‘Yenidoğan Çetesi’: Mağdur aileler anlatıyor

Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
Kamuoyunda “Yenidoğan Çetesi” olarak bilinen örgütle ilgili tepkiler sürüyor. İstanbul'da, 112 Acil Servisi ile ortak hareket ederek, bebekleri anlaşmalı oldukları özel hastanelerin yenidoğan ünitelerine gönderip haksız kazanç edindikleri ve bebeklerin ölümlerine neden oldukları ortaya çıkan 22'si tutuklu, 47 şüpheli hakkında, Perşembe günü Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan 494 sayfalık iddianame tamamlandı.
- İddianamede şüpheliler için "kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi", "nitelikli dolandırıcılık", "suç işlemek amacıyla örgüt kurma" ve "resmî belgede sahtecilik" suçlarından toplamda 177 yıl 6 aydan 589 yıl 9 aya kadar hapis cezası istendi.
- İddianamede, ölen 10 bebek "maktul", 5 kişi "müşteki", Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) İstanbul İl Müdürlüğü "suçtan zarar gören", 19 hastane ve sağlık şirketi "malen sorumlu", 47 kişi de "şüpheli" olarak yer aldı.
İddianamede, "şüphelilerin yaptıkları bu işlemlerle yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde elde edilen kazancı 3-4 katı artırdıkları" belirtildi. Doktor Fırat Sarı'nın lideri olduğu iddia edilen suç örgütünün sevk ve idaresini Doktor İlker Gönen ile 112 Acil Çağrı Merkezi ambulans şoförü Gıyasettin Mert Özdemir'in yaptığı belirtilen iddianamede, suç örgütünün esas amacının işletmesini devraldıkları yenidoğan yoğun bakım ünitelerinin 112 sevk sistemini bertaraf ederek doluluğunu sağlamak, hastaların basamaklarıyla oynama yaparak SGK'den üst sınırdan ödeme almak olduğu aktarıldı. Şüpheliler ayrıca, usulsüz bir şekilde hastanedeki ilaçları satarak maddi kazanç elde ediyordu.
- Ancak enfeksiyona açık bir ortam olan yenidoğan ünitelerine yatırılan en az 12 bebek, sağlıklı oldukları hâlde buraya yatırıldıkları veya normalden daha uzun süre kaldıkları için hayatını kaybetti. İddianamede, şüpheliler arasında geçen telefon konuşmalarına da yer verildi.
Hangi hastaneler? İddianamenin basına yansımasının ardından olaya karışan 19 hastanenin 10'unun ruhsatları iptal edildi. Özel Avcılar Hospital Hastanesi, Özel TRG Hospitalist Hastanesi, Özel Birinci Hastanesi, Özel Güney Hastanesi, Özel Bağcılar Medilife Hastanesi, Özel Beylikdüzü Medilife Hastanesi, Özel Reyap İstanbul Hastanesi, Özel Şafak Hastanesi Bağcılar, Özel Silivri Kolan Hospital Hastanesi ve Çorlu Reyap Hastanesi'nin hastane kimliği ellerinden alındı.
Bir adım geriden: Çeteyle ilgili soruşturma, İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü’nün ihbarı üzerine Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı’nın koordinasyonunda 21 Mayıs 2023 tarihinde başlatılmıştı. Soruşturmada ilk tutuklamalar 22 Nisan 2023 tarihinde yapıldı; 22 kişi tutuklanarak cezaevine konuldu. 30 Ağustos 2024’te tutuklu şüphelilerin avukatı Aylin Arslanatar'ın soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı Yavuz Engin'i tehdit ettiği basına yansıdı. Avukat Arslanatar ile irtibatı tespit edilen Mustafa Kemal Zengin de eski müsteşar olduğunu ileri sürerek, savcıya telkin ve tehditlerde bulundu.
- Bu tehditlerin ardından, Savcı Engin yeniden harekete geçti. 11 Ekim'de tehdit olayına karışan 11 kişi gözaltına alındı.
