Yenidoğan çetesi davası: Bebeklerin öldüğü öğrenildikten sonra ne yapıldı?

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
“Yenidoğan skandalı” bir başka ülkede yaşansa üzerine romanlar yazılır; filmler, belgeseller çekilir; yıllarca unutturulmazdı. Bir korku filmi şebekesinden söz ediyoruz. Sağlıklı bebekleri bile para için yoğun bakım ünitesine aldıran, kaldıramayacakları ilaçları bebeklere verip ölümlerine neden olan bir şebekeden...
Peki bu kadar basit olabilir mi? Hastanelerin belli servisleri özelleştirilmiş, buraları işleten bazıları doktor, bazıları sağlık çalışanı insanlar bebeklerin hayatı üzerinden para kazanmaya karar vermiş. 47 sanığın yargılanması ile çözülebilecek bir konu mu bu? Elbette değil.
Sağlık sistemi gözden geçirilmeden; bürokratlar, kamu görevlilerinin sorumluluğu ortaya konulmadan bu konunun üzerinden geçemeyiz. Hatta sadece bu davanın ve soruşturma sürecinin üzerinden bile “Yargılama sürüyor” diye geçemeyiz.
Zaman çizelgesi ne gösteriyor?
Yenidoğan çetesi ile ilgili açılan davanın duruşmalarına 18 Kasım’da başlandı. Duruşmalar sürüyor. Her gün kan donduran bir cümle düşüyor önümüze. Ancak olayların en başına bakmadan bütün resmi görmek mümkün değil.
- Polis, soruşturma kapsamında 20 Haziran 2023’te fizikî takip ve telefon dinlemesi için gerekli izinleri aldı ve çalışmaya başladı.
- İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü, 25 Eylül 2023'te iddiaların odağında yer alan, bir bölümü skandal patladıktan, iddianame hazırlandıktan sonra kapatılan hastanelere habersiz, büyük bir denetim yaptı.
İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü koltuğunda o dönemde oturan isim, şimdiki Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’ydu. Bu denetimin hemen ardından bir komisyon kurulması kararlaştırıldı.
Bu tarih neden önemli? Çünkü bu denetim, aslında savcılığın bakanlığı ve İl Sağlık Müdürlüğü’nü haberdar ettiğini, hastanelerde olan bitenin denetim sonucunda görülebildiğini gösteriyor. Tek bir hastanede yaşananlar bile akla onlarca sorunun gelmesine yol açmıyor muydu?
Peki bebek ölümleri neden engellenmedi?
Esas olan suçun oluşmasını engellemekse, insan hayatıysa, neden ilk tespitler ve denetimlerden sonra hastaneler kapatılmadı ve beklendi?
Devam edelim…
- 24 Ekim 2023’te Büyükçekmece Savcılığı, Sağlık Bakanlığı’nı soruşturma konusunda bilgilendirdi.
- Sağlık Bakanlığı, 5 Aralık 2023’te müfettiş görevlendirdi. Denetim 16 Şubat 2024’e kadar sürdü.
Bu denetimler yapılırken yeni bebekler yoğun bakım ünitelerine alınıyor, pazarlıklar yapılıyordu.
- Savcılık, 26 Nisan 2024’te harekete geçti. Eşzamanlı operasyonlarda 47 kişi gözaltına alındı, 22’si tutuklandı. Mayıs ayında da iddianame daha hazırlanmadan söz konusu özel hastanelerden Medilife Sağlık Hizmetleri Hastanesi’nin faaliyeti askıya alındı.
Demek ki davanın açılması beklenmeden hastanelerin kapatılması mümkündü. Aylarca bekleyen Bakanlık ve İl Sağlık Müdürlüğü, bu tarihte harekete geçip hastaneyi kapatabildi. Peki neden aylar önce kapatmadı ve bu neye mal oldu?
- Sağlık Bakanlığı müfettişleri, 23 Ağustos’ta, ölen bebeklerin yüzde 90’ının yenidoğan çetesinin eylemleri nedeniyle hayatlarını kaybettiklerine dair bilgi verdi.
- 30 Ağustos’ta ise soruşturmayı yürüten savcı, makamında tehdit edildi. Eylül ayında da Bağcılar Özel Şafak Hastanesi’nin faaliyetleri askıya alındı.
- 28 Eylül 2024’te adı geçen diğer hastanelerin kapatılması için müfettiş önerisi geldi. Bakanlık aynı tarihte kapatma talimatı verdi.
- 9 Ekim’de, tehdit edilen savcı fezlekesini tamamladı.
