
Yoga, sadece bedensel olarak yaptığımız hareketlerden ibaret değil demiştik. "Yoga" kelimesi, "katılmak" veya "birleştirmek" anlamına gelen Sanskritçe "Yuj" kökünden türetilmiştir. Bana sorarsanız yoga, ayrılıkları ortadan kaldırmaya, en başta da zihin beden ayrılığını ortadan kaldırmaya çalışan bir ruhsal disiplindir.
Yoganın nereden nereye geldiğine bir bakalım. Yoganın kökeni binlerce yıl öncesine, ilk dinler veya inanç sistemlerinin doğmasından çok önceye dayanıyor. Yoga kültüründe Shiva bir tanrı olarak değil, "Adiyogi" veya yoganın yaratıcısı olan ilk yogi olarak bilinir. Bu tohumu insan zihnine ilk sokanın Shiva olduğu bilinir. İnanışa göre, birkaç bin yıl önce, Himalayalar'daki Kanti Sarovar gölünün kıyısında, Adiyogi engin bilgisini efsanevi Saptarishis'e veya "yedi bilgeye" aktardı. Shiva, bu yedi kişinin her birine yoganın farklı yönlerini yerleştirdi ve bu yönler, yoganın yedi temel formu hâline geldi. Yoga bugün bile bu yedi farklı formu koruyor.
Sonrasında bilgeler bu güçlü yoga bilimini Asya, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Güney Amerika'ya yaymaya başladılar. İlginç bir şekilde, modern akademisyenler dünyanın dört bir yanındaki eski kültürler arasında bulunan yakın paralellikleri fark ettiler ve hayrete düştüler. Ancak, yogik sistemin, tam ifadesini Hindistan'da bulduğu söyleniyor. Yogik motifler ve yoga pratiği yapan figürler ile Indus Saraswati vadi uygarlığının fosil kalıntılarının sayısı, eski Hindistan'da da yoganın varlığını düşündürüyor. Örneğin, ana tanrıça putlarının fallik sembollerinin, tantra yogayı çağrıştırdığı belirtiliyor.
Vedik dönemde güneşe çok önem veriliyordu. 'Surya namaskar' yani güneşe selam uygulaması bu etki nedeniyle muhtemelen daha sonra icat edildi. Pranayama, yani nefes pratikleri, günlük ritüelin bir parçasıydı. Yoga, Vedik öncesi dönemde uygulanıyor olsa da, büyük Bilge ve yoganın babası olarak adlandırılan Maharshi Patanjali, Yoga Sutraları yani yoga metinleri aracılığıyla o zamanlar var olan yoga uygulamalarını, anlamını ve ilgili bilgilerini sistematize etti. Patanjali'den sonra birçok yoga ustası, belgelenmiş uygulamaları ve literatürüyle yoganın korunması ve geliştirilmesine büyük katkıda bulundu. Bu sebeple M.Ö. 500 - M.S. 800 yılları arasındaki dönem, yoga tarihinin ve gelişiminde en verimli ve öne çıkan dönem ve klasik dönem olarak kabul ediliyor. Patanjali'nin yoga sutraları, yoganın çeşitli yönlerini içermekle birlikte, ağırlıklı olarak Yoga'nın sekiz kolu (sekiz uzvu ya da basamağı diye de bilinir, hepsi aynı sistemi ifade etmektedir) ile özdeşleştirilmiş.
Artık günümüzde sağlığın korunması, sürdürülmesi ve geliştirilmesine yönelik yoga uygulamaları konusunda herkes az çok bir fikre sahip. Günümüze kadar gelen yoganın son yüzyıllardaki etkileyicileri olan başta Swami Shivananda, Shri Krishnamacharya, Acharya Rajanish, Pattabhijois, Iyengar gibi büyük yoga bilgelerinin öğretileriyle tüm dünyaya yayıldı.
Birçoğumuz için yoga uygulaması Hatha Yoga ve Asanalar (duruşlar) ile sınırlıdır. Ancak, Patanjali'nin yoga sutraları arasında sadece üç sutra asanalara adanmıştır. Temelde hatha yoga, vücudun daha yüksek enerji seviyelerini sürdürebilmesi için bir hazırlık sürecidir.
Ayrıca genel kanının aksine, yoga herhangi bir dine, inanç sistemine veya topluluğa bağlı değildir. Yoga uygulayan herkes, inancına, etnik kökenine veya kültürüne bakılmaksızın yoganın faydalarından yararlanabilir.
Yoga kişinin beden, zihin, duygu ve enerji seviyesinde çalışır. Yoganın sekiz kolunu incelediğimizde bunu daha iyi anlamış olacağız. Dilerim yoganın bugün geldiği noktanın sadece hareketlerden ibaret olmadığı biraz olsun sizin için de berraklaşabilmiştir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

İçimdeki Dünya
İçimizdeki dünyaya yakınlaşabilir miyiz? Onu merakla keşfedebilir miyiz? Pratikler, ilhamlar, motivasyonlar ve şifa dünyasından haberler iki haftada bir posta kutunda!
İLGİLİ OKUMALAR