Eski bakanın hastanesi de iddianamede
İddianamede ismi geçen eski Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu'nun hastanesi Özel Avcılar Hospital da ruhsatı iptal edilen hastaneler arasında yerini aldı. Hastanenin internet sitesinde yapılan açıklamada "haberlerin birçoğunun gerçeği yansıtmadığı" belirtildi. Müezzinoğlu yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
"Yüzlerce çalışanımız oldu. Kimse yanlış yapmadı diyemeyiz. İddianameye bakmadım, kamuoyuna yansıyan dışında da bir bilgim yok. Ancak hastane yönetiminden bilgi aldım, o yüzden içim çok rahat. Çalışma arkadaşlarım işlerini iyi yapan kişilerdir."
Yenidoğan bebek çetesinin anlaştığı hastanelerden biri olan Özel Şafak Hastanesi’nin sahibi Seçim Öztürk’ün ise MHP'li Meclis Başkanvekili Celil Adan’ın dünürü olduğu ortaya çıktı. Öztürk'ün kızı Ceyda Öztürk ile TBMM Başkan Vekili Celal Adan’ın oğlu Sinan Buğra Adan 2021 yılında evlenmişti.
- Düğüne MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, dönemin TBMM Başkanı Mustafa Şentop ile dönemin Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Millî Savunma Bakanı Hulusi Akar ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu katılmıştı. Çiftin nikah şahitleri arasında Binali Yıldırım ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de vardı.
Aposto’ya konuşan “Yenidoğan Çetesi” mağduru aileler bu katliamın 2022 öncesine dayandığını söyleyerek yaşadıklarını anlattı. Ozan Öztürk’ün 2019’da sağlıklı doğan oğlu doğar doğmaz yoğun bakıma alındı. 24 gün sonra hayatını kaybeden bebeğin ölüm nedenine “doğal ölüm” yazıldı.
‘Kızımı beslemeden 11 gün boyunca yoğun bakımda tuttular’
Aposto’ya konuşan Ozan Öztürk, yeni doğan oğlunu ruhsatı iptal edilen 10 hastaneden biri olan İstanbul’daki Özel Reyap Hastanesi’nde kaybetti. Oğlunu 2019’da kaybeden Öztürk, bu katliamın 2022 öncesine dayandığını söylüyor:
“Bu durum sadece 2022 ve sonrası için değil öncesi için de geçerli. Yaşadıklarımız diğer ailelerin yaşadıklarıyla aynı. Sağlıklı olan oğlumu, 24 gün yoğun bakımda tutarak, durumunun her gün daha kötüye gitmesi için ellerinden geleni yapıp yavrumu öldürdüler. Ölüm nedenine de doğal ölüm yazmışlar.”
10 Nisan 2019’da eşinin İstanbul Reyap Hastanesi’nde ikiz doğum yaptığını söyleyen Öztürk, sonrasında kızı ve oğlunun hiçbir açıklama yapılmadan, bilgi verilmeden hemen yoğun bakıma alındığını anlattı:
“Kızımı ve oğlumu bizden aldılar, yoğun bakıma götürdüler. Doğumu yaptıran doktorumuza sorduğumuzda önlem amaçlı götürmüş olabileceklerini söyledi. Kızımı hiçbir cihaza bağlamadan ve beslemeden 11 gün boyunca yoğun bakımda tuttular, oğlum ise 24. günün sonunda vefat etti.”
Oğlunun 24 gün boyunca entübe edildiğini söyleyen Öztürk, oğlunun asıl ölüm nedeninin dosyaya eklenmediğini ifade etti:
“Kızım şu an iyi. Biz zaten itiraz ettikten sonra kızımızı alabildik ama oğlumuzun makineden ayrı kalamadığını söylediler. Nefes alamadığını ve kalbinde delik olabileceğini söylediler. Ücretli olarak dışarıdan çocuk kardiyoloji doktoru getirttik. Ancak bu doktor kalbinde hiçbir sorun olmadığını söyledi. Çocuğum 24 gün boyunca entübe edildi, beslenmedi ve bize kalp krizinden öldüğünü söylediler. Asıl ölüm nedeni dosyalara eklenmedi.”