- 16 Ekim’de Bakırköy Başsavcılığı, fezlekeyi iddianameye dönüştürdü. İddianamede, ölen 10 bebek "maktul", 5 kişi "müşteki", Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) İstanbul İl Müdürlüğü "suçtan zarar gören", 19 hastane ve sağlık şirketi "malen sorumlu", 47 kişi de "şüpheli" olarak yer aldı.
Şüpheliler Fırat Sarı ve İlker Gönen'in 10 kez "kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi", "nitelikli dolandırıcılık", "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", 11 kez "resmi belgede sahtecilik" suçlarından toplamda 177 yıl 6'şar aydan 582 yıl 9'ar aya kadar hapsi istendi.
Hastaneler neden kapatılmadı?
Dinlemelerin başladığı tarihe dönelim, 20 Haziran 2023’e…
Dinlemeler sürerken, Bağcılar Medilife Hastanesi’ne Yalova’dan bebek Karakoç sevk ediliyor. 19 Ekim 2023’te ise bebek Karakoç ölüyor. Bu hastanenin dava açılmadan Mayıs ayında kapatıldığını da unutmayalım. Nedense bebeğin ölümünden sonra kapatılmıyor.
Hastane çalışanı bile olmayan İlker Gönen’i arayan hemşire, bebeğin ölüm nedenine ne yazacaklarını soruyor. Ardından kaç gündür yoğun bakımda olduğuna yönelik sahte evrak düzenleniyor ve SGK’dan ne kadar alınacağı hesaplanıyor. Anne, polis merkezine gidip şikayetçi oluyor.
Harekete geçilmemesinin bir sonucu daha var. İl Sağlık Müdürlüğü 25 Eylül 2023’te yaptığı denetim sonunda, “Özellikle Bağcılar Medilife Hastanesinde ex olan hastaların ileri derecede prematüre olması ve çoğunun intrakranial kanama ile hayatlarını kaybetmesi dikkat çekicidir. Hastaların birçoğunun güncel ve çoğu merkezde (eğitim araştırma hastaneleri ve üniversite hastaneleri yenidoğan üniteleri) uygulanmayan, tek tip rutin tedaviler uygulandığı görülmüştür” sonucuna ulaşmasına rağmen harekete geçmiyor.
Önce bebek Karakoç ölüyor. O sırada hastanede altı hasta bebek daha var. Ama hastane kapatılmıyor, Mayıs 2024’e kadar hasta kabul etmeyi sürdürüyor.
28 Kasım 2023’te, hastanede doğan bebek Kırçiçek Helvacı, yenidoğan servisine alınıyor ve 24 saat sonra ölüyor. İl Sağlık Müdürlüğü, bir gün sonra yaptığı denetimde bebek hastanın uygun tedavi yöntemleri uygulanmadığı için öldüğü değerlendirmesinde bulunuyor. Ve hastane yine kapatılmıyor.
Denetime gelen İl Sağlık Müdürlüğü ekiplerini yanıltmak için bebeğin ölüm saati değiştiriliyor.
Amaç suçun önlenmesi değil miydi?
Amaç suçun önlenmesiyse, daha önemlisi insan hayatıysa bu bebekler ölürken, onlarca bebek bu hastanelerde yoğun bakımda tutulurken neden harekete geçilmedi?
Savcı ve polis elbette çalışmayı sürdürecek ancak bakanlık ve İl Sağlık Müdürlüğü neden bekledi?
Yargılama gösteriyor ki 2015’ten bu yana benzer faaliyetler defalarca şikayet edilmiş. 2017’de hazırlanan ayrı bir rapor daha var. Nasıl olur da harekete geçilmez?
Ve bir önemli soru daha… Sadece bu davayla dosya kapatılacak mı? Sağlık Bakanlığı, özelleştirmeye dayalı bu neoliberal sistemi gözden geçirmeyi düşünüyor mu?
Ve en önemlisi… 2015’ten bu yana ortaya konulan tespitlere rağmen bu sistemin sürmesine göz yumanlar hakkında ne yapılacak?
Burası hesap vermeyenlerin ülkesi. Bunu eleştirenlerin tutuklandığı, diğerlerinin hayatlarına “vatan-millet-Sakarya” nutukları atarak devam edenlerin ülkesi. Bebek ölümleri bile bunu engelleyemiyorsa, sorumlular bu nedenle bile hesap vermiyorsa, varın gerisini siz düşünün.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Yenidoğan çetesi. Bakan Yerlikaya'ya kayyum tepkileri. Yeni çözüm sürecinde Ufuk Aras arabuluculuğu. Cumhur'dan birlik mesajları. Belediyelere haciz tehdidi. Nasuh Mahruki'ye tutuklama.
21 Kas 2024

