaşta, Irak, Suudi Arabistan, Sudan, Tunus, Fas ve Cezayir de silah yardımında bulundu; fakat yine de savaşı İsrail kazandı.
İsrail, savaş sonunda Mısır'dan Sina Yarımadası'nı, Suriye'den Golan Tepeleri'ni ve Filistin'in Gazze ve Batı Şeria topraklarını alarak sınırlarını 4 kat büyüttü.
Barış görüşmeleri yaklaşık 30 yıldır aralıklarla devam ediyor; ancak şimdiye kadar herhangi bir çözüm söz konusu değil.
Şu anda neden?
Hiçbir uyarı yapılmadan gerçekleştirilen saldırı, İsrailliler ve Filistinliler arasında on yıllardır süregelen gerginliğin bir sonucu. Ancak bu nedenlerden bazılarını sıralamak mümkün.
Batı Şeria ve Doğu Kudüs ile Filistin topraklarının bir bölümünü oluşturan Gazze'nin hava ve kara sınırlarının İsrail ve Mısır tarafından kontrol ediliyor olması, hem Yahudiler hem Müslümanlar için kutsal olan Mescid-i Aksa'ya yönelik ziyaretlerde iki topluluk arasında da yaşanan çatışmalar ve gerginlikler, bölgede Yahudi yerleşimlerinin artıyor olması, özellikle son dönemde İsrail'in bölgedeki komşularıyla ilişkilerini normalleştirme adımı atıyor olması bu nedenlerden başlıcaları olarak gösteriliyor.
Bir adım sonrası
İsrail ve Filistin arasındaki bu gerilimin herhangi bir şekilde çözülmesinin mümkün olmadığı düşünülüyor. Çünkü bir tarafta asırlardır bölgede bulunan ve yerinden edilmiş bir halk; bir tarafta ise gördüğü zulümün ardından kendi sınırlarının çizilmesiyle toprak edinmiş bir halk bulunuyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
İsrail ve Filistin arasında yeniden çıkan çatışmaların ardından iki ülkenin düşmanlığının tarihi, Özgür Çelik'in CHP İstanbul İl Başkanlığı seçimini kazanmasının değerlendirmesi
12 Eki 2023

YAZARLAR

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Mutlak butlan kararıyla Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP yönetimine dönmesi, Özgür Özel ve arkadaşlarının Yeni Parti’yi kurmasıyla sonuçlandı. Ankara kulislerinde şimdi Yargıtay’ın kararı kaldırıp kaldırmayacağı, milletvekillerinin dokunulmazlıklarının gündeme gelip gelmeyeceği ve CHP’de yeni bir kurultay sürecinin başlayıp başlamayacağı tartışılıyor. Yeni Parti yönetimi ise butlan kararı kaldırılsa bile CHP’ye dönmeme ve seçime kendi çatısı altında girme eğiliminde.

Bir partinin logosu, tek başına o partinin geleceğini belirlemez. Seçmen desteğini asıl şekillendiren; partinin programı, liderliği, örgütlenme biçimi ve toplumla kurduğu ilişkidir. Yine de logo, milyonlara ulaşmayı hedefleyen bir siyasi yapının kamuoyuna sunduğu ilk işaretlerden biridir. Peki Yeni Parti’nin logosu nasıl bir mesaj veriyor? Tasarımın güçlü yanları neler, hangi yönleri henüz tamamlanmamış görünüyor ve daha tutarlı bir görsel kimliğe dönüşmesi için neler yapılabilir?

Avrupa Merkez Bankası, radikal bir kararla euro banknotlarını baştan aşağı değiştirmeye hazırlanıyor. Bu kararla Avrupa, yalnızca yeni güvenlik özelliklerine sahip banknotlar tasarlamıyor; aynı zamanda gölgede kaldığını hissettiği bir dönemde kendini nasıl anlatmak istediğini de yeniden düşünüyor.

Özgür Özel liderliğinde kurulan Yeni Parti’nin 41 sayfalık parti programının ekonomi bölümünde, Özel’in meydanlarda sıklıkla kullandığı “Bu kara düzeni değiştireceğiz” ifadesi tekrar tekrar yer bulurken, ekonomi politikalarının temelinin “kalkınmacı devlet” üzerine kurulduğu görüldü. Yeni Parti programında planlı kalkınma, bağımsız Merkez Bankası, vergi reformu, sosyal adalet, Hazine garantili projeler, enflasyonla mücadele ve kamuda israf gibi konuları merkezine alıyor.

Demokrasi krizleri ilk bakışta afetlerle ilgisiz görünebilir. Oysa afet yönetimi literatürü tam tersini söylüyor. Türkiye'de de mutlak butlan kararıyla birlikte, belediye başkanlarının tutuklanmasıyla derinleşen siyasi gerilim sürecine bir kurumsal belirsizlik daha eklendi. Türkiye’nin deprem gerçeği ise durduğu yerde duruyor.