‘Ölüm belgesinde Fırat Sarı’nın imzası var’
Öztürk’ün oğlunun ölüm belgesinde ise “Yenidoğan Çetesi’nin” başındaki isim olan Fırat Sarı’nın imzası var.
Öztürk, “Oğlumun ölümünden sonra doktorlar hiçbir açıklama veya bilgilendirme yapmadılar sadece kalp krizinden öldüğünü söylediler. Sonrası için dava açmak hiç aklımıza gelmedi çünkü Fırat Sarı isimli doktor bize çok güven vermişti” diye konuştu.

'Bu katliamlar 2019 ve öncesine dayanıyor'
Öztürk’e göre bu olay 2022 öncesine dayanıyor ve pek çok bebek bu çete yüzünden hayatını kaybetti:
“Bu olayın 2022 ve sonrasında yaşandığını söylediler fakat mağdur olan ailelere verilen tebliğler bize verilenlerle birebir uyuştuğu için bunların 2019 ve öncesine kadar uzandığını düşünüyoruz.”
Öztürk’ün oğlunun ölümüne neden olan doktor şimdi gözaltında. Ancak o doktor 2019’dan sonra çalışmaya devam etti. Öztürk, “Sosyal medyada benim gibi mağdur olan birçok aileye şahit oldum ve kendilerine söylenen cümleler bize söylenenlerle birebir aynı. Yaşadıklarımız diğer ailelerin yaşadıklarıyla aynı” diye konuştu.
'Kadın doğum doktorum bebeğimi zorla yoğun bakımdan çıkarttı'
Aposto’ya konuşan ve isminin açıklanmasını istemeyen bir diğer mağdur da bebeğinin doğar doğmaz yoğun bakıma alındığını; kadın-doğum doktorunun bebeği zorla yoğun bakımdan çıkardığını anlattı:
“Sağlıklı doğan bebeğimi durup dururken yoğun bakıma aldılar. Sütüm varken bana sormadan bebeğime mama vermişler. Kadın-doğum doktorum zorla çıkarttı bebeği. Yoğun bakımın bir günü bile binlerce dolar. Ben bebeğime sarılamadım. Cam fanusun içinde, kolunda damardan iğneler, kim bilir neler hissetti. Meşhur bir özel hastaneden bahsediyorum.”
Bebeğini 2020'de doğuran anne, doğumdan sonra oğlunu bir kez kucağına alabildiğini söylüyor:
“Bebeğim sağlıklı bir şekilde sezaryenle doğdu. ‘Yoğun bakıma almamız lazım’ dediler. Kuvözde bebeğimi ziyaret etmeye çalışıyordum. Koluna, her yerine bir şeyler bağlamışlardı. Kimseyi içeri almadılar. Çok az görebildim bebeğimi. Kadın-doğum doktorum aradı beni. Durumu anlattım ve ‘Saçmalamasınlar, ben ararım onları. Çıkartırım bebeği' dedi. Eğer bebeğimin yoğun bakımda olması gerekiyorsa o zaman neden çıkardılar?"
Kordon kanı talebi
Doğumdan önce hastanenin sürekli kendisine, “Kordon kanı verir misiniz?’ diye sorduğunu söyleyen anne, hastanenin ısrarı sonucu kordon kanı vermek zorunda kaldığını anlattı:
“Gittiğim hastanede sürekli bana 'Kordon kanı verir misiniz' diyorlardı. Doğumhaneye girerken bunu imzalamak zorunda kaldım artık. Kanımı aldılar, kolum mosmor oldu. Sonra şikayet ettim ama bana hiç kimse bununla ilgili dönüş yapmadı. Kordon kanıma ne olduğunu, ne yaptıklarını öğrenemedim.”
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Melisa Gülbaş
Aposto editörü

Aposto Gündem
Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ OKUMALAR
“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.