YAZARLAR

Gökçer Tahincioğlu
Gazeteci ve yazar. 1997-2018 yılları arasında Milliyet Gazetesi’nde muhabir, haber müdürü ve köşe yazarı olarak çalışan Tahincioğlu, 2019’dan beri T24 internet sitesinde Ankara Temsilcisi ve yazarlık görevlerini üstleniyor.

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir tarafta çocuğunu kaybetmiş aileler, suç makinesine çevrilmiş çocuklar, çocukları bünyesine alan çeteler; diğer tarafta cezaların ağırlaştırılmasının çok daha fazla çocuğun suça karışmasına yol açacağını, sorunları çözmeyeceğini dile getiren uzmanlar. Tüm bu tartışmaların ortasında iktidar, çocuklara verilecek cezaların artırılmasını içeren bir yasa teklifini TBMM’ye sundu. Peki bunun sonuçları ne olabilir?

19 Mart sonrasında Türkiye’de kurulan yeni siyasal düzen, muhalefeti bütünüyle susturmayı hedeflemiyor. Onu ahlaki bakımdan iktidardan farksız, örgütsel olarak parçalanabilir, yerel aktörleri iktidarın saflarına çekilebilir ve seçim kazansa bile iktidara gelemeyecek bir yapı olarak yeniden tanımlamaya çalışıyor.
16 Tem 2026

Kamuoyunda yardım ve bağış kampanyalarıyla adından çokça söz ettiren Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent’in deprem bağışlarının kullanımı, şaibeli para transferleri ve usulsüz mali işlemleri hakkında soruşturma başlatılması şu soruyu gündeme getirdi: Türkiye’de dernek ve vakıfları kim denetliyor? Prof. Dr. Murat Batı’ya göre güçlü bir mali denetim yok, ne görev verilen mülki amirler ne de Vergi Denetim Kurulu bu kurumları denetleyebiliyor.

Komedyen Deniz Göktaş'ın Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmesiyle yeniden gündeme gelen "kuyu tipi" cezaevlerine ilişkin İstanbul Barosu raporu, tutukluların maruz kaldığını belirttiği ağır tecrit koşulları ile havalandırma, sağlık hizmetleri ve temel haklara erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor.

Ankara'daki NATO zirvesinde İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir'in Külliye önündeki şaşkın bakışlarının görüntüleri, sosyal medyada hızla yayıldı. Kısa süre içinde Frostadóttir'in Instagram hesabına on binlerce Türk kullanıcı ulaştı. Öte yandan İzlanda'nın onu başbakan yapmasını sağlayan, bir anlık görüntü değil uzun yıllara yayılan bir güven inşasıydı.




